31 Ekim 2010 Pazar

ruh sagligimi bozan faktorler -1

selamlar,

ben, akrep burcuyum ve ayin 5'inde iki ayni rakam yanyana gelecek ve bir sayi olusturacak. o sayi, benim bu seneki yeni yasim olacak iste. kismetse tabi. bu yasla birlikte, msn'deki kisisel iletime "dante gibi, ortasindayiz omrun.." yazmama tam iki yil kalmis olacak mi? hayir, cunku boyle bir ileti yazmayacagim. simdilerde 35 yasina gelen her msn'i, fb'u olan insan evladi, o cumleyi oraya yazmak icin hazir bekler. haa cumle kotu mu? tabi ki de hayir, gayet guzel lakin onca kisinin yazdigi dizeyi ben oraya yazamam, usta. mizacim; bu ve bunun gibi hareketleri gerceklestirmeme engel :/ davranis seklim, belki ruh sagligimi bozan faktorlere davetiye ama herkesin yaptigi rutin isleri yapmaktan hoslanmiyorum. sigarayi bile bu yuzden biraktim lan ben.

hayatimda ilk hatirladigim olaydan baslayayim, sanirim kendimi bilme anim bu. cok garip bir an. ilk hatirladigim annemin kucaginda oturup, arabadaki sicak ufleyen kalorifer petegeni ellemekti. evet, ilk hatirladigim sey bu. zaten ben az daha arabada dogacakmisim, arabalara olan duskunlugumun buradan geldigini soyler, babam. ilk arabayi 12 yasinda kacirdim, datca'da. babam lokma yerken, ben arabayla onunden geciyordum. tam tersi olmaliydi, di mi? ilkokula kadar hayatim, kuzenimle beraber haftasonlar camlica'da anneannemlerde, hafta arasi ise istanbul - ciftehavuzlar'da gecti. kendimi oyalardim ben, sorun yoktu. kuzenimin anne ve babasi ayri oldugundan, zirt pirt aglardi. ben de kendimi, onu eglendirmeye adamistim. o, mutsuz olunca benim mutlu olmam diye bir sey soz konusu degildi. taa o gunlerden bir kalma bir davranisti bu. hayatima giren kadinlar, genelde mutsuz hatta bildiginiz "problem yumagi" idi, duz-mutlu olanlar da ilgimi cekmiyordu zaten. benimleyken mutlu olmalarini gormek, buyuk haz hatta hala da hazdir. bu durum, ister istemez benim de ruh sagligima dokandirir iste ama olsun, hic pisman degilim.

ilkokul caginda; cok arkadas edindim, devlet okuluydu. insan ayirmazdim; hoca dahil zengin, fakir ayrimi yapardi. mahallede, yazlikta her kesimden cok arkadasim vardi. sicak kanli bir tiptim, biraz yaramazdim eyvallah ama cogunluk severdi iste. agabeyim iyi bir adamdi. bana iyi niyetli, yardimsever olmayi o ogretmistir. gidisi, agzima saglam sicmistir lakin yerine kimseyi koy(a)mamisimdir; mekani cennet olsun. olum acisini cok sevdigimiz bir arkadasimizi kan kanserinden (ki burada yazmistim) kaybettigimizde anlamistim. daha dogrusu, abim anlatmisti; "lan salak, oyun oynamayi birak da bir daha goremeyecegin arkadasini dusun.." dediydi bana. elebette, biraz daha yumusak cumelerle soylemisti durumu ama konusmanin anafikri buydu. cenazeleri hic kacirmam belki de bu cumlelerin etkisiyle. milletin, pek geri durdugu cenaze islerinde; hep en on safhada yer alir, mezara kim girecek? denildiginde, herkes birbirine bakarken muhtesem bir psikolojim varmis gibi; "ben girerim.." diyen ilk kisi olurum. muzayede gibi bir sey lan, benim icin bu olay. normal olmak nasil bir sey acaba? meraklanmiyor da degilim hani :/. olum anlarinda herkes gibi uzulurum, farkli olan ise; benim uzuntulerim daha derin olur, dolayisiyla ruh sagligima yansimalari da kalici olur.

ilkokulda, haksiz yere tokat yemistim, mudurden. sonra agzina fena sictirdim o ayri :@ haksizliktan nefret ederim, beni az biraz asabi yapmakta o tokadin katkisi vardir. olay soyle gerceklesmisti; oglenci idim, evden cikarken mercimek yemistim, yaninda azicik sogan. annem; "sogan yeme olm,  kokarsin dediydi.." de ben yediydim. kime kokacagim ki? cocuguz iste. annem zaten ona kokarsin, buna ayip suna tuh vs milletin ne dusundugu ile cok ilgilenirdi. neyse, ilkokul uc'te filanim hic unutmam. evden cikarken annem agzima "minti" naneli ciklet atti, sogan kokmayayim diye. iste siniflara giderken, merdivenlerde itis kakis oldu ve biz bir cocukla bogusmaya basladik, ben ufak tefektim o zamanlar ama gucluydum, bogusmayi da biliyordum. evde bir abi vardi ya, her gun komondo egitimi goruyordum. oradan gecen bir ogretmen hemen cocugu ve beni mudure goturdu. bok var! ayir, bir daha yapmayin bakayim filan de.. di mi? ne sikime o yavsak mudure goturuyorsun bok kari? sonraki kare; mudurun odadayiz, cocuk bildiginiz zirliyor. ben de bakiyorum ne agliyor bu gerzek diye? lakin cok guzel 'sucsuz'u oynadi pic. bana ise diger rol olan 'suclu' kalmisti. bu da sanki miras kaldi. yeri gelmisken belirteyim de genelde ben, bir sekilde olaylarda suclu bulunurum.. neyse sittir ett..

o pic, odadan cikarken mudur bana oyle saglam bir tokat atti ki; hazirliksizdim da, o karisiklikta agzimdan atamadigim ciklet bir anda bogazima kacti. iki uc kere oksurdum de cikti, az kalsin bogluyordum amina koyayim. hala, aklima geldikce belirli araliklarla mudure kufur ederim. iste o takat ve ardindan gelen bu bogulma korkusu benim psikolojimi icine sicmisti. yillarca, "bogulacagim lan galiba.."korkusuyla ilac bile yutamamistim birakin onu, normal yutkunurken bile tedirgin olur vaziyetteydim, bu pust mudurun yuzunden. rahmetli doktorum necmettin amca; iyi ugrasmisti da benimle, sonunda duzelebilmistim. yillarca balik yagini surup seklinde ictiydim..

devami gelecek..

gorusuruz.

serhan.

31/10/10

26 Ekim 2010 Salı

hapis hayatim

merhaba,

gecen entel'in zamanla ilgili yazisini okudum. eyvallah, ilk basta garip geldi. laan sonra bi uygulamaya koyayim, hayatima cak gizellik (nilce bu lisan turkce'ye yakin ama tam degil, twitter'da biri demisti ordan sey etti aklima) getirecek kessin diyerekten. ama ama yine yanildim. olm, ben pesimist, ruhen hasta herifin tekiyim, bir halti tarif edeceksem en negatif yonuyle tarif ederim. hata benim, kafama sicayim, sanirim burunduliler (kim diye sormayin olm, gidip yaziyi okuyun) benim gibi insanlar degiller(di). iyi insanlardi onlar, kimsenin tavuguna kist demezlerdi. ben ise onun bunun tavguna gehh bili bili deyip, bismillah.. kesip, bi guzel yerim, amina koyarim lan, protein mis. sorarlarsa da; su tarafa dogru gittiydi tavugunuz en son.. bile diyebilirim. anlayacaginiz cok farkliyiz birbirimizden cok. onlarin felsefelerini ne sikime bizikladim bilmem ama oldu bir kere, zamanin tarifini kullanacaksak; haftasonum, "sike surulecek kadar aklimin olmadigini" belgeleyen bir haftasonusu oldu, iyice anladim. hee bu aksam ise "isyan ettim lan" aksami oldu.

neyse simdi ben, ne bok yiyecegim? elim kolum bagli lan. oyle bir duruma geldim ki aslinda sokuldum, cikabilene helal olsun. buradaydim iste bir sekilde, tamam geldik; gorevimizi yerine getirdik, muhurlu kagidi aldik, gittik.. derken; "n'olur gel'lerle.." tekrar donduk bu diyara. zaten ben ne bok olamadiysam, bu; ne olurrr gel, git,zipla, sic vs'ler yuzunden olamadim. aslinda; aradan gecen iki sene icinde fena olmayan isler de buldum, cepten yemek yerine, burada abidik gubidik islerle ugrasacagima, vallahi yururdum be usta. yurutmediler, bu 'ne olur'lar; baa dur dediler, bekle dediler. su anki durumumun muhakemesini yaptigimda; "sike surulecek kadar aklimin olmadigina" emin oldugum bir haftasonu yasadim. siz hepiniz koc gibi takilmissinizdir tabi butun haftasonu.

tekrar donelim buradaki  hayatima; master yaparken ki az cok is tecrubemiz, malzeme bilgimiz de oldugundan, prezantasyonlar, projeler.. derken ben bayagi bir sivrildim. bu da ne sinir bir laftir; o sivrildi, siktir lan. neyse yazdik artik silmem. bir gun, baktim ki; birinci siniflara ders anlatir olmusum olm! hani biraksan konuya ataturk'den filan girip, kubilay'dan cikip, rte'ye sokacagim o denli.. lakin vatandaslar, rus/leton konumuz da cevre muhendisligi, oldugundan tarih olaylarini atladik, ister istemez. neyse; bendeniz psikolojik olaraktan fazla stabil olmasam da ders anlatirken iyiyim lan, evet valla iyiyim. hatta sanirim en iyi hissettigim zamanlar ders anlattigim zamanlar. bi de sevisirim bak, o ayri.

bu sirada olmaz ya oldu; 39 aylik bir is teklifi geldi. fena da degil meblag vs. buyukce de bir firma. ee peki, hoca olabilmek icin doktora yapma durumum ne olacak o zaman? ikisi beraber olmaz lan, superman miyim ben? akademik kariyer icun; bir uc sene daha antin kuntin isler, asistan maasi ve parasi gec yatan projeler ile gecinmeye calismak mi? yoksa muhendislik kariyeri mi? karar vermem lazim. ayrica kandirildim iste, (ikinci paragrafta kanitli, bir sonraki paragrafin basi devami) uyanik diye gecinirdim olm. bildiginiz buraya kilitlediler beni, anahtarini da pislik yuvasi nehire attilar. degil anahtar iki katli otobusu atsan bulunmaz orada, bataklik dibi, pislik. bi de kisin donuyor. donar zaten az kaldi. sevmiyorum kasvetine soktugumun ulkesini, imanina kadar soguk lan bi de. araba icerden buz tutar mi dostlar? eskimo muyum lan ben, soguk gecirmez miyim? bu arada harbi cok usuyen biri degilimdir haa ;)

iste haftasonu nasil oldu da; bu tuzaga dustum? diye dusundum durdum. hic, kendimi dusunmemisim lan ben. ben ne ister misim? ne yapmaktan zevk alirmisim, inanir misiniz? hic zerre umrumda olmamis. baskalarini eglendirecegiz diye habire zevklerimden vermisim, ufak ufak. ben de karar aldim. dedim ki; ben, bunu ahanda su sekilde istiyorum, o teknede de sen olacaksin bu kadar iste.. sonrasinda tabi, yine dusundum. once konusur sonra dusunurum degil, daha da dusundum demek istedim, ustume gelmeyin. isteklerimi, o kadar cok ertelemisim ki; hepsi toplanmis, "o teknede sen olacaksin"i yaratmis, onume koymus hatta onumuze koymus. haa o tekneye, onu bindirmek hic kolay degil, super zor. hatta duyan olsa sifir sansin var, salak.. der. oyle iste, daha fazla yazamayacagim. bu soktugum panik atagi yuzunden cok sevdigim futbolu da oynayamiyorum zaten..

okudugunuz icn cok tesekkurler.. haa unutmadan bu geceyi tarif edersem; "ilk tweetimi caldilar gecesi.." seklinde olur..

sevgiler.

serhan.

26/10/10

resim: The "impossible architecture" of M.C. Escher

24 Ekim 2010 Pazar

istiyorum

benzersiz, icinde sirf sen olan bir siir yazayim, diyorum.
dizeleri; en cok sevilenin "sen" oldugunu anlatsin.
her okudugunda; ilk okudugundaki gibi duygulanmani,
her duygulandiginda ise; aglamamani, yalniz beni dusunmeni
istiyorum..

tum ulkelerde seviselim, butun denizlerde opuselim, diyorum.
adetten dolayidir; eger vaktinden once kapanirsa gozlerim,
aynalara bak lutfen! essiz gozlerinden seni seyretmeyi,
asik oldugum kokunu, ruzgarlarin boynuma dolamasini
istiyorum..

serhan.

24/10/10

21 Ekim 2010 Perşembe

ayi miyim ben? iliski uzerine yazi..

selam,

bu aralar, oyle gunler yasiyorum ki; bazen, ben bugunleri daha once yasamistim amk. yeniden yasamaya ne gerek vardi? diyorum. bazen ise; 33 senelik hayatimda su anda icinde bulundugum kadar ihanetle karisik, sever durumda olmamistim, diyorum. az once bitti konusmam, sinirliyim de biraz. onun hakkinda; en ufak ters bir yoruma tepkim sert olur. susup, kalmam yoksa bugun icin geri kalan konusmalar benim icin detay. bu, benim bir cok boktan huyum oldugu gibi; araya serpistirilmis tek tuk iyi huylarimdan biri belki de; kimse sevdigime bir sey diyemez, sikar biraz, oyarim. boyle guzide huylarimi gizlerim iste. herkese her seyi gostermeye ne gerek var? ayi filmini seyretmesek; pek cogumuz aslinda ayinin duygusal bir hayvan oldugunu bilmeyiz. ben ayi cok severim, ayiya saygi duyarim. toplumumuzda, ayi denince; kaba, kufurbaz, kiro, kadinla konusmasini bilmeyen, devamli tombala ceken vs gibi adamlar gozumuzun onune gelir. aslinda ayi bunlarin hic birini yapmaz, istese de yapamaz zaten.

baska konu; birazcik yillanmis iliski neye benziyor biliyor musunuz? diyelim ki; ilisiki yasadiginiz kadin/erkek en ust katta oturuyor. konuya tirmananin gozunden bakiyoruz su an, sizsiniz bu kisi. super kahraman hesabi o katlari cikip, binbir zorlugu asip, mutlulugu onda mi (insallah) yakalayacaksiniz? tepenizde kalpler vs belirecek. boyle, di mi? yok, oyle degil. diyelim ki apartman 5 katli, her kati da iliskinizin yilini belli ediyor. o apartman dunyanin neresinde olursa olsun, katlar asagi yukari yerden ayni yuksekliktedirler. tekrar biz 5. kata cikalim, muhterem size oradan devamli ayni seyleri soyler aslinda. siz ilk basta bunlari sevgi sozcukleri sanar, salak salak gulumsersiniz, "her sey cok guzel olacak diye.."hayal bile kurabilirsiniz.

ilk zamanlar zemin kattasinizdir bu sebepten oturu bir sikim duymazsiniz, sonra yillar ilerledikce muhteremin dedikleri iyice anlasilmaya baslar. soylenenler genelde 'sen/siz' odakli, elestrisel, suclayici cumlelerdir. keyfiniz kacar, gayri ihtiyari bi soluklanirsiniz ucuncu katta. hayat tecrubenize gore; belki daha once de duymus olabilirsiniz bu soylenenleri, sonunda ne olacagini asagi yukari tahmin edersiniz. olur da buyuk ihtimal. bir de bu katlari evlilik esnasinda cikanlar vardir, hah onlar ucuncu kata geldiklerinde iclerinden bir hassiktirr.. derler, ne bok yiyeceklerini dusunurler. zira zaman gecmiyor, kosuyordur. planlar birikmis, her sey natamamdir. tepenizde kalpler yerine, soru isaretleri birikir..

iliskinin bir son kullanma tarihi mi vardir? annelerimiz/babalarimiz nasil onca sene birbirlerine tahammul etmislerdir? benimkiler zaten eski model de bu ornek, tahammul eden ebevynler icin tabi.

cok yorgunum, kafam yukaridaki konusmada kaldi. ayni kefeye konmaktan hic hoslanmam ben.

eyvallah.

21/10/10

serhan.

not: pene, muhterem icin sagol, haci ;)

18 Ekim 2010 Pazartesi

onyedi

hey,

bu illet yere geldim, ayin 14'u de olmus, o vakit. biliyorum cunku ipimi ceken arkadasinin geldigi tarih, o vakit diye tabir ettigim ondort ekim. hesapta aramizda olanlar sir idi, gerci kendi oyle dedi, ben de sadik kaldim. neyse, gidip ona anlatmaz dedim. belki bir ihtimal diye de ekledim. o bir ihtimal uzeri eksi bir ihtimal gerceklesti pek tabi (metematik dersi lazimsa..) ve her seyi, 31 yasinda gercekten bir arkadasi olduguna inandigi kisiye anlatti. o da benim adimi duyunca; amman napiyorsun sen? dedi, buyuk ihtimal. hatta bu cumle en iyi niyetlerimle kafadan kurdugum bir cumle; kotusu var, iyisi yok. o denli, dusunun iste. kazik batirdik sanki, sana ne lan?

oglen, ciceksepetinden beyaz gul istedim. biliyorum seviyor beyaz gul. aranjman varmis, onyedi adet beyaz gul. aha dedim tamam, kucuk cadi gelmeden gelse bari dedim, olmadi. zaten hic olmaz, oldugu gorulmemistir amna koyayim. nerede var seamet, orada benim varligim  mevcuttur cunku. cicekleri o olmayinca, annesi teslim aldi. bu hedefin sapis sebebi o kucuk cadi. tam o saatte geldi okyanus otesinden, neyse dusundum neden onyedi? tuncay'in ilk seneler fener'deyken giydigi forma numarasi, acaba ondan mi dedim? sonra allah beleni versin, civik herif dedim ve kararimi verdim, beni ona baglayan onyedi ozelligi yazacaktim. iste basliyoruz.

ornek; harika kokuyor, onu optukten sonra dudaginizi uzaklastirmaya yeltenirken; hoop nereye aslan parcasi? gel bakalim.. diye sizi geri cagiran bir kokusu var. inanilmaz..

yok, vazgectim zira aklima gelenleri buraya yazamam. oyle siradan biri degil o. kiskanirim olm, yazamam iste. evet, aklima ilk olarak fiziksel ozellikleri geldi, sonra gozleri, gulmesi vs. tamam lan, nazar degdireceksiniz kiza ama hedefi sasirip yanindaki kucuk cadiya nazar degdirirseniz, bu uygun olur. zaten, onun voodo bebegini yapip, piyasaya surecegim.

iyi geceler

serhan.

18/10/10

not: resimdekiler iste..

deactivate

selam,


bugun noha ile konusmadigim ikinci gun. bugun, ayni zamanda gayet sinir bir pazar aksami . bu durum hakkinda yazdigim bir tweette soyle demistim; "dun aksam onun ne yaptigini bilmiyorum, lakin tek tesellim onun da benim ne yaptigimi bilmemesidir.." bu ya da buna benzer bir seydi iste. sanirim neler hisetigimi bu cumle sizlere anlatiyordur. eee o zaman geri kalan yaziyi okumaya gerek yok:) okuyun be! yazdim o kadar zati kisa. gecen hafta bugun, uzun bir yolculuktan sonra baltiklara gelebilmis, pek de ozledim diyemeyecegim evime yerlesmistim.

konumuz noha olduguna gore, o gunle ki ayin sanirim dordu, besi idi bugun arasinda bazi seyler degisti. zaten, o her yatip kalktiginda bazi seyler degisiyordu. sucluluk duygusu, vicdan azabi, millet ne der? gibi sorular baskin cikiyor, sabahlari degisiyordu. hakli, diyecek fazla bir sey yok, hele buradan zor. yaninda olmadigim zaman tam gucumu kullanamiyorum onun ustunde yoksa etkiliyorum. ciddiyim o da biliyor. ya dedigim gibi cikmazsa, macera huzunle son bulursa? gibi dusunceler de kafasinda her daim. ayrica ben, butun salterleri indirdiginde onu aydinlatacak kadar da isik vermiyormusum, benimle olmasi icin. imajim kotuymus, kabul etmem lazimmis. millet, melek amina koyayim sanki? ee bir de akrep burcu adamiyim ya, adimiz cikmis iste. beni taniyan-tanimayan kisilerin hakkimda yaptiklari olumsuz yorumlar asagi yukari soyle; kacin, uzak durun.. oldugundan.. her neyse, aleyhte cok delil var anlayacaginiz.

siktir edelim bu konuyu, bana bazi konular hakkinda karar verecegi icin irtibata gecmememiz gerektigini, bu kararlari tek basina almak istedigini soyledi. sonra gectik tabi, dayanamadi. ben ise zaten oyle bir seye eyvallah dememistim. konusurken bir iki sey dedi bana, zoruma giti lan resmen. ona merak etmenin ne demek oldugunu gosterecegimi soyledim. sonra bir sekilde unuttu, gizli twitter hesabini bulmustum, konu dagilmisti. keyfin yerine geldi di mi? dedi. rol yapiyordum ama bu soruya "yok" diyerek, gercek bir cevap verdim. deken o gece, hatta sabah butun irtibatlarimi sildim; facebook, msn, twitter vb. bugun 2.gunun aksami oldu, tek kelime etmedik, mesaj yok, sifir. garip hissediyorum kendimi, sigaraya alismamaya calisan cocuk gibi. tek tesellimi de yukarida boyuk harflerle yazarak belirttim.

yalniz en cok twitteri kapatmak koydu. tam ikiyuzonbir takipcim vardi, usta. o kadar nazli vatandaslari bir arada tutmak, yalakalik yapmadan zor istir, kullananlar bilir. isin acikcasi bayagi bir ugras vermistim. o gece geldim; bastim deactivate'e.. bastim deactivate'e..

iyi geceler

serhan.

17/10/10

not: ben karga severim. sirnasik hayvanlar degillerdir.

14 Ekim 2010 Perşembe

mimlenmissek, vardir bir keramet..

Denek Hayatım beni de mimlemiş. iyi de etmis, tesekkur eder ve sorulara ictenlikce cevap verecegime "vallahi billahi" derim, hemi de ayaklarim yere basarken :P

1) Lakabın var mı varsa nedir?

lakablarim olmaa mi? donem donem soyleler; yatilida okurken, "sosyete" ki; gomlek utulu olacak, ceket blazer olacak, ayakkabilar george hogg vs iste. hak etmisim :) neyse sonra, "sergi" sergi barjuan'a benzetilirdim futbol oynarken. isim de serhan andiriyor tabi. serosh cok yakinlarim, seris agabeyimden kalma. "sero" ise lakabimin son hali.

2) Son zamanlarında diline dolanan şarkı?

3hurel; ne olurdu sanki?
http://fizy.com/#s/1lu2hm

3) En son ne zaman ve neye/kime aşık oldun?

tr'den donerken vedalasmakta zorlandigim birine asik olduydum. http://pesimistbiradaminyazilari.blogspot.com/2010/10/vedalasmak.html

4) En son okuduğun kitap/film?



tr'deyken kaldigim bir evden arakladigim kitap; islam ve ataturk reformlari.
simdilik cerez; yeni liderler.


flm hastasiyimdir, son olarak; 'the expendables'i bir sey beklemeden seyrettim. 

5) Son zamanlarda en çok özlediğin...

onunla tum gun, rahatsiz edilmeden vakit gecirmek.

6) Bir günlüğüne ünlü biri (oyuncu/şarkıcı/politikacı vs) olma hakkı tanınsaydı kim olurdun?

ben bir akrep burcuyum, tamam mi? bu durumda, playboy'un sahibi vatandas biraz genc olsaydi; o olmak isterdim de simdi istemem. tayyip olup; cevirdigim butun dolaplari anlatirdim yalniz bir gun yeter mi bilemem tabi.

7) Yarın sabahki ilk planın?

ilk planim; dustur benim. su yoksa ben de yokum bu dunyada. sonrasina bakariz, yalniz bankaya ugramam sart, spora giderim. oturma izni ile bir kac isim var, halletmem gereken.

8) En sevdiğin huyun?

bazen culsuz kalsam da, suistimal edilsem de; comertligim ve yardimseverligim.

9) Şuanki bölümünde/mesleğinde olmasan ne olurdun?

tiyatrocu veya psikiyatr olurdum.

10) Okurken en zevk aldığın 3 blog ?


http://entel-dantel.blogspot.com/
http://penelope-sevdaizi.blogspot.com/
http://cudidagi.blogspot.com/



7 Ekim 2010 Perşembe

vedalasmak

hey,

gidiyorum ya ben, yaklasik 3 saat sonra. yazim da bu konuda iste.. vedalasma esnasinda; bastirilmis bir cok duygunuz ortaya cikar. bu duygu(lar) fiziksel hareketlerinizi bile kontrol altina alabilir. ters bir durumda; aman tanrim! "ne yaptim ben?" konulu dusunceniz, vedalasmanin ardindan gecen zamanda kafanizin icinde beliriverir. bu dusunce, yavas yavas; 'iyi ki de yapmisam lan'a dogru da kayabilir. eger kayiyorsa, gecmis olsun mu? cevabi son paragrafta saklidir. gorunen o ki; son paragrafa kadar okuyacaksiniz yazimi:/

vedalasirken gozunuz, vedaslatiginizdan baska birini gormez. sadece o vardir net, geri kalanlar ise flu. her seye, en cok da; 'ayriliga' itiraz edersiniz, bicaresinizdir. ne kadar ozleyecegim acaba? diye dusunurken, ona daha da dikkatli bakmaya baslarsiniz. her baktiginizda sizi etkileyen yeni bir ozelligi ortaya cikar, saka gibidir. icinizde karsi konulmasi guc istekler; kelimelere dokulup, disariya cikmak icin sizi zorlar. siz ise yutkunarak; onlarin cikmasini engellemeyi denersiniz..

en sonunda, herkesin ortasinda cekistirirsiniz azicik uzaga gidersiniz. opersiniz onu, delice.. bir yandan sarilirsiniz. tarifi zor bir histir bu. arabalar gecer, insanlar bakar. hatta dusunceniz de sizden yanadir; "arkasi donuktur, gormez" der, inanirsiniz. arkasinin donuk olmadigini bilseniz de unutmussunuzdur o an. aldirmazsiniz, kalbinize yerlesmistir, lanet. alismissinizdir, bir sekilde alistirmistir, kendini size. sahi, nasil olmustur bu boyle? akliniz almaz, cok gerilere gidersiniz. size yaptiklarini dusunup, demek her seyi planlayip da yapmis... deseniz de; etkilendiginizin farkindasinizdir. dusunmeye devam edersiniz, vee gorursunuz ki; ornekleri cogaltmak pek mumkundur. o, isinde iyimis.. der, bunu tebessumle kabul edersiniz, sabrini takdir edersiniz. aniden; ya sizi koydugu namusait ortam? diye sorarsiniz. zorla yapmadi ki hicbir seyi diyerek, cevabi verirsiniz kendi kendinize. her gun gorusmeyi, beraber zaman gecrimeyi, diger faaliyetlere tercih etmeye baslamissinizdir. vee onu; diger(ler)ine tercih eder hale gelirsiniz. bu bir karar asamasidir. digerleri ve o? vedalasma sirasinda ve sonrasinda yasananlar, bu seciminize isik tutacaktir.

yataktan daha bir degisik kalkar olmus, bugun onu nasil gorebilirim? planlariyla dolu sekilde 'gunaydiiiin' dersiniz, ahaliye. onun aradigini sanarak kosturursunuz her calan telefona. hey, "o mesaji" gordugunuzdeki kizginliginizi, sonrasindaki telafi turlararini gulumseyerek hatirlarsiniz.  bu gulumseme, kisa bir sure sonra yerini gozyaslarina birakir. onu deli gibi ozlemissinizdir, daha gideli cok olmamistir halbuki. artik, her gittiginiz yerde; 'o' burada olsa soyle der, moralimi duzeltir, beni guldururdu diye icinizi gecireceksiniz. karsidaki soyle yapti ama o olsaydi, boyle yapardi'lara gireceksiniz. yaninizda olmadigi halde, aklinizda olacak gibidir.

tekrar vedalasmaya donersek; ona olan, her gun buyumekte olan tutkunuz sahne alir ve sizi; "saglikli dusunemez hatta onun disinda kimseyi umursamaz" cinsi bagiyla sarmalar. etraftaki ucuncu sahislar artik flu da degillerdir, bildiginiz yoklardir. vedalasma anindaki ve sonrasindaki dusuncelerinizi iyice irdeler ve muhakemesini yaparsaniz; merak ettginiz pek cok sorunuza, cevaplar bulabilirsin. son olarak; yazarin coktan uyumus olmasi gerekirken, bu yaziyi yazmasina sebebiyet veren kadinin; "oldukca siradisi" oldugunu soylemek, pek dogru olur.

hoscakaliniz

07/10/10

serhan.