2 Haziran 2011 Perşembe

memleket

merhaba,


bu zamanlar, derdim çok. az olduğu, son on senede, pek görülmemiştir ya, neyse. en çok memlekete üzülüyorum, zaten hep üzülüyorum da; bu ara malum, daha da çok işte. ''koskoca memleket canım, bir şey olmaz ona, üzülme!'' diye beni teselli etmeyin. sizler de memleketin halinden dolayı üzgün olun. oy verin, oyunuza sahip çıkın. siz, dediğim aynı paralelde düşündüğüm insanlar. karşıt görüşler; evet, tabi. bu görüşlerin sahipleri, memleketimize yerleştirilmek istenen ki çoğu yerleşti azı kaldı, zihniyetten memnun olabilirler. ben değilim. yeri gelmişken söyleyeyim, her yolun mübah olduğu konusunda tamamiyle tatmin oldum. gençlerimizin haklarının göz göre göre yenildiği konusunda da tatmin oldum. uzatmayalım; bu memleket onu sahiplenenlerin, onu vatan bilen herkesin. ama vatan hainlerinin değil. vatan hainlerinin tekrardan meclise gireceği, binlerce kısıtlamalarla dolu, anayasa adı altında, herkese bedava ''RTE'ye uygun vatandaş nasıl olunur?'' kitap hediyeli seçim yaklaşıyor. ne olur; elinizi vicdanınıza koyun da oyunuzu verin.


Atatürk kızgın, aslında kırgın. şahsına yapılan alçakça hakaretlerden değil. mirasını koruyamadık diye. evet, bizler; babadan kalma bütün taşınmazları çarçur etmiş, hovarda evlatlar gibiyiz. evlatiz işte, babalar; evlatlarından ümitlerini kesmezlermiş. Ata, gençliğe hitabe'yi sadece ezberliyelim de, türkçe dersinde bağıra çağıra okuyalım diye yazmamış be. keşke, iyice anlasaymışız, bu işin şakaya gelmeyeceğini bilebilseymişiz. onlar, hitabede yazanları sırasıyla yapmışlar, şimdi karşımızdalar. devir, yine de kahramanlar çıkarmış. olanları ciddiye alın, memleket elden gidiyor! demişler. okumuşuz öyle, içimizden çok doğru.. diyerek. belli zaman sonra sesleri kesilmiş. şimdi, senede bir hatırlıyoruz kahramanları, onun dışında; caddelere, bulvarlara, parklara isimlerini veriyoruz. 


ve zaman ilerlemiş, gelenler hep çıkarlarını düşünmüş. halk; en sonunda papatya sevmez olmuş, ruhsatın arasında bir beşlik bulundurur olmuş. iki anahtar sallanmış. hediye paketi kıvamında 5 nisan paket yapılmış. türban dağıtılmış oy uğruna, istismar başlamış. olmayacak koalisyonlar, açıklar! yüzünden olmuş. baştakiler öyle soymuş ki memleketi, yedi cedleri doymuş. karşılıklı anlaşıp, vatandaşı ortada bırakıp köşelerine çekilmişler. kimisi son gücüyle üflese de kavalı, nefesi yetmemiş, garibin. güvercin olmuş, uçmuş. ocaklardan vatanseverler çıkacağına, çapulcular çıkmaya başlamış. her takaya, bir reis düşer olmuş. bizler, o dönemlerde bile; rejim konusunda endişe duymamışız. bilindik; hoca efendi demişiz kulağa. boynuz, sinsince de gelmemiş, göz göre göre; önce istanbul'un, sonra memleketin başına. bizee bir şeeey olmaaazz..TSK var ya! demişiz. hani, şimdilerde komutanlarının yarısı içeride olan, TSK. hani, başvekilin huzurunda ayağı kalkmadı diye içeride olan TSK mensubu komutan gibi, onlarcası. şehit olanların mezara, hain olanların meclise girdiği garip bir yer olmuş, işte bizim memleket.


yeni kahramanlar çıkmış, e memleket bereketli babam. bu sefer, ''nefes alır halde'' sesleri kesilmiş, bir bir kutulara konulmuşlar. eeh bizler, az biraz anlamışız, kıpırdanır gibi olmuşuz. az önce, bekir çoşkun, twitter'da şu ifadeyi kullandı; ''kararsızlarla, konuşun.. bu sinirle, bir daha seçilirse..'' korktuğundan değil, tedirginliği memleketi sevdiğinden yazdığına yansımıştı. evet arkadaşlar, gençliğe hitabe'nin son kıtasına geldik, bari bu sefer.. bari bu sefer; çok büyük çoğunlukla gelemesin, kitabıyla gelemesin. bu mücadele başlangıç olsun, bizi temsil edenleri hırsızlardan, hortumculardan değil, dürüst insanlardan seçelim. belki zorlanacağız ama, hiç değilse çocuklarımıza memleketi temizleyip bırakalım. 


artık zaman, göz ardı etme zamanı değil..


dayan memleket..


hoşçakalın.


S.Olcaytu

Hiç yorum yok: