21 Kasım 2010 Pazar

dusunce hamali

selam,

kendime bir isim buldum. merhaba, ben; "dusunce hamali.." cok memnun oldum. irdeleyelim bakalim; niye hamal? oyle ki; hamallar en nihayetinde kuvvetli, dayanikli kisilerden secilir. isveren ister ki; sectigi hamal uc kisilik is yapsin. eger memnun kalinirsa, o hamal ayni kahveden ertesi gun, ayni isveren tarafindan tekrar cagrilir. bunu hamal da bilir. peki, hamal sigortali bir isi olsun istemez mi? her gun duzenli isine gitsin gelsin, evine ekmek gotursun. ister ama insanin her istedigi olmaz hele hamalinki cok zor. eger olacak bir sey var ise; o da daha kotusunun olmasidir. genelde su olur; hamalin, yillarca mal tasimaktan ya omuriligi zedelenir ya da dizleri iflas eder veya benzer bir fiziksel engel ortaya cikar. hamalimiz, aldirmaz devam eder cunku etmek zorundadir, o hamaldir iste. oyle bilinir, oyle gorunur ve sadece o isi bilir. allah'in hamali.. bosuna demezler. zamanla gucten duser, agrisi sizisi mimiklerinden goze carpar. onu hep "ilk" secen isveren, artik; ikinci sonra ucuncu daha sonra dorduncu bazen de "gecmisin hatirina" secer olmustur. en son olarak da, bizim hamali gormezden gelir ve onu secmez, isveren ve o kapi da kapanir. isveren de belki isi vermek ister ama, her oyunun bir kurali oldugu gibi, bu oyunun da kurallari vardir. basittir; saglam olan isi alir. ilk secilmedigi gun, hamal dusunur; duzgun bir is hayali kurdugu gunleri hatirlar, hatta aklindan o iyi niyetli isverenin yaninda calismak bile gecirmistir. sacma gelir, sonra; onu bunu siktir et de, ben simdi ne bok yiyecegim? der..

babam, beni hafta sonlari sirkete gotururdu. o zaman kamyonla bes, on ton plastik hammadde kapiya gelir. biz de bunlari bosaltir sonra da istif ederdik. babam yapma oglum, sakatlayacaksin kendini dese de aldirmazdim. hadi beyler, 17-18 yasindayken  kocaman adamalara; "mali indirelim, durumler benden.." derdim. is bitince, soz verdigim gibi; kamyonun ustunde, pederin elemanlariyla durumleri gotururdum. tam onumuzde bekleyen servislere binen kot fabrikasindada calisan bayrampasa kizlarina; yaz aylarinda ustumu cikartir, yeni yeni sekillenmeye baslamis vucudumu gosterirdim, mal tasirken siserdi vucut. bakarlardi  kizlar, patron cocugu oldugumu bilmezlerdi. bilseler bakmazlardi zaten. kamyonu illaki de ben yanastirirdim, boyle patron cocugu olmazdi, supheleri yoktu. musterilerin de cocuklari gelirdi, benim yuzumden firca yerlerdi. bak sunepe herif, "elalemin oglu nasil calsiyor?" diye.. duyardim :/ halbuki babam bana yap demiyordu ki!?! aksam disari cikarken baba para veririr misin? dedigimde; al cebimden derdi. millet, babasinin cebinden kac para yuruttugunu anlatirdi, ben ise sadece alirdim! insanin dusunce tarzi bu yaslarda oturur, ilerleyen yillarda her sey bu denli eglenceli olamadi gerci. ama o terbiyeyi, hazi almistim ben. ayrica bir erkek icin; iyi bir vucut sartti, onu da ogrenmistim :/

niye dusunce? oyle zamanlarim oldu ki; cok defa cikmazda hissetim gelecegimi, ailemi. bu sefer olmayacak, imkansiz dedim,  gecelerce dusundum, "a plani, b plani, c plani" hep dusundum, hep sonuc aradim. yarim kalanlari nasil tamamlarim diye? vee gun geldi, her sey; bir anda, hic gucum yokken, hic hazir degilken benim ustume kaldi. kimse bilmiyordu, neler olup bitigini? anlatsam ne olacakti ki zaten? acikcasi kimse de dinlemeye pek merakli degildi. dusunmeye koyuldum tekrar, gunlerce. sahi ya; "dusunce hamali"ydim ben iste. yukledim dusunceleri beynime, uc kisinin dusunecegini tek basima dusunmem gerekiyordu. bir plan cizdim, icinde bulundugumuz ortamdan cikmak, egitimimi halletmek ve gayet tabi de iyi bir is idi, plan kabaca. detaylarini gunlerce planladim. bazilarinin soyledikleri agrima gitse de, caktirmadim ama yazdim bir kenara elbet cevabini veririm.

sozum sozdu lan; ben, o pantolunun cebinden para yurtmeyen, sadece al denildigi icin alan.. babasinin guvendigi cocuktum. simdi aldiklarimi yerine koyma zamani gelmisti. iste benim dusunce hamalligim bu yuzdendir, unutmam pek. kotu zamanlarimda, yardim edenler de oldu, borc verenler de. ee limit en nihayetinde doldu. lakin biliyordum, beni artik gormeyecekleri zaman yaklasiyordu, bekliyordum. cok gec olmadan, arkadas-akraba kostumlu insanlarin az varoldugu ortamdan, hic olmadigi bir yere geldim. ilk paragraftaki bahsi gecen, isverenin vazgectigi hamal gibiydim ayni..sadece; ne bok yiyecegim lan ben simdi? dememeye calsiyordum, en azindan bagirarak! cozmem gereken problemlerin ustune, yenileri de ekleniyordu. evet, allah'in dusunce hamali.. coz bakalim diyorlardi sanki.. bunu da coz.. bunu da.. erken olmasina ragmen agrilar, sizilar mimiklerimden anlasilir olmustu.. zaman, benden daha hizliydi ve bu hic iyiye isaret degildi..

bazen caresiz kaldigimi hisediyorum ama, "az bir yolum kaldi.." diyerek kendimi telkin ediyorum.. dayanirsam ne ala.. aksini inanin hic bilmiyorum..

iyi sabahlar.

serhan.

not: sert kapanan kapilari hic sevmem..

3 yorum:

Laliş dedi ki...

Senin bitirmek üzere olduğun bu yolun başlarındayım daha. Şuanda baba himayesinde geçirdiğim son günlerim, sonrasında kıtalar girecek aramıza ve her daim aynı soruyu soruyorum kendime; nasıl yaşayacağım lan ben orda tek başıma?...

Güzel yazı olmuş...

seroo dedi ki...

her hayatin zorluklari var. umarim benimki kadar karsik, icinden cikilmaz bir hayatin/gencligin olmaz.

yasarsin, arkadas da bulursun. yeri gelir donmek bile istemezsin belki..

boyle..

garip bir yazi iste..

Laliş dedi ki...

Gençliğim çok normal geçse bile ben buna izin vermem ki. Yani o kadar çok düşünüp, o kadar çok olay yaratıyorum ki kendime biraz zor oluyor sade bir gençlik yaşamak. :) Sırf burdaki gençliğimden kaçmak için uzaklara gidiyorum da ben değişmeyeceğim bakalım sonuç ne olacak...

Teşekkür ederim...