30 Ağustos 2010 Pazartesi

rahat olun..

selam,


ne zaman geldim ki memlekete ben? su gibi akip, gitmis gunler. napalim, tekrar uc oda, bir salon ulkemden "tek oda" kuzey ulkesine gidis gunlerim yaklasti. zaten ev doldu, ahali geldi, fazlalik hissi pek ziyade limitlerde. soyle; geldigim gunden bugune, burada gecirdigim zamani muhakeme edeyim dedim. bu sene, ne boka bozulmusum, neleri sorun etmisim, gorelim/gorun bakalim dedim. allah'in manyagi miyim neyim be? biktim lan kendimden. sag tarafim yaz diyor, oburu (sol) uyu diyor. oburune uyduk; citten atlayan kucukbas hayvanlari saydim, 10bin oldu herhalde. sonlara dogru; o cit oldu mu sana beygir? kucukbaslar oldu mu sana birer damien walters? her turlu numara var, komik de pezoslar, nasil uyunur ki? sag tarafim, kalk lan dedi, iyi dedik. kim bilir kac saat harcayacagim olm bu yaziya? neyse, gcen zamanlarin degerlendirmesini buraya sey ettireyim de blogumu takip eden insanlar da gorsun. simdi ben, istanbul'a temmuzun biri gibi geldim. iste gunler geldi gecti. 30 agustos zafer bayrami sabahina denk geldik, kutlu olsun bu arada. yolda, arabayla gelirken dahi vermis oldugum kararlar vardi ki; her gelisimde kararlar veririm, cok onemli degil, lakin bu verdigim kararlari pek fazla uygulayamam.

bazen; onem verdigim insanlardan, olmadik yerlerde garip davranislar gorurum. bu gelisimde verdigim kararlar arasinda en belirgini; "hak edene, hak ettigi kadar yakinlik gosterecegim" sablonlu olan idi. beni, bundan uc sene once tek odali ulkeye gitmeden once cok uzduler, sevgili okurlar. ben de uzulmelerimin yansimalari ile elimde olmadan istemediklerimi uzer olduydum. bu gelisimde, ilk denemelerde olmasa bile sonrakilerde icinde bulundugum durumlari, zamaninda cok uzdugum'e anlattim. sanirim gelisimin en hayirli gelismesi bu oldu. her sey; "pek farkli olabilirmis fikrine vardim", diyelim. belki de bu sekilde sonlanmasini istedigim icin konuyu boyle bagladim. hayatimin ona ait olan sayfasina; bir "ayrac" koydum ve tekrar kapattim. 3 sene once baslayan maceramda; elimdeki tek hedefe yardimlara yaklastim ve sonunda elde ettim. insallah akademik kariyerimi ki bu doktoradir, yuksek ihtimal is basvurusu yaptigim, fena olmayan bir firmadaki muhendislik pozisyonu ile beraber surdurecegim, bunu neden yapiyorum? neden bu kadar yoruyorum ki kendimi? zaten yuksek muhendisim ocak ayi itibariyle. cok acik olacagim; birincisi fazlasiyla basariya ihtiyacim var, ikincisi ise; ben (gerekli-gereksiz) cok okurum, okuduklarimi insanlara anlatmak icin ise sohbetleri bile bir sekilde bu okudugum konulara dogru cekerim ve bilmislik taslarim, e biraz bilirim de. madem ki ben bu isi seviyorum, universitede doktor olmaliyim dedim. hayalle baslad tabi de ilk kararim bu idi. derken isin maddi yanini da dusunerek is ile beraber akademik kariyerimi surdurmeleyim diye karar kildim. en azindan bu seneki amacim budur. belli olmaz benim isim.

ulkeme bu geldigimde; yeni seyler ogrendim. mesela eski arkadasliklarin bazilarinin sirf "eski" olduklari icin devam ettiklerini anladim. benim bir suru kotu yanim vardir, saymakla bitmez. ama asla fesat degilimdir, bir sekilde; fesat olabiletesi yuksek olan insanlarin grubuna dahil olup, "profilini sinirli" (restricted) goruntuleyenlerden olmustum. insanlari iyi dinlerim, dinlemem gibi gozukur ama dinlerim. o profili, sinirli gorunteleyenler onun icin; fesat olma ihtimali olanlardi, bunu sahsen bana kendi demisti. ee o zaman? arzu edilen ortak nokta olmaktan cikip, gunler ilerledikce istenmeyen ortak nokta olma yolunda gidisatim vardi ve hislerim beni uyariyordu. elbette ki bu durumu uzuntulu bir sekilde izler olmustum. insanlarin munasebetleri, beni malesef yeni kararlar almaya itiyor ama sevmiyorum iste; cunku daha once de dedigim gibi kararlari uygulamada, cogu zaman zorluk cekiyorum.

kendimi harikulade bir insan olarak tanimlamiyorum. sadece su var; pek eyvallahim yoktur, eskiden belki vardi ama ''mezalim" gunlerinde fiziksel olarak korku potansiyelimi bitirdiler, yok ettiler. suclu, ben degildim, hatta magdurdum. herkes, kendi sorunlari ile bogusuyordu. pehh o da sorun mu lan? desek de herkesin sorunu kendine buyuk idi. birimiz hepimiz, hepimiz.. yaslarini gecmistik. mevzu bahis; ailem, cok sevdiklerim ve onurumun kirintilari ise asla geri adim atmam-atamam. bu sebebten mutevellit; buyuk/kucuk bir suru teranenin icinde bulunmusumdur. arkadaslarimin oldugu bir ortamda hakli da olsam eyvallah diyememis yine bir olay cikartmisimdir. trafikte, yururken, yemek yerken bile etrafi kollar olmusum. dedigim gibi bu sekilde devam eden ben; bazi olaylar yasanirken, yanimda olan insanlarin bir cogunu tedirgin etmisimdir. o yuzden de en ufak bir planima (yemek, tatil, kahve vs.) dahil etigim arkadaslarimi ancak; benim dahil edilmedigim tatil, gezme gibi aktivitelerde gorup, aliniyorum. soyleyecegim lafimi esirgemem de, nereye kadar? onlar da hakli tabi, pek kimse benim gibi birini istemez yaninda, en azindan devamli olarak. haa, bundan sonra mesaji almisimdir, rahat olun..

ben, insanlara ozellikle de arkadaslarima yardim etmeyi severim, hani derler ya cizilmedik bir kulagimizin arkasi kalmis. ecnebi davranislarini/adam kullanma aliskanliklarini iyi bildigim icin, bu konudaki tecrubelerimi yolun basinda olan arkadaslarim icin paylasmak isterim ya da istedim. bu konuda da yanlis anlasildim. 25 senede ben oraya bir kere cay icmeye bu sene gittim, denk gelmedi, bosver. demek ki; benim cizilmem yeterli degil, insanlarin ecnebi kazigini hissetmeleri gerekliymis. bir daha bu tarz konularla da ilgilenmem, rahat olun..

cok mu yorgunum? musait misiniz? yok, bana cidden namusaitsiniz siz. ne zaman mavi isik gorsem aklima geliyor, lanet sey! insan kiyaslama da yapiyor ister istemez, komik de geliyor, iyi mi? dikkat mavii! hesabi. bunu da aklmdan cikarmam, rahat olun.. rica mi, israr mi? arkadasim cagirmis, davet etmis. hic gidesim yok, madddi-manevi zordayim. sonuc olarak gittik, niye ki; onun icin mi gitmisim? cevap vermedim. bu konusma ise benim davetim/israrim sonucu; aramizda gecen bir mesajlasma idi, gitmeyi planladigim yer yarim saat uzakliktaydi, hep beraber olalim istediydim, o kadardi. saka gibiydi lan bu sene. bir daha ne rica, ne israr rahat olun..

son paragrafim ise; cumle cumle, adrese :/ nina; dedigim gibi bir daha bira icmeye dahi davet etmem seni, nitekim etmedim de kendimle bu konuda gurur duydum, iyi mi? seni rahatsiz eden arkadaslik kismi vardi ya, onu kabul etmiyorum. ve lennon, koskoca yazi yazdim; "avni" son paragrafi haric sana atiftir, diyecek bir sey bulamiyorum. bir sey demeye de gerek yok zati, gun gelir hesaplasiriz. avni'nin son paragrafi ise balmumu'na aittir. yazmis bulundugum icin silmiyorum, hic yazmamis olsaydim, daha mi iyidi? evet! hata yaptim, oyle oldu. akilli bidik; sana da bir cumle, kendini kandirmayi birak istersen, nasil olur? vee lbs, sen ve ben ne kadar da uyumsuz iki kisiyiz? sen, haklisin. bencil olmak daha iyi bir tercih sanirim. kendimi onemli kilmak istemem de; ben giderim artik. rahatsiz olmayin, hatta rahat olun..


eyvallah.

30/08/10

serhan.

Hiç yorum yok: