4 Ocak 2013 Cuma

modern kırmızı başlıklı kız

kırmızı başlıklı kız, ninesini ziyarete giderken hiçbir halt pişirmemiş. çünkü dün hayvan gibi takılmış sonrasında da berkler'de uyanmış. vere vere gidip, yine bu salağa vermişim. bir daha o kadar içmeyeceğim! demiş. ama içinden bir ses ona hastır lan demiş. 

kırmızı, hala alkolün tesiri altındaymış. ama temiz hava alırım düşüncesi ile yola koyulmuş, eline de kurt efendiye ipneliğine boş sepeti almış. berklerin dolapta ne kadar iğrenç, bozulmuş şey varsa sepetin içine koymuş. apranaxı çakmış önden. yandaki pastaneden üç tane poğaça almış birini yer, ikisini neneme götürürüm demiş. sonuçta hepsini yemiş. o kafayla kalkıp ninesini ziyarete gitmesi bile mucize imiş. kırmızı, ormana girdiğinde ilk olarak sinsice çalıların ardına gizlenmiş olduğunu düşünen kurdu görmüş. bu da iyice yaşlandı lan demiş. e kurt da kokuyu almış, zaten koku alınmayacak gibi değilmiş. ne içti lan bu kırmızı yine? vodka olsa bu kadar kokmaz, ne bulduysa içmiş, çokça rakı. oha sepete bak, sonunda bir şeyler pişirip de zavallı ninesine getiriyor olum galiba demiş. tanıdık bir kokuymuş bu. istanbul çöplüğü gibi kokuyormuş. kurt, ekolojik dengeye küfür etmiş. insanların çevrelerinde, onların yediklerinin artıklarını yemek; yıllar önce maalesef ki bizim işimiz olmuş, tamam artıkları bulamayınca insanları yiyoruz ama yine de ilk amaç insanların yemediği artıklar yemek! diye söylenmiş. sonra aklına nispeten  küçük kafalı kurttan türeme köpekler gelmiş. bunlar bir de insanları koruyorlar, bu salaklardan bir tanesi karşıma çıksa, sahibi için ölür demiş. niye? çünkü evcil. pehh demiş, en azından evcil köpek değilim.

zaten bu kırmızı'nın ninesi ormanda uzatmaları oynuyor. şöyle bir söylenti var; büyük bir proje için (o değil, bu değil, bu hiç bizim ormandan değil, hah bu...) herifin teki koca ormanın damına koyacakmış. kurdun kafayı bir anda, olum nineyi kimsesizler yurduna falan koyarlar da biz ne bok yiyeceğiz? düşüncesi kurcalamaya başlamış. o sırada kırmızı yanından geçerken, ağzından salyalar akarak sepete bakmış, hırlamış. kırmızı; al lan sepeti al, hasır ve berk hıyarının buzdolabındaki artıklar var! belki doyarsın demiş. kurt bakmış, sepet hakikaten kırmızı'nın dediği gibiymiş. ne biçim kırmızı başlıklı kızsın be sen? zavallı ninen orada açlıktan ölüyor, sen ninene çöp getiriyorsun demiş kurt. yok olum, ben bunu ipneliğine sana getirdim. telefonumla, yemek sepeti'nden yemek söylüyorum şimdi demiş. heyyooo diye bağırmış kırmızı. kurda dönmüş, olum çok ballısın joker indirimi çıktı. sana da bir-iki hamburger söyleyeyim de ye, sıçana dönmüşsün demiş sırıtarak. kurt da hee söyle ama soğan koymasınlar demiş.

damına koyarım lan böyle dünyanın. kurtla kavga edeyim, puma cırmırsın beni, ayı ile savaşayım falan. esir düşeyim, gladyatör olayım. padişahın sadık askeri olayım. (ama şimdiki padişahın değil.) sonra ne bileyim inebahtı deniz savaşına katılayım, cervantes ile tanışayım, uzaylılarla iletişim kurayım, ama böyle olmasın işte... dejenere ve şımarık insanlardan bıktım. hayır! sonumuz hikayedeki kurt gibi olacak, ondan korkuyorum.

adios.

Serhan.

2 yorum:

kahve telvesi dedi ki...

sabah sabah çok iyi geldi.. :)

seroo dedi ki...

eyvallah telve.