14 Kasım 2011 Pazartesi

kendini ifade edememek

hey,


şunu belirteyim; hiçbir şey umurumda değil. kendimi ifade edemiyormuşum. haa evet öyle. enteresan bir bağlantı sonucu alakasız bir işte on gündür -zaman geçsin- diye çalışıyorum. eğitimimle alakası olmayan, ama hobi kısmından kurtaran bu atraksiyonda, her gün 'o' nu görüyorum. -o da öyle olurdu- diye hep düşünüyorum, üzülüyorum. aralarında bir yaş fark var. onun bir kızı varmış. yaşasaydı ben de amca olacaktım iyi mi? haksızlık resmen, pek kimsem yok. var olanlar da yok gibi. problemler problemler problemler..


uzaktan bakıyorum; düzgün adam! diyorum. şimdi olsaydı, o da öyle olurdu kesin diyorum. aslında çok kibardı sevdiğine. bence o daha cesaretliydi. değişikti; katkısız, şeffaf bakıyordu. işte bilog, her gün böyle çocukça kıyaslamalar yapıyorum. o benim 'superman'im idi zaten, herkesi haklaması şaşırtıcı olmazdı. bu konuda objektif olmam mümkün değil. onu hatırlatan durumlarda; aradan geçen yıllara aldırmadan -benzer olayın yaşanmış olduğu- tarihte kalabiliyor, ya da o tarihlere çok kolay dönebiliyorum. hiç olmadı, onu bu yıllara getiriyor, günümüzden uygun roller biçiyorum. böyle bir yetim gelişmiştir benim.


bu seferki çok uygun ama. tam karşımda duruyor, elleri onun gibi. makivare tahtasında çalışmaktan kemikleri sertleşmiş. bugün, ağzımda duran yanmayan sigarayı tekmeyle, dikkatlice aldı. o da aynısını anneme yaptıydı. bugünkü an, tıpkı o günkü an gibiydi. herkes baktı, o olsaydı herkes ona da bakardı. sohbet arsında, ben sordum; onu tanıdığını söyledi. e kanım daha da ısındı tabi. insanların onu hatırlamasını seviyorum. bununla avunuyorum işte. sanki insanlar hatırlayınca bir şey olacak :@


hiçbir şey, ondan önemli değildi. gidince, ben geride kaldım. gidemedim peşinden. insanların acılara karşı dayanıklığı birbirinden farklıdır. insanları anlıyorum, onlar konuşmadan, dertlerini dillendirmeden bile anlıyorum. ama pek çok insan ben konuşmadan beni anlamıyor. bu meşakkatli bir iştir, kimseden beklenmez. zaten ben de pek konuşmuyorum. eskiden çok konuşurdum. bundan sonra daha da az konuşurum gibi. bu gayem değil tabi ama olacakları biliyorum. film sonlarının birbirinden farklılığı; onların -son- olduğu gerçeğini değiştirmez. bir olayın başlaması, bitmesi kadar normaldir. son bir şey, ben kendimi ifade ederken özet geçiyorum. bu kadar yapabiliyorum, tanımak isteyene külfet. hiç işte! hangi işim düzgün ki bu düzgün olsun?


dile çok yatkın olmasam da; bu yıl fransızca öğrenmeyi planlıyorum. başka hedeflerim de var. ama onlardan her an vazgeçebilirim.


eyvallah.


bu arada behzat ç. 2. sezonda -görüntü ve mekan- olarak 1. sezondan çok daha iyi.

1 yorum:

OYA dedi ki...

keşke kaybını artık,orada bırakarak yoluna devam edebilsen.hem de xanax içmeden.