15 Mart 2010 Pazartesi

okulum sevgi dolu (1)

Yil 1988, o zaman iste ortaya, hazirliga ne haltsa bir yere baslayacagiz. Sinavlara girilmis herkes benden super derece bekliyor. Ben ise sonucu bilmekteyim lakin susuyorum. Okulda dersler iyidi, kolaydi, son sene bizim Mihriban hoca herkes sinavlara hazirlanirken, velilerin saskin bakislari arasinda evlenip, balayina cikmisti. Ayrica biz zenginler grubuyduk, bize kirik not veremezdi, rahmetli. Bana bir kere mi ne iyi vermisti, olay cikmisti. Annem de ben seni Nebahat hoca'nin sinifina verecektim vs diye hayiflanirdi. Neyse, millet o ara ders calisirken, biz de yag satarim bal satarim, uzun esek, isim sehir gibi oyunlarla bos zamanimizi degerlendiriyorduk. Hafta sonlari ise dershaneye yazdirilmistim, Kiziltoprakta bulunan Oktay dersanesine. Igrenc bir yerdi, yanilmiyorsam her iki haftada bir aldigin nota gore sinif yukseltilir, alcaltilirdi. Ben, hic A sinifina cikmayi basaramamistim, ayrica cok sinir tipler vardi. Tek kelime ile nefret ediyordum oradan sonra da biraktim zaten. Hayatim boyunca dersanelerle de aram iyi olmadi.

Ayni yas gurubunda cocuklarin anneleri beklenti icersindeydi, sinavlar aciklandi. Sonuc, yedekteyim. Evet, sorarlarsa bu cevabi verecektim, evden oyle dendi. O hafta aksamlari babam, gelismeleri uzaktan izler vaziyetteydi. Icinden, bana cok guvenmesine ragmen bu da mi okumayacak acaba sorusunu kendisine soruyor, arada da beni suzerek rakisindan yudumlar aliyordu. En sonunda sordu, okuyacak misin? Sen merak etme baba, okumayi seviyorum ben dedim. Rahatladi, sevindi. Bazi insanlarin paralari yetmez cocuklarini, benden daha iyi yapmalarina ragmen kazandiklari okula yazdiramazlar ise veya kimi zeka kupleri kolejlerle ayni zamanda anadolu liselerini kazanmislarsa bir yere girecektik, hesap buydu. Aksi gibi de etraftaki herkes muhtesem yerlere girmisti, sinif allahtan genel olarak kotuydu. Suclu bizim ogretmendi, gunler gectikce, cocuk iyi bile yapmis bu duruma gore! vaziyetine geldim. Ben bile inandim aslinda iyi yaptigima, butun suc hocadaydi, evet sevmistim bunu. Hala bile veriyorum gazi anneme, anne diyorum ben eger Nebahat hocaninin sinifinda olsaydim var yaa gazi alan annem, utanmasa o imtihanlarin a.. koyardin sen, diyecek. Ardindan bilemedik ki biz boyle olacagini diyor. Siniftan, uc bes kisi iyi yerlere kapagi atti, onlar da ozel hoca takviyeli ve oldukca zeki tiplerdi. Ya da tiplermis.

Benim de ozel hocam vardi, amcam. Gelecegim der, gelmezdi, raki masasinda ders anlatir, kalemi kulagina sokar iki yana hizla sallardi. Kalemin tepesinde silgi varsa bu daha cok hosuna giderdi, silgi sarimtrak renge burunurdu. Hijyeni gozonunde bulundurmazsak iyi hocaydi, iyi ogretmisti bana matematigi. Bu arada yedekler, medekler derken Saint Benoit’e girecegim galiba. Aha o da ne? Bir okula goturdu annem beni, uzay caginin okulu muthis. Ogretmenlerin hepsi birinci sinifmis, cogu yabanciymis. Aa yabanci, su gibi lisanin olacak, izt bizzt annem hipnotize oldu. Nasil kandirdilarsa beni ozel ahmet simsek lisesine yazdirdilar. Hem ingilizce imis, servis varmis, yakinmis, bok yakin bu arada. Son gun Saint Benoit’den haber geldi, gelin yazdirin oglunuzu diye, kismet olmadi. Yillarca haa su Kartal’daki mi? Lafini duyacagim okulum sevgi doluydu, neseli ve paragozdu. devami var..

serhan.

2 yorum:

gasilhane dedi ki...

Ben de 88'de doğdum, demek sen sınavlarda sürünürken ben bezimi dolduruyodum

seroo dedi ki...

yazilarini arada okuyorum..