5 Mayıs 2012 Cumartesi

çocuk gibi..

günaydın,

memleketi iç ettiniz, her gün mutsuz kalkıp, mutlu olmak için sebep aramaktan bıktım. her gün, şehit haberi okumaktan da bıktım. O ne isterse, ''hayt huyt zihniyeti'' ile olmasından ise çok sıkıldım. salak yerine konulmaktan bıktım. psikolojik alerji yapan sütlerin miniklere zorla içilmesine bakakaldım. o'nun yardımcısının ki bu modellerin alayı ulema olur; konu hakkında ve genelde her konu hakkında bildiğini, aslında bilmediğini! bizlere yutturmaya çalışmasından da bıktım. televizyondaki O ses, kabusum oldu. alnından, boynundan fırlayan damarlara karşı, türlü düşünceler dolaşmakta, beynimde. 

suratlarına bakılmazların, bakan olduğu, her demeç verdiklerinde şok olduğum insanlar, ayrıca arka karede pişmiş kelle gibi sırıtan yancılar; sizleri zerre kadar sevmiyorum. sadece işinize geleni yazıp, işinize geleni gösteren medyaya, yazarlara her gün ana-avrat küfür ediyorum. bunun adı mı demokrasi imiş? monarşik bir rejimi, demokrasi diye anlatmayın bize. kurduk ulan monarşiyi salaklığınıza yanın, din devletiyiz, polislerimizle ananızı belleriz deyin.. imalarınızdan da bıktık, direkt söyleyeceğiniz günler de yakın di mi? yetmez ama evet deyip, ailecek destek veren sanatçı serçeleri, ''güya'' yardım niyetine bizim paralarımızla -yandaş sanatçı kontenjanından- seyahatlere gidenleri, sesini kesip hiç tepki vermeyenleri, hainleri, çocuklar dağlarda ölürken teröristle masaya oturanları, silah arkadaşlarını satanları ve benzerlerinizi.. sizleri asla ama asla affetmeyeceğim. 

''en sevdiğim arkadaşlarım'' sıralamasının her hafta değiştiği bir çocuk gibiyim. çünkü en sevdiğim arkadaşımın ömrü, evinin önüne yanaşan, kırmızı bir kamyona yüklenen eşyaları görene dek sürüyor. herkes gider oldu mahalleden. boşalan daireye, bizlere hiç benzemeyen bir ailenin, bizlere hiç benzemeyen çocuklarının yerleşmesini uzaktan izlemek gibi bu değişim.  sadece çocuk ben; mahalle sanıyorum, ülkeyi. ''türküm, doğruyum''u bu sene ben okurum, son sınıfım derken, andımız artık okunmaz olmuş, ey büyük Atatürk..! diye bağırmak yasaklanmış. zaten  ben de artık son sınıf değilmişim, o da değişmiş. mahallemiz, kesinlikle yaşanması eğlenceli bir yer değil artık! diye ağlayan bir çocuk gibiyim.

Fenerbahçe başkanı Aziz Yıldırım'a yapılan hukuksuzluğa, sırf mevzu bahis Fenerbahçe olduğu için sevinenleri gördükçe içim acıyor. ulan allah belanızı versin be. 60 yaşında adamın hapishanede yatmasına sevinen hazır kindar bir nesil verdiniz, O'nun eline. yetiştireceğiz dediydi, ''meğer elimde hazırı varmış..'' diye avuçlarını ovuşturuyordur şimdi. geç olmadan, kendinize gelin. keşke Aziz Yıldırım kadar inatçı ve dirençli olsaydınız da memleketi bunların ellerine bırakmasaydınız. acı ama gerçek sizler, bir FENERBAHÇE kadar olamadınız. bu baskıcı rejime dayanma sebebim; Fenerbahçe'nin hala ayakta olmasıdır. allah başkan'a kuvvet ve sağlık versin. dayanınız, az kaldı.

son cümle; Başkan'ım bu böyle gitmeyecek; parti kurun, oy verelim..

görüşürüz.

serhan.

Hiç yorum yok: