7 Ekim 2010 Perşembe

vedalasmak

hey,

gidiyorum ya ben, yaklasik 3 saat sonra. yazim da bu konuda iste.. vedalasma esnasinda; bastirilmis bir cok duygunuz ortaya cikar. bu duygu(lar) fiziksel hareketlerinizi bile kontrol altina alabilir. ters bir durumda; aman tanrim! "ne yaptim ben?" konulu dusunceniz, vedalasmanin ardindan gecen zamanda kafanizin icinde beliriverir. bu dusunce, yavas yavas; 'iyi ki de yapmisam lan'a dogru da kayabilir. eger kayiyorsa, gecmis olsun mu? cevabi son paragrafta saklidir. gorunen o ki; son paragrafa kadar okuyacaksiniz yazimi:/

vedalasirken gozunuz, vedaslatiginizdan baska birini gormez. sadece o vardir net, geri kalanlar ise flu. her seye, en cok da; 'ayriliga' itiraz edersiniz, bicaresinizdir. ne kadar ozleyecegim acaba? diye dusunurken, ona daha da dikkatli bakmaya baslarsiniz. her baktiginizda sizi etkileyen yeni bir ozelligi ortaya cikar, saka gibidir. icinizde karsi konulmasi guc istekler; kelimelere dokulup, disariya cikmak icin sizi zorlar. siz ise yutkunarak; onlarin cikmasini engellemeyi denersiniz..

en sonunda, herkesin ortasinda cekistirirsiniz azicik uzaga gidersiniz. opersiniz onu, delice.. bir yandan sarilirsiniz. tarifi zor bir histir bu. arabalar gecer, insanlar bakar. hatta dusunceniz de sizden yanadir; "arkasi donuktur, gormez" der, inanirsiniz. arkasinin donuk olmadigini bilseniz de unutmussunuzdur o an. aldirmazsiniz, kalbinize yerlesmistir, lanet. alismissinizdir, bir sekilde alistirmistir, kendini size. sahi, nasil olmustur bu boyle? akliniz almaz, cok gerilere gidersiniz. size yaptiklarini dusunup, demek her seyi planlayip da yapmis... deseniz de; etkilendiginizin farkindasinizdir. dusunmeye devam edersiniz, vee gorursunuz ki; ornekleri cogaltmak pek mumkundur. o, isinde iyimis.. der, bunu tebessumle kabul edersiniz, sabrini takdir edersiniz. aniden; ya sizi koydugu namusait ortam? diye sorarsiniz. zorla yapmadi ki hicbir seyi diyerek, cevabi verirsiniz kendi kendinize. her gun gorusmeyi, beraber zaman gecrimeyi, diger faaliyetlere tercih etmeye baslamissinizdir. vee onu; diger(ler)ine tercih eder hale gelirsiniz. bu bir karar asamasidir. digerleri ve o? vedalasma sirasinda ve sonrasinda yasananlar, bu seciminize isik tutacaktir.

yataktan daha bir degisik kalkar olmus, bugun onu nasil gorebilirim? planlariyla dolu sekilde 'gunaydiiiin' dersiniz, ahaliye. onun aradigini sanarak kosturursunuz her calan telefona. hey, "o mesaji" gordugunuzdeki kizginliginizi, sonrasindaki telafi turlararini gulumseyerek hatirlarsiniz.  bu gulumseme, kisa bir sure sonra yerini gozyaslarina birakir. onu deli gibi ozlemissinizdir, daha gideli cok olmamistir halbuki. artik, her gittiginiz yerde; 'o' burada olsa soyle der, moralimi duzeltir, beni guldururdu diye icinizi gecireceksiniz. karsidaki soyle yapti ama o olsaydi, boyle yapardi'lara gireceksiniz. yaninizda olmadigi halde, aklinizda olacak gibidir.

tekrar vedalasmaya donersek; ona olan, her gun buyumekte olan tutkunuz sahne alir ve sizi; "saglikli dusunemez hatta onun disinda kimseyi umursamaz" cinsi bagiyla sarmalar. etraftaki ucuncu sahislar artik flu da degillerdir, bildiginiz yoklardir. vedalasma anindaki ve sonrasindaki dusuncelerinizi iyice irdeler ve muhakemesini yaparsaniz; merak ettginiz pek cok sorunuza, cevaplar bulabilirsin. son olarak; yazarin coktan uyumus olmasi gerekirken, bu yaziyi yazmasina sebebiyet veren kadinin; "oldukca siradisi" oldugunu soylemek, pek dogru olur.

hoscakaliniz

07/10/10

serhan.

Hiç yorum yok: