28 Ekim 2014 Salı

me the weird

hey, basligi ingilizce koydum nasil? 

bu yazida yazar anafikri ilk paragrafta aciklayarak eser miktardaki okuru zora sokmayacaktir. oku :) neyse ana fikir sudur; hayatta bazi insanlarin bircok seye kabiliyeti olabilir, ama o insan ne olmak istedigine bir turlu karar veremez ise bu durum boka sarabilir. bazen israrla takip ettigi o yolun istedigi yere cikmadigini anlar, geri doner. sonraki sectigi yol da tam istedigi yere cikamayabilir, her sey mumkundur. adamimizin kafasi karisabilir, sansi da yaver gitmezse bu yollarda kaybolabilir. bu arada zaman oyle bir gecer ki, dostumuz; ahanda benden bi' halt olmayacak galiba... demeye baslar. sonucta maalesef ki bu adam basaramaz, heba olur. bazi insanlarin ise yukaridaki ornegin aksine bircok degil, birkac seye kabiliyeti mevcuttur. onunde iki hadi bilemediniz uc yolu vardir. kapar gozunu sectigi yolda kosar, sansi da vardir. basaririr, ihya da olur. ilki icin uzulur, ikincisi icin sevinirim. ben ama seni bilmem.

ben mesela; kickboks ve sanata ilgi duyarim, matematikten anlayip, edebiyata merakliyimdir. topla oynanan her sporu yapabilirim ama muzik derseniz iyi bir dinleyiciyimdir, hicbir sey calamam, igrenc sarki soylerim. is gorusmesinde, adamin arkasindaki resim dikkatimi ceker, (bu arada edvard munch - scream satilmis) kime ait bilirim. tam gorusmenin ortasindan sari tonlari neden coktur bilir misiniz? derim. adam ne sarisi ne tonu derken; van gogh, cok absinthe ictiginden gozleri sariyi secer, bu yuzden son donem resimleri saridir derim. adam da ne diyor lan bu manyak der. muhtemel ki o oda ceo'nun falandir. e boyle gevezelik yaparsan; o ise giremezsin. adam seni rakip gorur. yada gereksiz. sonra adamin sordugu hangi rulman nereye lazim? sorusunu da cevaplarim ama iste, malum. klasikleri okumayan adam olmaz deyip, cogunu okumusumdur, ne bileyim tesisat hesabi bilmeyen muhendis olmaz deyip, onu da ogrenmisimdir. makineden, bakimdan, malzemeden, uretimden hatta kalite mevzuatlarindan da anlarim. anlarim oglu anlarim iste. ama is yasaminda cok basarili olamamisimdir. gerci benim psikoloji daginik biraz, oradan da ekstra kaybediyorum ama olsun. bi' de azicik disiplinsizim ayrica sinir hastasi olma ihtimalim yuksek. daan diye vururum adamin kafasina bir sey, belli olmam ben.

neyse siz de benim gibi garipseniz, bir halti iyiyce dusunun sonra o olun. digerleri hobi kalsin. bilgi kahramani olmanin geregi yoktur, gercekten. boyle yaparak ortamda bir-iki kisi etkilersiniz, o da muhtemel karsi cins olur. digerleri senin ukala oldugunu dusunur. is hayatinda da zaten bizim modeller is yapmaz yukarida bir is gorusmesi ornegi verdim, gercektir. bi de son bir sey zamanlama hatasi yapariz biz. yani ben. resim muhabbetini ceo ile yapsam yuruyecektim belki. dedim ya timing ozurluyum. kelimelerimi bi' tutabilsem. 

tutabilseydim...

eyvallah.
serhan.

24 Ekim 2014 Cuma

savas alani

selam,

bence hayat; savas alaninda olmak gibi. tabi eski zamanlardaki savaslardan bahsediyorum, gogus goguse carpisilanlardan. bolca kahramanlik hikayesi olanlardan. vucudunda izler olan savascilardan, korkusuzluktan bahsediyorum. lidersen, plani da sen yapmali, en onde de sen gitmelisin! mentalitesini guden savaslar. baltalar, kiliclar, oklar ve benzerleri olmali. barut icad edilmemis olsun. ok da adam oldurur diyeceksiniz, ama atmasini bilirseniz. 

ya silah? tetigi cekebilen, daha once ates dahi etmemis bir kisi, sizi silahla kolaylikla oldurebilir. defalarca beraber savasmis adamlar vardir, hani filmlerde goruruz savastan sonra eve donduklerinde birlikte icen, sarhos olan adamlardan bahsediyorum. savas alaninda onlar neden beraber olmak ister? ilk paragrafta anlattigim savaslara giden kac kisi hayatta kalir ki? cok yorulursun, yaralanirsin ne biliim karsindaki adam senden kuvvetlidir, olursun. o arkadasin seni korur, yardim eder. baskasi en ufak riski bile alamazken, o alir. o yuzden de baskasi degil, yanindaki o'dur. cunku korumazsa, yine olursun. ve bir canin vardir. o'nun sayesinde hayatta kalma sansin daha yuksektir. kaldi ki bugun o seni korur, yarin sen onu. elbette ikiniz de hayatta kalirsaniz. belki bir zaman gelir; sen veya o birbirinizi korumakta tereddut edersiniz. bir anda olmaz. artik savasci olmayan zamanla kendini belli eder. birakiyorum diyemezsin, neden biliyor musunuz? kahramanlik hikayelerinden kimse kolay kolay vazgecemez. hala savasci olanin olayi kabullenmesi, sezmesi gerekir. en azindan arkasinda biri olmayacagini bilmesi, birinin oldugunu zannetmesinden daha iyiydir.   

simdiki hayat, tek kursunda isi bitiriyor ama sunu sormaktan kimseye zarar gelmez. hanginiz kendinizi boyle bir savas alaninda dusunebiliyor? hadi kendinizi dusundunuz etrafinizdaki dostlarinizin kaciyla beraber bu tur bir savasa giderdiniz? 
#ragnar

zor soru. 

gittim.
serhan.

21 Ekim 2014 Salı

ziya-uyanis (1)

selam gencler,

size ziya'dan bahsedecegim. ziya gercekten cok salak bir adam ama bu hikaye ziya'nin salakligi ile direkt ilgili degil. bu arada ziya niye salak? cunku hayati boyunca ayni hatalari defalarca yapiyor. ayni hatalarin defalarca yapilmasi, insanin salak olmasinin kanitidir. her neyse loser kahramanimiz ziya pek iyiliksever. soyle ki; nerede var yangin orada ziya, nerede var ihtiyac, orada ziya. yalniz ufak bir sorun var, ziya ne zaman bir iyilik yapsa, bu yaptigi iyilik, kendisine iki kotu melanet olarak geri donuyor. anlayacaginiz ziya, hem salak hemi de lanetli gibi bir mahluk. aslinda ziya bu durumu tee cocuklugunda fark ediyor. insanlardan uzaklasayim bari, tek basima oynayayim diyor, ziya lakin bu sefer de ziya'nin salakliginin yanina bir de asosyallik sifati ekleniyor. doktora dahi goturuyorlar. ziya durumu anlatiyor ama kimse inanmiyor ziya'ya. yalniz bu iyilik yap, kotuluk bul mevzusu ve ziya'nin hatalarini tekrar etme hastaligi ile birlesince ortaya onlenemez bir gecen yillar ve ziya cokus egrisi cikariyor. eeveet hikaye burada biraz pislesiyor cunku ziya'yi, kotuluk yaptiginda ise iki kati iyilik bekliyor. nihahah.

gelelim ziya bu duruma ne zaman uyaniyor kismina. ziya yuzmeyi cok seviyor. suya giriyor, cikmiyor, kucukcuk cigerleri ile herkesin sasirdigi derinliklere dalabiliyor. o yuzden ziya'yi teknelerin tonozlarina daldiriyorlar. oralari yosunlu ve karanlik, kimse dalmak istemiyor. zaten ziya bunu sevdigi icin yapiyor yani dolayli yoldan bir iyilik oldugu zaman bu kotuluk oklari ziya'ya gelmiyor. biraz karisik oldu. derken ziya'nin hic sevmedigi bir adam geliyor. tonoza sen daliyormussun diyor ziya'ya. ziya da evet ama senin tonozuna dalmam diyor. sonra iyi peki diyor ve daliyor. sonrasinin aksaminda firtina cikiyor ve ziya'nin babasinin teknesi kiyilara vurup parcalaniyor. tekne tekrar yapildigi sene bu sefer dumeni kilitleniyor ziya bir baska tekneye carpiyor. suclu ziya. ayni sene ziya sunnet oluyor. ziya'nin futbol oynamasi yasak ama onsuz takim nal topluyor. israrlara dayanamayan ziya oyuna giriyor, muthis oynuyor, ama pipisine top gelen ziya, kanlar icersinde hastaneye goturuluyor. yine dikis, ondan tam iki gun sonra ziya disari cikiyor ve sahilde yuruyor. ilk deneme derken paat ziya yerde. sahilden yaklasik 30 metre uzak ve 3 metre telleri olan etrafi agaclarla kapli sahadan top tekrar ziya'nin alete geliyor. sergen vursa olmaz, o denli. boyle sansin taa amk diyor ziya. ziya, mevzu bahis alet olunca onu korumaya almaya karar veriyor ve top mop oynamiyorum lan diyor. havadan ucak gelse seyini tutuyor. ziya o konuda hala takintili. 

sonra ziya dusunmeye basliyor ulan diyor, gecen bunyamin bogluyordu besili olmasina ragmen onu kurtardik, sora yelken diregi kafama carpti ben bogluyordum. sonra firtina cikti yine bogluyordum diyor. derken boyle bir suru ornek buluyor. mahallede ilker'i tam ari sokarken ariyi olduren ziya'yi, o ara bircok kere ari sokuyor. ziya'ya babasi karne hediyesi aliyor, bir bmx. ziya hareketli bir cocuk, acayip bisiklete biniyor. ve bisiklet konusunda cok pis, boyle insanlarin yanina yaklasip, elindeki agac dalini yandaki bisikletin jantlarina sokacak kadar it. bmx yarislarinda yarisan diger elemana tekme atacak kadar deli. ziya bmx ustunde tam bir ruh hastasi. 

ziya bisikletten yillarca felaket sekillerde dusuyor, ama tek bir yeri kirilmiyor, incinmiyor. bi halt olmuyor.

devam edecek...

copyright by SERHAN.

10 Ekim 2014 Cuma

sut molasi

selam selam, 

saat sabahin 5inde bana yazi yazdiran sey(ler) oldu. az once yatakta ki o aslinda bir koltuk, yatis seklime dikkat ettim. dizlerini midesine cekmis, bu dunyadan saklanan cocuk gibi uyuyordum. e zaten benim cocukken de boyle uyudugum vakitler olur, kalkip dolasirdim. anneannem ne dolasiyorsun cocugum dediginde, su icmeye kalktim derdim. sonra iste aklima ne geliyorsa anlatirdim, o da bana sut verirdi. sut hic sevmezdim ama yataga geri donmemek icin o sutu yavas yavas icerdim. simdi de kalktim kola iciyorum, kolakoligim ben. 

bazen birilerine guvenmek istersin, kendinden baskasini bulamazsin. o zaman; herkesin bir yamugunu yakalayacak kadar uzun yasamisim... demek ki derim. kendimin yok mu? ohooo gani. ama inanin bilerek degil. hepsi bilmeyerek olmustur, cogu da zaten bana patlamistir. ne haltsa magduru oynamaya gerek yok. guvendigimiz daglara kar yagar. neden biliyor musunuz? hava ilk yukseklerde bozar cunku. bazi atalarimiz da ne salakmis? diyesim geliyor. karin gidip sifir rakima yagacak hali yok ki, elbette daga yagicak. neyse kar mar derken, bu sene kis olur mu acaba? gecen kis usumustuk biz. yoruldugum uc-bes sey varsa biri de kendimi tanitmaktir. kendini tanitmak ne kadar sacma? karsindaki seni tanimak istiyor ise tanir, ekstra caba niye? kendin ol, yeter. mal bu. aha ben boyleyim de cekil, hep boyleydim hatta de. bazi sevgiler neden uzun surer biliyor musunuz? cunku zaman gecirmezdir onlar. zamana karsi ustlerinde zirhlari vardir. zaman ustlerinden kayar gider. picasso'nun bir tablosu vardir, butun saatler oludur, calismaz. the persistance of memory. tam olarak dedigim olay bu. konu o ise; saatler islemez cunku oyle kabul etmistir insanlar birbirlerini. yapacagim dedigi zaman, bilirsin ki takaati yoktur, ister ama yapamaz. gelecegim der, kalkamaz o salak (ben) zamaninda. birbirini kandirarak, kimse yol alamaz. hatta bu karsilikli bir kandirma ise saat geri bile gider. var olan sevgi daha geriye gider. kimse kendini suslemese ya. veya suslesin de kararinda suslesin. ne yazacagimi bilmiyorum daha fazla. bazen seversin iste, olur kendiliginden. cok fazla olmaz bu dedigimden, az olur ama gecmez. cikarayim kalbimden atayim dersin, bi bakmissin bu satirlari okuyorsun. bazen iyi odugunu bilmek yeter, bazen fazlasini istersin. bu ikinci bazen, tekrar bakimindan donem donem abartir, cogunlukla halini alir. iste o zaman aksiyon almamak icin bayagi bir zorlanirsin. 

gecen bir kopek gordum, mutsuzdu. sahibi mutsuzdu cunku. sahibi mutsuz yapmisti, suclu sahibi idi. yaslanmisti da. kuvvetle muhtemel, tum zamani boyle gecirmisti. kopegin yapacak belki bir seyi yoktu ama sizin hala bir sansiniz olabilir. charles bukowski sevdigim bir yazardir. onun gibi, kadin ve alkol hayatta bir cok -ben tipli- herifin aklindadir. ama su da var; fazla alkol varsa, az kadin vardir. az' burada kadin sayisini temsil edecek diye bir kaide yok, dostlarim. diyecegim sudur ki hemcinslerim, sisenin dibine vuralim vurmasina da, arada es vermeyi unutmayalim. 

yasasin mutsuz ulkenin, mutlu olmaya calisan insanlari. ben ne yaptim simdi? anneannem yerine sizi koydum, sut de yazi oldu iste. donup imla hatasi varsa, duzeltmeyecegim. birakayim bu sefer de daginik kalsin.

iyi sabahlar,

serhan.

not: dondum ve hizlica imla hatalarini duzelttim. cunku bu ben'im.