30 Ağustos 2010 Pazartesi

rahat olun..

selam,


ne zaman geldim ki memlekete ben? su gibi akip, gitmis gunler. napalim, tekrar uc oda, bir salon ulkemden "tek oda" kuzey ulkesine gidis gunlerim yaklasti. zaten ev doldu, ahali geldi, fazlalik hissi pek ziyade limitlerde. soyle; geldigim gunden bugune, burada gecirdigim zamani muhakeme edeyim dedim. bu sene, ne boka bozulmusum, neleri sorun etmisim, gorelim/gorun bakalim dedim. allah'in manyagi miyim neyim be? biktim lan kendimden. sag tarafim yaz diyor, oburu (sol) uyu diyor. oburune uyduk; citten atlayan kucukbas hayvanlari saydim, 10bin oldu herhalde. sonlara dogru; o cit oldu mu sana beygir? kucukbaslar oldu mu sana birer damien walters? her turlu numara var, komik de pezoslar, nasil uyunur ki? sag tarafim, kalk lan dedi, iyi dedik. kim bilir kac saat harcayacagim olm bu yaziya? neyse, gcen zamanlarin degerlendirmesini buraya sey ettireyim de blogumu takip eden insanlar da gorsun. simdi ben, istanbul'a temmuzun biri gibi geldim. iste gunler geldi gecti. 30 agustos zafer bayrami sabahina denk geldik, kutlu olsun bu arada. yolda, arabayla gelirken dahi vermis oldugum kararlar vardi ki; her gelisimde kararlar veririm, cok onemli degil, lakin bu verdigim kararlari pek fazla uygulayamam.

bazen; onem verdigim insanlardan, olmadik yerlerde garip davranislar gorurum. bu gelisimde verdigim kararlar arasinda en belirgini; "hak edene, hak ettigi kadar yakinlik gosterecegim" sablonlu olan idi. beni, bundan uc sene once tek odali ulkeye gitmeden once cok uzduler, sevgili okurlar. ben de uzulmelerimin yansimalari ile elimde olmadan istemediklerimi uzer olduydum. bu gelisimde, ilk denemelerde olmasa bile sonrakilerde icinde bulundugum durumlari, zamaninda cok uzdugum'e anlattim. sanirim gelisimin en hayirli gelismesi bu oldu. her sey; "pek farkli olabilirmis fikrine vardim", diyelim. belki de bu sekilde sonlanmasini istedigim icin konuyu boyle bagladim. hayatimin ona ait olan sayfasina; bir "ayrac" koydum ve tekrar kapattim. 3 sene once baslayan maceramda; elimdeki tek hedefe yardimlara yaklastim ve sonunda elde ettim. insallah akademik kariyerimi ki bu doktoradir, yuksek ihtimal is basvurusu yaptigim, fena olmayan bir firmadaki muhendislik pozisyonu ile beraber surdurecegim, bunu neden yapiyorum? neden bu kadar yoruyorum ki kendimi? zaten yuksek muhendisim ocak ayi itibariyle. cok acik olacagim; birincisi fazlasiyla basariya ihtiyacim var, ikincisi ise; ben (gerekli-gereksiz) cok okurum, okuduklarimi insanlara anlatmak icin ise sohbetleri bile bir sekilde bu okudugum konulara dogru cekerim ve bilmislik taslarim, e biraz bilirim de. madem ki ben bu isi seviyorum, universitede doktor olmaliyim dedim. hayalle baslad tabi de ilk kararim bu idi. derken isin maddi yanini da dusunerek is ile beraber akademik kariyerimi surdurmeleyim diye karar kildim. en azindan bu seneki amacim budur. belli olmaz benim isim.

ulkeme bu geldigimde; yeni seyler ogrendim. mesela eski arkadasliklarin bazilarinin sirf "eski" olduklari icin devam ettiklerini anladim. benim bir suru kotu yanim vardir, saymakla bitmez. ama asla fesat degilimdir, bir sekilde; fesat olabiletesi yuksek olan insanlarin grubuna dahil olup, "profilini sinirli" (restricted) goruntuleyenlerden olmustum. insanlari iyi dinlerim, dinlemem gibi gozukur ama dinlerim. o profili, sinirli gorunteleyenler onun icin; fesat olma ihtimali olanlardi, bunu sahsen bana kendi demisti. ee o zaman? arzu edilen ortak nokta olmaktan cikip, gunler ilerledikce istenmeyen ortak nokta olma yolunda gidisatim vardi ve hislerim beni uyariyordu. elbette ki bu durumu uzuntulu bir sekilde izler olmustum. insanlarin munasebetleri, beni malesef yeni kararlar almaya itiyor ama sevmiyorum iste; cunku daha once de dedigim gibi kararlari uygulamada, cogu zaman zorluk cekiyorum.

kendimi harikulade bir insan olarak tanimlamiyorum. sadece su var; pek eyvallahim yoktur, eskiden belki vardi ama ''mezalim" gunlerinde fiziksel olarak korku potansiyelimi bitirdiler, yok ettiler. suclu, ben degildim, hatta magdurdum. herkes, kendi sorunlari ile bogusuyordu. pehh o da sorun mu lan? desek de herkesin sorunu kendine buyuk idi. birimiz hepimiz, hepimiz.. yaslarini gecmistik. mevzu bahis; ailem, cok sevdiklerim ve onurumun kirintilari ise asla geri adim atmam-atamam. bu sebebten mutevellit; buyuk/kucuk bir suru teranenin icinde bulunmusumdur. arkadaslarimin oldugu bir ortamda hakli da olsam eyvallah diyememis yine bir olay cikartmisimdir. trafikte, yururken, yemek yerken bile etrafi kollar olmusum. dedigim gibi bu sekilde devam eden ben; bazi olaylar yasanirken, yanimda olan insanlarin bir cogunu tedirgin etmisimdir. o yuzden de en ufak bir planima (yemek, tatil, kahve vs.) dahil etigim arkadaslarimi ancak; benim dahil edilmedigim tatil, gezme gibi aktivitelerde gorup, aliniyorum. soyleyecegim lafimi esirgemem de, nereye kadar? onlar da hakli tabi, pek kimse benim gibi birini istemez yaninda, en azindan devamli olarak. haa, bundan sonra mesaji almisimdir, rahat olun..

ben, insanlara ozellikle de arkadaslarima yardim etmeyi severim, hani derler ya cizilmedik bir kulagimizin arkasi kalmis. ecnebi davranislarini/adam kullanma aliskanliklarini iyi bildigim icin, bu konudaki tecrubelerimi yolun basinda olan arkadaslarim icin paylasmak isterim ya da istedim. bu konuda da yanlis anlasildim. 25 senede ben oraya bir kere cay icmeye bu sene gittim, denk gelmedi, bosver. demek ki; benim cizilmem yeterli degil, insanlarin ecnebi kazigini hissetmeleri gerekliymis. bir daha bu tarz konularla da ilgilenmem, rahat olun..

cok mu yorgunum? musait misiniz? yok, bana cidden namusaitsiniz siz. ne zaman mavi isik gorsem aklima geliyor, lanet sey! insan kiyaslama da yapiyor ister istemez, komik de geliyor, iyi mi? dikkat mavii! hesabi. bunu da aklmdan cikarmam, rahat olun.. rica mi, israr mi? arkadasim cagirmis, davet etmis. hic gidesim yok, madddi-manevi zordayim. sonuc olarak gittik, niye ki; onun icin mi gitmisim? cevap vermedim. bu konusma ise benim davetim/israrim sonucu; aramizda gecen bir mesajlasma idi, gitmeyi planladigim yer yarim saat uzakliktaydi, hep beraber olalim istediydim, o kadardi. saka gibiydi lan bu sene. bir daha ne rica, ne israr rahat olun..

son paragrafim ise; cumle cumle, adrese :/ nina; dedigim gibi bir daha bira icmeye dahi davet etmem seni, nitekim etmedim de kendimle bu konuda gurur duydum, iyi mi? seni rahatsiz eden arkadaslik kismi vardi ya, onu kabul etmiyorum. ve lennon, koskoca yazi yazdim; "avni" son paragrafi haric sana atiftir, diyecek bir sey bulamiyorum. bir sey demeye de gerek yok zati, gun gelir hesaplasiriz. avni'nin son paragrafi ise balmumu'na aittir. yazmis bulundugum icin silmiyorum, hic yazmamis olsaydim, daha mi iyidi? evet! hata yaptim, oyle oldu. akilli bidik; sana da bir cumle, kendini kandirmayi birak istersen, nasil olur? vee lbs, sen ve ben ne kadar da uyumsuz iki kisiyiz? sen, haklisin. bencil olmak daha iyi bir tercih sanirim. kendimi onemli kilmak istemem de; ben giderim artik. rahatsiz olmayin, hatta rahat olun..


eyvallah.

30/08/10

serhan.

28 Ağustos 2010 Cumartesi

uh ahh acilis, yuhh lan bu ne bicim acilis? uh ahh acilis


selam,

uzun zamandir mizahi bir yazi yazmiyordum, gerci icinde bulundugum imkan ve serait bu aksiyona izin verir mi? bunu da bilemiyorum, haydi bir deneyeyim derken saka gibi; mizahi yazim icin 2010 dunya basketbol sampiyonasi'nin acilisi imdadima yetisti. bu arada mizahi derken, siyahi kelimesi de cagrisim yapti. pehh, hemen bir eskiye donus; bundan yillar once trabzonspor'un eski baskani m.ali yimaz, futbolcusu kevin campbell'in kotu performansi uzerine, bir daha takima "siyahi futbolcu" almam diyecegine "yamyam futbolcu" almam demisti de; elaleme bayagi bir malzeme olmustuk. malzeme olmakta zaten ustumuze yoktur. bir bilgi; adam sonradan everton'a transfer olup fena da top oynamamisti. 

dun gece, giris paragrafinda da belirttigim gibi; 2010 basketbol sampiyonasi'nin acilisi vardi. bence; igrenc bir kareyografisi olan ki ben kareyografiden aman aman anlamam  lakin kor de degilim, berbat bir organizasyondu. mini mini konserler vardi, mevleviler dondu ve son olarak anadolu atesi ortaya cikti. truva adli eserde, horon teperek biz; izleyenleri salak yerine koyuverdiler, sahi neydi ki o oyle? bu arada devlet buyuklerimiz; siporun ve suporun ne kadar evrensel olaylar oldugunu anlattilar bize, cok sevindik. ogrendik ki; basbakan gelmeyecekmis, bu habere ise pek uzulduk.

derken, onbir ayin sultani ramazan ayinin dun gecesine tekabul eden acilisa konuk sanatci olarak; muslum gurses katildi ve teoman'in sarkisini yorumladi. paramparca'nin sozleri "biraz bira, biraz sarap" gunun anlam ve ehemmiyetini akp'li bakanlarimiza iyice anlatti :) sunucu tulin sahin, muslum baba'nin performansi karsisinda; thank you! dedi. sonra, "evetci diva" sezen aksu cikti sahneye, iki gidim bir sey soyledi, kulaklarimiz gidiklandi. bu tip organizasyonlarda; ne olursa olsun sahneye, ulkenin en taninmis adami tarkan cikmalidir, yanina ise sertab erener. detone aksu'nun ardindan italyan tenor geldi de imdadimiza yetisti. derken yunan'li sarkici alexiou (bu da, her gun bizde.) bilindik melodilerle iki sarki soyledi. yasasin akdeniz irklari, yalakalik aman dostluk ehi ehi dedik. yunanistan'da da iyice paralar suyunu cekti. saka gibi lan herifler adalara vizeyi kaldirdi, turkler gelsin diye. para sen nelere kadirsin? bir not; fatih erkoc iyidi, sevdim.

bu arada fenerbahce yine bir yunan takimina elenerek, beni cildirtti. bir soru: paok'lu taraftarlar, stada mesalelerle nasil oldu da girebildiler? biz, girerken kapidakilerin bir tek "beyaz eldiven" takmadiklari kaliyor da, merakimin sebebi budur. donelim basketbol acilis gecesine; horunun ardindan anadolu atesi danscilari izleyicilerin saskin bakislari esliginde ortaya orantisiz, garip bir "truva ati" getirdiler. truva ati ne alaka idi, ne yapti ki at orada? kimse bir bok anlamadi. hani icinden dansci filan cikar diye bekledik. lakin baktik ,at mazallah pek uzun, ihtimal veremedik. allah korusun; o attan dusen dansci vs bir daha iflah olmazdi, iyi ki de oyle islere kalkisilmadi :) son olarak kirac geldi, yanlis muzik caldi. basket toplari, cocuklar vs o kisim kaynadi, ben anlayamadim. kirac da anlamadi zaten. bir sermet erkin eksikti, o da cikip sapkasindan tavsan, tavuk vs cikarsaydi tam olacakti.

gelelim sunuculara, tulin sahin iyidi. gereksiz bagirmalari olmasa ve muslum baba'ya 'thank you' demese daha da iyi olacakti ama olsun. gozumde hala bir "memoli" olan; mehmet ali alabora isi idare etmeye calisti taa ki;
hic hesapta yokken, mehmet ali sahin'i kursuye cagirmasi (bu organizasyon hatasi buyuk ihtimal.) ve milletvekilinin, "adasim" habersiz oldu, bu kursu! diye inceden serzenisine;

- bakanim; soyadiniz sahin. tulin'le de adas sayilirsinisnrtecflkjfn..
esprisini yapip, ayak ustu zicana kadar devam ettiydi bu idare modu..

sanirim bir cogumuz ortak dilegi; bu "ilkokul musameresi*" kilikli organizasyonun canli yayinlanan 172 ulkede, mumkun oldugu kadar az kisi tarafindan seyredilmis olmasidir.. 

iyi geceler..

27/08/10

serhan.

* bedia guzelce'nin tweetinden alintidir.

25 Ağustos 2010 Çarşamba

iyi sanslar..

hey,

aklimda sekiz sayisi vardi eleme yaptim alti oldu. elemeyi ozel sebepler ve ricalar sonucu yaptim, bu hafta lotoda cikacak sayilardan biri de alti, onu da ayrica belirteyim. bu; 6 sayisinin her biri, bir adet kadin/hatun vs onlari temsil ediyor. bu hatunlarin bir biri aralarindaki yegane bag ise benim, hatta bir birlerinin varligindan yarisinin haberi yok, gruplasmadan haberi olacak ise; iki kisi olabilir. aslinda bu hatunlar goruntu acisindan farklilar lakin karakter acisindan iki gruba ayrilabilirler.

cogunun ortak yanlari ise;  benden az biraz tedirgin olmalaridir. ne olacagini/ne yapacagimi kestiremezler. demek ki; beni hala iyi tanimiyorlar ya da kendimi iyi gizlemisim. biliyorum; sapik gibi yaziyorum. ben de anlamadim icimden bir an kotu olmak geldi, sahi ben geldigimden beri de "iyi" degildim zaten. belki de gittigimden beri. bunu anlayan bir kisi var ki; o da bu altinin icinde degil, zira olamaz. oncelikle bu altiyi, ncr ve dbb olarak yukarida soyledigim gibi ikiye ayirayim. 

birinci gruba yapacaklarim ile ikinci gruba yapacaklarim cok farkli seyler olacaktir. birinciye; laleler digerlerine papatyalar diyelim. ben artik lale sevmiyorum, buradan da kolayca anlasilacagi gibi eskiden lale seviyormusum ve bir sekilde laleleri sevmez olmusum. demek ki neymis? laleler boku yemis. burada, tehlikeyi fark edenler ve onlem almak isteyenler de yok degil. akilli lale o. digeri, hala saka saniyor, yaniliyor. bir digerinin ise; sonu belli. papatyalari ise ezelden beri severim. onlar arasindan secim yapmak zor olmaz. seviyor/sevmiyor oyunu ile bu guzellikleri yolmayi sevmem. bakarim evet derim; bu seviyor, bu da seviyor. yok, bu ise boslukta; sevmiyor. seven ikisinin icinden ise; uzun yasasin diye tam acmamisini alir, suya koyarim. benim olur, dokunani oyarim. sonra acip daha sonra solunca; kurutup kitabimin arasina koyarim. baska papatyalari gizli gizli koparsam da; o' sonsuza kadar kitabimin icinde kalir.

gelelim lalelere; n, c ve r icin hayatimin sonuna kadar cesitli planlarim olacak. hic lafi uzatmiyorum; kendilerine buradan iyi sanslar diliyorum, gercekten..

gorusuruz elbette.

24/08/10

serhan.


23 Ağustos 2010 Pazartesi

seroo vs copadam

selam,

blogumun ismini degistirdim, bir de "yaz bakalim cocugum" kisminin arka planina garip bir adam resmi koydum. "resimsiz yazi postersiz genc odasina benzer." hesabi; yana da aynisindan koydum. gorundugu gibi; kafasi karisik, onunde yollar olan, karar vermeye calisan, çöp adamdan hallice biri. yazildigi gibi okuyunuz, o biirr "copadam."cop iste; polislerde, bulunan vurunca yakarak, canini acitan genelde siyah renk olan plastikimsi bir alet, cansiz. derken soyle bi baktim bayagi bir orantisiz geldi, bana bu herif. sonunda; kendimle bu adami kiyaslamaya karar verdim.

oncelikle bu vatandasin kafasi cok buyuk ve sacsiz. saci dokulmus olabilir, kendi iradesi ile kesmis ya da sackiran da olmus olabilir. sonuca odakli konusursak ilk cumle yeterlidir, gerisi bosluk doldurmaca. benim kafam kocaman degil ama kafamda dogdugumdan bu yana kivircik olan hatiri sayilir miktarda saclarim var. bi de ben; tc standartlarina gore orta, ab standartlarina gore "killi" bir erkegim. ikinci olarak bu herifin, boyu cok uzun. ben, uzun boylu degilim. eyvallah gelisme caginin son evrelerinde yaptigim atakla kisa da degilim ama uzun olmayi isterdim, copadam boy konusunda benden iyi. 190 cm var gibi. vatandasin ayrica kollari da benimkilerden cok uzun ama benim kollarim da onunkilerden cok daha kalin. bu herifin kici da yok, benim var. kucukken cok yuvarlak kicim var diye utanip, popomu duvara vurup yassi olmasini saglamayi dusunurdum, saglam salakmisim lan. erkek kicinin; kadinlarin gozunde bayagi bir onemli oldugunu ogrendigimde, mutlu olmustum. soyle diyebiliriz, jean bende; "donuna doldurmus cocuk modeli gibi" durmaz, oturur. yine de dar kotlardan yana degilim, belirteyim.

ahaa; bu garip yaratikla bir benzer noktamiz varsa o da; ellerimiz. benim ellerim, hic kibar ve nazik degildir, buyuktur de. cok fazla bela-yi azam olmaktan dolayi, cok dovusmusumdur. fener yenildiginde ve sinirlendigim zamanlarda duvarlari yumrukladigimdan mutevellit, ellerimde bu aksiyonlarin izleri mevcuttur. yalnizz, hatunu belinden kavradim miydi; babasi gelse alamaz;) bu herifin omuzlari, benimkinden tabi ki de dardir. genis omuz, erkekte onemlidir, bunu severim. tabi, genetik olarak genis olmasi disinda da yaptigimiz sporun da bu ozellikte ucundan payi vardir. vee bacaklar, yillarca top oynamama, idman yapmama ragmen; bacaklarim vucudumun ust bolgesine gore ince kalir. ust bacagim iyidir de kalflarim incedir, sinir olurum. bilegim de incedir ama bu sayede top oynayabilmisimdir, cunku kalin bilek donmez. "bacaklarim ince" deyince; bir cok kisiden kalindir belki ama bana gore incedir. bu herifin ayaklari da masallah bebek mezari gibi, benim ayaklarim 42 numaradir, ama az biraz taraklidir, parmaklarim ise duzgundur. kadin ayagi onemlidir, guzel olmalidir ama erkek ayaginin bakimli ve temiz olmasi yeterlidir. zaten, etrafta cok guzel ayaklarim vardir diye dolasan erkekler pek fazla mevcut degildir. en azindan benim etrafimda.

sonuc olarak, sanirim ben; bu radyasyonlu copadamdan kic:) farki ile daha iyiyim, ehi ehi. ciddi bir sey; her attigimiz adimda, her verdigimiz kararla, kendi kaderimizin bastan sekillendigini dusunenlerdenim. bu resmi asil koymamdaki amac budur. bazi zmanlarda ise elden bir sey gelmez, bu dusunce yeniden sorgulanir. 800. tweetimde soyle yazmistim; "abim, seris kanali degistir. hah dur; sesini kis-ac-biraz daha vs derdi. tv'nin kumandasi yoktu ama ben vardim. kumanda olmayi ozledim :'(


anlatabildim mi?

oyle iste, gittim.

23.10.10

serhan.



21 Ağustos 2010 Cumartesi

basliksiz

hey,

sabah saat 9 gibi uyandim, saat 2 gibi de yatmistim, yaklasik 7 saatlik uyku sonunda gayet iyi olmasi geeken bedenim yine gayet iyi degil, hatta sadece 'iyi' bile degildi. istisnasiz her gece gordugum kabuslardan bikmis olmaliyim ki bu sefer tam ne seamet/felaket gordugumu hatirlamiyorum, lakin yataktan kalkis hizim ve hayal meyal gozumun onune gelen kareler; iyi bir ruyayi animsatmadi bana.sittiir eeett; her gun ayni terane zaten. neyse kalktiktan sonra mutfaga gittim, dunden kalan bitter fisktikli nestle'den biraz goturdum, ustune biraz biskuvi yedim ve su ictim. sekerim dusmus, agzim kurumustu. belli ki; insanlarin, dinlenmek icin gerceklestirdigi uyku denen faliyette, ben ya hirsiz kovaliyordum ya bogluyordum ya da boguyordum. neyse, o ruh halinden siyridim bu sefer de panik ataklarin bir uzantisi olan ekstra sistollerle bas basa kaldim. bu olay; kalbinizin ust uste bir-iki-uc atim yapmasidir. ilk oldugunda korkarsiniz sonra cok asiri olmadigi surece korkmazsiniz, sonunda; buna da alisirsiniz. zaten insanoglu bencil; ota boka 'zirt diye' alisan, boyle "sinir bozucu" bir yapiya sahiptir. 30 yil beraber yasadiginiz biri olur, gider. insanoglu denen yaratik; ona da alisir. gecen bir dugunde idim, daha acisi unutulmayanlar vardi; bazi en yakin arakadaslari dahil cikip pistte gobek attilar. dusundum de benimkiler de kesin atar lan. ne guzel be? eskiden sadece psikolojik olarak dokuluyordum, otuzlu yaslarin ortalarina dogru geldigim bu zamanlarda artik fiziksel olarak da dokulmeye basladim. kendimi ileride "dede" olarak goremememin sebebi bu hizla dokulusum olsa gerek. soylemenize gerek yok, biliyorum; pesimistim ben.

dun, bizim dostlar taksim'e gecmisler. ben, iclerinden birini arayinca ogrendim, hadi gelmiyor musun dedi? hii dedim? haberin yok mu filan? yoook. neyse iste beni atlamislardi, sorun degildi. benim de onlari atladigim olmustur. zaten herkesin gobek bagi ayni anda da kesilmedi, lakin yine de uyuz oldum ama sonra gecti. neyse koy gotune dedim, diger dostumu aradim. lan o da demez mi; karsiya geciliyormus diye. hmm dedim; organize isler disi mi kaldik acaba? yine koy gotune dedim; diger bir dostumu aradim o da demez mi; karsiya.. yok lan saka, o bi sikim demedi. sevgilisinin dogum gunu imis bugun, fakat bu organizasyon icinde benim yer alip almayacagim muamma. cunku; gecen seneden, dogum gunune katilan zatlarla aramizda bir elektrik olusamamisti. aslinda olusmustu da negatifti; bu kisiler de dogum gunu sahibesinin ailesinden oldugundan ortaya cikan elektrigi gormezden geldik, ortaligi yumusattik. aslinda pek de tarzim insanlar degildi. yilisik insalari ve agzinda tukuruk birikenleri sevmem. zati; genelde de yilisik insanlarin, agizlarinda tukuruk birikir, boyle; agiz kenarlrinda konuclanan konustukca elastikiyet kazanan o tukuruk, gozune carpar, lanet sey! oghkk midem kalkti, neyse lan bana ne, herifin tukurugunden ayrica dipnot olarak, kadin da cok frapandi.

gordunuz mu? bunca insan haksiz degil, haksiz olan benim. ben, bir cok insan gibi olanlara kayitsiz kalamiyorum hatta hicbir sey olmamis gibi de davranamiyorum. verdigim tepkiler zaman zaman asiri oluyor, insanlari rahatsiz ediyorum belki de. adamlar beni bir programa dahil ederken; laan serhan; aykut'un kafasina acaba sise vurur mu diye dusundurtuyorum, insalari arada birakiyorum. bu sebebten oturu de hayat felsefem; albert camus'nun "İnsanlarla uzun süre yaşayamıyorum. Sonsuzluğun payından bana biraz yalnızlık gerek.." cumlesindeki kaliba uyar hale geldi. bu felsefi donusum, hizli olmadi, senelerimi aldi acikcasi. bastan soyleyeyim; bu hayat felsefesini ben secmedim, oyle gelisti; iste yurt disi vs derken, ona guvenme, buna gotunu donme derken kendiliginden oldu. memnun muyum? goreceli, yalnizken kendinizle eglenebiliyorsunuz orasi guzel, kimeseye ihtiyac duymuyorsunuz iste; burasi da guzel. biraz samimiyetsiz oluyorsunuz bu da eksisi..

valla, acikcasi ne yazdim, ne ima ettim ben de bilmiyorum, karaladim iste bir seyler. benim icin, kum torbasina yarim saat calismak fiziksel anlamda ne ise; yazi yazmak da psikolojik anlamda o.

gorusuruz.

21/08/10

serhan.

16 Ağustos 2010 Pazartesi

bu aralar, ben bir avni'yim!


hey,

Sanirim cok kisa bi yazi olacak lakin gunlerdir bu konu hakkinda kafa yoruyorum. Su anda arka fonda (jane fonda da vardir, bak); “three doors down” diye bir grup var, caliyor. Bu grubun varligini; pek gecerli sebebler sonucu, yillardir konusmadigim bir arkadasimdan ogrenmistim. Onu ozledim mi? Hayir ama bazi sarkilari dinlerken aklima gelir, o kadar.

Uzun zaman sonra hava biraz eser gibi oldu bugun, ben de pencere kenarina kuruldum. Daha sonra bu dunyada, ihtiyac esnasinda, bana en cok yardim eden arkadasimin; bir anda yine bana sirtini cevirmesini dusundum, son bir hamle yapmaliyim dedim. Denedim, negatifti sonuc. Keyfi bilirdi. Canim sikildi mi? hem de cok, gozlerim dahi doldu ki; pek goz yasi dokemem, uzulurum ama goz yasi dokme konusunda “ozurluyum” iste. Zaten 33 yasinda, ayi gibi bir herife de maksimum huzunlenmek yakisir, raki kadehin onunde vs. iste oyle. Bu arada; dans edemem, sarki soyleyemem, enstruman da calamam. Oyle ki; sarkilari istem disi bir sekilde aptal aptal melodilerle soylemeye calisip; etrafi rahatsiz ederim, fulut bile calamam ayrica dans ederken yandaki vatandasa omuz atip kavga ettigim de vakidir. Sadece rock muzik calarken; az biraz sallanirim. Niye soyledim ki bunlari? Arkadasim, bunlar hakkinda benimle cok dalga gecerdi, farkim neydi bilir misiniz? Ben bu sakalarin hepsini kaldirirdim (aslinda gercekti, umumi bir ortamda soylenince adiniz cikardi, hepsi oydu.), umarim, ilerleyen hayatinda kendisine; bu sakalarini kaldirabilecek, “baba” arkadaslar bulur. belki de ben nasil ilk paragrafta anlattigim zati, muallakta hatirliyorsam, o da ayni sekilde beni hatirlar. Zaman gosterir, bilemem.

Bu sicakta butun hirsimi spor solonundaki agirliklardan aldim. Zati, hayatimda duzenli olarak yaptigim tek sey de budur. Aslinda nem sagolsun o bile sekteye ugradi, ne bicim hava lann bu diyerek havaya da bir sovelim ki adet yerini bulsun. Onu iyi tanidigim icin bana hicbir aciklamada dahi bulunmadan kestigi iliskinin tek sebebi; serhan, “bir daha benden bir sey isterse, onunla konusmayacagim diye kendi kendine yemin etme ihtimalidir.” Allah’i var yillarca neye ihtiyacim oldugunda, yardimima kosmustur. Onu ozler miyim? Evet ama onun da hesaba katmadigi; gun gelip de len bi serhan vardi deyip; "ic cekerek, rakisindan yudum alacak ve beni ozleyecek olmasidir!" ya da ben oyle saniyorum, belki de salagim. Su anda; sirtindan bir yuk kalkmis gibi, “ohh bee sonunda kurtuldum laa su heriften!” vs de diyor olabilir, kim bilir? O kadar cok seyler oldu ki hayatimda, bir boka sasirmaz oldum. Aslinda, son derece sinirli ve dusunceliyim; kelimelerle, su anda icinde bulundugum durumun muhakemesini ancak bu kadar yapabildim. Rahmetli usta Oguz Aral'in Avnisi cok guldururdu bazen de huzunlenirdi ya; ben, bu aralar huzunlu Avni'yim.

Gelelim bir konuya daha; fazla iltifat gote onlenemez bir irtifa kazandirir, bunu herkes bilir. Onun hakkinda ki; (buradaki ‘o’ yukarida bahsi gecen arkadasim degil, pek tabiki de baskasi) kitap yazabilirim, ama yazmam lan o kadar da degil. Bazi zamanlar ister istemez dusunuyorum da; komik geliyor. “olur mu lan acaba? neden olmasin ki?" de diyorum. cumle bitiminde ise, bu sefer; sacmalama lan! kendine gel seroo diyorum, kendime geliyorum. Ne yazik ki; cocukken bir suru oyuncagim oldugunda bile; yan komsunun oyuncaklarinda da gozum kalirdi. Sanirim bu; burcumun ve yukselenimin akrep olmasindan dogan pislik bir huy olsa gerek! ehmm kufur etmeyin ama. Laf aramizda; oyuncak da oyuncak ama..

Kactim, bebegim geldi.

iyi aksamlar.

16/08/10

Serhan.

Not: yazi yine kisa olmadi kiii.. Okuyana eyvallah..

4 Ağustos 2010 Çarşamba

allah'im ne olur eve varsin.


selam millet,

evet konuya direkt daliyorum; ben bir problem yumagiyim. az once karsi apartmana uc kisi geldi, arabayla ve saglam alkollu sekilde. kisilerden mavi mini etekli hatun ile tepesi az biraz acik olan zat, dakikalarca aglastilar, sarildilar, ayrilamadilar bir turlu. bu tarz ayrilamama olaylarini ben hic sevmem, ne zaman boyle bir halt olsa basima illaki bir seamet gelir. kendimden yola cikan beynim, kurgu islemine basladi tabi. en iyisi bu olay hakkinda bir tweet yazayim dedim. derken, tweet iki oldu. en sonunda baktim; 140 karakter ve katlari ile bitecek bir mevzu degil, icinde bulundugum duygu durumu. konuyu, uzun zamandir yazmadigim hatta evet; son zamanlarda uvey evlat olarak gordugum bloguma yazivereyim dedim. uvey evlat dedim konusu gecmisken; benim, simarik olmayan bir uvey evladim olsa her halde kendi oz cocugumdan ayirmam. bu da nerden cikti lan ruh hastasi diyeceksiniz? kucuk sirlar adli, cakma ama bir sekilde kendini izlettiren diziden cagristi galiba. ben de tam bilemedim imdi.

neyse, sarilmalar yerini opusup koklasmalara birakti vs vs. bu arada vatandasin arabayi biraktigi yer yolun ortasi ve bu saatte bizim sokaktan tek tuk araba geciyor. hatunu simsiki siki siki kavriyan kisi; kucukken buyuk ihtimal icra etmek istedigi meslek olan trafik polisligine de basladi. "haydi gejj gejj, ohoo tir gecer ordan beaa.." diyerek, kendince trafigin hizlica akmasini sagladi. allah vere ki; basinda "agir" sifati tasiyan abiler, bugun piyasada yoklardi ya da onlarin uniformali olanlari. yoksa sarhos adam ve kadin tam sevdikleri ve erkekliklerini gosterecekleri ortamdir, siksen atlamazlar boyle bir eglenceyi. haha bir saniye (sanyo, diyemiyor saniye diyor, len ne komiktii:)) orda dur, burdur! hesaba katmadiklari biri var: camdan bakan sero. oyle bir durumda (iki kisi olsunlar) hemen solugu asigida alan ben, ondekine saglam bir doner tekme, derken arkadakine bir osmanli tokadi ki gordugunuz gibi; uzak dogu sporlarinin yani sira atalarimizin vurus teknigine de sadik kalarak agir abileri yere seriyorum. uniformalilarla gecen kapistim onlar cok kisi olup, linc ediyorlar seni, o yuzden gerek yok. zaten onlar da corba/havyar paralarini alip uzarlar boyle bir ortamda, bana gerek kalmaz. neyse ilk senaryoya sadik kalalim ve bu matiz vatandasi kurtardik diyelim, lakin kabak gibi ortada ki; asil hedefimiz mavili hatunu huzura kavusturmak. harbi lan ne ara tasinmis acaba karsi apartmana? bu arada, fazla da durmayacaksin o mekanda. ogrenin olm bunlari, hayat kurtarir bak. agir abiler, amip gibi cogalip geri gelebilirler, dikkatli olunmalidir yoksa got altina gidersin. hepten gercege dondugumuzde ise, gecen zaman esnasinda ayrildi sevgililer. matiz kisilik, uc bes denemeden sonra arabasina binebildi ve gozden uzaklasti. o anda dedim ki; ister misin bu son sarilmalari olsun? istemem lan, manyak miyim? hah iste aldik basimiza belayi, actim som agzimi.

kucukken, yatagimdan kalkip; "eger salonun kapisini yuze kere acip kapamazsam, annem-babam olecek zihniyetine geri dondum." ben bu penceredeysem demek ki bir gorevim var, dedim. tamam biliyoruz, normal degiliz, okuyun iste. allah'im; "ismi her neyse iste su vatandas evine sag salim varsin amin!" seklinde itikat boslugu olan ben, dua etmeye basladim icimden. evet, benim psikoloji bildiginiz bitik. burada sunu da ayrica kanitliyoruz ki; kucukken ne boksan o'sun usta, bosuna kasmaya gerek yok. yalniz ben, alkollu kaza yaptigim icin bilirim, istemem kimsenin benim durumumda olmasini. ee bu soktugumun hayati da her tecrubeyi yasatacak kadar uzun degil, bazen baskalarinin hatalarindan da ders cikarmak gereklidir. tabi bu giden vatandas bunlari bilmiyor, okuyanlara soyluyorum. mevzuya geri dondugumuzde, ben allah'dan ricami abartip, arkadas icin; mumkunse ders olacak bir sekilde arabayi garaja girerken surtsun diye de istekte bulundum. sabah kalktiginda basagrisi ile arabasini gorup; lan a.q'dumun arabasini bir daha icip icip kullanmayacagim diye de yemin etsin, dedim. evet hepsini dedim iste.

bu arada ben niye burdayim bu saatte? canim sikkin, kendimi bok gibi ve yalniz hisettim. garip gelecek ama bazi insanlari ve egoistliklerini 30 yil gecse de hic anlayamayacagim. eger omrum vefa eder de o kadar yasarsam; bu tarz insanlari hayatimin icinde bir otuz yil daha tutacak miyim? sanmiyorum. ya da kac yil tutacagim? onu da bilemiyorum.

iyi geceler.

04.08.10

serhan.

not: bu arada bugun (dun) nna'nin d.gunu idi, kutlamadim.