24 Şubat 2013 Pazar

heyet raporu

Selam-un aleyküm,

Allah'ın izni ile hayırlı bir yazı olsun, okuyanlara zeval ve sıkıntı vermesin. yazımız boyunca alkollü içecek servisi yasak olup, şerbet içilmesi uygundur. THY sonunda istenilen seviyede, ''globaly islamic!'' bir havayolu oldu. eserimizle ne kadar övünsek azdır? ayrıca, şarap içmeyin üzüm yiyin. üç çocuk az, altı çocuk yapın. karılarınız hayızdan kesilirse, hemen gidip yenisini alın. Türk'üm demeyin! bu faşistlik içeren bir söylemdir. bakın, Balkan Türkleri'nin varlığından bihaber Hakan Şükür'e. yalakalıkta sınır tanımayarak, hemencecik Arnavut oldu. siz de Gürcü olun mesela, Bosnalı olun ama sakın Türk olmayın e mi? Ha? Kurtuluş Savaşı'nı kim başlattı, kim kazandı? Bu ülkenin adı neden Türkiye? oraları sakın karıştırmayın. Ah be güzel Ata'm! inan ki üzülüyorum, bıraksaydın bizi, bu hain halkı! vallahi kurtarmasaydın da, ebemizi bi' sikselerdi rahat rahat. bu gerici ibnelerin hepsi, tek göz odada göt göte ibadetlerini gizlice yapsalardı da anlasalardı. sen de bizi kurtarmak yerine, ahir ömründe bari 5-10 sene daha fazla yaşasaydın! 

Ulan nereden girdik yine mevzuya? ben, geçen hafta heyet raporu alacaktım, çünkü uzun süredir beklediğim bir projeye dahil oldum. yeniden bazı tahliller ve sağlık raporu gerekti. e ben ruh hastasıyım biliyorsunuz. ama psikolojik muayeneden sorunsuz geçtim. yazıya tam giriş yapmadan önce, heyet raporu için merdivenköy polikliniği'ni seçmiş olan beynimi huzurunuzda bi' kez daha daha sikiim. o hastanedeki insanlar bence; mutant, fotosentez yapabiliyorlar. zira içeride oksijen nevinden bir gaz yok. bu ortam, maalesef kalabalıktan hoşlanmayan -post travmatik şekilde yıkık- bir bünyeye sahip olan, Serhan'ın yaşamını sürdürmesi için son derece namüsait. o beyaz ışıklar, o mis kokulu halkımız, boy boy çocuklar... yemin ediyorum, saydıkça içim daralıyor. kafam sepet vaziyette, dahiliyeye doğru gidiyor, heyet raporu alma yolculuğuma başlıyorum. tahmin ettiğim gibi, benim tansiyon yüksek, 20/11 çıkıyor. durumumu izah edeyim diyorum, lakin doktor -sıradaki- diyor ve beni pek iplemiyor. çıkarken; EKG, Akciğer, kan-idrar tahlillerinden sonra gel! diyor. kendisini son görüşüm oluyor. KBB için, burun ve boğaz normal geçiyor ama duyma testi için çocuk psikiyatrisinin önünde numaranızın gelmesini beklemeniz gerekiyor. çocuklar çığlık çığlığa. neyse 45dk sonra içeri giriyorsunuz, o cıvıl cıvıl ortamdan sonra, bir anda kozmik odadasınız. oda, dediğim; plastik çocuk kulübesi. bu sefer de, aşırı sesten sessizlikle tanışan kulağınız çınlamaya başlıyor. kulaklığınıza gönderilen biip, dınn, çınn gibi sesleri bu çınlamadan ayırt edip düğmeye bastınız bastınız, yoksa sağırsınız. ben ki harbi çok iyi duyarım 13 tanede 3 tane kaçırmışım. ha bir de gevşek bir herif var girişte. espri falan yapıyor. en azından öyle sanıyor fakat fazla yaşamaz o. bir tane de ilk başvuruda var aynısından. nöroloji, ortopedi ve genel cerrahide sıkıntı yok.

akciğer röntgenine gidiyorum, nijeryalı bir uzman doktor çıkıyor karşıma. senin ciğerler iyi ama bak; kalbin büyümüş diyor. rapora, ''minimal derecede kalp büyümesi vardır...'' diye yazıyor. haydaa? diyorum. oradan kalp için EKG'ye giriyorum. EKG'de hemşireyi suçlayan bir teyze ile karşılaşıyorum. neymiş? saatini hemşireye vermiş. hemşire kaybetmiş yada çalmış?! bu yaşlı modellerini çok iyi bilirim. bunlar, insanı suçlamak için programlanmışlardır. öncelikleri budur. bazen okuyoruz; yaşlı adamın kafasına kürekle vurmuşlar diye... heh, bunlar durup dururken olmuyor işte. tahrik de var. kadın saatini oralarda bir yere sokmuş, bulunuyor. hemşire masum. benim EKG çekiliyor, doktor çok iyi diyor. kalbim büyükmüş diyorum. sen sporcu adamsın ondandır... diyor. içim rahatlıyor biraz. ve ertesi gün; 10-12 arası göze gidiyorum. 12den sonra heyete bakılmaz deniyor, önce ölçüm diyorlar. bilgisayarlı ölçüm makinesinin çene kısmı en altta takılmış. o yüzden çömelerek gözlerinize baktırıyorsunuz. operatör bir pilot edası ile size -hangi gözünüz, ne kadar bozuk- bilgisini satış fişi kılıklı bir kağıt halinde veriyor. bakıyorum benim gözler 1.00 hiper, 1.25 astigmat, 1.75 miyop vs. çıkmış. yuh lan diyorum amma bozulmuş gözlerim? bu arada önümde İETT çalışanları var. genelde mekanikler, yaşları da emekliliğe yakın. belli ki o bölüm kapanmış, adamları şoför yapacaklar. onlar da şaşkın. göz muayenesine girerken gülüyorlar, çıkarken suratlarından düşen bin parça. sıra bana geliyor. hocam merhaba diyorum ama hoca, arıza belli. kağıda bakıyor hmm diyor. üst satırı oku! okuyorum. altı oku! onu da okuyorum. en altı oku! onu da okuyorum. susuyor. sizin o ölçüm makinesi zannımca miyadını doldurmuş, hocam diyorum. hoca belli ki, benden önceki İETT çalışanlarını düşünüyor. hepsinin alakasız gözlükleri olacak. gözlüklü şoföre denk gelirsem, ''abi, gözlükleri merdivenköy polikliniği'nin raporu ile mi aldın?'' diye soracağım, siz de sorun. evetse, inin o otobüsten. umarım bu hatayı düzeltmişlerdir. 

sonunda, tahlillerim, EKG, akciğer diğer bütün hepsini alıyor ve tekrar dahiliyeye gidiyorum. bu sefer bir kadın doktor var odada. durumu anlatıyorum. dinliyor. evet, dinleyen bir doktor! gerçekten çok enteresan. sabah 9'da başlayan maraton, saat 16:00 civarı, ben bedbaht bir haldeyken bitiyor. doktor son kez tansiyonuma bakıyor ve tansiyonum, bu sefer de 21/11 çıkıyor. hoca, biraz bekliyor. tansiyon önce 19'a sonra 17'ye düşüyor. bir önceki gün, spordan sonra 13/8 ertesi sabah da 12/7 olan tansiyonumun, nedense merdivenköy polikliniği ile kimyası uyuşmuyor. hoca, rapora teşhis olarak, ''beyaz önlük'' sendromu yazıyor. bana da, bir kardiyaloğa uğramamı, holter taktırmamı tavsiye ediyor. EKG'min tansiyonu olan bir hasta EKG'sine benzemediğini de yineliyor. heyet kararını 6 mart'ta verecek. bu arada, antidepresanlar da karaciğeri biraz yormuş. ilaçları değiştirmek lazımmış. zaten bir halta yaramıyorlar.

heyet raporu işiniz varsa ve fotosentez de yapmıyorsanız; aman diyeyim dostlar, başka polikliniğe...

eyvallah,

Serhan.

3 yorum:

Aliyona dedi ki...

hastanelerden nefret ediyorum. hasta bakicisindan tut, guvenligine, guvenliginden tut doktoruna.

seroo dedi ki...

hepsini, hırpalamışlığım var :D ben de pek hastane sevmiyorum.

Ali Degismis dedi ki...

Merhaba çok güzel içerik çok faydalı ve güzel. Makalenizi beğendim. Sitenizin insanlara faydalı olduğunu düşünüyorum. Web sitenizin beklenen ilgiyi göreceği kanısındayım.

İyi çalışmalar.

web tasarım firma sitesi site satın al web tasarım online destek