15 Mart 2010 Pazartesi

arilar bal yaparlar


selam,

evet, arilar bal yaparlar bazen de gereksiz yere adami sokarlar. burada kullanilan 'sokmak' kelimesi, ingilzce'de 'ari beni isirdi' seklinde soylense de makulu, arinin turkce'de dendigi gibi sizi sokmasidir. ignesini batirir, bir yanma, aci vs derken siz sokulmus olursunuz. arinin akibeti ise ignesinin icerde kalip, kalmamasina baglidir. eger igne iceride kalmis ise ari; hakkin rahmetine kavusmus demektir. zaten rahatsiz hayvanlardir bu arilar, dans ederek polenin etrafina diger arilari cagririrlar, onlar gelirler, sen de oradan gecersin, senin cicegin poleni ile alip veremedigin bir sey yoktur lakin yine bu dans etmekte olan arilardan bir veya bir kaci dansi mansi birakip, seni durduk yere sokarlar. bu arada ben bu hayvanlarin mamulu olan, bali cok seviyorum. rahmetli son kedimin ismi de bal idi ayrica gozlerim de bal rengidir. bal kopugu rengini de severim, arabasina gore asil durur, ici ayni renk deri doseme olursa daha da iyi olur.

benim arilarla derdim yok, en azindan yoktu, fakat gercek olan bir sey var ki onlarin benimle derdi var. ne zaman ari bir mekana tesrif etse, o mekanda bulunan onlarca kisiyi es gecip, olumu ugruna beni sokar. sanki bir kiralik katildir o ve basladigi isi bitirecektir. sokmayin beni artik, alerjim var. tamam, olmuyorum ama takribi diger insanlardan uc kat daha fazla sisiyorum, dedim kac kere anlamadilar. ciftehavuzlar'da otururken ki tam lokasyonu semiha sakir lise'sinin arkasindaki caddenin paraleli, eski reis-i cumhur celal bayar'in oturdugu sokaktir. arilarla, bir munasabetimiz olduydu o vakitler, o mekanda. eskiden semiha sakir yerine, surucu kursu talim sahasi vardi orada, bir de oraya giden kestirme bir yol. kimse o kestirme yolu kullanamazdi cunku orada herkesin bildigi bir ari kovani vardi. ne sekilde oldu, hatirlamasam da bir gun, kendimi mahallenin buyuklerinin pesine takilmis, bu kovanin civarinda buldum.

derken, buyuklerden bir tanesi ki daha sonradan ogreniyorum, agbeyim kovana tas atti, atmis. arilar bir anda bizim uzerime hucum etti. ben ise yaklasik alti yaslarindayim, herkes kacmaya basladi, ben kacamadim, kalakaldim. agbeyim, benim orada oldugumu bilmiyordu zaten oyle olsa once beni ordan uzakalstirir sonra tasi atardi. sonuc olarak, arilar beni 5-6 yerimden soktular. mekan belirtmek istersem, kafam, kollarim en onemlisi ise ust dudagimdi. eve geldim ki annem sok vaziyette. bir anda sismisim, aynaya baktigimda kendimi taniyamamistim, mahallenin doktoru geldi, amonyaklar vs, tani konuldu, arilara alerjim vardi. agbeyim bu olanlardan kendini sorumlu tuttu, cok uzuldu. ertesi gun annemlerin yataginda uyandim, sirenle, 10 kasim idi, o zmanlar turkiye cumhuriyet'i boyle degil, 10 kasim sireninde kipirdamak bile cok ayip, ata'ya saygisizlikti. neyse mahalleden ses cikmiyordu, ben ise camdan bakiyordum, gordugum manzarayi hic unutmuyorum, su sekilde idi; agbeyim, elinde mavi beyaz ilaclama pompasi ile ari kovanini ilacliyor, bir yandan da bagirip cagriyordu. ben ise agliyor, arilarin onu sokmasina cok uzuluyordum, ilaclama isinden sonra bir daha ari kovani diye bir sey kalmadi o ara sokakta. sanirim arilarin garezi bu yuzdendir bana.

bayramoglu'nda kumda oynarken mayomun on tarafinda bir sizi hissetiydim. evet, olan olmus arilarin kiralik katili beni yine bulmustu. isimi bitirmek icin, tam onikiden vurmustu beni, tam olarak oradan, pipiden sokmustu. ben, aci icinde yere yatarken, annem, komsular vs ustume dogru n'olduuu? diye kosuyorlardi. ari soktu, nerden? ordan nasil, hay allah vs derken yine dr cagrildi, amonyak, pansuman yapildi, bizim o devirdeki pipiye artik baska isimler yarasirdi, o denli bir gelisim soz konusu idi. hatta, sitenin genc bayanlari, merakli gozlerle duruma bakiyorlar, yasi tutmayanlari anneleri hadi bakalim, dagilin birseyi yok serhan'in, iyilesecek diyerek uzaklastiriyorlardi. nasil bir seyi yok, o ne o? diyesi geliyordu insanin:))

babamdan ilk defa ayriliyordum, datca'ya otobusle gidiyorduk, annem ve bir arkadasi ile. ben, gitmek cok istemiyordum ama cok israr etmislerdi, ayrica gidecegimiz evin sahibesinin, benim yasitim olan alev adinda bir torunu oldugunu da biliyordum. otobus yolculugu basladi, ben annemle oturuyor, annemin zarif arkadasi da adamin biri ile oturuyordu, annemle konusmak icin devamli arkaya donuyordu, ben ise hic orali olmuyordum. bu kadini sevmistim, lafi gecmisken kendisi ne kadar zarif ve asil bir kadin ise kocasi da bir o kadar okuzdu. ilerki yillarda babamla ortaklik yaparlarken, okuzlugu zaten tescil edilmisti bu zatin. neyse konumuza donelim, yandaki amca da benimle konusuyor, arabalardan bahsediyordu. en sonun ikna oldum, siz buyrun dedim, annemle konusun, ben amca ile yanyana otururum, muhabbet sohbet derken, otobus ilerliyordu. kahvalti icin bir yerde durduk, otobus iki katli idi. yola tekrar ciktigimizda, on taraflardan, bagaris sesleri duyuldu, aman dikkat, vur vur gibi. baktim ki millet arinin, varligindan bahsediyor. onlerden bir kac geri zekali ise mecmua ile ariya vurmaya calisiyor, beceremiyor. ben, annemle gozgoze geliyorum. o da endiseli o an, hissediyorum. derken yanimdaki bilge kisilik olan amca, sabit durmami, kipirdamami tembihliyor. iyi, peki diyorum. esek arisi olan ari cinsi gelip, gorevini yapiyor ve beni kasimla gozum arasindan sokuyor.

bu olaydan sonra, o kadar sinirlenmistim ki ne amca kaldi? ne ondeki mecmua ile ariyi olduremeyen embesiller kaldi, herkese agzima geleni soyluyordum, acinin yaninda, evdeki sarisin kizi dusunuyor, olacaklari tahmin ediyordum. o kadar kotu olmustum ki otobusu durdurlar, ilk yardim yapildi, sag gozum kapanmis, yuzumun yarisi sismisti. cok uzgundum, sinirli idim. herkes garip garip bakiyordu. datca'ya vardigimizda saglik ocagina gittik lakin yol boyunca, butun kafalar benim suratima dogru donuyordu. etraf cok guzel kizlarla doluydu fakat ben, guzel ve cirkin dizisindeki vincent gibi olmustum. bir sekilde datca'daki misafir evine geldik. tek gozumle kiza baktim, guzel. kusura bakma, tipim bu degil aslinda ama yolda ari soktu dedim. gulumsedi, kotu sokmus dedi, evet dedim. bana nesquickli sut getirdi, bir not; ilk defa nesquickli sutu o zman icmistim ve hala da icerim. yaklasik dort gun boyunca sis kaldi yuzum, yasim mi? 12 idi. sansiz bir baslangicti ama sonradan evin sahibesi kadinin beni oglen uykusuna yatirma cabalalari disinda fena gecmeyen bir tatil idi.

bu sene, bodrum'da yurt disindan gelen misafirlerimle guneslenirken, su almak hem de biraz yurumek icin markete gideyim dedim. t-shirtu giydim, icine saklanmis ari, tanidik bir aci, tinmadim bile. lakin o, kiralik katillerden biri degildi biliyordum. zaten hesap, yillar once kapanmisti..

iyi sabahlar.

12.03.10

serhan.

Hiç yorum yok: