1 Eylül 2010 Çarşamba

korkular

selam,

bu aralar bloguma dadandim, ne zaman ki bloguma dadansam, kesin olan bir sey vardir; bunalimdayimdir. yarin, eski arkadaslarimla bulusup, ramazan ayinda raki-balik yapacagiz. bir cogunu yilardir gormuyorum, eventi de ben actim zaten. katilim mubarek ay sebebiyle biraz dusuk olsa da idare edecegiz artik. bu aksam, yaz aylarini  cagristiran bir hava hakim degil, istanbul'da. firtina cikti. ben firtinalari cok severim. firtinalari severim dediysem; sevdiklerimin firtinada disarida olmalarini istemem. ben, disarida olmak isterim ustune de firtinadan korkan beni sevenlerin; disarida oldugumu bilmelerini istemem.

evet, degisik bir giris oldu. umarim anlatabildim yazimdaki ana fikri. ailemi ve deger verdiklerimi kendimden ustte tutarim. bazi "uc" denebilecek davranislarim mevcuttur, bunlari yaparken ozgur oldugumu hissederim ama benim icin endislenecek insanlardan bu davranislarimi/hobilerimi gizlerim. bazi geceler yalniz basima disari cikarim, bakarim etrafima, insanlari incelerim. sansliysam basima bir sey gelmeden eve donerim. kucukken cok ufak tefek ustune ustluk simarik bir cocuk idim. dolayisiyla pek cok defa, durduk yerde de basim belaya girerdi. agabeyime guvenir, insanlara zaman zaman yapilmamasi gerekenleri yapardim. bazi yerlerde ise bela beni kendiliginden bulurdu. her iki olayda da agabeyim gelir beni kurtarirdi. anlayacaginiz; popomu saglama almistim.

o gidince bu diyarlardan; benim de hayatim cok hizli sekilde degisti. tek basima kalmistim, ozluyordum. sonralari ise bu dunyada olanlardan hatta olmayanlardan dahi korkmaya baslamistim. bunun sebebi, ben degil; ikinci bir vakayi atlatmasi imkansiz olan annem ve babamdi. aslina bakarsaniz; onlar bana, ben de onlara bir sey olacak diye korkuyordum. karsilikli korkup duruyorduk, oyle gecti ilk seneler. ona olanlar durup dururken olmustu, her sey gecti derken olmustu. bu yuzden de hakliydik. yillar gectikce simarikligimdan eser kalmamis ama belanin gelip, beni bulma kismi ise ikiye hatta uce katlanmisti. sanirim agabeyimin bela miknastiligi bana miras kalmisti. bunlarla bir sekilde bas etmem gerekiyordu. cocukluk kavgalari/atismalari vs derken yavas yavas tek oldugumu anliyordum. spor, hayatimi kurtarmistir. genclerin bu tarz bir halet-i ruhiye esnasinda secimleri risklidir, ben dogru olani secmistim. bir gun, benzicideki bulusma ile hayatim daha da degisti. o zaman 25 yasindaydim ve ne olduguna sonralari ad koyabilmistim. garip insanlarla, mantiksiz yerlerdeydim.

22 yasinda icsel korku ile tanismistim. ornek verecek olursak; saldirgan bir kopekten veya elinde bicak olan bir adamdan korkmak hatta igneden korkmak dissal korku, icinde yukselen anlam veremedigin, seni icerden sikan, oluyorum hissini yasatan, kossan da kacamadigin tam anlamiyla "caresiz" kaldigin korkuya icsel korku deniyor. bu korku genelde; fiziksel korku ile bas gosterse de bende gecen yillara da bagli olarak farkli sekilde gelismistir. gencligim benzinciden once ve sonra diye ikiye ayrilmis da haberim yokmus. yasadigim fiziksel korkular ki bunlari burada anlatmaya gerek yok. bu korkular, benim agzima saglam sicmisti. iki senem; sabahlara kadar uyumadan, oralardan nasil siyrilirim/siyriliriz diye planlar yapmakla gecti. bir senesi ise; neredeyim ve kimim? sorularina cevap bulmakla gecmisti. umut da vardi icimizde, bu sefer olacakti guya. o bir senede zaten az cok durum belli oldu. ama son iki sene, saka gibiydi. 25 -28 arasi gecirdigim yillarda yasadigim fiziksel korkular cok uste seviyede ve oldukca ciddiydi. ustune ustluk anksiyete bozuklugu ile buyuyen "icsel" korkularim da beni zorluyordu. eger; ailem olmasaydi sanirim ben de buralarda olmazdim. haa giderken, yalniz gitmezdim gibime geliyor. sonuc olarak bu isten, durust oldugum icin ve tanri'nin yardimi sayesinde ciktim/ciktik. zaman zaman kabuslarla uyansam da, telefonum caldiginda; yine mi allah'im? demiyorum hic degilse.

siradaki hedef; yarim kalanlari tamamlamakti. en basa, ara verdigim egitimimi koymustum. lakin bela miknatisi olan benligim ayni idi. bilmedigim yerde terslikler ikinci gunden itibaren basladi. sasirimadim, zaten bekliyordum. sonra baktim ki bu olanlar, basima gelenlerin yaninda basite benziyordu. en azindan bazi tepkileri gosterecek imkaniniz vardi, (uniformalilar haric, onlar dunyanin her yerinde saglam hirplarlar) kalabaliklarsa biraz sopa yiyordunuz. maksimumu buydu. sehirde dolasmaya yabancilarin pek kabul gormedigi; rus mekanlarina gitmeye basladim. vodkasina bilek guresi turnuvalarina katildim, oyle cogunuza; ayy ne kadar da basit/banal? denilecek seyler yaptim, eglendim de, arkadaslarim da oldu. zaten biz avrupa'li degiliz. ne avrupa'li gibi iceriz, ne de avrupa'li gbi seviniriz, ruslar da boyledir. haa yine de pek haz etmem kendilerinden, o ayri. derslerim cok iyidi, aptal degilimdir. biraz tembelimdir o kadar. sabahlari -20 derecede, karga bokunu yemeden derslere gitmek, daha once gittigim yerlere nazaran; "keyifli" bile geliyordu.

geceleri ise letonya'nin (ab ulkesidir, nufusu 50% rus'tur. aralarinda husumet soz konusudur.) lokal barlari pek tekin degildir. sempatik oldugum soylenir ki bu ozelligim ile cogu yerden, sorun esnasinda "tek parca" halinde cikabilmisimdir. bazen ise yapacak bir sey kalmadiginda dovusmusumdur. bir kac kere saglam dagilmisligim vardir. anlayacaginiz karda, kara gozluk takmisimdir;) sonra iyice duruldum, okul bitti muhendis oldum. bir cok yer gezdim, bir cok insan tanidim. simdi yine kuzey ulkesine donecegim, master tezim ve is gorusmem var. para kazanma zamani geldi, aslinda coktan geldi de iste "islerim" vardi. anlatsan anlmazlar; kizil-siyah bulutlar!

vee son paragraf. dissal korkular, icsel korkulardan daha kolay alt ediliyor. ama icsel korkularimdan da kurtulabilmeyi cok isterdim. sahsi dusuncem; asla kurtulamayacagim yonundedir. olmus, hatirlanir! bu kadar. tr'ye gelmeden kendime iyi bir psikiyatr da bulduydum, hem de oyle gidince icinizin karardigi, orta yas sendromu olan bir doktor degil. cok bilgili  ve iyi bir doktor. yeterince deli doktor gordum, bu konuda pek yanilmam. zaten oyle olmasa vucudundan ve goguslerinden gozlerinizi almaniz zordur. ben mi nerden biliyorum? seans sonu ve basinda bana su verir de; suyu alirken, yere dogru, verirken ise bana dogru egilir. bakmamak lazim da orasi cok zor be..

simdi, xanax'imi icip yatacagim, yoruldum.

iyi geceler.

01/09/10

serhan.

2 yorum:

zey0zey dedi ki...

bende remeronumu içip yatıcam birazdan =)

seroo dedi ki...

ben o ilaca biberon diyorum. iyi geceler o vakit. cok sabah oldu burada yine :/