12 Nisan 2010 Pazartesi

kral ortamlar


merhaba,

18 yasima basmadan, babam beni ingiltere'ye okumaya gondermisti. sirt cantami almis, ucaga dogru giderken, perondan aileme ve arkadaslarima el salladigimi dun gibi hatirliyorum, gozlerim dolmustu. bizdeki de ne kismetse gurbete ciktik, ulkeye dogru durust bir daha uzun sure giremedik. ben, 18 yasimdan sonra buyudum, gelistim, oncesinde tam tabiri ile 'tifil' bir cocuktum. allahtan; spordu, yemekti, vitamindi normal seviyelere geldim. hala bile beni gorenler; ''valla, ne yalan soyleyelim, iyi buyumussun serhan..''' diyorlar. efenim, ingiltere'deki ortam ve tabi arkadaslarim farkli idi. mahalle ve okul arkadaslarimizla yaptigimiz sohbetler ise yurtdisindakilerle yaptiklarimizdan farkli idi. ben, ortasini buluyordum, zorlanmiyordum. illaki de eski okul ve mahalle arkadaslarim; yok, 'serhan, eski serhan degil degismis, gotu kalkmis' deseler de aslinda ben ayniydim. eyvallah yurtdisindaki vatandaslar kalburustu insanlardi, normal gecim seviyesindeki insanlarin cocuklarini ingiltere gibi bir yerde okutmalari mumkun degildi. ee haliye degisikti iste pek cok sey.

sene 95, cin lokantasi dendiginde hilton'un altindaki dragon gelirdi, akla. cin cubuklarini kullanmak herkesin harci degildi. benim cin yemegi tutkum ingiltere'deki arkadasim sinan yener sayesinde baslamisti. neyse, babamin bir arkadas toplantisi orada olunca, babam kibarlik yapip beni de davet etmisti. ingiltere'de makine okuyan zeki! cocuk olarak ben, cin cubuklari ile sov yapiyordum adeta. babam mutlu idi, derken telefonum caldi, mahalleden bir arkadasimin arkadasi ki ben, cok yakin olmasa da taniyordum, askerden izine gelmisti, evdelerdi, davetliydim. babama citlattim, duyanlar; ''birak oglani, kizlara gidiyor belli ki, degil mi delikani?'' dediler bana. ben de; hii mii gevelidim o anda bir seyler. sonrasinda, masadakilerden izin aldim, kalktim. belli ki beni cok begenmisti masadaki is adamlari, cin cubugu ile durtmustum onlari sanki.

derken, feneryolu'nda cü'lerin (cuneyt) evine gelmistik. muhabbet cok farkli idi, cü; mus-varto'da askerlk yapiyor, anilarini birazcik da abartarak meze ediyordu bizim cay bardaginda ictigimiz rakilara. devamli yeni gelenler oluyordu, ben ortama ayak uydurmus, sesi iki kadame kalinlstirmis, cumlelerimin arasina birader, kardesim, hoca vs katarak konusuyordum. sanki uzunca sure futbola ara vermiste tekrar oynayan, oynadikca da acilan bir topcuydum. gece ilerledikce, el enseler cekiliyor, cu'ye ozlem; el sakalari ile kendisine gosteriliyordu. birbirini kaldiran kaldirina idi, ben ortamda avrupa gormus ama delikanliligi elden gitmemis yigidi oynuyordum. fena da degildim. lise ve ortaokulu kartal'da okudugumdan, bitirim edebiyatina yabanci degildim. yine de bu cumle sonrasi kultur sokuna ugradim, diyebilirim. cay bardaklarinda rakilar bitmis, biralara gecilmis, herkesin kafasi iyice cakir arti olmustu ve o cumle geldi; ''haydi beyler kalkin, tren yoluna gidelim, nara atalim!'' o sirada serdar'a kime ne atalim? diye sormustum. o da bu ise saskindi, en azindan nara atma kismina. neyse arabalara dolusuldu. feneryolu'nun bir yerinde tren yolunda nara attik, ben atar gibi yapiyordum, narayi. derken eldeki bira sisleri raylara firlatildi, naralar artti da artti ve en sonunda turk polisi geldi. polis ile klasik hemseri muhabbeti basladi, yapmayin etmeyinler, ben bu ulkenin askeriyim bana dokunamazlar, birakin beni cumleleri arasinda nara fasli bitti. ben ise evet dedim, naramizi da attik artik evimize gidelim onerisinde bulunmaya hazirlanirken, bir anda kendimi bol sarimsakli kelle paca corbasi icerken buldum. o gece sanki gezegenler arasi yolculuk yapmistim da nara gezegenini az biraz yadirgamistim. kardesimdir, hala da gorusurum cu ile, bu sene yanina bi ugrayayim bari!

bir gun yakup agabey'in kendir pisir, kendin ye tarzindaki findik kabugu restoraninda takiliyoruz. saat gec, musteri yok, kapaliyiz. ben, pederin isleri sarpa sarinca donmusum ingiltere'den, kultur soku moku yok, bu hikayede. yakup abi de saglam icer, iciyoruz. devamli kadehler doluyor, bosaliyor. etler atese konuyor, ben kaburga diye tutturuyorum, bu yasta tansiyon problemim var az cok. o yillarda, her gun yedigim kirmizi etlerden, ictigim rakilardan oldu, biliyorum. yakup abi'de bir tane 85 camaro var ama leş. gecenlerde kafasi iyi iken cecen mafyasi ile mi ne kavga etmis, onu anlatiyor. intikam plani yapiyor, ofluyor. hatta şöyle ki; ''dun, benim arabanin etrafinda gordum onu, ayni cecen'di'' diyor. biz de abi tarif et, gerekeni yapalim filan deyince- ne diyosam o lannn! diyor, sonrasinda tarife geciyor; ''boyle uzun, ince, lavuk cecendi iste..'' diyor. hmm abi bu bilgi isiginda aramalarimizi surdurmeliyiz filan diyoruz ama gulmememiz lazim, serdar devamli tuvalate gidiyor, orada gulup, geri geliyor keza ben de aynısını yapıyorum. bu ise uyanan yakup abi, ''oturun lan tuvalate gitmeyi yasakliyorum..'' diyor.

geçen günkü kavga esnasinda arabanin on camina vurup, patlatiyor(muş) bu cecenler (en azindan cecen onlar artik, bizim gozumuzde) iste demin tarifi gecen cecen vatandasi, yakup abi arabaya -bir sey- koyarken goruyor, balkondan. hemen asagi iniyor; hop, dur mur derken bu uzun, ince, lavuk sahis kaciyor. yakup abi cebinden kagidi cikariyor. kagitta B-56 yaziyor. serdarla biz birbirimize bakiyoruz. oyle bi ucak vardi diyor, yakup abi, abi B-52 o ucak diyor, serdar. ben, mahalleyi bombalayacaklar galiba filan diyorum, zor tutuyoruz kendimizi. bu arada yakup abi'nin kafa fena iyi artik. bunu burada anlatiyorum ama gercekte her cumle yaklasik 3-4 dakika suruyor, bir kac cumle sonra zaten yakup abi rakiyi bitiriyor. nerde kalmistik diyor, iki cumle oncesinden basliyor anlatmaya, anlayacaginiz zaman akiyor, rakilar da oyle! biz de eslik durumundayiz. derken ben uyaniyorum; ''abi, senin araba neredeydi?'' diyorum, -parktaa, oyle asagida- diyor. onceki gece alkollu geldin di mi diyorum? hii diyor. abi senin blok ne? B. numara kac? ne bileyim lan iste 5.kat sol kapi diyor, abi 56 olmasin? senin numara diyorum. abi, gecenin korunde gelip arabayi parkin ortasina birakiyorsun ya onlar da numara koymuslar iste! o uzun, ince, lavuk cecen de sanirim sizin yeni parkci diyorum. olayin boyle oldugu anlasiliyor. yakup abi'nin intikam plani bir baska bahara kaliyor, zavalli parkciyi da allah ailesine bagisliyor. ee biz de yemekten kalkip, iskembe corbasi icmeye gidiyoruz :S

bitti. yalniz yakup abi bunu buraya yazdigimi gorurse iyi omaz, cok da ozledim onu. altin gibi kalbi olan, cok da iyi biridir. yakup abi, bize 23 yasindan sonra abilik yapmistir, unuttugumuz bazi degerleri hatirlatmistir, hakkini zor oderiz. abi, bu cumleyi 'iyi niyet cumlesi' olarak, kabul et.

iyi geceler

12.04.10

serhan.

1 yorum:

Adsız dedi ki...

Gülümseyerek okudum. Çok ta dokunaklı, evet aslında çok dokunaklı bir yazı. Selim