10 Ağustos 2013 Cumartesi

kusmuk

selam,

hayatımda çok sağlam dayaklar yedim. ilk sırayı Türk polisi, ikinciyi Rus polisinden yediklerim alır. iki teşkilat da inanın birbirlerine çok benziyor. aynı acımasızlıkla vuruyorlar. neyse geçelim bu konuyu. beni tanıyanlar, fiziksel acılardan çok, psikolojik olanlardan etkilendiğimi bilirler. şimdi siz; ne oldu, ne bitti de böyle bir yazı yazmaya başladım diye düşünüyorsunuzdur. bugün, bazı duymak istemediklerimle karşılaştım ki onlar gerçek; bütün gün salakça oraya-buraya koşup durdum. zihnen koştum. yoksa, bedenen oturuyordum hatta kıpırdayamıyordum bile. insan zihniyle de koşabiliyormuş. enteresan.

sonra zihnimle kustum. duyduklarımdan sonra belki de zihnimin midesi bulanmıştı. her yere kustum. kusmuklarımın içinde ayağa kalkmaya çalışırken, insanlar sanki beni seyrediyordu -yine düşmüş salak- diyorlardı, hatta birkaç tanesi gülüyordu. öyle kaygan kusmuştum ki; ayakta duramıyordum. bi' dursam, o gülenlerin anasını sikecektim. geçmişte, tutunmayı bıraktığım ve beni tutmayı bırakan çok insan vardı, bugün onlar aklıma geldi. hiçbirine gerek yoktu ya artık. nasılsa ona tutunuyorum diye düşünüyordum. ama o, beklenmedik bir anda geri adım attı. ben ileri gittim, bu sefer; o yana çekildi, düştüm işte. bu kadar kolayca. ben, anlattıklarımı yaşadıktan sonra, geldi ve bana elini uzattı...

elim kusmuklu be çocuk. 
ben, şimdi senin o elini nasıl tutayım? şu an; tek isteğim, tımarhanedekileri yıkadıkları gibi beni de tazyikli suyla yıkamaları. kulağıma pamuk tıkasınlar ama, kulak ağrsını hiç sevmem. çocukken çok ağrırdı da.

bu kadar.
serhan.

bu da şarkı;



1 yorum:

penelope dedi ki...

bişey mi zehirledi bizi ..