25 Kasım 2010 Perşembe

elektrikli perdeler

hey,

bugun, gordum de elektrikli perdeleri cok sevdim. ama cabuk bozuluyorlarmis, zaten bir sey elektrikli ise hep boyle soylerler; "cabuk bozuluyor onlar.." belki dogrudur ama olsun ben yine de elektrikli perdeleri seviyorum. ileride de; imkanim olursa evime taktiririm. simdi de taktiririm, ne ki? atla deve degil.. lakin alakasiz olur. elektrikli perde olan evde, ne bileyim; bilardo masasi, bar, sinemadan biraz! kucuk televizyon, jakuzi de olur bak.. bu tarz aksesuarlarin olmasi lazimmis gibi geliyor bana. enteresan kucuk bir ayrinti belki ama bu saydiklarim olmazsa "elektrikli perde" de ol(a)maz sanki. yok, bence kesin oyle. simdi, benim memur evinde olmaz o. ne bileyim? olsa bile kaderi kuvvetle muhtemel su sekilde olur;

bir parti sabahi bizim elektrikli perde, stabil bir pozisyonda durmaz, duramaz. iki elimle duzeltmeye calissam da  nafile, isi bitmistir ve ben icimden; "oglum, senin neyine lan elektrikli perde? salak herif.." derim. kisa bir arastirmanin ardindan, hmm belli ki; elle zorlanmis, cekistirilmis israrla.. zorlayan da hakli, elektrikli perdenin bu evde ne isi var? diye dusunmus olmali.. diye aklimdan gecirir, o perdeyi oraya takan ki; ben! kisiyi suclu bulurum..

-evli mi?
-evet.
-tuh..
-^o).. ( bozulmus-eksimis yuz sekli ifadesi.)

aklimdayken; aklimda tabi, soru mu? benim kalbim de gecen gun kirilmis, mesguldum tam anlamadiydim. eve geldim, atiyordu ama bir garipti, dinledim; evet kirilmisti. sonra dusundum; "ee o kalbi, ayakta tutacak imkanlardan yoksun oyle kucaga birakirsan, kirilmasi da gayet dogaldir.." dedim. tipki yukaridaki pragrafta anlattigim; evimdeki, elektrikli perdenin potansiyel olarak basina gelebilecekler gibi, suclu; yine bendim. oyle karar verdim.

insanlara, zaman etiket yapistirir. bizim sektorde; "labelling" derler ama insana degil. nedendir? bugune kadar basardiklarin, basaramadiklarin, sosyal hayatin, is hayatin vs. iste bu etikette yazar. iki saniye bakar, anlarsin. kimse neden boyle olmus ki? sorusunu sormaya ugrasmaz. sorsa da, cevap olarak daha kotuleri ornek verilir ve etiketin sahibine uygun oldugu konusunda cogunluk hemfikirdir, konu kapanir. diger azinlik ise, sonradan cogunluga uyar, kuraldir. aileniz bile, sizden; o zamana kadar ummadigi bir hareket gorunce,


-kendine gel, cabuk.. diyebilirler.

aslinda bu durumda, kendilerine gelmeleri gereken onlardir. ummak niye ki? bireyin, yavas yavas kendi karakteri olusmustur ve hayati az cok sorgulamistir. bu sebeplerden dolayi da; kisinin olaylara bakis acisi ailesinin arzu ettiginden farkli olabilir, gayet dogaldir. ailelerin, buradaki serzenisini pek hakli bulmam. cevre icin de bu boyledir.. en sonunda olan olur;

cevre ile de, aile ile de yollariniz ayrilmaya baslar..
tek basinasinizdir, etiketsiz..

iyi sabahlar.

serhan.

21 Kasım 2010 Pazar

dusunce hamali

selam,

kendime bir isim buldum. merhaba, ben; "dusunce hamali.." cok memnun oldum. irdeleyelim bakalim; niye hamal? oyle ki; hamallar en nihayetinde kuvvetli, dayanikli kisilerden secilir. isveren ister ki; sectigi hamal uc kisilik is yapsin. eger memnun kalinirsa, o hamal ayni kahveden ertesi gun, ayni isveren tarafindan tekrar cagrilir. bunu hamal da bilir. peki, hamal sigortali bir isi olsun istemez mi? her gun duzenli isine gitsin gelsin, evine ekmek gotursun. ister ama insanin her istedigi olmaz hele hamalinki cok zor. eger olacak bir sey var ise; o da daha kotusunun olmasidir. genelde su olur; hamalin, yillarca mal tasimaktan ya omuriligi zedelenir ya da dizleri iflas eder veya benzer bir fiziksel engel ortaya cikar. hamalimiz, aldirmaz devam eder cunku etmek zorundadir, o hamaldir iste. oyle bilinir, oyle gorunur ve sadece o isi bilir. allah'in hamali.. bosuna demezler. zamanla gucten duser, agrisi sizisi mimiklerinden goze carpar. onu hep "ilk" secen isveren, artik; ikinci sonra ucuncu daha sonra dorduncu bazen de "gecmisin hatirina" secer olmustur. en son olarak da, bizim hamali gormezden gelir ve onu secmez, isveren ve o kapi da kapanir. isveren de belki isi vermek ister ama, her oyunun bir kurali oldugu gibi, bu oyunun da kurallari vardir. basittir; saglam olan isi alir. ilk secilmedigi gun, hamal dusunur; duzgun bir is hayali kurdugu gunleri hatirlar, hatta aklindan o iyi niyetli isverenin yaninda calismak bile gecirmistir. sacma gelir, sonra; onu bunu siktir et de, ben simdi ne bok yiyecegim? der..

babam, beni hafta sonlari sirkete gotururdu. o zaman kamyonla bes, on ton plastik hammadde kapiya gelir. biz de bunlari bosaltir sonra da istif ederdik. babam yapma oglum, sakatlayacaksin kendini dese de aldirmazdim. hadi beyler, 17-18 yasindayken  kocaman adamalara; "mali indirelim, durumler benden.." derdim. is bitince, soz verdigim gibi; kamyonun ustunde, pederin elemanlariyla durumleri gotururdum. tam onumuzde bekleyen servislere binen kot fabrikasindada calisan bayrampasa kizlarina; yaz aylarinda ustumu cikartir, yeni yeni sekillenmeye baslamis vucudumu gosterirdim, mal tasirken siserdi vucut. bakarlardi  kizlar, patron cocugu oldugumu bilmezlerdi. bilseler bakmazlardi zaten. kamyonu illaki de ben yanastirirdim, boyle patron cocugu olmazdi, supheleri yoktu. musterilerin de cocuklari gelirdi, benim yuzumden firca yerlerdi. bak sunepe herif, "elalemin oglu nasil calsiyor?" diye.. duyardim :/ halbuki babam bana yap demiyordu ki!?! aksam disari cikarken baba para veririr misin? dedigimde; al cebimden derdi. millet, babasinin cebinden kac para yuruttugunu anlatirdi, ben ise sadece alirdim! insanin dusunce tarzi bu yaslarda oturur, ilerleyen yillarda her sey bu denli eglenceli olamadi gerci. ama o terbiyeyi, hazi almistim ben. ayrica bir erkek icin; iyi bir vucut sartti, onu da ogrenmistim :/

niye dusunce? oyle zamanlarim oldu ki; cok defa cikmazda hissetim gelecegimi, ailemi. bu sefer olmayacak, imkansiz dedim,  gecelerce dusundum, "a plani, b plani, c plani" hep dusundum, hep sonuc aradim. yarim kalanlari nasil tamamlarim diye? vee gun geldi, her sey; bir anda, hic gucum yokken, hic hazir degilken benim ustume kaldi. kimse bilmiyordu, neler olup bitigini? anlatsam ne olacakti ki zaten? acikcasi kimse de dinlemeye pek merakli degildi. dusunmeye koyuldum tekrar, gunlerce. sahi ya; "dusunce hamali"ydim ben iste. yukledim dusunceleri beynime, uc kisinin dusunecegini tek basima dusunmem gerekiyordu. bir plan cizdim, icinde bulundugumuz ortamdan cikmak, egitimimi halletmek ve gayet tabi de iyi bir is idi, plan kabaca. detaylarini gunlerce planladim. bazilarinin soyledikleri agrima gitse de, caktirmadim ama yazdim bir kenara elbet cevabini veririm.

sozum sozdu lan; ben, o pantolunun cebinden para yurtmeyen, sadece al denildigi icin alan.. babasinin guvendigi cocuktum. simdi aldiklarimi yerine koyma zamani gelmisti. iste benim dusunce hamalligim bu yuzdendir, unutmam pek. kotu zamanlarimda, yardim edenler de oldu, borc verenler de. ee limit en nihayetinde doldu. lakin biliyordum, beni artik gormeyecekleri zaman yaklasiyordu, bekliyordum. cok gec olmadan, arkadas-akraba kostumlu insanlarin az varoldugu ortamdan, hic olmadigi bir yere geldim. ilk paragraftaki bahsi gecen, isverenin vazgectigi hamal gibiydim ayni..sadece; ne bok yiyecegim lan ben simdi? dememeye calsiyordum, en azindan bagirarak! cozmem gereken problemlerin ustune, yenileri de ekleniyordu. evet, allah'in dusunce hamali.. coz bakalim diyorlardi sanki.. bunu da coz.. bunu da.. erken olmasina ragmen agrilar, sizilar mimiklerimden anlasilir olmustu.. zaman, benden daha hizliydi ve bu hic iyiye isaret degildi..

bazen caresiz kaldigimi hisediyorum ama, "az bir yolum kaldi.." diyerek kendimi telkin ediyorum.. dayanirsam ne ala.. aksini inanin hic bilmiyorum..

iyi sabahlar.

serhan.

not: sert kapanan kapilari hic sevmem..

17 Kasım 2010 Çarşamba

durust sero ve kitabi

hey selam,

tamam; 'hey' senin ama bu seferlik kullandim, aslinda kullanmayi ozledim demeliyim, naber? ya sizler, sevgili okurlarim nasilsiniz? aa 72 tane izleyicim olmus filan diye havalan(a)mayacagim cunku nasil oldugunuzu biliyorum. sizi, ben yarattim. isterseniz anlatayim? laan olmm!??! ben, eskiden bu kadar durust biri degildim, isigi gordukce durustlesiyor muyum, ne oluyorsa artik. anlamadim :/ tamam, simdi hepiniz koltugunuza yaslanin demiyorum cunku her biriniz koltukta oturmayabilirsiniz degil mi sevgili okurlarim? evet, ben aslinda bu kadar da iyi niyetli biri degildim ama iste; yine yasla alakali olsa gerek, bir terslik mevcut bende yoksa arkaniza yaslanacaksaniz diye dusseniz; pis pis gulerim hani. sanirim 59 yasimda da (50 yazacaktim, kucukten bir buyuk "dolma" parmagim dokuza basiverdi, silmedim.) ettigim her halta tovbe edip, beni taniyanlarin saskin bakislari arasinda hacca da gidebilirim, belli olmaz. neyse kolukta oturanlar yaslansin, digerleri yaslanmayiversin artik yapacak bir sey yok. duyuyorum duyuyorum; allah belani versin be adam.. amma da uzattin amk? anlatacaksan anlat.. dediginizi. sabirsiz seyler sizi. birinci kural; yeni bir konu anlatilirken ikinci pragrafa gecilir, tamam mi? valla lan ikinci paragrafta anlatacagim, ne olur okumaya devam edin; ben ettim, siz etmeyin :/

yazi yazmasini bloglar populer once olmadan da severdim. yayinlamadigim irili ufakli denemelerim mevcuttur lakin konu bu degil simdi. bir gun, vatandasin teki beni ekledi, aha dedim. yasasin yeni bir okuyucum daha oldu, bu denli de salagim, iyi mi? daha sonra hangi bloga baksam adamin resmini gordum. derken takipci sayisina baktim henuz dogru duzgun bir bok yazmamasina ragmen; ikiyuz eeeellliii takipcisi olmustu. hassiktir lan dedim, nasil olur bu? yazdiklarini okudum. ehh iste, oyle cok da begenmedim, biraz reklam gibi geldi bana, sahsi fikrim. daha sonra uye oldugu bloglara baktim. oha dedim, adam gordugu her bloga uye olmustu. benim de cok okuyucu hakkimdi. madem isler boyle yuruyordu, ben de bu sekilde yapacaktim. bu herif nerelere uye ise ben de oralara uye olmaliydim ki; benim de takipcilerim, popim (popularite, twitter'da takribi 16 yasinda bir kiz cocugundan kaptim, nasil kelime ama ?:/ popi ne evladim? allah carpar bak..) artsin. lakin olay tahmin ettigimden de genis capli ve mesakatli bir is cikti. "unlemli b" harfine ancak iki gunde gelebilmistim. ayrica her onume gelen blogu eklemedim, ornegin; kadin moda yazilari, cocuklara dair bloglar, annelik bloglari ve hatta bilezik yapip satan kiz cocugunun blogunu da ekleyemedim, elim gitmedi, olmadi! eyvallah hepimiz her takip ediyor gorundugumuz blogu, takip etmiyoruz da her seyin biri siniri var. ben, bakiyorum; asina oldugum kisiler nereleri takip ediyor? ee iyi uyarsa, ilginc ise o zaman ben de takip ediyorum, geri donusu olursa belki bir okuyucu daha kazaniyorum. bu konuyu, aha bu paragrafta biterecegim; cogunlugunuz, ben sizleri takip ediyorum diye beni takip etmektesiniz bunu biliyorum, belki hicbir yazimi dahi okumadiniz, tabelada adiniz var sadece, iste bu sebepten dolayidir ki; yasasin 72 okuyucum olmus deyip, pek de sevinemiyorum. sanirim, yavas yavas kendimi kandirmayi da birakiyorum. bu yeni yasam seklinde her sey; nasil tarif etsem? koseli, keskin..

evet, ben yazi yazmasini seviyorum. yazilarimi begenmeyenler, hatta igrenc bulanlar da olabilir. neyse iste o zaman, size kotu bir haberim var; ben bi bok yedim, kitap yazdim. dizustu debiyati olusumuna yazanlari kiskandim da yazdim degil. valahi, cok once yazmaya basladigim bir seydi. simdi, millet demesin, onlardan gordu de bak sdsfsfds diye. hem bakalim, kim basacak bizim kitabi? oyle biri gorunurde var mi ki? yok gibi :/ kitaba donelim, tam uc senedir, kaplumbaga hizi ile yazdigim, gunluk kivaminda komik sayilabile.. bir dakika kim sayacak ki? bence komik, benden baska kimse okumadigina gore oy birligi ile karar verildi; kitap, komik :/ dikkatim dagiliyor, heyecan sey ettim galiba. neyse icerik su; uc sene once hayatim bok gibiydi de, elbet hepinizin bildigini bir 'loser' vardir, heh; o kisiyi gozunuzun onune getirin ve simdi uc ile carpin, hah simdi elde ettiginiz o, ben oldum. uyari: su "oben" ismini evladiniza koymayin, vallahi ukala olur, okul hayati zindan olur, doverler hep. siz de cok cekersiniz, isim abasi/anasi olarak. neyse simdi de loserim ben. sadece ucle carpilmis kadar, eskisi kadar buyuk bir 'loser' degilim, o kadar. hah bu gecen zaman zarfinda; ne degisti, ne oldu bitti de ben duz, ucle carpilmamis bir loser oldum? sizler icin, ibretlik basari! hikayemi kaleme aldim ehuehe pek tabiki de  kendimle dalga gecerek. yalniz bir sorun var; kitabi yazmasina yazdik da kimsenin isimlerini degistirmedik. soyle bir dusundum de o isimler degismezse, benim zaten pek tikirinda olmayan islerim iyice! sarpa sarabilir, en iyi ihtimal. en kotu ihtimalde, kim-vurduya giderim :S kotu adamlar filan da var oglum kitapta, oyle iste.

bu arada, butun kitap ki daha bitmedi, (sona geliyorum) turkce karakter olmadan yazildi. bir kisi var benim icin turkce karakterde yazilanlari toparlayabilecegini soyledi hatta ciddi ciddi yapmak istiyor; lakin kitabin icinde kendisinden cok fazla bahsediyorum, o da biliyor bunu. ama bilemiyorum haydar, bilemiyorum necati.. daha karar veremedim. akliniza gelen soruyu da sorayim, peki ne bok yemeye turkce karakter olmadan yazdim, di mi ama? oncelikle turkce klavyem yoktu burada, onceleri duzeltirim filan dediysem de,geriye donmek hosuma gitmedi, her dondugumde daha da geriye donuyor; "olmadi lan bu, bi zikime benzemedi, sokarim kitabina." deyip, yazmayi birakiyordum, icimdeki "bi zikime benzemedi mi harbiden?" hissi beni yordu. derken, geriye donmeme karari aldim, elimden geldigi kadar iste. hatta yazdigim sayfalari oyle cok dikatli okumadim bile. bukowski'nin "women" romanindaki ana karakter yazar; chianski gibi umarim ben de sayfalari dikkatlice okudugumda, cok fazla degisiklige gitmek zorunda kalmam. gerci acelem yok, yaza yetisse cillop olur.

bu arada, cok fazla isim var ve ben acayip tembelim, hic bir halti vaktinde bitiremiyorum. unutmadan, hepinizin bayramini kutlarim. hatta kutlayayim, bayraminiz kutlu olsun.. bizim burada bayram kutlanmiyor da; 20 sene kadar once, bu hafta aslinda tam bir tarihi var; 18'i sanirim, Letonya yanlislikla kurtulmus. biraksan bu halk, savasip memleketini filan kurtaramaz, o denli :/ SSCB parcalandi ya doksanlar zamaninda; iste o kaosta, bunlar da "bala-gote" bagimsizliklarini ilan etmisler. ortalikta bir kac kahramanlik hikayesi dolasiyor ama, bence isin ozu; bal-got :/ ha niye size soyledim bunu? yarindan sonra bize de tatil, ondan. havai fisek gosterisi var off acayip bir gosteri, zannedersin ki; baskent riga yaniyor. bizim memlekette zenginlerin dugununde yeminle daha fazla havai fisek atiliyor lan, nee? gittik biliyoruz. ilk geldigim sene gordum sasirdiydim, sonraki sene ise benim de corbada tuzum olsun diye; kiz kovalayan, catapat filan patlatacaktim da sittir et dedim. haa oyle durumda polis gelir, vay yabanci anaa hemi de turk; etrafi kirletiyorsun, al sana 90 TL degerinde bir ceza makbuzu der, gider. hadi lan dallama.. desen de bu cezayi odemezsen oturma iznini vermezler. ciddi cogunlugu hastalikli oglum bu leton halkinin, diger yarisi da rus zaten..

gittim ben. gorusuruz.

serhan.

8 Kasım 2010 Pazartesi

dogum gunum

merhaba,

dogum gunum bes kasim idi benim, bir hafta oncesinden gerekli onemleri alip, facebok'taki dogum tarihimi kaldirmistim. her sey gayet iyi idi, boylece kimsenin haberi olmayacakti. ben de bir cogu yapay olacak olan dogum gunu mesajlarina karsilik vermeyecektim. hem insanlara bosu bosuna kulfet; ne yazsam lan bu herife simdi ?diye dusunecek bir suru kisi, gerek yok. oyle ki, ne yazacak lan ilkokuldan, sittin sene once gordugum sahis bana? klasik iyi dilekler iste, rutin. eyvallah da ben, rutin seyleri sevmem iste.

neyse 4 kasim aksami, zevcemle kanepede uzanmis film seyrediyorduk. film de; sevgili ile seyredebilecek cinsten, "eat, pray, love.." adli, bok gibi bir julia roberts filmi, ginayi coktan getirmis, ayni mimikler.. italyan kulturu ve erkekleri, italyanca konusmalar; bir yandan da "bak, oynatma ellerini komsu.." dedirtiyor size:)) her ne haltsa baktim, saat 12'yi gecmis. bir turk erkegi olan bizler ne kadar agir takilirsak takilalim, dogum gununde saat 12'yi gectigi zaman bir atraksiyon beklentisi icine gireriz. bu, bunyenin salgiladigi bir cesit hormon olsa gerek . tam karsimda da mikrodalganin saati var; bes gecti, on gecti.. ben bakmiyorum zevceye. en sonunda baktim; "sii, bugun benim dogum gunum. sizin tanri'nin oglunun yasina geldim, 33 hani.. "dedim. zevce, yine uyumustu. yuhh amk dedim, bari bugun uyumasaydin.. icimden.. neyse, happy birthday filan, sagol dedim ben de. az biraz bozuguz tabi de caktirmiyoruz iste.

bizim turk kizlari, o konuda duyarlidir bak. dogum gununde saat, 12'yi gectimiydi erkeklerine illa ki bir supriz yaparlar, olmadi eti browni'nin ustune bir mum koyarlar. diger gunler, agziniza itinayla sicarlar ama, bu 12 olayini hayatta atlamazlar. neyse sittir et. zevce uyudu, ben internete baktim, soktugumun filmini de hemen kapattim zaten. derken annem aradi yarim gibi filan. "ana gibi yar olmaz.." pek delikanli bir ata soylemis bunu. babam zaten 4 kasim gunu, kutlamisti. bir turlu ogrenemedi adam 4 mu, bes mi? halbuki mantiken ben 5'imdir. tanisaniz evet, sen bessin kesin dersiniz.. kelimlerle ifadesi guc.

sonra facebook duvarima, ivaylo adli insan arkadasim ki benim hayvan arkadasarim da var lakin onlarin okuma yazmalari, dolayislla fb'lari da yok; dogum gunum ile ilgili bir seyler yazmis. bunu goren kisiler de sag olsunlar tebrik mesajlari yollamislar. zevcem de bana iki adet kitap almis. evet kitap. bir de guzel dogum gunu karti. bu dandik yerde dogum gunu karti almak cok onemli. neyse, dokunakli da yazi var icinde. aramiz cok cok iyi degil bu aralar cunku ama yazi ciddi iyi. bu arada yanlis anlasilmak istemem, kitap almis dediysem; ben kitap okumasini pek severim. sevdigim tarzi da bildiginden, gayet hos bir hediye oldu benim icin. "kitap en iyi dosttur.." sozune inananlar tayfasindanim da. bu arada eski nisanlim da aradi, actim konustuk. olan, biteni sordum, ben merkezli konusmak yerine, o merkezli konusmayi tercih ettim. oyle ki; arada dogum gunumu bile zor kutlayabildi. yasadiklari tipki tahmin ettigim gibiymis lan, uzuldum. sanssiz kizdir zaten.

neyse, aksama parti vermeye karar verdik, burada kimler varsa yakin, cagirdik. yaklasik onbes kisi geldi. fena olmayan bir gece gecirdik. vee inanir misiniz? tam tamina uc tane akrabam bana mesaj atti. bir iki uc, bizi yenmek guc gibi.. uc akraba ne demek usta? olduca yuksek bir rakam, hepsine tesekkur ederim :/ butun yemekleri zevcem yapti, alisverisi ise arkadasimla beraber yaptilar. ben de spora gittim :) ne sporu lan manyak misin? demeyin. sonra gece panik atak filan tutar da, milletin parti hevesi kursaginda kalir diye yapilmis bir eylemdi. gece jack daniel's ictim ve klasik al pacino'nun, kadin kokusu'ndaki jack'e; john daniel's dedigi sahneyi anlattim. kimse de bilmiyormus, iyi mi? ohaa dedim.. icimden, nasil bilmez lan insan evladi o repligi? salak misiniz? allah bela.. :/ demedim lan.. bana ne de; dilimin ucuna geldi hani :/

sonra facebook status'ume de "komik bir yazi yazdim, tesekkuru bir borc bilirim ile biten.. sonunda da mesaj olaraktan ekledim; borcu da iyi bilirim.." diye. alacalaklilar endiselenmesin hesabi.. gelelim hayal kirikligima; simdi bazi insanlari diger bazi insanlarla ayni kefeye koymayiz degil mi? ben koymam sahsen. onun dogum gunu olsa; telefonum enternasyonel aramaya kapali olsa dahi, tipis tipis gider, bir tane telefon kulubesi bulup, ankesorlu telefonu kaldirip; "laan once numarayi mi ceviriyorduk, karti mi sokuyorduk :/"ikileminden sonra olayi cozer ve arardim, kutlama bahanesi ile de, kart bitine kadar konusurdum. ama oyle bir sey olmadi. hayal krikligim, bu kadardir.

iste, okurlar.. bir dogum gunum daha boyle gecti..

hoscakalin.

serhan.

08/11/10

5 Kasım 2010 Cuma

Fenerbahce sevgisi

Selam,

Fenerbahce sevgisini, sorulan bir soru karsisinda veya zor bir gunde sorgulama ihtiyaci hissettiginiz zaman anlarsiniz ki; bu sevginin tarifi hicbir kitapta mevcut degildir. bir arkadasınizi sevmek gibi degil. bir sevgilinin, sevgilisini sevmesi gibi de degil. cok farklidir, bir tutkudur o. cevabı; sadece Fenerbahce olan denklemdir. psikolojinizin dahi susup kaldigi, sadece seyredebildigi; kosulsuz, delice bir sevgidir. Fenerbahce'nin yenildigi bir gun asla ve asla hayattaki en mutlu gununuz olamayacaktir. yeri gelir, Fenerbahce'nin attigi golle yasadiginiz sevinc, derinlenlerden gelen aglama seslerini unuttugunuz belki de yegane zamandir. bazi zamanlar kotu gununuzu tek yasanir kilan, aksama Fenerbahce macina bir biletinizin olmasidir..

Fenerbahce sevgisini kisa bir paragrafta anlatmak istedim.. umarim basarabilmisimdir..

Serhan.

3 Kasım 2010 Çarşamba

basliksiz

selam,

insan, hani bazen komik bir seyler yazmak ister de icten, bu eyleme karsi bir tepki sesi yukselir; "hassiktir lan.." diye;  iste o ses yukseldi demin. tabi bu sesleri herkes duy(a)maz, birazcik anormallik sart. neyse, su anki haleti ruhiyem ile komik yazi vs. hak getire dostlarim. bu yaziyi bile tamamlarsam muhtesem olacak cunku, sik gibi gecen gunler arkasinda; irili ufakli "taslak" adi altinda yazilar birakti ve gitti. cok kafam dolu lan, oyle boyle degil. ee napiyorum, bari onu anlatayim size.


bu aralar, hapis hayatim devam ediyor. her cumlemi, akabinde kurulan takribi dort veya daha fazla cumleyle iyice detayli bir sekilde aciklama durumunda kaliyorum. neden? birader manyak misin? derseniz, aciklayayim; burada, bir sekilde cok merakli insanlar tarafindan etrafim cevrili. inanin, anlatip kurtulmak en kisa yol. diger yollari denedim, gayet uzun ayrica butun gecenizin icine sicabilme ihtimali yuksek. sonucta da.. ne sonucu lan? bir sonuca varamiyorsunuz.. eyvallah, ben; bir sekilde insanlara guven vermiyorum, bunun sebepleri gani. aslinda sahtekar bir adam olmadim hic ama; iste olmamis olaylari, "lan kesin olur bu sefer nasilsa.." deyip, sagda solda cok anlattigimdan sanirim alnimda bir  "test edip, onaylanmistir!" damgasi yok :/ gerci, en durust profilimi cizdigim vakit de; pek bir sey degismiyor, degismedi. gun gelir de; utandiririz oglum boyle dusunenleri.. diye diye geciyor zaman. hatta, bu cumleyi sarf edecegim gunu goremeyecegim diye endislenmeye basladim.. desem yeridir :/ otuzuc oluyorum lan, iyi yas yani. daha dun yirmiki idim. iki rakam yanyana geldi diye, sadece benzerlikten dolayi sectim bu yasi. yoksa 22 denince aklima bi sikim geldigi yok.

gecen; gunlerden spor gunuydu, guc bela yaptim sporu. ben, basik havalardan hoslanmam ki genelde burasi oyledir, spor salonu da bir alisveris merkezinin en ust katinda yer alir, kaldi ki ben alisveris merkezlerinde de pek oyle rahat olmam. uzerenize afiyet, biraz sorunluyum iste. haa yukaridaki paragrafta bahsettigim; guvenilmezligimin ustune, sorunlu adam profilim de vardir. simdi, ikisini iyice karistirin taa ki diger butun iyi huylarim golgelenene kadar, tamam yeter. iste elinizdeki karisik sey; benim. hemen atin elinizden beni.. cabukk cabuk :) pek sevilmez ogul, boyle insanlar.. gercek budur, haa allah'tan bilirim de o yuzden; kimseden pek bir beklentim yoktur. maksimumu, olmadigim raki masasinda uc-bes saniye dusunulmektir. gerisi benim icin ekstraya girer.

spora donelim, eldeki kisi; benim ve spor yapmam gerekiyor. cevrede baska da alternatif yok. salonda gecen zaman esnasinda spor mu yapiyorum, iskence mi goruyorum? tabi orasi muamma. cunku psikolojik olarak rahat degilim. lan madem bu kadar kasiyorsun niye gidiyorsun spora da burada beynimizi zikiyorsun? diye bana cikisabilirsiniz. ben de size cikisirim, etrafimda olaylar genelde bu sekilde cikiyor iste. size gore; "gayet normal/sakaydi olm o.." cumlesini, bazen beynim yanlis algiliyor ya da dogru algiliyorda sinir sistemim bunu gogsunde yumusatamiyor. gordugunuz gibi niyesi, bir onceki cumlede sakli. bu gibi durumlarla insan her yerde karilasabiliyor. sakin olmam icin sebeplerim olmasi gerekiyor. sebeplerim sakin olmama yetmiyor ise bu sefer ertelemeyi deniyorum. eger ertelersem de bir sekilde desarj olmam gerekiyor cunku "amaan bosver, koy gotune diyemiyorum, beceremiyorum.." spor iste burada gerekli oluyor. bi de vucut vs. severim o isleri, bunun da iste gorene bir artisi oluyor ;)

son bir minik paragraf; eger bir gun gelir de uzaklarda yasarsaniz, bilin ki; size en iyi dost, en garip zamanda posta kutunuzda buldugunuz penguen'i ve uykusuz'u gonderen kisilerdir. eyvallah Tunc..

gorusmek uzere..

serhan.

not: tunc, babamdir.. o derece iste..

1 Kasım 2010 Pazartesi

geri iade

hey,

ben, her halde derdimi anlatamiyorum. butun haftasonum; dusunmekle, bu civarda az gozuken yildizlari seyretmekle gecti, biliyor musun? aa evet, tahmin ederim.. demistin. ustune ustluk de "mutluyum ben, mutlu" maskesi de rahatsiz edici bir sekilde suratimdaydi. cok cok sonrasinda gelen; "bilerek irtibata gecmedim aslinda.." cumlesi karsinda uc bes saniye durup, iyimis.. yazabildim. proje toplantisina giderken, bu degisken davranislara sebep aradim. yeteri kadar da buldum, sen de haklisin, peki ya ben? kimseden bir beklentim yok. aa dur yalan soyledim; beklentim oldugu zamanlarda goremedigimden; ben o isi coktan biraktim.. tam olarak bu.

alkol adami sakinlestirir, yeri geldiginde iyi de gelir. icinde olanlari anlatirsin, savunma mekanizmani indirirsin iste. bizim kulturde; " hadi gel, bu gece efkar dagitalim.." derler. ben efkar dagitmayi cok severim, bilirsin. anlattiklarin daha acik olur, icinden geldigini konusursun. iyidir kisaca. ben bu halimi cok severim sonrasinda pismanoldugum zamanlar olsa da bunun sebebi, "karsidaki kisi yanlis mi anladi acaba?" sorusudur. bu olay karsidaki kisiye gore degisir zaten. pismanlik ve sen ayni cumlede, benim icin hic varolmadiniz, olacaginizi da sanmam. bu kadar acik ve net. "ucuzlastirmak!?" kelimesini, bu hislerle ki ayni zamanda benim hislerim bunlar; hic bagdastirmadim, aklima dahi gelmedigi gibi, bir duygu durumunu ucuz gormek, imajim kotu olsa da hicbir zaman tarzim olmamistir. insanlarin yerine karar verme sizin tuylu burcun ozelligidir, bilirim. sonunda benim adima karar verip, ustune bir de cevap verdin; "ve ben, bu durumdan ben hic hoslanmiyorum.." uyari ve tehdit iceren olumsuz bir seydi iste. evden ciktim, gidene kadar kulagimda cinladi, tehdit hic sevmem. her cinladiginda daha da sinirlendim. sonra bir an durdum ve aniden bosverdim, neden mi? cunku, senden haber alamadigim gecen gunlere/gecelere partnerlik yapabilecek bir cumle hic degildi. hem de hic.

icinde bulundugun durumun zorlugu hakkinda az cok fikrim var. bu durum cok sinirdir, ee dersin benim hayatim bu. 'benim hayatim'i dedirten egon; "sana gercekten deger veren insanlarla 'umrumda degilsiniz' edasi ile konusma gucunu de verir.." kotu haber su ki; sonrasinda geri alir. gunu/olani-biteni sari dolmusta muhakeme ettiginde; "hatali bir sekilde davranmis olabilirim veya yanlis mi anladim acaba?" seklinde bir dusunce kalibiyla karsilasiyorsan iste bu egonun geri iadesidir.

eyvallah.

01/11/10

serhan