9 Nisan 2012 Pazartesi

amatör küme topçusu

selam,


bu gece ve çok geceler uzatmaları oynadığımı düşünürüm. bunu ne zaman sesli söylesem, ne uzatması be pesimist herif? daha ilk yarıyı oynuyorsun.. derler. onlar,10. dakikada sakatlanıp, kariyeri biten futbolcu görmemişler, bilmiyorlar. ayrıca ya maç 90 dk değilse? belki maç 45 dakikalık, kim bilir? diyelim ki maç 90 dk; 11 kişilik futbol takımında bile 8-9 kişi bu sürenin sonuna kadar oyunda kalıyor. fizik gücün düşerse; bu sefer seni, hoca oyundan alıyor, duygusallığa yer yok. takımda senden iyi durumda olanlar var ve zaman ilerliyor. kısacası kendini göstermen için gerekli olanları, belirli bir zaman aralığında öğrenmek gerekiyor. geç öğrendiğinde ise, sadece öğrenmiş oluyorsun. işte az önce okuduğunuz cümle adamıyım ben; belki daha yolun başındakilere, geç öğrendiklerimi anlatarak yardım edebilirim. ama söz vermiyorum. söz vermeyi de sevmiyorum zaten, çünkü kendime itimadımı sarsan ruh hallerim mevcut.


diyelim ki, zamanında öğrenmen gerekenleri öğrenemedin; 1.lig sana fazla, ikinci lige gitmeni tavsiye ederler. ve derken üçüncü lig. çok kolay gol yapacağın pozisyonları harcarsın çünkü artık en kötüsü olmuş durumda, kendine güvenini kaybetmişsindir. bundan sonrası çok güç. her ne haltsa işte! konuya benim açımdan bakarsak, bu hayata başlarken; hayalim birinci ligdi. hatta birinci ligde tanınmaktı. şimdi ise, amatör kümede yedek soyunuyorum. sanırım önümüzdeki senelerde -ibret-i alem- için, meyhanelerde iki kadeh içtikten sonra 20 metreden attığı golü, 30 metre yapan, bakınca görülmeyen, dikkatlice bakıldığında flu, dibime gelindiğinde alkol kokan, pek konuşmayan, mutsuz bir zat olacağım. bu halde birinin hayat tecrübelerini dinleyecek pek de fazla kişi çıkmaz nasılsa. gidişatım bence bu yönde, kapılar kapanıyor, üstümde bir şey yok, rüzgar her geçen gün daha sert esiyor.


yazının futbol kısmı, Albert Camus'nunki gibi bir yaklaşım oldu, intihal yok asla! ben intihal yapmam. hiçbir şey çalamam, çocukken herkes bir şeyler çalmıştır eyvallah, ben de denedim yalan yok. lakin, çala çala çokoprens çaldım. namusuz şey ben yürüdükçe hışırdadı, e sonunda da enselendim :) Arsen Lupen kariyerim de başlamadan bitti. bundan sonra ne olur bilemiyorum. yoruldum, resmen; güneye gidip, pansiyon alıp işletme yaşında hissediyorum kendimi, emekli gibi. ama emekli değilim. zaman mefhumu olmadığında, insanlar zamanı tarif edermiş. entel'in o yazısı beni etkilemişti. iyi bir blogger o, hatta en iyisi. lafı geçmişken, onunla bir bira bile içemedim. hatta öyle bir şansım da vardı, kullanamadım.


ben, hiçbir zaman çok bir bok başaramadım. sadece iyi bir aktörüm sanırım, işte o kadar. insanlar da beni başarılı zannediyor, iyi mi? yok lan gerçek bu.. deyince de, alçak gönüllülük yaptığımı sanıyorlar. yapmıyorum. belki de insanlar da anlıyordur hatta kötü de bir aktörümdür, ses etmiyorlardır. her şey mümkündür.


haydi kalın sağlıcakla.


ser.

Hiç yorum yok: