25 Mayıs 2010 Salı

pannik attak



merhaba okurlar,

yazi yazma zamanim geldi, konu pek bi bilindik; panik atak. fekat size bu panik atak olayinin doktorvari bir aciklamasini yapmayacagim, merak etmeyiniz. bu illet; genc bir insaninin planli ve programli nasil hayatini siker onu irdeleyecegiz hep beraber. ornek olarak da cok yakindan tanidigim bir sahsiyet olan; beni alacagim .

simdi bu teshis konulmadan once senin degil ama benim kocaman sayilabilecek bir dunyam vardi. ingiltere'de okurdum, ayiptir soylemesi kariysa kari, arabaysa araba, paraysa para, tekneyse tekne idi elimin altinda. gayet mutlu ve mesut yasiyordum, e bi zahmet. arada agabeyime kederlenip bir sise viskiyi tek basima iciyordum ama genclik iste ertesi gun 90 dakika top oynuyor, toksinleri atiyordum. ayni gunun aksaminda da barda tekrar dunyayi icebiliyordum. benim gibi bu kocaman dunyaya sahip olan diger arkadaslarimla; sabaha karsi bir seyler bulamazsak eve parayla eskort bile cagriyorduk. bir elim barda aman balda, obur elim yagda idi. bir ani: bu eskortlardan biri is esnasinda fenalasti. arkadaslara gelin olm kosun dedim, biri ordan;

-"n'oldu, grubu kabul etti mi?" diye soruyor.
-hee etti a.q olmeden onceki vasiyeti oymus.

ahanda dediler hayvan herif, zikerken oldurdun kariyi, yok lan ben bir sey yapmadim filan derken hatun cantasindan guclukle uyusturucu cikardi da icti, sonra kendine geldi. cok acim deyip, kahvalti etmem lazim dedi ve evden cikti, gitti. takma ismi de strawberry idi iskoc aksani ie soyluyordu. ne diye anlattim simdi ben bunu? haaa, o denli keyfim yerindeydi iste, derken bir gun ikmallere calisirken bana garip bir seyler oldu da QMC denilen hastaneye gittim.

oluyorm sandim, tecrubesizdim iste ki daha uzun yillar cok olcektim haberim yoktu. her tarafima kablolar taktilar, hayir gotume takmadilar kablo, bir sey anlatiyoruz:) ekg'ler alindi, akliniza ne gelirse, butun tetkikleri yaptilar. bana; sen panik atak olmussun dediler. oyle mi filan derken, ben; bu ne ki dedim? psikolojik, bir seyin yok dediler, sinavlardan stres olmussun dediler, gecer dediler, her sey iyi olacak dediler. kandirdilar laynn beni, bi sikim iyi olmadi bu arada. iyi peki dedik bundan yaklasik 12 yil once. 12 yil once ben boyleeee hayvan gibi bir dunyada yasiyordum yaa o soktugumun dunyasi bana gitgide kuculur oldu. ne zaman sigara icsem bir garip oluyordum, derken sigara galiba bunun suclusu dedik, ara verdik, biraktik. tek artisi budur, zati oyle cok sigara icmezdim. sonra stres vs yokken panik atak olmaya basladim, her seferinde oluyordum ama bir sekilde gebermiyordum.

evdekilere vs anlattim, beni dr'a goturduler de ilk prozac adli ilacla tanistim, karsi apartmanda ruh hastalari icin bir klinik vardi, oradaki dr verdiydi. ben, gelenlerle hep dalga geciyordum, "uc kisiyi kestim, bes kisiyi dogradim diyor, usenmeden evden kafama huni koyupp camlarini tiklatip, solo test'te 8 birakan beyinsiz gibi siritiyordum." sonra alah'in sopasi yok, tipis tipis oraya gider olmustum, eden bulur dunyasi demeyin lan. her eden buluyor mu? bi biz mi bulduk a.q? zaten ben biriyle ne zaman dalga gecsem illaki basima bi bok gelir, aksi gibi de cenem durmaz, hala da durmaz. biraz prozac'i kulllandim iste, lakin yasam kalitem gitgide dusmeye basladi. eskisi gibi futbol oynayamaz, kosamaz oldum. ee yavas yavas cok sevdigim futbolu da biraktim. sadece body yapiyordum, body yaparken de kimi zaman zorlaniyordum. onceleri kosu bandinda saati ziklemeden kosarken artik kosu surelerim her gecen gun azaliyordu.

harbi lan ne oluyor dedim? bu arada peder de iflasi sey ettirince bizim ekmek elden su golden modeli yasam tarzi gotumuze giriverdiydi, okuldan son sene gelmistim baba ocagina. cok sevdigim arabami kullanirken bile daraliyordum, sonrasinda toplu tasima araclarinda bunalip allah'in daginda indigimi cook bilirim. hala spora israrla devam ediyordum ama kaldirdigim kilolar dusmus, ben ise biraz sismanlamistim (cok cok degil) cunku sagolsun dr'lar ne verdiyse icer olmustum. bir gun xanax adli once pembe, sonra mor tabletlerle tanistim, mor olan iki pembe demekti; mor iyidi. hala da tek basa cikan ilac mor olanlardir. sonralari morlarin yanina da destek ilaclari verdiler. bir gencin kuskusuz en sevdigi atraksiyon olan sevisirken dahi gelir olmustu bazi bazi ataklar. cozumu; eger cok kotu isen iki duble bir sey icmekti. sonrasinda da senden iyisi olamazdi cunku ilaclardan dolayi zaten gec bosalma durumun vardir ki; bu olay cogu kadinin canina minnetti. eyvallah bazi zamanlar cok uzun oluyordu ama bir seyler uyduruyordum iste. cok sukur ki; ataklari sevisirken gogsumde yumusatip, uc kere sektirip degaj dikebiliyordum. o kabiliyetimi, ataklara vermeyecektim, inat ettim, cok istedi. bu meret oyle bir seydir ki en sevdigin/zevk aldigin olaya goz koyar, almak ister. kisilestirdim olm allah'in psikoljik hastaligini, durumum; vahimim, vahimsin, vadim. bizim burada vadim diye biri var, rus mus ama harbi delikanli cocuk. iste arada "short term memory loss" olayi oluyor, baska konulara sapiyorsun. hadi vadim, sonra konusuruz. son olarak; hesapta pozitif, negatifi yense de cok ustun bir konsantrasyon ve tecrube gerekir panik atak esnasinda sevisebilmek.

bir de agorafobiler baslar, evden cikmayi gozun/gotun yemez. ozelikle de hava biraz basiksa, bulutlu ise. yamuk gorursun sikten bir seydir, vallahi adami bezdirir. butun arkadaslarin cadde'de turlarken kirec rengi suratinla sen hemen farkedilirsin.

-iyi misin, bana bak su alalim mi? hastane? ilacini aldin mi?
sorularina maruz kalirsin, sen de beyaz gorunmemek icun yanaklarini mincirirsin, yuzunu her yerde yikarsin, caktirmadan nefes egzersizleri yaparsin. etrafindakleri de bu sekilde rahatsiz edersin, ee zaten bir iki ucten sonra da gitmezsin, eziyettir lan resmen. sabahlari yataktan kalkarken zorlanirsin, yas icabi artik cok genc de degilsindir benim ulan bu; degilimdir:) sorumluluklarin vardir, ee hadi bugun yatayim diyemezsin. desen de panik ataga sucluluk duygusu da eslik eder. etrafina bakarsin herkes sen sakrak eglenirken sen oyle durursun, eski nesen kalmamistir. kendini zorlarsin, denemedigin bi bok kalmaz, gecmesi icin. bunun gecmeyecegini anladigin vakit uzulursun, aklina turlu turlu sonlar gelir lakin yapamazsin. dedim ya; sorumluluklarin vardir, ihanet edemezsin.

eskisi gibi cok icemezsin ertesi gun, alkol kandan cikarken ebeni belleyerek cikar. o gun ataklar yasaman cok olasidir. kalbin ekstra atim yapar, onun da nedeni stresdir. cenazeye gidersin, hasta ziyaretine gidersin, kalabaliga dalarsin; yapmalisin bir sekilde. zaten bu aktivitelerden kacindikca daha da bok olursun. yavas yavas top oynarsin kazmalari gorup, gecmisini hatirlar; (gecmisini sikeyim diyerek) minyatur kalende durursun, maksat iki topa vurmaktir iste. spor salonunda tuttugunda ise, dizime bir sey oldu, kramp girdi vs der ordan uzaklasirsin. kendini sikmaktan tansiyonun tavan yapar. doktora bi bok bulamasalar da ya kalp duzenleyici verir ya da miniginden bir tansiyon ilaci. onu da alirsin rahatlarsin. tebrik ederim artik sen bir yuryen cenazesindir. ilaclari iyi tanir, komplikasyonlarina kadar bilirsin.

sonuc itibari ile; 32 yasinda oyle bir dagilmissindir ki toplayabilene ask olsun. inatcisindir, ustune gidersin, yine bir ise yaramaz, gucsuz oldugun ana denk gelir yine kavga edersin onunla! sonucunda; maksimum dayak yersin, oldurmez o. boyle yavas yavas adamin hayatinin icine eder iste. verilen ornek; ben olduguma gore. icine edilen hayat da benimkidir. fenerbahce'li selcuk; takimdan gitsin isterim. selcuk giderse; panik atak olacakmis deseler, yok derim, kalsin takimda. oyle iste allah, selcuk'un basina bile vermesin :)

iyi geceler.

26.05.10

serhan

14 Mayıs 2010 Cuma

sitres yapma


selam,

bugun, canim sikkin iste. yazacagim yazi da pek ic acici olmayacak, bastan soyleyeyim, sizin de caniniz sikilmasin. bence okumayin siz bu yaziyi, hatta kapa kapa direkt kapa. bu arada ben; turkce karakter kullanmadan "sikilmak" fiilinin cekimlerinini yazarken de sitres oluyorum. zaten onum, arkam, sag, solum stres, stres hastaligindan muzdaribim ben. ammaaaa artik, hayatimi duzene koymaya karar virdim. olaya bu sikilmak fiilinden basliyorum. bir yerden basla dedi, doktor; "strese sebebiyet veren aktivitelerini kensil et." dedi, aynen boyle. buradan basliyorum ben de, stres sebebi bu da iste, hem deniyelim bakalim, calisiyor mu?

istee sirf bu yuzden kendime turkce klavye almaya karar verdim ama burada ne gezer lan turkce klavye? gerci evden istesem mi? posta ile yollarlar diyecektim de aklima geldi; mektuplar once, almanya'ya gidiyor oradan avrupa'ya dagitim var. almanya'daki postanede, gelen mektuplari inceleyen, icinden ilacim cikinca el koyan bir orospu cocugu var da; onun mesaisine denk gelirse kessin bir adilik yapar. bu sahis; hadi ilaci gectim, mektuplarima da el koyuyor, it. olm bir denesen o ilaclari sen, hepsini ayni anda caksan, ustune de haynikin icsen diyorum oglen, ne guzel olur? sonrasinda ver elini sirat:) neyse lan yine de icme simdi, avrupa insan haklari mahkemesi gelir, bize dava acar. niye koydunuz ilaci? zavalli hanscik bonibon sandi, yedi derler. a.q yoksa sen zikimde degilsin. olm baaak; babam yaziyor onlari bana, onemli benim icin o mektuplarin her kelimesi. babamin yasi var, email filan karisik isler ona, mektup yaziyor bana, duz. inci gibi el yazisi ile. sen de o mektuplara el koyuyorsun, ee peki boyun mu buyuyor? zaten boylu poslu, koltuk altina yavru kedi kacmis izlenimi veren bir hans'sin sen, biliyorum ben seni. o killari da kes, pis. cok var senden bodrum'da, marmaris'de, kas'da vs. yerlesiyorsunuz hemen tabi avro'ya ucuz kaciyor, cennet gibi mekanlar. hem bok at, hemi de yerles, ohh miss. sen, postaci maasi ile bayagi bir takilirsin lan bizim memlekette seye gelirsin; her sey dahil'e. bok gibi icersiniz sulu biralari, bedava diye de catlayana kadar yersiniz dandikus yemekleri, diger mesai arkadaslarinla. bizim ptt'de calisan memurumuz sizin memlekete vize bile alamaz, nasil duzen lan bu? memleket, gerici istilasinda zati. biz de beklyoruz, baykal icraat yapacak diye. o da; en sonunda da yapti icraatini, geldi off aman gitti..

neyse o ibne hans bana takik ya, dedigim gibi el koyar klavyeme. gelse de zaten o kadar yoldan, almanya'dan cikip teaa baltik'a gelene kadar 5 parca olur o klavye, idare edin boyle iste. strese sebebiyet veren, minicik konuyu bile kensil edemedim, du bakalim belki biri gelir de onla yollarlar. bu aralar hani tabir-i caiz ise kicimi yirtsam, agzimla kus hatta gotumle (kic demedim, iki ayni kelime ayni cumlede bozuyor..) balik yakalasam kimseciklere yaranamiyorum. bunlar mecazi seyler, niyeti bozmayalim dostlarim, okuyalim sadece. bazi zamanlar, kendi yapmam gerekenleri ikinci plana atsam da millete yardima kossam da olmuyor be.. kimseden bir "eyvallah, tessekkur, mersi, thank you, danke, spasibo, paldies vs." duyamiyorum. zor mu lan bir tesekkur? ne kadar da elestiri meraklisi yaratiklariz oglum biz/siz? her sekilde kotuye odaklanmaya alismisiz, ben de oyleyimdir bu arada. ama olsun ben tesekkur ederim, en azindan yapilan iyiligin kiymetini bilirim. kotuye odakli kalirim bak, o ayri:)

"yalanci" dendiydi bana, 20 yil once. benim soyledigim yalan suydu; kucukken, gec buyudugumden dolayi yasimi bir yas kucultup, hesapta gelisme cagindayim havasi yaratiyordum. arkadaslarim benden bir hayli uzundu, gelismislerdi iste; o vakit care buydu sanki, bilemedik. neydi benim diger yalanciligim? zor durumda kaldigimda aciklama yapamayip, eski nisanlima; "kaza parasini odedim, ben." demekti. baska da iste uc-bes kacamak, bi de olmamis isi oldu gibi anlatirdim bazen, kotu niyetim yoktu len, olsun istemistim de ondan. vallahi su bilog olmasa cat diye catlayaciyim. aha cakkidi, kenan olunmaz; dogulur eheuheuehe. bu espiriyi de hic sevmem ama yaptim. sii baak bi; bu sarkiyi ne zaman hatirlasam oren'e gelen aralarinda alamanca konusan, endami gayet yerinde iki kiz kardes aklima gelir. boyle esmer, dolgun vucutlu, uzun kirpikli, bu sarkida popolarini salliyordulardilardir:P uzun kirpik severim ben, "kirpiklarin ok ok eyle.." vardir ya eskilerden, dinleyesim geldi, iyi mi? once soruya cevap vereyim: iyi. neyse ben bu hatunlarin yanina gidip, gayet entel bir sekilde yaklasip; (ki aksesuar olarak sanilsa da gercekten okudugum kitabim da elimdeydi.) afedersiniz, bu sezlong bos mu? demistim de bana "nayn" demislerdi, net. afedersinizi, afviderzeyne cevirip, geri puskurtulmustum.

iki baktik ya hemen nayn! gecce diye hikayeden bir kulup vardi, orada da gormustuk bu hatunlari. uc bes zetoyla takiliyorlardi. ben sahsen kendime onlari yakistiramamistim, banaldiler biraz. taayyttt; saka lan tabii, banal manal.. onlari var yaa yirdim yirdim.. hatta yirdik cunku tek basima degildim. fu da vardi. harbi lan; o da beni aramaz oldu, mesaj atmaz oldu. kustu herhalde, sahi yahu; ortadogu, balkanlar ve baltiklarin en kusulesi adamiyim galiba len ben! gidiyorum, uykum geldi.

eyvallah.

14.05.10

serhan

10 Mayıs 2010 Pazartesi

psikolojik mayis


selam,

19 mayis yaklasiyor diye mi yine boyleyim ki ben? butun sinirilerim lacka, cok cabuk kiziyorum zaten bilenler bilir, hic cabuk kizmam normalde. haaa sahi; benim normal dedigim ile sizin normal dediginiz arasinda farklar vardir, aslina bakarsaniz; sizin normalinizin bende karsiligi uzun zamandir hic olmadi, bu gidisle de olmaz. isterdim sizlerden biri olmak, yalan yok. ergenlik caginda, daha gencken vs dikkat cekmek icin iyidir, biraz "entresan" olmak da oyle. evet, 32 yasindayim ama kendimi yasli hissediyorum, sebebleri var cunku. benim yasimda artik; sizler gibi normaller tekrar revactadir. ben gerek gecmisimle, gerekse dusuncelerimle, su an yaptiklarimla bile sizlere gore anormal kacarim, tercih edilmem.

bunun sonucunda ise; kagit ustunde bana uygun olarak gozuken gittigim is gorusmelerinden ucun birini alarak donmem olasidir, bunun gayet tabii de cozumleri vardir. sizin gibi normallerin 'hee' diyemeyecegi isleri yapacagim ki sizler derken; karinizin/esinizin yanina huzur bulmak icin isten eve kosa kosa gidenlerden bahsediyorum. bol gece mesaili, seyahatli, sosyal hayatinizdan goturen, haliyle kadini kizdiran; ekstrem isler size gore olmaz o bakimdan. yoksa dedigim gibi ben de sizlerden biri olmak isterdim ama o sekilde yaratilmamisim, ne yapayim? ileride olacak karimi cok sevsem de isten eve illaki kosa kosa gitmem, gidemem. yolda oraya buraya ugrar iki arkadasa selam eder, iki kadeh bir sey icer oyle gelirim eve ama elim bos gelmem bak, biliyorum kendimi. bu arada konuyu dagitmadan. eger ihtiyaciniz da yoksa ne sikime bu tarz isleri yapacaksiniz ki? orasi da ayri bir konudur. bu isleri yapacak durum/ihtiyac/got mevcut degil ise para kazanmak icun kendinize bir yol cizmek en guzelidir. bu isler icin allah'in sittir ettigi bir yerde yillarca calisip, aileden, sevdiklerinizden vs ayri uzun zamanlar gecirmek; oyle tatile cikip da hediyelerle geri donmeye benzemez, inanin bana. lakin bu bir onceki cumlede bahsettigim yol, oyle duz cizgi seklinde cizilemez. bu yolun en saglami ve en makbulu; daha once ebeveynler tarafindan cizilmis, size birakilmis olandir. digeri ise; yeni fikirlerle donatilmis "dahi" bir sahis olmalisinizdir ki bu da yetmez. sizi destekleyen insanlar ve bahtinizin da yaninizda olmasi gereklidir. o zaman, o cizgiyi cizersiniz, iyi de olur. aksi takdirde benim gibi siktiriboktan bir psikolojiye burunmeniz, gecmisinizle yasamaniz kacinilmazdir. bunlara muzaffer olamayan bizlere ise daha once bahsettigim; ekstrem isler duser, onlar kalmistir. dedigim gibi bu isler icin de ozveri sarttir, psikolojinizin yalniz kalabilme yonu saglam degilse, akliniz kurguya acik ise, ileride sorun olabilir. ya da allah korusun ters bir haber ardindan, para kazanmak ugruna (yapacak baska bir yol olmasa da) onlardan ayri gecirdiginiz gunleri, ailenizle gecirseydiniz daha mi iyi olurdu acaba? sorusu beyninizde yillarca yankilanabilir.

psikolijiniz bozuk ise; tedaviye ihtiyac duyarsiniz, basittir, doktora gidersiniz, anlatirsiniz. hasta olan kisinin; bazi olaylara verdigi tepki belki normal diye tabir edilen kisiden daha sagliklidir da o sayilmaz. adamin karnesine bakarsiniz; her bir halttan kalmis, atiyorum resim yuz. bu kisinin mutlaka bu yone odaklandirilmasi lazimdir, tarihte zaten bu sekilde gelen basari oykulerinin ornekleri boldur. psikolojiniz bozuk ise; tedaviye cevap vermek isteyin, iyilesmeliyim ben, hatta iyilesmek icin can atiyorum, bokunuzu yiyim dr bey, yardim edin deyin belki dikkat cekersiniz. oyle icinize kapanik sekilde oturup beklerseniz, daha cok beklersiniz, bir sey olmaz. daha da beteri, bu sefer de verilen ilaclara bagimli olursunuz. doktorlara sucu atarsiniz, kimi zaman da haklisinizdir. ama siz hastasiniz o ise doktordur, genele gore o hakli, siz catlaksinizdir. sonralari anlarsiniz ki aslinda drlar deha degillerdir, sadece gorevlerini yapmaktadirlar, meslekleri odur. karisi/esi de ona; "eve is getirme sakin!" der. bu gibi durumlarda dr'un rutin gorevlerini yapmasi yeterli degildir ki (psikolojik travmalarda) size idealist bir beyaz onluklu lazimdir lakin onu kim kaybetmis de siz bulacaksinizdir. bu konuya en yakin ornek; benimdir. sikindirik hayatima antideprasanlarin katkisiyla guc bela, bayagi uzak bir yerde devam ediyorum, hic de oyle super bir doktora denk gelemedim su ana kadar. gun gecer iyi olurum, gun gecer kotu, boyle gelmis.. boyle gider.. siz benim gibi olmayin, pes etmeyin sakin. kac zaman oldu ailemden ayriyim? burada antin kuntin islerle ugrasip, yalandan evcilik oynuyorum iste. bende zaten bu gecmis ve yasadiklarim oldugu surece isim zor. hayatimin belirli kismini, saglikli olmayan mentalitemle, camur bir zemine (beynim) tek basima insaa ettigim icin; yapilan insaatin saglamligi da soru isaretidir. en olmadik zamanda cokebilirim, siz de eger yanimdaysaniz bok yoluna gidersiniz. bu sebebten dolayi da etrafimdakileri soyler oldum, gidin kendinize baska arkadas/sevgili bulun diye. sorumlu olmaktan biktim ben, sonrasinda olacaklara sebebiyet veren kisi olmaktan da biktim. sanki kendimi, dunyanin en nadide/harikulade insani olarak tanittim da sonrasinda tepki goruyorum, neysem oydum, sorunlarim da ortadaydi. neyseee sittir et, suclu bulmak en kolay istir zati.

eskiden var olan korkularim ki bunlar; evde yalniz kalamamak, karanliktan korkmak vs denen genellikle, cocukken yasadigimiz korkular diye tabir edilenleri bir gunde unutmustum. o gun; 19 mayis'in ertesi gunu, 20 mayis'tir. elimde olmadan her 19 mayis geldiginde psikolojim dibe vurur ki zaten dibe cok yakin oldugundan vurmasi da ivedilikle olur. soyle ki sorun; 19 mayis gununu yazlikta gecirip, ertesi sabah istanbul'da uyanmis olmakti, butun olan buydu aslinda. (olanlari, trajediyi anatmanin luzumu yok) ben, oncesinde o aradaki zaman dilimini bir sekilde yasanmamis olarak algilamis, kalkmis, salak salak etrafa bakarken ve istanbul'a yazliktan nasil geldigimi dusunurken, midem bir anda bulanmisti, burnuma kan kokusu gelmis, penceriyi acmamla otoparkin kalabaligi ve iceriden gelen ugultular arasindaki bagi, yari belime kadar asagi sarkarken kurmus, gordugumun; ruya degil gercek oldugunu gozumun onunde beliren flaslar sayesinde idrak etmisimdir. yine de son bir umut iceri giderken bana bakanlarin yuzlerinin eksimesi ile; olayin "keske ruya olsa" kismi tamamiyle yok olmustur. evimizdeki koridoru yurume mesafesi kadar gecen zamanda; gercek ile yuz yuze gelmistim, halbuki daha bes dakika once uyanmistim. uzgunlugum, kirginligim, caresizligim arasinda cok gittim geldim. sonrasi da hic kolay olmadi, ondan sonra dogru duzgun hic yuzum gulemedi, nedendir bilemedim, olmadi iste. kimseyi filan sucladigim yok, biraktim o isleri artik.

pek fazla sey iyiye gidecegine, seneler gectikce pek cogu kotuye gitti. "yanlis kisi" olarak adlandirildim sonralari. ask hayatinda, is hayatinda, okul hayatimin bazi kisimlarinda. beni secenler icin elimden geleni yapmayi denesem de yeterli olmuyordum cunku defoluydum ben. bakar bakmaz, yaralarimin dikis izleri belli olluyordu. bu hayatta; bir kere "yanlis kisi o" damgasini yedin mi zordur, oradan siyrilis. iki sekli vardir; birincisi ortaliktan kaybolup, iyi kotu kendine hedef koyup, henuz damgalanmadigin her hangi bir yerde yasamini yeniden kurmayi denemek digeri ise damgalandigin yerde kalip, kaderine razi olmaktir ki bu kararin sonu genelde mutlu sonla bitmez, insanin dogasina aykiri. ben, birinci sikki biraz destek, biraz kostek, biraz sans ama daha cok calisma ile yapabilmisimdir az cok. sevdiklerimi kendimden daha cok severim, beni onlar hayata baglar. gun gelir de onlari kirarsam da pismanligimin tarifi kelimelerle zordur. onlarin da; ben, nasil onlari kiriyorsam, beni kirma haklari vardir. ama bir yere kadar, o yere gelindiginde artik; "tamam" diyorum. tipki cocuklugumun bir gunde bittigi gibi, sevgim de artik bir gunde bitebiliyor.

bu yazi aslinda sana idi, yanina gelemedim, dertlesemedim kac zamandir. gelsem, bunlari anlatir miydim, onu da bilemiyorum. agabeyim olarak dogdun, kardesim olarak icimde yasiyorsun. "heykel vucutlular" cogaliyor, goruyorsun. hayat; bu tarafta pek adil degil. alakasiz zamanda cagriyorlar insani; arkandakilere eyvallah diyemeden gidiyorsun. o guzel gulusun hep gozumun onunde, her sey dun gibi, en kotu yanini biliyorsun; sen yoksun iste. eski bayramlarin coskusu nerede degil mi? sag bastan say; bir, iki, uc, hadi zorlarsan dort..

gorusmek uzere.

10.05.10

serhan.

6 Mayıs 2010 Perşembe

holigan


selam,

gecen sabah iğrenç bir panik atakla uyandım. ekstarsistol denen bir illet vardır, kalbiniz ardı ardına iki-üç hatta dört tane yarım atım atar. siz de vay amına kooyiiım gidiyorum lan galiba dersiniz, boyle hafiften allah'a sirnasirsiniz, iste ondan olduydu da ilacı cakinca (sinirselmis) geçti az bir şey, meymenetsiz bir gun olacagi belli imis. daha sonra ilacin etkisi ile tekrar uyudum. kız arkadaşım, beni uyandırdı çünkü maç başlıyordu. kiz arkadasim; polonya'li bu arada, zaten takip edenler bilir ben de tr'de degilim, baltik'ta allah'in siktir ettigi bir yerdeyim. isi su anda 3 derece, hava da adamin sinirini lacka edebiliyor, birazdan anlatacaklarima; hava muhalifetini de hafifletici sepet olarak sundum. malumunuz turkiye kupasi maci vardi; fener - trabzon. biz, lig maclari (tr kupasini ordan burdan)sahtekar digiwebtv'den slayt gosterisi seklinde su sekilde (bknz alt) izliyoruz, o kismi zaten ayri bir dert.

digi -top kaleci volkan'da, evet melih simdi fener zonk.
digi -ve alex'le fenerbahce one geciyor, golun tekrari zonk.
ben -oley attik goooolll.
o -attik mi abi, gol nasildi?
ben -attik, bak alex sevinirken havada takildi. gol guzeldir herhalde alex attigina gore :/

len denyolar, altyapiniz yoksa satmayin kardesim, digibicicici webtv filan. neyse, hiyariz iste aldik bir kere. zaten nereden bulaştıysam bu takım tutma sevdasına, vallahi pismanin. hayatimdan on sene rahat goturdu; kesin dayilarim gs'li onlara killik olsun diye de fener'i tutmusum. fener de sagolsun, yavastan itekliyor bizi tahtalikoy'e dogru. bir de fanatigim, bildiginiz; holiganim ben. allah belasını versin ki fener maçı olunca, bütün devrelerim kapanıyor. sadece fenerbahçe'ye konsantre olan, sinir yumağı, duygusuz, betonarme fekat kufur edebilen bir yapi haline geliyorum. neyse, sonuç itibarı ile bu bizim takım; sittin senedir alamadiğı kupayı yine alamıyor, macta yeniliyor. ettığım küfürün hadde hesabı yok pek tabi, yazarken bile aklima geliyor, tuylerim havaya kalkiyor. aklimdayken de mactan sonra gelen maillerin ayrica amina koyiim diyorum. 27 senede insan bir tane federasyon/turkiye kupasi ne haltsa alamaz mi lannn? tabi ki dassak oglani oluruz, gayet de normal. o deivid ruhsuzunu oyuna alan zihniyetteki hocanın saçını başını yolarım lan ben; başkan olsam, kafasına odunla vurur, hepsini siktirle kovarım. o güiza var ya; alemci en başta onu, basiretsiz herif. ulan onun yuzunden semih'i harcadik, gitti. macin bitiminde; bilindigi uzere trabzon kupayi aldi, allah'ı var bizden daha iyi oynadilar, hak ettiler. bizim insan ilisklileri sifirin altinda eksi besbin olan baskanin antipatikliginden, e kiskanclik da mevcut tabi diger taraftarlarda, fener kimle oynarsa karsi takimin taraftari; fener'li haric herkes oluyor. millette; bir cosku, bir sevinc ki sanki ab'ye girdik amina koyiim. memlekette; fener'li olmayanlar icin tek mutluluk kaynagi bizim takimin yenilgisi olmus.

fenerbahce 2. golu yedigi vakit, benim sinir katsayim tavan yapti ve olanlar oldu. etrafta ne varsa kırdım, masanin ustunu oldugu gibi indirdim, ustumdekini yirttim, dolaba tekme, kapıya yumruk attim ki duvar zaten alcipan; saglam yapistirdim mi elim iceri giriyor, duvarda bir suru "goz" oldu, sandalyeler havalarda iste anlayacaginiz etrafta cansiz ne varsa giriştim. o sırada kiz arkadasim, beni hayretle izliyor bir yandan da bu cansiz esyalardan bir kaci duvardan vs sekebilir diye de saklaniyor. deli olduğuma kanaat getirip, ne işim var lan bu manyakla diye de kendisini sorguluyor, kanimca e zor tabi. daha önce de sinirlendiğim anlarımı gormustu de; ona göre bir futbol macina sinirlenmenin tarifi yok. hani kız arkadaşıniz türk olsa az biraz anlar. ne bileyim; arkadasini arar, sorma aysu; "bizimki macta çıldırdı! her yeri kirdi, doktu." vs diyebilir, konu hakkında konuşabilir. aysu da muhtemelen; "sorma sorma bizimki de aynen kufurler havada ucustu, apartmana rezil olduk, biktim bu fenerbahce'den" diye cevap verebilir. o zaman; "ohh be tek degilmisim, aysu'nunki de cozutmus."diyerek, bir nevi kendini avutabilir kiz arkadas. burada, oyle bir şey söz konusu değil. bu vukunun burada aciklamasi yok. var aslinda, kisa ve net; psikopat. kizin, beynin uzuvlarina dusen; ya bana da ileride aynisini yaparsa korkusu, klasik aklina gelen barbar turk imajidir kesin. ulan sizde, o devirde bizdeki guc olsa asimilasyonun kralini yapar, dunya'da turk birakmazdin da neyse bu mevzu derin, girmiyorum. ben biraz sakinlesip, tavandaki turk kahvesi lekesini cikarmaya calisirken, bir yandan da kufurlerimi ilgili sahislara sunmaya devam ediyordum. kizin, tr'den aldigi fincani, tabagi filan hepsini de kirmis bulunuyordum. bir yandan da utaniyor, yuzune bakamiyordum. o da bir sey demiyordu, yakinda direkt olaraktan "byeee.." derse pek sasirmam zati. ben hala; bu olanlarin musebbibi; daum ve baskan zaten diyorum kendi kendime. derken beynimde su soru yankilaniyor; "ulan yaa sampiyonluk da giderse?" iste, o zman dusunemiyorum olacaklari. eger oyle olursa ki allah korusun; bu iki olacak cunki off aman diyeyim, 40 yas yaslanir, dedemle yasit olurum.

bir yazimin daha sonuna geldim de aklima takilanlar var, sevgili blog. bu yukaridaki fitbol olayi; simdi kultursuzluk farki mi? kiro muyum ben blog? "ben sana muhendis olamazsin demedim, adam olamazsin dedim"ler familyasinin bir uyesi miyim ben blog? bir sey de, utanmaz de, ayip de, yuh de, n'olurrr blog? bana de emmaa fenerbahce'ye bir sey dersen agzini burnunu kirarim ulan bilog.

haydi eyvallah.

07.05.10

serhan.