20 Eylül 2010 Pazartesi

noha..


hey,

gozumu kapatiyorum aklimda. gozum acikken bu sefer de onumde yuruyor, harika bacaklari var. birileri soru sorarken, ben noha'yi  "o geceden bahsederken dusunuyorum;  bu gece, en cok eglendigim gece.. biliyor musun?" deyisini ve yesil/kahvenin onlarca tonuna sahip gozlerini, gozlerimin onune koyuyorum, bakiyorum.. bu ani bozana, soruyu sorana sarliyorum.. ne var lan nee? diyerek. sonra kokusu, evet kokusunu duyuyorum hep. manyaklastim resmen.

tez zamanda, bir seyler yapmam lazim. en son bu sekilde bir hissi ne zaman yasadim inanin, hatirlamiyorum. inanin diyorum da zaten blogun ismini cismini degistirdim. arkadaslarimi da sildim gitti. inanacak beni sahsen tanimayan okurlar kaldi, sizler inanin bari. bu eleme/isim degistirme isini neden yaptim? cunku biliyorum ki onun hakkinda yazdiklarimi cok seviyor ve merak ediyor. o, kendinde; gayet sert ifadeler kullanarak benden uzaklasma hakkini goruyorsa, ben de yazilarimi ona okutmama hakkina sahibim iste. bu hareket, gayet tabi ki planimin bir parcasi. benim noha'ya ilgim yillardir vardir. sonunda ise bastirilmis duygularim disavuruldu, o gormek istedi. yoksa icimde kalir, zapt edilmesi kolay olurdu. kalbimi kirmak istemesini bile anliyorum. neyse hislerim potansiyel enerjiyken, magrur magrur oturup beklerken ve iki adet fb fotografina fit iken, oldu mu sana kinetik enerji? bok is tabi, cok tehlikeli olurum olm. bugun ne yaptin derseniz? bilmiyorum derim. mesaji ne zaman okumustum, hatirlamiyorum. o zamandan bu zamana iki tane ufak capli sinir krizi gecirdim, onun disinda xanax bile almadim. e almam lazimmis iste..

bir gercek var ki; ben fena dagildim yalniz! olmayacak bu sekilde, olmamasi gerekliyken ustune ustluk. kendimi toparlamam sart. isim gucum var, planlarim/programlarim var. hepsinin amina koyayim o ayri ama iste sorumluluk duygum da bir taraftan cekistiriyor. genelde, sansiz bir adamimdir. belki elimdekilerin kiymetini bilmiyorum, gul gibi kizin degerini de bilmiyorum vs vs. su an bana oyle "hikaye" geliyor ki bu vecize kilikli cumleler, anlatamam. yaziyi yazarken zar zor konsantre oluyorum. hatta bugun arabanin caminda yuzu belirdi resmen. gitsin diye; silecekleri calisitirdim, su da siktim. bu sefer saclari filan islandi iyice seksi oldu. pofff.. komik mi? ulan acaba ben hic asik olmadim mi yav? boyle bir duygu vs hatirlamiyorum hic. elde etmenin imkansizligindan dolayi mi boyle oldu? akrep burcuyum, elde edince gecer mi ki? ya gecmezse? hatta bugun gayet hos bir kadin bakkalda; alakasiz bir soru sordu. ben ise; yok, ben burali degilim filan dedim, cumlenin sonlarinda arabaya dogru yuruyusum baslamisti bile. bildiginiz ziklemedim hatunu, vaki degildir pek..

tabi ki de pes etmedim, bu durumda fazla aramak/sormak da isi iyice tehlikeye atar. simdi ucuncu sahislardan ki kimsenin haberi yok, merak edilesi bilgiler almasini saglayacagiz ve bununla biraz yetinecegiz. her hamlenin bir zamani var ve o zaman gelince, gerekli olan hamleler yapilacaktir. "pause" tusuna sen bastin. bukowski'nin dedigi gibi; sarilmak yakiyorsa, biz de uzaktan severiz.. simdilik..

bu da yasak degil ya?
adios.

20/09/2010

serhan.

Hiç yorum yok: