15 Mart 2010 Pazartesi

okulum sevgi dolu (2)

Hersey hazirdi artik, ortaokula basliyordum Ozel Ahmet Simsek Lise'sinde. Arkadaslardan ayrilmak zordu, ayriligi sevmeyen bir yapim vardi, zaten ucunu besini uzay caginin okulunda gorecektim. Konuya donuyorum, cok saptik. Ceket, pantolon, ayakkabi vs alinacak bana. Yalniz kucuk bir sorun var, bana uygun ceket yok. Hepsi cok buyuk, armali ceket alinacak, kisaca ceket okuldan alinacak, kural bu. Asagi katta, bildiginiz magaza, hersey dusunulmus, hazir. Var mi boyle bir sey? Aslinda bu olacaklarin bir habercisi, uyanin anne-baba, uyanmadilar. Sonuc olarak, kucuk ceket bulundu Kadikoy’den, anneannem onu daraltti, biz de giydik. Baska bir ceket alindi sirf arma icin, o ordan kesildi ve benim cekete monte edildi. Sonuc olarak bir arma icin ceket aldik. Ticaret kafasi iste, zaten adam orayi once is hani olarak yapmis. Tabi bu arada annem de bos degilmis ki ceketi buyuk almis seneye de giymem icin, seneye degil ama bir sonraki sene giydim ben o ceketi.

Geldik okula, veee evet uzun yillar benimle yasayacak bi sorunla yuzlesmek uzereyim. Buyuk bir kaos var herkes sinifini ariyor, ben muzik sinifi hazilik N’deyim. Peki, muzikle alakam var mi? Yok. Neden burdayim? Cunku diger siniflar dolu. Talep cok, demek ki bir okuz biz degilmisiz iyi, yaklasik uc bin bes yuz okuz var o sene orada. Aileleri de sayarsak mahser gunu, mahser. Ve sinifim bulundu, o da ne? Evet aci ama gercek, siranin en basindayim. Bu siranin adi tahmin edeceginiz gibi BOY sirasi. O zaman anladim gercekten baya kisa boylu oldugumu. Geriye donup bir baktim ki, basamak basamak kafalar, gozler ise beni gormek icin onbes derece ile kirkbes derece arasinda asagi bakiyor. O an cep telefonu icat olmus olsa kesin agbeyimi arar, beni ordan kurtarmasini isterdim. Isin enteresan yani, bulug cagi, gelisme cagi gibi caglar mevcut etrafta ve benim bu caglarla alakam yok. Bisiklet ve futbol cagindayim, baya bir yilda orada kalacagim ki o vakit bundan daha haberim yok. Zaten yazlikta, benden iki yas kucuk olan Osman’in dahi benden uzun olmasi icimde bir kusku uyandirmisti. Ama bu apayri bir his, yaklasik dort bin kisi var okulda calisanlar, hocalar dahil ve bir olcum yapilsa ben sondan uc bin dokuyuzuncu filan cikarim en iyi ihtimal. Korkutucu, degil mi?

Tamam, ondeyim ama ondeki sinifin en uzunu hatta davar gibi bir herif onumde, bunlar nasil prep lan diyorum, olum bu sefer sictik diyorum kendi kendime. Uzunca bir yol adiktan sonra, bes kat tirmandik ve karsimizda prep N sinifi. Herkes oturdu, ben hemen arkalarda bir yer bakindim, oraya oturdum. Ogretmen bekliyor, simdi oturun hepinizi boy sirasina gore oturtacagim dedi, ehh dedim bu boy isi, yas is. Ogretmen, anlatmaya basladi, ben de etrafa bakiyorum kiminle arkadas olabilirim diye, sutunlardan bi bok gorunmuyordu zaten. Neyse iki uc kisiyi sectim, tenefuste konusurum diye. Vee o meshur zil caldi melodisi yillarca ayni kalacak zildi bu. Aslinda daha cok su anki dunyada nokia melodisini andiran ses kumesiydi o calan. Kesin okulumuzun kurucusu olan Ahmet Bey’in esi Yasemin Kumral Hanim’in bir bestesiydi bu. Aklima gelmisken, ilerki yillarda kasetin uzerinde bildiginiz Alf resmi olan uzayli dostum adli nacizane albumu, dersin ortasinda iceri giren ogrenciler tarafindan tanitilirdi, arzu eden de alabilirdi. Bazi hocalar giren kiza (genelde kiz) firca atar, sasarlardi bu ticaret isine.

Evet, hala arkadasim olan Gokhan’i bulmustum tenefuste, bizimkisi aninda dostluktu. O da Fener'liydi ve cok uzun degildi, akilli cocuktu, kaynasmistik. O gun olan en iyi sey buydu kesinlikle. Annem tembihlemisti, seni yemege yazdirdik, ac kalma cocugum diye. Cok yemek yemesem de acikmistim, yemekhaneyi buldum, siraya girdim. Daha once boyle sira Fenerbahce maclarina giderken gomustum, gise kapaliyken hem de. Fark olarak burada tezahurat yok, ugultu vardi sadece. Konumuza donelim, yemekhane zemin katta idi, hatirlamiyorum ama fena yemek cikmazdi ilk basta, millet surahilerin icine ekmek atardi. Temiz su ve surahi bulmak sorundu. Zaten belli zaman sonra yemekten ciktim ben, besinci kattan zemin kata inene kadar, sira vs derken butun tenefus bitiyordu. Yemegin de sonu kaliyordu. Degisik kantinler zamanla acildi, plastik bardakta sunulan, daha cok buhardan dolayi pismis olan ve catali batirinca havada iki tarafi bukulen patates kizartmasi gorunumlu besin, hamburger tabiki de tost cesitleri favorimizdi. Iste uzay caginin okulu buydu ve ben orta okulu burada okudum.

03.12.09

serhan.

Hiç yorum yok: