6 Kasım 2012 Salı

oytun

n'aber bilog?

seni de boşladık bu aralar ama biliyorsun, roman kılıklı psikopat bir şey yazıyorum. kitap olarak yayınlamaktan ziyade aklımda daha değişik projeler var, kardeş. kapatırız arayı, üzülme sen. sana da selam, sayın okur.

gençken iyi futbolcuydum. şu ana kadar sahaya çıktığım, benden iyi diyebileceğim az kişi olmuştu. konu, benim topçuluğum değil. konu, oynadığımız adamlar. ben, sert top oynardım ama kimseye gerekmedikçe kasti faul yapmazdım. oytun vardı, onunla karşılıklı oynamayı sevmezdim. maalesef mecbur kalıyordum, aynı ortamdaydık. insan olarak seviyordum ama sahadaki oyun başka idi. daha sonra futbolda, o oytun'un yalnız olmadığını daha bir sürü oytunlar olduğunu gördüm. bahsettiğim oytun, yazlıktaki değil. o da çok ağlardı ama yetenekliydi. bu bahsettiğim oytun, bir şekilde iyi top oynadığına inanmıştı. topu kaptırdığında, ya faul diye itiraz eder ya da başkalarını suçlardı, böyle alışmıştı. rakip veya aynı takım arkadaşı olsanız da, o faturayı başkasına kesmeye alışmıştı işte. yapacak bir şey yoktu. ben, bu arkadaşla karşılıklı kaldığımda, topu ondan alırdım, her defasında. çünkü ben daha iyi, daha güçlü, futbol konusunda daha kabiliyetliydim, bu kadar basit. o da benden belki başka bir konuda daha iyi idi ama biz genelde sahada ve top oynarken karşılaşıyorduk. bana bir şey diyemezdi, temiz oynardım. ne zaman faul dese; oytuuun, omuz omuza! devam... derdim. gerçek de buydu.

oytun zamanla başkalarıyla top oynamaya başladı. onlar, oytun faul var! deyince her halde duruyorlardı. oytun öyle tepkiler veriyordu ki, sanki içindeki sesin, ''faul yok, sen düştün abi... '' dediğini duymak istemiyordu. derken, okulda turnuva vardı ve türk takımında oynamam istendi ki ben aslında ISB diye bir takımda oynuyordum. sonunda ne olduğunu boşverin ama hazırlanan formalarda 10 numarayı o giyiyordu. velhasıl kelam, arkadaştık. aradan zaman geçti tekrar maç yapmaya başladık, ama ben oytun'un toplarına bir daha pek girmedim.

bu şekilde;

o sağ, ben selametti...

serhan.

ha bu arada; '6 Kasım 6S'ı Anma, Gençlilk ve Skor Bayramı'mız kutlu olsun.

5 yorum:

Adsız dedi ki...

Senin topculugunu da biliriz süt oglaaaann :)
Saka bir yana iyi topcuydun ama senden çok daha iyilerini gördüm kardesim.
Bir de burada yazdıklarına bakıyorum da sanki tüm dünya bir olmuş senin kötülüğün için çalışıyor. Emin ol senden daha kötü darbe yiyenler var. Ama cogu senin gibi baskalarını suçlamak yerine olanlarla yasamaya çalışıyor. Tavsiyem, artık kendine deger vermeye başlaman. Yoksa yitik bir insan olarak hayatına devam edeceksin.
Dur tahmin edeyim şimdi çok sinirlendin ve benim kim oldugumu dusunuyorsun. Sana bir ipucu vereyim şimdiye kadar senden zerre kadar zarar görmedim.
Kal saglicakla

seroo dedi ki...

gördüğünde, benim suratıma sütoğlaann diyebilir misin? o kadar samimi miyiz? formsuz halime denk gelmişsin :) uzun zamandır görüşmüyor olmalıyız, verdiğin ipucu da çok açıklayıcı olmuş. benden zerre kadar zarar görmemiş insan. ben, kimseye zarar vermedim kardeş.

bir diğer konu onlar darbe yemiş ama psikolojilerine etki etmemiş kardeş. bir kere eti mi, zordur toparlanması kardeş.

hadi uza...

seroo dedi ki...

ve, kişi tahminim selim kabaca.

Adsız dedi ki...

Herkesin yedigi darbe psikolojisine etki eder kardesim. Ama sadece toparlamak isteyenler toparlar kendini. Digerleri bu durumu avantajlarına çevirmek için toparlamak istemez için için. Dönüp yazılarını okursan anlarsın ne demek istediğimi.
Biliyorum bunu da yapmayacaksın sadece senin hakkında birşey bilmeden atıp tuttuğumu düşüneceksin. O zaman bir de sunu dene. Kutsalın olan annen-baban haricinde kav kisiye gercekten önem veriyorsun? Her arkadaşına değil mi? Değil. Hiçbir arkadaşına. Çünkü sen hiçbirinin hatalarına eyvallah etmezler herkesin senin hatalarına eyvallah etmesini bekliyorsun. Sen adaletli degilsen hayatın sana adil olmasını beyleyemezsin.
Uzadım o zaman. Kardeş...

seroo dedi ki...

benim yazılarımı, benim okumamı isteyen kişi, ya sen beni yanlış anlamışsan? ya hayatın boyunca anlamamışsan?

değer verdiğim kişi sayısı anne ve babamdan sonra beşi geçmez. her arkadaşıma değer verdiğim zamanlar olmuştu eskiden, ama şimdi öyle değil tabi ki.

yazılarımda genelde kendime karşı acımasızımdır, hatalardan da kendimi sorumlu tutarım. sen, kuvvetle muhtemel beni ve sanırım seni de! farklı açılardan kızdıran bir kaç serzeniş yazısına takılmışsın. avantaj kısmına gelirsek, o senin -tek düze- anlayış mekanizmana göre o şekilde görülebilir.

sıkı giyin...