7 Şubat 2011 Pazartesi

pardon..

selam,

çok mutsuzum. mutsuzluğum, eşsiz psikolojimin katkılarıyla her geçen gün daha da artıyor. artık iyice abarttım bu işi. insanoğlu çok çeşitlidir. niye insankızı denmez ki? hani eşittik? ayıp şey. ''normal'' sınıfına sokulan insanoğluna şöyle bir bakalım.. bu kesim; hayatlarında, bıkmadan usanmadan güzellikler, mutluluklar arar ve genelde de bulur. hem arayan, bulur.. diye atasözümüz var, lakin çok sıradan bir söz. hani atasözü mertebesine pek yakışmıyor, hasbelkader gelmiş buralara kadar. konuyu saptırmayalım, bu vatandaşların; mutluluğu buldukları yetmezmiş gibi, bana nazire yaparcasına karşımda, bir zil takıp oynamadıkları kalır. höööyttt, gidin başka yerde sevinin lan şatifilliler :-/

ya ben, ya ben? her gün, itinayla illet olabileceğim yeni yeni şeyler bulurum. bu; canlı/cansız herhangi bir obje olabilir, canlı olanların davranışları olur. liste uzar. bu sik kadar evde, wireless yok. dolayısıyla yalnızca bir bilgisayardan, tek IP adresiyle internete bağlanabiliyorsunuz binaenaleyh tarifesi böyle, hesaplı iş. ev sahibi zamanında bunu uygun görmüş, olabilir. kadın yok piyasada, bankayla alır parasını, uğramaz fazla buralara. bir kaç kere tarifeyi değiştirmeye çalışsam da; hamlelerim, başarısızlıklarla sonuçlanmıştır. yok, değiştiremedik, olmadı. yıl 2011; hala teknoloji fakirliği. bendeniz, mütemadiyen bu soktuğumun kablosuna takılırım, özellikle de sabahları. zaten on metre vardır, ev de 10m2 dolayısıyla içli dışlıyız kabloyla. geçen, sikkoş şeyin üstüne bastım çıtııırttt; bağlantı ucu kırıldı. artık zırt pırt da yerinden çıkıyor. evvelsi gün, film inmiştir, kaç saat oldu diyerek.. bilgisayara baktım, lakin bela kablonun yine çıkmış olduğunu gördüm. üstüne kitap filan da koyduydum ama bir şekilde yerinden çıkmış it oğlu it.

benim kablolara takıntım çocukluktan başlar. milletin uzaktan kumandalı arabaları varken, benim; kumandalı ama kablolu dandik arabalarım vardı. arabanın peşinden gidiyordun, böyle ezik gibi.. ııyk resmen aklıma geldi, o duygu. sonra niye milletin uzaktan kumandalı arabasını kırıyormuşum da, bisikletle üstünden geçiyormuşum da.. bilmem ne.. demin geldim işte, yine kablo çıkmış. senin ananı avradını diyerek.. elimdeki kolayı cama fırlattım. kolacan, döne döne hedefe doğru giderken evin, doğal olarak içine sıçtı. sonra ne oldu? sinirim geçince, elimde fısfıs, etrafı temizledim. ama ondan önce dolabın kapağına tekme attım ve kırdım.o kapağın köşesine de hep dizimi çarpardım zaten, iyi oldu. hiç mi ergonomi okumadınız lan? öyle kapak mı dizayn edilir? köşeler azıcık yuvarlak olur. ama bu kapaklar, doksan derece açıyla, orana burana saplansın.. diye tasarlanmışlar. nefret ediyorum kablolardan da, katil kapaklardan da. ama asıl, kendimden nefret ediyorum. safı problem, safi sinir! çok zor bir adamım. çok zor da bir çocukmuşum.
pardon, cidden pardon..

öyle işte..

iyi geceler.

serhan.

.

2 yorum:

penelope dedi ki...

elektrikli perdelere noldu..röbdeşambırr.,duş panelleri,puro ,yatakta kahvaltı filan..hani lordsun ya:))

küçük oda etrafta kobra görünümlü kablo..ama en eğlencelisi dolaba attığın tekme ki orayı okurken hani futbolcuların oleeey oleeeyy oleeeyy hareketi var ya ondan yaptım ..(ama teklisi)
sanırım benım de aklımdan geçen de oydu.. ama yoruluyorum bazan okuyunca..
yazan olarak değerlendirirsek, çok az yazanı okurken içine girerim yazının..sseni bundan dolayı seçtim belki..seni seçtim pikaçuuuuuuuuuuuu...şebekliğe vurdum gene onu boşverde sen,yazdıklarını resime dönüştürme şeysini kullanmanı bekleriz.başucu kitabı ,filan vs..düşün..ya da hızlandır..derim ben..saygılar efem

seroo dedi ki...

pene,

lord muyum, kont muyum? ee bir karar ver ama. o bir kere oda degil, evin ta kendisi. aslen ev tek oda olduguna gore; odam bir ev :S teshisi de dogru. kablo kobra gibi filan degil, cok yakinina girmissin yazinin, bildigin eternet kablosu iste. kapaklar adi ama, haddini bildirdim itin :)

tesekkur ederim, soylediklerin icin. ben, bi boku begenmedigim gibi kendi yazdiklarimi da cok begenmiyorum. ee iste begenen okusun.. diyelim.

saygi bizden.