29 Nisan 2010 Perşembe

sevgili platonik askim


selam okur,

tarih; nisan 29, bizim buralarda hava hala 5 derece civarinda, alistik zaten. havanin bu kasvetli durumunun; pek de stabil olmayan psikolojime yansimasi pozitif olmuyor, onun disinda sorun yok. bak; yagmur yagarsa iyidir, berekettir, harekettir, severim. size bu satirlari 6. kattadaki dairemden (cati katinda oturuyorum, kiskanmayin; zira dusese geldi, vallahi) yaziyorum. yoksa ayakkabi alacak para yok, bakiniz sag ustteki resim. su anda, tavandaki pencerelere yagmur damlaciklari carpiyor, etrafta pek gurultu olmadigindan, tek desibel kaynagi; bu damlaciklarin cikardigi ses, ortam huzurlu, yazi yazmaya elverisli. lakin yine de gunesli bir havayi ve deniz kenarinda guneslenmeyi, bir yandan da tas bir hatunun poposuna koruyucu krem (popolari koruyalim diye..) surmeyi tercih ederim, ne kadar da guzel bir cikintidir, yarabbim o? neyse onu bunu birakin da gecenlerde birinin dogum gunu vardi. oyle siradan biri degildi o. ozel biriydi, hatta hala da ozelligini muhafaza eder ki bu yazima konu oldu. velhassil bendeniz, kutlamak istedim dogum gununu, kutlayamadim. sebebi ikinci paragrafta gizlidir.

peki ben niye kutlayamadim bu dogum gununu? cunku bundan yillar once, ona hissetmemem gereken duygularimi acik etmistim. ne bok yemege acik etmistim? bana guvenmesin, benden uzaklassin gitsin istiyordum, bu "cici olgun arkadas" oyununu daha fazla sergileyecek takatim kalmamisti. sevgili olamayacagimizi biliyordum, bu cumleden algilayabilceginiz; yazarin kendine olan guven eksikligi, hatta yine yazarin tipsiz olma ihtimali gibi dusunceler, yanlistir bastan soyleyeyim. konu; o kadar basit degildir. neyse iste benim, kendisinden her hangi bir beklentim olmadigi gibi de icinde bulundugumuz ortam, bu gibi gonul islerine cok cok namusaitti, hele ben ve o; olamazdi iste. benim ona ilgi duymam ise daha once dedigim gibi; olmamasi gereken bir durumdu ama oldu. ben de duygularimi kendisine acarak, sergilenecek tavri asagi yukari tahmin ettigimden kendime bir nevi onu gorememe cezasi verdim. zaten bir sey sormadim, sadece acikladim, ne hissettigimi anlattim.

planim islemis, artik beni gorunce konus(a)maz duruma gelmis, hatta selam verirken bile uslubunu degistirmisti, ben de mesafeliydim keza. o zamana kadar, icimde nasil boyle bir sevgiyi saklayabilmistim ki? ustelik benim de kontrolumden cikmisti bu is artik. facebook'dan resimlerini kopyalayip, albumler yapiyordum. photoshop'ta yanyana resimlermizi yapistiriyordum, ohaa saka len saka! photoshop kismi yok. tamam, aklima gelmedi degil ama mesakatli is, hem ben biliyorum yanyana olmadigimizi, ise yaramazdi oyle. gordugunuz gibi; bu konunun bile onceden muhakemesi yapilmisti. yazar deli degil, bir platonik asik rolunde burada. sonuc olarak; yaptigim resim albumlerini de silmeye karar vermistim. her defasinda ise son kez bakacagim diyor, silemiyordum. bir gun yataktan hizlica kalktim ve sildim, ardindan facebook'umu kapattim. sirasiyla msn'den, tekrar hayata gecirdigim facebook'umdan da her an yeni bir album yapma riskini dusunerekten onu sildim. ona hic kizgin degildim, nasil olabilirdim ki? cok guzeldi, guzelliginin yaninda fevkalede iyi bir karakteri vardi, dejenere hic degildi, mukemmel denir ya hah iste ondandi. boyle sonlanmasini hic ama hic istemezdim, oyle sonlanmasini isterdim bak, yalan yok. oyle iste, zorlamayin. onu gorme ihtimallerime karsi onlemler aliyor, ceza veriyordum kendime, kendimce. ne zalim bir adammisim lan ben? aglamakli olmus, oyle kalkalmistim her bir halti yok ettigimde, yok ettiklerim sanal seylerdi belki de ama resimleri silmeseydim iyidi. hatta ah be ogul; "iyi bok yedin de sildin resimleri, arada bakardin!" derim zaman zaman.

o ortamdan da elimi ayagimi cekmistim yavas yavas. kendi aralarinda yapilan, artik davet edilmedigim partilerin resimlerinde pek tabi onu da goruyordum. elim, resmin ustunde refleks icabi farenin sag tusuna gidip "farkli kaydet" secenegine gitse de sonunu getirmiyordum. sadece onun oldugu resimlere daha uzun bakiyordum, o kadar. zaten ne badireler atlatmistim hayatimda, onu mu unutamayacaktim? hassiktiir lenn dediginizi, duyar gibiyim gibi gibiyim :) yapmam gereken onlarca is vardi, artik onlara konsantre oluyordum. gecen zaman zarfinda insanlarin hayati degisiyordu, benimki de degismisti. o sildigim resim albumunu geri almak icin, nelerden feragat edebilirim acaba? ben bile meraklandim simdi. konumuz dogum gunu, bir kac kelime edivereyim de adet yerini bulsun; yas gunu partilerini, kutlamalari aslinda severim ama caktirmam, o gun dogum gunumse yok olurum ama aranip bulunmak isterim. mesela bu kasim'da arayip bulan pek az oldu. aramayip bulamayan da gani, sittir ettt.

son olarak buradan; teyzemgillere selam gondermek istiyorum ama teyzem yok ki benim dolayisiyla teyzemgiller de, selam da yok. deminki bosa sarf edilmis cumleyi unutun, gercek cumle bu; sunu demek isterim, hem bu benim blogum ustume gelmeyin, istedigimi derim. cok daraldim lakin burada, ota boka ceza kestikleri icun, resmen alismisim devamli izin istemeye. cok boktan bir yer olm burasi vallahi zati yurt disinda turk olmak zordur, burada daha da bok. neyse konuyu dagittim iyice, topluyorum. platonik askim; dogum gunun kutlu olsun, arayip soyleyemesem de en iyi dileklerim her daim seninle, hatta duyulsun diye de tavandaki pencereyi actim, haykirdim icimdekileri gok tanri'ya. bil bakalim ne oldu? yagmur durmamis, islandim. islanmayi sen de seversin, o yuzden yuzumde salakca bir gulumseme belirdi, cami kapatmadim, islanmaya devam ettim. isteee oyle ya da boyle haberin olmasa da sevgili platonik askim; seni de blogumda konuk ettim ve artik ayrilik zamani geldi, guclu ol;)

hoscakal.

29.04.10

serhan.

4 yorum:

seroo dedi ki...

ehh de degil, yazi. biri devamli ehh veriyor, sokucem o ehh kutucugunu oradan zaten. saka be ehhse ehh, yapin degerlendirmenizi rahat olun.

Leah dedi ki...

Ben pekiyi yaptım. Okutuyorsun kendini, uzuncana yazsan da.
Platonik aşklar güzeldir, harap etme kendini. Seni uzaktan sevmek aşkların en güzeli demezler mi adama zaten. Heh işte ondan.

seroo dedi ki...

selam,
http://fizy.com/#s/1be5a8 yakala o zaman. harap vs etmem kendimi, eski bir hikaye idi iste, havada kalmislardan. bloguna baktim, guzele benziyor. daha sonra yakindan bakacagim, su an icki iciyorum.

Leah dedi ki...

He ya, çok içiyormuşsun onu da okudum. Çok içme az iç. Tat gitsin, şişenin dibini görmeye gerek yok.
Benim de içimi dökebileceğim bi arkadaşım olmadığından mütevellit yazıyorum işte öyle. Kimi zaman boş, kimi zaman komik, kimi zaman eleştirel şeyler. Kendimden, hayattan, konu komşudan, herbi şeyden var işte.