29 Aralık 2014 Pazartesi

capa

iyi geceler,

bundan bir onceki yazimin 2014'un son yazisi olacagini dusunmustum, yanilmisim. (tabi eger bu yaziyi yayinlarsam). sonucta bir suru taslak mahiyetinde yazilarim oldugu icin bunun da bir karalama olarak kalma ihtimali mevcut. cok yorgunum, yasimin gerektiginden daha cok yorgunum. cocukluktan bu yasima kadar oyle cok boktan sey gecti ki basimdan; yasami sorgulatir. size hic unutamadigim bir ani. bir keresinde, babam bana minik bir kayik almisti. yazligimiz vardi butun yazi orada gecirirdim. tekne, yelken, kayik, balik merakim inanilmaz seviyedeydi. kendimi ilk suda hatirliyorum ben. hic kollukla yuzmedim, simidim de olmadi. denize girdim, ciktim... girdim, ciktim... sonra yuzuyordum. 

O kayik benim icin o kadar onemli idi ki, futboldan arta kalan butun vaktimi o kayigin tepesinde geciriyordum, aslinda cok dengesiz aptal bir kayikti. en ufak dalgada su aliyordu. cok defa battim. gec saatlere kadar o kayikla ugrastigimdan cogunlukla tek basima karaya cekmek zorunda kaliyordum onu. malum herkes eve saatinde gidiyordu, ben haric. sahilde tekneler vardi, kullanilmayan, denize indirilmeyen tekneler. tekneler balik gibidir, eger denize inmezlerse karada olurler. Velhasil bir tanesinin altinda benim kayiga uygun bir capa buldum. yazin ortasina gelmistik ben de artik o capayi oradan almaya karar verdim, kullanilmiyordu ve aldim. zimparaladim, curumustu sonunda da boyadim. artik her defasinda kayigimi karaya cekmek zorunda kalmayacaktim. yakina bir yere demirliyor. yuzerek kiyiya geliyordum. kurekli bir kayik, cok kurek cekerdim kayik dalga yapardi. oyle hizli giderdim. yalniz capaya ne sevinmistim. salakmisim iste.

Bir gun, bisiklete binerken yanima yasli bir adam geldi. herkesin ortasinda, iste dedi, bu cocuk! bu cocuk benim capami caldi. calmak ve ben?! ben bir sey calmazdim, babamdan harclik isterken; peder, git cebimden al derdi, genellikle de miktarini bilmedigi paralar olurdu cebinde. ben hep aldigim parayi dogru soyledim. o zaman pederin cebinden para araklamak revactaydi. neyse ise, haksizdi o adam, calmamistim. vallahi calmadim. kulagimi cekmisti. sonra bisikleti yere biraktim, kiyafetlerimle denize atladim. kayigi, daha once o kadar hizli tek basima karaya cekebilecegime ihtimal vermiyordum. capayi cozdum ve adama al capani dedim, ona dogru firlattim. yasim 10 belki 11. etrafima baktim o kulagimi ceken adam ve ben kalmistik. doktorum necmettin amca telasla yaklasti, gel serhan dedi. bir tek o, bir tek necmettin amca yanima geldi/gelebildi. adam bana bakti sonra capasina bakti. ben bilemedim evlat, capanin senin icin bu kadar degerli oldugunu dedi. uzun yillar yazlikta o adami gordum, gozunun icine baktim ama tek kelime dahi etmedim. o gunu hic ama hic unutmadim. sonra cenazesine gittim. (adam eceliyle gitti, ben bir sey yapmadim).

ben, haksiz yere suclanmayi hic sevmedim. kim sever ki? benimki de laf. dusundugumde; o dengesiz kayik beni belki hayatimi, necmettin amca ise yanimda kalanlari, bana inananlari, o yasli adam da iste zaman zaman karsima cikan garip insanlari temsil etti sanki. ve capa, capa ise sebepti. bir insanin, baska birine kizmasi icin sebep bulmasi o kadar kolay ki; capa, adam icin sebepti. yeter ki amac; kizmak-kusmek olsun. insanlara sebep mi yok? olmasa da yaratilir. sorun yok. Bu yaziyi yazmamin sebebi, sana kizdigim icindir, cok kizdigim icin. 

sanirim, kayigi o gunkunden daha hizli karaya cektim.

adios.

serhan.


23 Aralık 2014 Salı

Yeni Yiliniz Kutlu Olsun.

Selam,

Sanirim bu, 2014 yilinda yazdigim son yazi. Sorun, zaten benim gozumde yilin basindan basliyor. Neden? Cunku yeni yil geliyor. Useniyorum amina koyayim. Gecen yilin aynisini yasayacagiz, biliyorum. Tekrarlardan sikiliyorum. Bu yilin gecen yildan farki ne olacak? Hiyar daha pahali olacak, ne bileyim ben daha yasli olacagim sen sacinin rengini degistireceksin, aclar daha ac, zenginler daha zengin olacak. Global olarak kriz olacak. Ulkece biz daha bir yobaz olacagiz muhtemel. Ayni kisilerin dogum gunleri kutlanacak mucuk mucuk. aa hic yasini gostermiyorsun falan filan. Ayni tripler, ayni defterler, temcit pilavi gibi onume gelecek; yoruldum ulan. 

Tabi zamana karsi yarisi birakacak olan tanidik/sevdigimiz uc-bes mevta icin hoca efendi nasil bilirdiniz? diye soracak, icinden kufur eden olsa da hakkini hesapta helal edecek. Ardi ardina 7-8 arkadasin bebegi oldu... haberlerini duyacagiz. Hepsi de super tatli olacak. Minnak mesajlar yazilacak her fotografin altina Her sey aslinda ayni iste, alin ozetledim. Hani ne bileyim 2015'te, cok degisik seyler olacaktir; Ne bileyim baska bir tur dunyaya gelecektir, dinazorlar, mamutlar canlanacaktir. UFO ahanda soyle lank diye cadde'ye inecektir. Boyle atraksiyonlu olaylar olacak desinler, gelsin 2015, basimla beraber. Verdigim ornekler ya eskiden, ya uzaydan cunku bu dunyada bizi sasirtacak bir sey yok! Mistik bir seyler yok.


Degisecek olan nedir? Kisiliklerimiz mi degisecek? Yoo. Mesela ben, nasil bir kisilige sahibim? Su anda; ic karartici, yorgun bir kisilik. Karsidakinin beni anlamasi icin caba sarf etmesi gerekir. Mesakatli is, kimseyi zorlamamak lazim. Zira benim de ugrasip birini anlamaya/tanimaya calistigim zamanlar oldu/oluyor, bazen yaranamazsin, olmaz. Bana da yaranamazsiniz belli olmam ben. Sikintili kan baglarimdan baydim, onlar da benden baydi cunku ayri dunyalardaniz. Benim psikolojiyi zaten bilenler bilir, tirt. E bu konularda da bir sey degismeyecek. Ben gec de olsa verdigim sozleri tutamadigimi ogrendim. Yine yapacagim, yine tutamayacagim. Gerci artik etrafimdaki kisilerin soz verip-tutmama konusunda bana tur bindirdiklerini gormem de komik ama sucluluk duygumu azaltiyor.

Ben 2015 yilinda; hic sigara icemeyip, full spor yapacagim, filinta gibi olacagim, cok calisip, alemin damina koyacagimvari zkimsonik sozler vermeyecegim. Haha aslinda bu cumle de bir soz cumlesi. "Sozler vermeyecegime; Soz veririm!" insanlarin aliskanliklarindan kurtulmasi zor bir seydir, Dedigim gibi; soz versem de %100 tutamiyorum nasil olsa... 

Yeni yiliniz kutlu olsun.

Serhan.

28 Ekim 2014 Salı

me the weird

hey, basligi ingilizce koydum nasil? 

bu yazida yazar anafikri ilk paragrafta aciklayarak eser miktardaki okuru zora sokmayacaktir. oku :) neyse ana fikir sudur; hayatta bazi insanlarin bircok seye kabiliyeti olabilir, ama o insan ne olmak istedigine bir turlu karar veremez ise bu durum boka sarabilir. bazen israrla takip ettigi o yolun istedigi yere cikmadigini anlar, geri doner. sonraki sectigi yol da tam istedigi yere cikamayabilir, her sey mumkundur. adamimizin kafasi karisabilir, sansi da yaver gitmezse bu yollarda kaybolabilir. bu arada zaman oyle bir gecer ki, dostumuz; ahanda benden bi' halt olmayacak galiba... demeye baslar. sonucta maalesef ki bu adam basaramaz, heba olur. bazi insanlarin ise yukaridaki ornegin aksine bircok degil, birkac seye kabiliyeti mevcuttur. onunde iki hadi bilemediniz uc yolu vardir. kapar gozunu sectigi yolda kosar, sansi da vardir. basaririr, ihya da olur. ilki icin uzulur, ikincisi icin sevinirim. ben ama seni bilmem.

ben mesela; kickboks ve sanata ilgi duyarim, matematikten anlayip, edebiyata merakliyimdir. topla oynanan her sporu yapabilirim ama muzik derseniz iyi bir dinleyiciyimdir, hicbir sey calamam, igrenc sarki soylerim. is gorusmesinde, adamin arkasindaki resim dikkatimi ceker, (bu arada edvard munch - scream satilmis) kime ait bilirim. tam gorusmenin ortasindan sari tonlari neden coktur bilir misiniz? derim. adam ne sarisi ne tonu derken; van gogh, cok absinthe ictiginden gozleri sariyi secer, bu yuzden son donem resimleri saridir derim. adam da ne diyor lan bu manyak der. muhtemel ki o oda ceo'nun falandir. e boyle gevezelik yaparsan; o ise giremezsin. adam seni rakip gorur. yada gereksiz. sonra adamin sordugu hangi rulman nereye lazim? sorusunu da cevaplarim ama iste, malum. klasikleri okumayan adam olmaz deyip, cogunu okumusumdur, ne bileyim tesisat hesabi bilmeyen muhendis olmaz deyip, onu da ogrenmisimdir. makineden, bakimdan, malzemeden, uretimden hatta kalite mevzuatlarindan da anlarim. anlarim oglu anlarim iste. ama is yasaminda cok basarili olamamisimdir. gerci benim psikoloji daginik biraz, oradan da ekstra kaybediyorum ama olsun. bi' de azicik disiplinsizim ayrica sinir hastasi olma ihtimalim yuksek. daan diye vururum adamin kafasina bir sey, belli olmam ben.

neyse siz de benim gibi garipseniz, bir halti iyiyce dusunun sonra o olun. digerleri hobi kalsin. bilgi kahramani olmanin geregi yoktur, gercekten. boyle yaparak ortamda bir-iki kisi etkilersiniz, o da muhtemel karsi cins olur. digerleri senin ukala oldugunu dusunur. is hayatinda da zaten bizim modeller is yapmaz yukarida bir is gorusmesi ornegi verdim, gercektir. bi de son bir sey zamanlama hatasi yapariz biz. yani ben. resim muhabbetini ceo ile yapsam yuruyecektim belki. dedim ya timing ozurluyum. kelimelerimi bi' tutabilsem. 

tutabilseydim...

eyvallah.
serhan.

24 Ekim 2014 Cuma

savas alani

selam,

bence hayat; savas alaninda olmak gibi. tabi eski zamanlardaki savaslardan bahsediyorum, gogus goguse carpisilanlardan. bolca kahramanlik hikayesi olanlardan. vucudunda izler olan savascilardan, korkusuzluktan bahsediyorum. lidersen, plani da sen yapmali, en onde de sen gitmelisin! mentalitesini guden savaslar. baltalar, kiliclar, oklar ve benzerleri olmali. barut icad edilmemis olsun. ok da adam oldurur diyeceksiniz, ama atmasini bilirseniz. 

ya silah? tetigi cekebilen, daha once ates dahi etmemis bir kisi, sizi silahla kolaylikla oldurebilir. defalarca beraber savasmis adamlar vardir, hani filmlerde goruruz savastan sonra eve donduklerinde birlikte icen, sarhos olan adamlardan bahsediyorum. savas alaninda onlar neden beraber olmak ister? ilk paragrafta anlattigim savaslara giden kac kisi hayatta kalir ki? cok yorulursun, yaralanirsin ne biliim karsindaki adam senden kuvvetlidir, olursun. o arkadasin seni korur, yardim eder. baskasi en ufak riski bile alamazken, o alir. o yuzden de baskasi degil, yanindaki o'dur. cunku korumazsa, yine olursun. ve bir canin vardir. o'nun sayesinde hayatta kalma sansin daha yuksektir. kaldi ki bugun o seni korur, yarin sen onu. elbette ikiniz de hayatta kalirsaniz. belki bir zaman gelir; sen veya o birbirinizi korumakta tereddut edersiniz. bir anda olmaz. artik savasci olmayan zamanla kendini belli eder. birakiyorum diyemezsin, neden biliyor musunuz? kahramanlik hikayelerinden kimse kolay kolay vazgecemez. hala savasci olanin olayi kabullenmesi, sezmesi gerekir. en azindan arkasinda biri olmayacagini bilmesi, birinin oldugunu zannetmesinden daha iyiydir.   

simdiki hayat, tek kursunda isi bitiriyor ama sunu sormaktan kimseye zarar gelmez. hanginiz kendinizi boyle bir savas alaninda dusunebiliyor? hadi kendinizi dusundunuz etrafinizdaki dostlarinizin kaciyla beraber bu tur bir savasa giderdiniz? 
#ragnar

zor soru. 

gittim.
serhan.

21 Ekim 2014 Salı

ziya-uyanis (1)

selam gencler,

size ziya'dan bahsedecegim. ziya gercekten cok salak bir adam ama bu hikaye ziya'nin salakligi ile direkt ilgili degil. bu arada ziya niye salak? cunku hayati boyunca ayni hatalari defalarca yapiyor. ayni hatalarin defalarca yapilmasi, insanin salak olmasinin kanitidir. her neyse loser kahramanimiz ziya pek iyiliksever. soyle ki; nerede var yangin orada ziya, nerede var ihtiyac, orada ziya. yalniz ufak bir sorun var, ziya ne zaman bir iyilik yapsa, bu yaptigi iyilik, kendisine iki kotu melanet olarak geri donuyor. anlayacaginiz ziya, hem salak hemi de lanetli gibi bir mahluk. aslinda ziya bu durumu tee cocuklugunda fark ediyor. insanlardan uzaklasayim bari, tek basima oynayayim diyor, ziya lakin bu sefer de ziya'nin salakliginin yanina bir de asosyallik sifati ekleniyor. doktora dahi goturuyorlar. ziya durumu anlatiyor ama kimse inanmiyor ziya'ya. yalniz bu iyilik yap, kotuluk bul mevzusu ve ziya'nin hatalarini tekrar etme hastaligi ile birlesince ortaya onlenemez bir gecen yillar ve ziya cokus egrisi cikariyor. eeveet hikaye burada biraz pislesiyor cunku ziya'yi, kotuluk yaptiginda ise iki kati iyilik bekliyor. nihahah.

gelelim ziya bu duruma ne zaman uyaniyor kismina. ziya yuzmeyi cok seviyor. suya giriyor, cikmiyor, kucukcuk cigerleri ile herkesin sasirdigi derinliklere dalabiliyor. o yuzden ziya'yi teknelerin tonozlarina daldiriyorlar. oralari yosunlu ve karanlik, kimse dalmak istemiyor. zaten ziya bunu sevdigi icin yapiyor yani dolayli yoldan bir iyilik oldugu zaman bu kotuluk oklari ziya'ya gelmiyor. biraz karisik oldu. derken ziya'nin hic sevmedigi bir adam geliyor. tonoza sen daliyormussun diyor ziya'ya. ziya da evet ama senin tonozuna dalmam diyor. sonra iyi peki diyor ve daliyor. sonrasinin aksaminda firtina cikiyor ve ziya'nin babasinin teknesi kiyilara vurup parcalaniyor. tekne tekrar yapildigi sene bu sefer dumeni kilitleniyor ziya bir baska tekneye carpiyor. suclu ziya. ayni sene ziya sunnet oluyor. ziya'nin futbol oynamasi yasak ama onsuz takim nal topluyor. israrlara dayanamayan ziya oyuna giriyor, muthis oynuyor, ama pipisine top gelen ziya, kanlar icersinde hastaneye goturuluyor. yine dikis, ondan tam iki gun sonra ziya disari cikiyor ve sahilde yuruyor. ilk deneme derken paat ziya yerde. sahilden yaklasik 30 metre uzak ve 3 metre telleri olan etrafi agaclarla kapli sahadan top tekrar ziya'nin alete geliyor. sergen vursa olmaz, o denli. boyle sansin taa amk diyor ziya. ziya, mevzu bahis alet olunca onu korumaya almaya karar veriyor ve top mop oynamiyorum lan diyor. havadan ucak gelse seyini tutuyor. ziya o konuda hala takintili. 

sonra ziya dusunmeye basliyor ulan diyor, gecen bunyamin bogluyordu besili olmasina ragmen onu kurtardik, sora yelken diregi kafama carpti ben bogluyordum. sonra firtina cikti yine bogluyordum diyor. derken boyle bir suru ornek buluyor. mahallede ilker'i tam ari sokarken ariyi olduren ziya'yi, o ara bircok kere ari sokuyor. ziya'ya babasi karne hediyesi aliyor, bir bmx. ziya hareketli bir cocuk, acayip bisiklete biniyor. ve bisiklet konusunda cok pis, boyle insanlarin yanina yaklasip, elindeki agac dalini yandaki bisikletin jantlarina sokacak kadar it. bmx yarislarinda yarisan diger elemana tekme atacak kadar deli. ziya bmx ustunde tam bir ruh hastasi. 

ziya bisikletten yillarca felaket sekillerde dusuyor, ama tek bir yeri kirilmiyor, incinmiyor. bi halt olmuyor.

devam edecek...

copyright by SERHAN.

10 Ekim 2014 Cuma

sut molasi

selam selam, 

saat sabahin 5inde bana yazi yazdiran sey(ler) oldu. az once yatakta ki o aslinda bir koltuk, yatis seklime dikkat ettim. dizlerini midesine cekmis, bu dunyadan saklanan cocuk gibi uyuyordum. e zaten benim cocukken de boyle uyudugum vakitler olur, kalkip dolasirdim. anneannem ne dolasiyorsun cocugum dediginde, su icmeye kalktim derdim. sonra iste aklima ne geliyorsa anlatirdim, o da bana sut verirdi. sut hic sevmezdim ama yataga geri donmemek icin o sutu yavas yavas icerdim. simdi de kalktim kola iciyorum, kolakoligim ben. 

bazen birilerine guvenmek istersin, kendinden baskasini bulamazsin. o zaman; herkesin bir yamugunu yakalayacak kadar uzun yasamisim... demek ki derim. kendimin yok mu? ohooo gani. ama inanin bilerek degil. hepsi bilmeyerek olmustur, cogu da zaten bana patlamistir. ne haltsa magduru oynamaya gerek yok. guvendigimiz daglara kar yagar. neden biliyor musunuz? hava ilk yukseklerde bozar cunku. bazi atalarimiz da ne salakmis? diyesim geliyor. karin gidip sifir rakima yagacak hali yok ki, elbette daga yagicak. neyse kar mar derken, bu sene kis olur mu acaba? gecen kis usumustuk biz. yoruldugum uc-bes sey varsa biri de kendimi tanitmaktir. kendini tanitmak ne kadar sacma? karsindaki seni tanimak istiyor ise tanir, ekstra caba niye? kendin ol, yeter. mal bu. aha ben boyleyim de cekil, hep boyleydim hatta de. bazi sevgiler neden uzun surer biliyor musunuz? cunku zaman gecirmezdir onlar. zamana karsi ustlerinde zirhlari vardir. zaman ustlerinden kayar gider. picasso'nun bir tablosu vardir, butun saatler oludur, calismaz. the persistance of memory. tam olarak dedigim olay bu. konu o ise; saatler islemez cunku oyle kabul etmistir insanlar birbirlerini. yapacagim dedigi zaman, bilirsin ki takaati yoktur, ister ama yapamaz. gelecegim der, kalkamaz o salak (ben) zamaninda. birbirini kandirarak, kimse yol alamaz. hatta bu karsilikli bir kandirma ise saat geri bile gider. var olan sevgi daha geriye gider. kimse kendini suslemese ya. veya suslesin de kararinda suslesin. ne yazacagimi bilmiyorum daha fazla. bazen seversin iste, olur kendiliginden. cok fazla olmaz bu dedigimden, az olur ama gecmez. cikarayim kalbimden atayim dersin, bi bakmissin bu satirlari okuyorsun. bazen iyi odugunu bilmek yeter, bazen fazlasini istersin. bu ikinci bazen, tekrar bakimindan donem donem abartir, cogunlukla halini alir. iste o zaman aksiyon almamak icin bayagi bir zorlanirsin. 

gecen bir kopek gordum, mutsuzdu. sahibi mutsuzdu cunku. sahibi mutsuz yapmisti, suclu sahibi idi. yaslanmisti da. kuvvetle muhtemel, tum zamani boyle gecirmisti. kopegin yapacak belki bir seyi yoktu ama sizin hala bir sansiniz olabilir. charles bukowski sevdigim bir yazardir. onun gibi, kadin ve alkol hayatta bir cok -ben tipli- herifin aklindadir. ama su da var; fazla alkol varsa, az kadin vardir. az' burada kadin sayisini temsil edecek diye bir kaide yok, dostlarim. diyecegim sudur ki hemcinslerim, sisenin dibine vuralim vurmasina da, arada es vermeyi unutmayalim. 

yasasin mutsuz ulkenin, mutlu olmaya calisan insanlari. ben ne yaptim simdi? anneannem yerine sizi koydum, sut de yazi oldu iste. donup imla hatasi varsa, duzeltmeyecegim. birakayim bu sefer de daginik kalsin.

iyi sabahlar,

serhan.

not: dondum ve hizlica imla hatalarini duzelttim. cunku bu ben'im.


24 Eylül 2014 Çarşamba

yuzde bir

selam,

karbon kagidi gunlerime geri dondum. cok sikiliyorum, moralim de bozuk. hak etmedim, hem de hic. neyse, gecmisiyle yasayan adam konulu yazilarimdan ben bile baydim. hayat boktan gitmeye gorsun, her sey ust uste gelir. bir tane guzel ust uste var, bakin; onu atlamayayim.

mesgul tonundan nefret ettim resmen. hayatimda duymadigim kadar mesgul tonu duydum. mesgul tonu kimler icindir? istenmeyenler icin. istenmeyenleri istemedigimizden emin olalim, lakin o istenmeyenlerin de bir sabri, siniri vardir. an olur; al atini, zkeyim timarini diyebilirler. ati aldiktan sonra buhuu ne guzel de timar yapiyordu halbuki diyenleri cok gordum. dikkat etmek lazim. daha once iki kere sirra kadem basmis biri olarak, sunu belirtmek isterim ki ikisinde de ben gidiyorum! demedim. sabah kalktim ve gittim. gidis boyle olur. biliyor musunuz ben bodrum'dan nefret ederim. sagolsun gulay beni bodrum'dan nefret ettirmistir. torba'dan da nefret ederim. o guzide tatil yoremiz, bana hep sahte mutluluklarin oldugu bir yermis gibi gelir. saklanmak icin gidilen, daha cok gercek hayatlardan kacip, siginilan garip bir yer. orada yaz/kis yasamaya karar vermis herkesin huzunlu bir hikayesi vardir, herkes bu hikayelerinin sonunda bodrumlu olmustur. cogunun da psikolojisi tirttir. artik iki-uc tane kesfedilmemis yeri kalmis, asla da gitmeyecegim yaz aylarinda buyuk bir maskeli balonun dondugu, kislari da maskelerin dusmus oldugu, onumuzdeki yazda nasil bir yer acip, milleti cukkalasam diye fink atan yatirimcilarin yemek yedigi marinasina sictigimin yeri, bodrum. kisin, yazin paralar suyunu cektiginden imece usulu yasanir bodrum'da. elbette burada buyuk paralari olan, zirt pirt Istanbul'a kacan paranin damina koymus vatandaslardan bahsetmiyorum.

yazinin basligi. 0,01. yuzde bir, ne kadar da cucuk kadar bir sayi degil mi? hatun seninle su icsin diye bile binbir tane numara yapmissin, rakibi ekarte etmene ramak kalmis. hulki ile ayrilsak bile, senin bunda katkin yuzde bir! diye bir cumle isitmissin!? konuya etkimiz yuzde birmis. yuzde birim ben. demek ki yuz harekettimden sadece biri ise yaramis. zaten kararini vermis olm gibi argumanlariniz yuzde bir! bile ise yaramiyor su anda. benden once ayrilsaymis arkadasim o zaman derler adama. oyle durursun iste. yok abi aciklamasi. bu ornekleri cogaltirsak; bana baksana sen, yuzde bir bile umrumda degilsin! aslen, zkimde bile degilsin diyor. iyi niyete bakalim, bu projede yuzde bir katkin var, Serhan. saol abi. hani hatirliyor musun biz projeyi yapiyorduk, sen de gidip bakkaldan bize ekmek arasi yaptirmistin. iste bu senin yuzde birin. mesela, abi senin sayedende 100 soruda bir tane matematik yaptim, tesekkurler. 100 soruda bir soru ogretebilmisim. yuzde bir ne be? basarisizlik tabiri, etkisiz elemanligin sayiya vurumu. 

o degil de; seninle oldugumuz gunlerde ondan yuzde bir uzaklastim. hahahah ananin! yuzde bir be abi?! aciklamasi bile kotu. nereye cekersen cek, hicbir yere gitmiyor. cunku yuzde bir.

yuzde bir olmayin. 

byez.

16 Eylül 2014 Salı

davranis bozuklugu

heyo,

agzimda sigara, midem ise az once yedigim kavurmali tosttan dolayi kavruluyor. lansor aldim. sigarayi yakmadim cunku kalbim carpiyor. bela ilacim da bitti eczaci hanim gelecek de ilaci kilitli dopaltan cikaracak guya. yalanina sicayim Armagan. Hayatimi idame ettirmem, insanlardan bir seyler isteme faslina dayandigi vakit, iste tam o vakit, hayatimi zikeyim diyorum. su an zaten bu yaziyi yamamdaki sebep bu. baska yerlere odaklanma ihtiyaci. insan her zaman kendi kendine yetebilmeli. kisik ateste 15 dakika diye yandan kult bir film vardi. benimki de 10 dakikaymis. 10 dakikada elveda diye bir anim mevcut. suclusu ben.

hah cok sinirim bozuldu, bu aralar dakikalarla ilgili yazilar yaziyorum. gecenlerde psikopat misiniz? diye bir yazi okudum. ben kendimi biraz oyle sanardim, yalan yok. ama ben, bence psikopat degilim. en azindan oldugum ortami, olan olaylari etrafa normal aktariyorum. ama o bana bi' anlatiyor, olm sanki dunya yikilmis da altinda kalmis. sonraki davranis ise kelalaka. cenaze evinden, direkt balayina cikmak gibi. cok oldu bu. hepsinde de sonucu ben bildim. oyle degildir o, boyle olmustur dedim. sonucu da soyle olacak, kasma istersen! dedim. evet buradan bakinca da sinir bozucu, o kadar emek ver ama karsindakinin dedigi ciksin. biz de gectik o yollardan. davranis bozuklugu, davranisi bozuk olani degil lakin karsisindakini delirtir. hele ki bu davranis bozuklugu gizli ise, kimse karsidakine inanmaz, sen delirdiginle kalirsin. cok komik bir acidir bu. sonunda ne olur biliyor musunuz? davranis bozuklugu olan, inandirdigina doner. davranis bozuklugu, kontrol altina alinabilinir tabi eger istenirse. kisi boyle de mutlu olabilir, zor surectir. davranis bozuklugu olan zat aslinda her seyi bilir. her seyin farkindadir. hani araba kaza yapmis, kafani carpmissindir. hatirlamiyorum dersin, herkes inanir arada suphelenenler cikar. tip ustune gitse de hatirlamiyorum birader! dersin, ayni tip; tibben boyle vakalar olabilir... der. yine yirtarsin. ama suphelenenlerden uzak durman sarttir. elbet sobelenirsin.

kisacasi; kazayi hatirlarsin, senden baskasinin bilmesini istemezsin. boyle isine gelir. belki de en dogrusu budur. ve son olarak; ask, tutku gibi duygular cok guclu oldugunda insani davranis bozukluguna surukler, uzun sure ayni rutinde giden psikoloji sasirmistir, normaldir. plan yapar, kacarsin


eyvallah.
Serhan.

8 Eylül 2014 Pazartesi

bu yaziyi besbucuk dakikada yazdim

merhaba merhaba...

siz simdi, ben yazmadim saniyorsunuz ama -taslak- halinde bir suru yazi yazdim ben. mesnetsiz yazilar yazdim, capsiz yazilar, sapikca yazilar yazdim. simdi aklimdan ne gelirse yazmak istiyorum. cok garip istekler icindeyim. mesela, 8 yasinda bir oglum olsun istiyorum. hemen yarin.

sevmediklerimi yemege cagirip, onlari ne kadar sevmedigimi belirtip, kadeh kaldirmak istiyorum. ilk kadehi kaldiranin kafasina da kadehi firlatmak istiyorum. siktirin gidin lan hayatimdan demek istiyorum. evin anahtarini da alin demek istiyorum. cilingir cagirip, degistirdim de masraf olmasin demek istiyorum. kolpacino, recep ivedik ne haltsa iste o salak filmleri seyreden zekasi az guruhun o vakitlerini alip, erken olmuslere veren bir kahraman olmak istiyorum. dur diyor, uzak dur! yaklasma diyor. o dedikce, ben yaklasmak istiyorum. asagi dogru inip, islak yukari cikayim istiyorum.

iyi bir dovus sonrasi patlamis dudagimla tekila icmek istiyorum. kanim tekilanin icine gitsin, kendince bir kavis yapsin sonra iceyim istiyorum. ne salak hayatlarimiz var. 

bigmac geldi.

byez