10 Mayıs 2010 Pazartesi

psikolojik mayis


selam,

19 mayis yaklasiyor diye mi yine boyleyim ki ben? butun sinirilerim lacka, cok cabuk kiziyorum zaten bilenler bilir, hic cabuk kizmam normalde. haaa sahi; benim normal dedigim ile sizin normal dediginiz arasinda farklar vardir, aslina bakarsaniz; sizin normalinizin bende karsiligi uzun zamandir hic olmadi, bu gidisle de olmaz. isterdim sizlerden biri olmak, yalan yok. ergenlik caginda, daha gencken vs dikkat cekmek icin iyidir, biraz "entresan" olmak da oyle. evet, 32 yasindayim ama kendimi yasli hissediyorum, sebebleri var cunku. benim yasimda artik; sizler gibi normaller tekrar revactadir. ben gerek gecmisimle, gerekse dusuncelerimle, su an yaptiklarimla bile sizlere gore anormal kacarim, tercih edilmem.

bunun sonucunda ise; kagit ustunde bana uygun olarak gozuken gittigim is gorusmelerinden ucun birini alarak donmem olasidir, bunun gayet tabii de cozumleri vardir. sizin gibi normallerin 'hee' diyemeyecegi isleri yapacagim ki sizler derken; karinizin/esinizin yanina huzur bulmak icin isten eve kosa kosa gidenlerden bahsediyorum. bol gece mesaili, seyahatli, sosyal hayatinizdan goturen, haliyle kadini kizdiran; ekstrem isler size gore olmaz o bakimdan. yoksa dedigim gibi ben de sizlerden biri olmak isterdim ama o sekilde yaratilmamisim, ne yapayim? ileride olacak karimi cok sevsem de isten eve illaki kosa kosa gitmem, gidemem. yolda oraya buraya ugrar iki arkadasa selam eder, iki kadeh bir sey icer oyle gelirim eve ama elim bos gelmem bak, biliyorum kendimi. bu arada konuyu dagitmadan. eger ihtiyaciniz da yoksa ne sikime bu tarz isleri yapacaksiniz ki? orasi da ayri bir konudur. bu isleri yapacak durum/ihtiyac/got mevcut degil ise para kazanmak icun kendinize bir yol cizmek en guzelidir. bu isler icin allah'in sittir ettigi bir yerde yillarca calisip, aileden, sevdiklerinizden vs ayri uzun zamanlar gecirmek; oyle tatile cikip da hediyelerle geri donmeye benzemez, inanin bana. lakin bu bir onceki cumlede bahsettigim yol, oyle duz cizgi seklinde cizilemez. bu yolun en saglami ve en makbulu; daha once ebeveynler tarafindan cizilmis, size birakilmis olandir. digeri ise; yeni fikirlerle donatilmis "dahi" bir sahis olmalisinizdir ki bu da yetmez. sizi destekleyen insanlar ve bahtinizin da yaninizda olmasi gereklidir. o zaman, o cizgiyi cizersiniz, iyi de olur. aksi takdirde benim gibi siktiriboktan bir psikolojiye burunmeniz, gecmisinizle yasamaniz kacinilmazdir. bunlara muzaffer olamayan bizlere ise daha once bahsettigim; ekstrem isler duser, onlar kalmistir. dedigim gibi bu isler icin de ozveri sarttir, psikolojinizin yalniz kalabilme yonu saglam degilse, akliniz kurguya acik ise, ileride sorun olabilir. ya da allah korusun ters bir haber ardindan, para kazanmak ugruna (yapacak baska bir yol olmasa da) onlardan ayri gecirdiginiz gunleri, ailenizle gecirseydiniz daha mi iyi olurdu acaba? sorusu beyninizde yillarca yankilanabilir.

psikolijiniz bozuk ise; tedaviye ihtiyac duyarsiniz, basittir, doktora gidersiniz, anlatirsiniz. hasta olan kisinin; bazi olaylara verdigi tepki belki normal diye tabir edilen kisiden daha sagliklidir da o sayilmaz. adamin karnesine bakarsiniz; her bir halttan kalmis, atiyorum resim yuz. bu kisinin mutlaka bu yone odaklandirilmasi lazimdir, tarihte zaten bu sekilde gelen basari oykulerinin ornekleri boldur. psikolojiniz bozuk ise; tedaviye cevap vermek isteyin, iyilesmeliyim ben, hatta iyilesmek icin can atiyorum, bokunuzu yiyim dr bey, yardim edin deyin belki dikkat cekersiniz. oyle icinize kapanik sekilde oturup beklerseniz, daha cok beklersiniz, bir sey olmaz. daha da beteri, bu sefer de verilen ilaclara bagimli olursunuz. doktorlara sucu atarsiniz, kimi zaman da haklisinizdir. ama siz hastasiniz o ise doktordur, genele gore o hakli, siz catlaksinizdir. sonralari anlarsiniz ki aslinda drlar deha degillerdir, sadece gorevlerini yapmaktadirlar, meslekleri odur. karisi/esi de ona; "eve is getirme sakin!" der. bu gibi durumlarda dr'un rutin gorevlerini yapmasi yeterli degildir ki (psikolojik travmalarda) size idealist bir beyaz onluklu lazimdir lakin onu kim kaybetmis de siz bulacaksinizdir. bu konuya en yakin ornek; benimdir. sikindirik hayatima antideprasanlarin katkisiyla guc bela, bayagi uzak bir yerde devam ediyorum, hic de oyle super bir doktora denk gelemedim su ana kadar. gun gecer iyi olurum, gun gecer kotu, boyle gelmis.. boyle gider.. siz benim gibi olmayin, pes etmeyin sakin. kac zaman oldu ailemden ayriyim? burada antin kuntin islerle ugrasip, yalandan evcilik oynuyorum iste. bende zaten bu gecmis ve yasadiklarim oldugu surece isim zor. hayatimin belirli kismini, saglikli olmayan mentalitemle, camur bir zemine (beynim) tek basima insaa ettigim icin; yapilan insaatin saglamligi da soru isaretidir. en olmadik zamanda cokebilirim, siz de eger yanimdaysaniz bok yoluna gidersiniz. bu sebebten dolayi da etrafimdakileri soyler oldum, gidin kendinize baska arkadas/sevgili bulun diye. sorumlu olmaktan biktim ben, sonrasinda olacaklara sebebiyet veren kisi olmaktan da biktim. sanki kendimi, dunyanin en nadide/harikulade insani olarak tanittim da sonrasinda tepki goruyorum, neysem oydum, sorunlarim da ortadaydi. neyseee sittir et, suclu bulmak en kolay istir zati.

eskiden var olan korkularim ki bunlar; evde yalniz kalamamak, karanliktan korkmak vs denen genellikle, cocukken yasadigimiz korkular diye tabir edilenleri bir gunde unutmustum. o gun; 19 mayis'in ertesi gunu, 20 mayis'tir. elimde olmadan her 19 mayis geldiginde psikolojim dibe vurur ki zaten dibe cok yakin oldugundan vurmasi da ivedilikle olur. soyle ki sorun; 19 mayis gununu yazlikta gecirip, ertesi sabah istanbul'da uyanmis olmakti, butun olan buydu aslinda. (olanlari, trajediyi anatmanin luzumu yok) ben, oncesinde o aradaki zaman dilimini bir sekilde yasanmamis olarak algilamis, kalkmis, salak salak etrafa bakarken ve istanbul'a yazliktan nasil geldigimi dusunurken, midem bir anda bulanmisti, burnuma kan kokusu gelmis, penceriyi acmamla otoparkin kalabaligi ve iceriden gelen ugultular arasindaki bagi, yari belime kadar asagi sarkarken kurmus, gordugumun; ruya degil gercek oldugunu gozumun onunde beliren flaslar sayesinde idrak etmisimdir. yine de son bir umut iceri giderken bana bakanlarin yuzlerinin eksimesi ile; olayin "keske ruya olsa" kismi tamamiyle yok olmustur. evimizdeki koridoru yurume mesafesi kadar gecen zamanda; gercek ile yuz yuze gelmistim, halbuki daha bes dakika once uyanmistim. uzgunlugum, kirginligim, caresizligim arasinda cok gittim geldim. sonrasi da hic kolay olmadi, ondan sonra dogru duzgun hic yuzum gulemedi, nedendir bilemedim, olmadi iste. kimseyi filan sucladigim yok, biraktim o isleri artik.

pek fazla sey iyiye gidecegine, seneler gectikce pek cogu kotuye gitti. "yanlis kisi" olarak adlandirildim sonralari. ask hayatinda, is hayatinda, okul hayatimin bazi kisimlarinda. beni secenler icin elimden geleni yapmayi denesem de yeterli olmuyordum cunku defoluydum ben. bakar bakmaz, yaralarimin dikis izleri belli olluyordu. bu hayatta; bir kere "yanlis kisi o" damgasini yedin mi zordur, oradan siyrilis. iki sekli vardir; birincisi ortaliktan kaybolup, iyi kotu kendine hedef koyup, henuz damgalanmadigin her hangi bir yerde yasamini yeniden kurmayi denemek digeri ise damgalandigin yerde kalip, kaderine razi olmaktir ki bu kararin sonu genelde mutlu sonla bitmez, insanin dogasina aykiri. ben, birinci sikki biraz destek, biraz kostek, biraz sans ama daha cok calisma ile yapabilmisimdir az cok. sevdiklerimi kendimden daha cok severim, beni onlar hayata baglar. gun gelir de onlari kirarsam da pismanligimin tarifi kelimelerle zordur. onlarin da; ben, nasil onlari kiriyorsam, beni kirma haklari vardir. ama bir yere kadar, o yere gelindiginde artik; "tamam" diyorum. tipki cocuklugumun bir gunde bittigi gibi, sevgim de artik bir gunde bitebiliyor.

bu yazi aslinda sana idi, yanina gelemedim, dertlesemedim kac zamandir. gelsem, bunlari anlatir miydim, onu da bilemiyorum. agabeyim olarak dogdun, kardesim olarak icimde yasiyorsun. "heykel vucutlular" cogaliyor, goruyorsun. hayat; bu tarafta pek adil degil. alakasiz zamanda cagriyorlar insani; arkandakilere eyvallah diyemeden gidiyorsun. o guzel gulusun hep gozumun onunde, her sey dun gibi, en kotu yanini biliyorsun; sen yoksun iste. eski bayramlarin coskusu nerede degil mi? sag bastan say; bir, iki, uc, hadi zorlarsan dort..

gorusmek uzere.

10.05.10

serhan.

1 yorum:

Adsız dedi ki...
Bu yorum bir blog yöneticisi tarafından silindi.