Powered By Blogger

25 Şubat 2015 Çarşamba

Istenmeyen sahsiyetten kurtulma rehberi

Selam,

Size bu yazida, eski bir arkadas/akraba da olsa istenmeyen bir sahsiyeti nasil saf disi birakabilirsiniz; onu yazacagim. Elenmesi istenen yarışmacı sizseniz, kendi durumunuzdan bu yazıda birçok benzerlikler bulabilirsiniz. Yook eğer, saf dışı bırakmaya çabalayan iseniz; son paragrafta da sizin icin de nacizane bir kac satir mevcut.

Simdi oncelikle, sosyal medya sizin en kolay ikinci sobelenme yeriniz. Birincisi telefon. Sosyal medyadan baslayalim. Unutmayin ki siz onu ne kadar taniyorsaniz, o da sizi o kadar taniyor. Saf disi birakmaya cabalayan siz oldugunuz icin, hatalar yapacak olan da sizsiniz. Basliyorum. Kimsenin zamani butun sosyal medya hesaplari icin yetmez. Bir kisi her yerde olamaz, o yuzden oncelikle onun olmadigi ortamda bu varliginizi surdurun, mumkunse de ortaya belli sure bir seyler yazmayin. Sorarlarsa daa; haa orasi mi? Valla ben bakmayali yillar oldu vb klise cumleler kurabilirsiniz. Whatsup, evet bu cok sakat. Oncelikle hedefteki sahsi, size whatsuptan mesaj atma saatlerinde engellemeli ama sonra engeli kaldirmalisiniz. Bu sirada fotografinizi da kaldirabilirsiniz. Sorarlarsa is icin yaziyorlar, fotograf vs cocuk isi dersiniz. Yemez ama olsun. Olay zaten hemen yemesi degil yavas yavas cignemesi. 

Ve telefon. Calar calmaz acip, su an musait olmadiginizi toplantida oldugunuzu soyleyin veya ne bileyim arayan sahsin hoslanmadigi, gelmesinin zor oldugu bir yere gidiyorum deyin. Misafir de iyi bahanedir. Bu aramalar tekrarlanacaktir. Acmayin. Sonra bir-iki gun sonra donup, beni aramissin gormemesim vs tarzi bir geri donus yapin. Ondan once siz anlatin. Muhtemel sizin bir haltlar karistirdiginizi ve benimle gorusmek istememesi dogal olamaz...! diye dusunecektir. fasuşye gibi nimetten sayıyor kendini. geçmişiniz var ya ona güveniyor. Ama belayi ceken biri o. Ona ucu acik hikayeler anlatin, yuklemsiz olsun sonra detaylari anlatacagim diyebilirsiniz. Birini cok zor duruma sokabilirsiniz, aramizda kalsin falan diye de ekleyin, meraklansın. En kisa zamanda doneceginizi soyleyin. Bir-iki hafta gecerse de, tekrar konusursaniz o kadar oldu mu yaa? vs deyin. Sular artik isinmistir. Ondan olum/kizim bak gorusmek istemiyorsan soyle gibi bir karsi cevap gelebilir. Bu konuya SACMALAMA! diyerek karsi cikin ve gerekirse sevdiklerinizi bahaneye ortak edin. Hic aramayacaginiz bir kisiyi arayin, aslinda olmayan bir programi gozunun onunde teyit edebilirsiniz. Şüphelendi artık. Sorgulayacaktır. 

Veee SMS. insanlar bu durumda, konusmaktansa mesaj yazarak sonuca gitmeye calisir. Son cirpinislar, bogdunuz onu artik. Size ulasmanin atik son cabalaridir, bunlar. Ahh ahh zamaninda bu kadar yakin olmasaydiniz keske. Mesaji aldiktan sonra, iyiyce dusunup bir seyler uydurun. Musait olmadiginizi soyleyin ama yine magdur olmayi unutmayin veya sinirli olun. Cok sinirli olun. Ya da hiç cevap vermeyin. Serzeniş olacaktır muhakkak. bunu kullanarak üste çıkın. Bazi konusmalarda, yardim istedigini falan anlarsaniz siz onden atilin ve durumun vahimiyetini anlatin. Gerci sizi taniyorsa, bu vahimiyetin sadece ona karsi oldugunu anlayacak kivama gelmistir artik karsidaki. Bu arada basiniza bir sey gelmisse (gelmemiş de olabilir, sıkıntı yok!), kac zamandir bu isle ugrastiginizi ama onun da cani sikkin oldugu icin bu konuyu ona acmadiginiz ima edin, bes kere carpin mevzuyu. Dertlenin ki densizin eli, artik telefona falan gitmesin. Muhtemelen, o da skerim boyle askin izdirabini deyip sizi telefon rehberinden bile silecektir. Numara aklinda kalmistir ama en azindan telefondan silecektir. Bu arada da araya kutlama gunleri falan girecektir. Siz onu aramayin ki o da sizi aramasin. Ve sonunda beklenen son. Tebrikler o artik yok.

E tabi bir de su var. insan insana her zaman muhtactir. Bu yukarida yaptiklarinizi uyguladiginiz zaman, bir daha geri donusu yoktur. Deger miydi, degmez miydi bunu zaman gosteririr. Neyse artik husu icinde oldugunuzu dusunuyorum, telefonunuzu bu sahis caldirmayacaktir. Ona vermediginiz primi, baskalarina verebilirsiniz simdilik. Sira geldiginde de ayni tarifeyi uygularsiniz. Ama siz de efkarlanip, gecmisi hatirlayip telefonunu vs cevirmeyin. Zira goreceginiz tepki insandan insana degisir. Ben, saf disi edilen durumda olsam, ne yaparim bilemedim. O anki durumuma ve saf dısı edenin kredisine bakarım her halde.

Onsuz gunlerinizde hepinize mutluluklar.

Tekrar tebrik ederim. Başardınız. 

Serhan.

20 Şubat 2015 Cuma

komsu

hey,

ben, eskiden mizahi yazilar da yazardim. fakat son zamanlarda bu konuda pek basarili oldugum soylenemez daha dogrusu yazamiyorum. artik yazmak da istemiyorum ya orasi da ayri. bizim komsu samsunlu. aslinda sonradan bizim komsu oldu onlar. anneannem hakkin rahmetine kavusunca dedem yalniz kalmasin diye biz, ailecek nobeti devraldik diyebilirim. 12 sene vardir. ilk anneannemin komsusuydu onlar. yoksa biz coktan tasinirdik. zira bendeniz 4-5 sene memlekette degildim. hatta komsunun sadece ayse isimli bir kizi oldugunu sanirdim meger ayse'nin iki de abisi varmis. kucukken, kapidan; "merhaba ayse!" falan diye el sallardim, anneannem de cok ayip olum eheuheeuhe cocuk iste deyip konuyu toparlardi.

neyse esek kadar insanlar olduk, komsu cocuklari evlendiler. yani evlenmisler bizzat dugunlerine gitmedim. anadolu insanin baglari bizim (ki biz balkanliyiz) baglardan daha bir kuvvetli olur. bizim aile bir cenazede, bir de dogumda karsilasir. kimse kimsenin kac yasinda oldugunu, ne is yaptigini bilmez ama uydurur. yas olarak akrandan hesab edersin iste asagi yukari bir sayi ortaya cikar. ya da; "eniste senin bir opel vardi o zaman serhan yeni dogmustu..." hahah saka degil, araba modelinden falan yola cikilir. konumuza donelim, samsunlu komsularimizin kizi ayse halen bizim apartmanda oturuyor. 4. veya 5. kat. mutlu mesut ki tayyip bey'in -nufus planlamacisi kimligi- ile yaptigi aciklamalari dikkate alip; uc cocugu yapivermis. ayse'nin abileri pardon isimlerini bilmiyorum, ehhmm aslinda hangisi ayse'nin abisi, hangisi kocasi onu da bilmiyorum, sonucta; abilerinin de 3 cocugu var. totalde 9 torun. abinin biri de 6. katta oturuyor. kiminin anneannesi kiminin babaannesi olan selma teyze zannimca her hangi bir bakiciya cocuk emanet etmek taraftari degil. hepsi, her gun havuz dedigim, bizim karsi komsuda toplaniyor.

abartmiyorum karsi evde trafik saat 6 civari baslyor, asansor, ziller, kapilar vuruluyor, aciliyor, bebekler agliyor. bazen munakasa oluyor, gec kaliniyor, yemek, alisveris vs. Bizim apartmani laz muteahhit yapmis cift blok yanlardan birbirine bagli bir katta iki daire ama yanlamasina uzuyor. depremde esnemesin de hemen yikilsin diye boyle yapilmis herhalde. bu arada apartman yikilacak da yeni yapilacak fakat kar getirmiyor. herif oyle bir effective kullanmis ki sagdan soldan yer yok, kat da cikamiyorsun. of icim sikildi. hmm konumuz iste gurultu. bizim apartmanin yaninda bir de ilk ogretim okulu var. cocuklar tenefuse bir cikiyorlar; olum sanki cocuklari yillardir o okulda tutsak tutuyorlar. gurultunun tarifi yok. icerde bu yuzden uyuyamazsiniz. bence zaten okullari fanusa falan koymak lazim. bu aralar benim gibi issizseniz, sabaha karsi yatiyorsaniz imkan yok uyuyamazsiniz. salonda uyursaniz da iste bu bahsettigim trafik mevcut. o is de yas. mesela o baaam guuum kapadiklari kapi bence celik falan degil. o kapi; kursundan dokturulmus. kadin kapiyi bir kapatiyor bina sallaniyor. bununla da bitmiyor. cunku dede udi. evet bildiginiz udi. her an her saat ud clabilir. mesela sabah dedeyi uyku mu tutmadi, cal udu. nasilsa serhan zkinizde degil cok afedersiniz. aha laz muteahhit dedim durdum. bizim duvarlar biraz ince. sanirim malzemeden biraz calivermis. biraz gerilip kosup, duvara carpsam, kolum bacagim yan daireye gecer. cok gurultu var olum. taakatim kalmadi artik.

Hahaaa ya haftasonu? haftasonu banko misafirler geliyor. ickisiz eglence var. (udi sanatci cikiyor). bir gun ertesi sabah 9'a kadar surdu. icki yok, karadenizliler. mutlaka yemekler yapiliyor. sanirim bizim mahallenin en islek dairesi bizim komsunun dairesi. Eskiler bilir, Oya vardi. heh onun bile en iyi zamaninda bu kadar geleni gideni yoktur. Bu yaziyi niye yazdim? Eyvallah gurultu var, tamam. bize biraz saygi gosterseler fevkalade olur ama onlar mutlu. kiskaniyorum sanirim. bazen hisimla kapiyi aciyorum. Ali'yi (Ayse'nin oglu) goruyorum benim gibi kivircik kafali. hemen bize dogru kosuyor. Gecen sucuk yaptim, beraber yedik. taam yeter.

bitti.

serhan.

not: ben gidiyorum zaten yine.

9 Şubat 2015 Pazartesi

ona ait bir bilinçaltı

selam,

vay anasını sayın seyirciler. bazılarımız, bazılarımız gibi yaşadıklarını hemen unutup, yaşamına kaldığı yerden devam edebiliyor. ters örnek, ben böyle bir insan olamadım, beceremedim. eskiden böyle olabilen adamları, ''oha lan herife bak ekstra large amk..'' deyip ayıplardım. meğer onlar da arkamdan vaaahh vahh, Serhan da iyice kafayı yedi diyorlarmış.

çoğu arkadaşımın yakınlarının mezarlarına onlardan fazla gitmişimdir. Noyan'a gelmişken buna da uğrayayım, e buna da gideyim, aha şurada şu vardı derken.. bütün karacaahmet'i çok defa tavaf ettim :S evet, ben geçmişime saplandım kaldım. olum bak; anı yaşa gibi öğütlere de kulak asmadım. asmak ister gibi oldum mizacım müsaade etmedi. gece uyku tutmadı. alt kişiliklerim devreye girdi. mesela ben, hiç Noyan'ı anmadan mantı yemedim, profiterol yemedim, hatta kızarmış piliç de yemedim. maşallah pek yemek severdi abim, bu yüzden bazen hüzünlü yemek yerim. bazen de, yediğim ona gidiyormuş gibi iştahla ve zevkle yemek yerim. o, sadece aftereight marka çikolata severdi. bir gün; camın kenarında, 10. katta otururken, birini yedim, birini pencereden attım. öyle hepsini birlikte yedik.

hiç abisi ölen adam, olmadı mı bu dünyada? oldu. daha daha fenası geldi insanları başına. 99 depreminde bir çok kişinin ailesi kalmadı be! üstüne sakat kalanlar oldu. oradan bakınca öyle de, buradan bakınca öyle değil. geçen gittim anlattım kafama takılan her şeyi. ''seriş, salak mısın? ben, bok yedim öldüm, gittim. eyvallah devamlı geliyorsun, şimdi sana görüşürüz desem, nerede diye üsteleyeceksin, sen inanmıyorsun ama cidden bir gün görüşüceğiz.'' dedi, Noyan iç sesim. hani gerçekten görüşeceğimizi bilsem, gerçi annem-babam var lan bir bok yapamam. bir de kızar, hem o öyle kaybetmek olur. bana omuzdan ve koldan dar gelir.   

biliyorum, benim bilinçaltımın bunları dedirttiğini. o kadar sıyırmadık daha. aslında sıyırmış da olabilirim. öncelikle hazır mısınız? onu hep aklınızda tutmak istiyorsanız ve seçiminizi yaptıysanız, anlatayım. bunlar zor işlerdir, adamı yorar. siz büyüdükçe ona ait olan sizden ayrı bir bilinçaltınızı da büyütmek zorundasınız. bu bilinç altı sadece ona soru sorduğunuzda veya onun gibi düşündüğünüzde devreye girmeli. normal hayatınıza karışırsa; çift kişilikli olursunuz. çift kişilikli olmak demek, daha fazla psikolojik problem demektir. belki de bu deneyi psikolojide ilk ben yapıyorum. kendinizden olabildiğince bağımsız ona ait bir bilinç altı. ölü, ona sorulan bugüne ait sorulara bile hafif sapmalarla ''updated subconscious/güncellenmiş bir bilinç altı'' ile cevap verebilir. bunun için günde belirli bir zaman çalışmanız gerekmektedir ve bahsi kişiyi gerçekten iyi tanımanız lazımdır. iyi bir gözlemci değilseniz zaten bu işe hiç bulaşmayın. aslında siz bu işe hiç bulaşmayın.

geçen bayramoğlu'na gittim. uzun yıllardır orada yazlığımız vardır ama son birkaç senedir ev kirada. kiracı da aidata mahsuben bir şey ödememiş, tamam sonuçta kiracı ödememiş ama siz de kendinizi sorumlu hissediyorsunuz. yöneticiyi uzun yıllar tanısam da, rahat edemedim. velhasıl kelam, o kadar senede yüzlerce kişiyi misafir ettiğim sitemde evim olmayınca, bana da maalesef yatacak yer çıkmadı. şaşırdım mı? höhöyt dalga mı geçiyorsunuz? elbette ki şaşırmadım. ben olsam, vay eski arkadaşım dışarıda kalmasın diye dört dönerdim. aslında hala dönerim. benim de salaklığım baki midir nedir? neyse güneşlenirken ben yine eskilere çook eskilere daldım. 

sonra üç-beş kere denize girdim. su severim. şansıma deniz de temizdi. biz, beraber denize çok girdik..

eyvallah.

Serhan.



bip sesinden sonra...

hey,

hayatta var olmamdan sebep; pekcok insanin hayatini dolayli veya dolaysiz etkiledim. herkes gibi. ama ben daha farkliyimdir keske olmasaydim. insanlarin hayatlarina gercekten girerim. beni cikarmak, zaman alir. aslinda at, kurtul. di mi? bu hayatta yasadiklarimi veya hayatlarina girdigim insanlarin basina gelenleri -sonradan muhakeme ettigim zaman- biraz daha akilli, serin kanli olabilen ben; bu olaylarin bircogunu onleyebilecegim kanaatine vardim. iste o an, butun oklari kendime saplamaya basladim. bu durumlarin cogunda maalesef ki, ya atil kalmisim ya da tanri'nin bana bahsettigi zekayi kullanamamisim. daha cok ise yanlis zamanda, yanlis yerlerde olmusum. ya ben bu felaketleri onleyeyim diye dogmussam? kucukken buna inanirdim. ya tanri beni x insanin hayatina gir, ona cizdigim kaderi degistir (yazilan kader belki sadece boyle degisiyor? olamaz mi?) diye gonderdiyse? ben ise x insanin hayatina girip, daha da damina koyup cikmisim. benim yuzunden kac kisinin hayati degisti acaba? iyi yonde degisen yoktur. benim iyi yanim, su anki hayat standartlarinda iyi olarak degerlendirilmez. zayiflik bile olabilir. eski filmlere bakiyorum, vikings zamani falan is yaparmisim.

yalniz yapilabilen sporlari, insan gormek istiyorsam, kalabalik ama tanimadigim insanlarin bulundugu yerlere yalniz gitmeyi, yalniz icmeyi pek tabi ki de kavga etmek durumunda kalirsam, tek basima olmayi tercih ediyorum. biliyorum ki yalnizken kimse seni, soyle yaptin da boyle oldu vs. diye elestiremez. sonucta sana ne? kime ne? ben zaten kendimi elestiririm, elestriye tahammulun yok senin! derler bana. ama bence ben kendimi o bahsettikleri konuda, coktan elestrip mahkum ettigimden dolayi tekrarini dinlemekten baymisimdir. hayatina girip, ciktigim insanlara soyle bir baktim. oyle cok enkaz var ki. ya isleri duzeltememisim, cogu ise; benden sonra daha kotu olmuslardir. aileden gir, arkadaslardan cik. bu boyle. aci ama gercek. bakin kotu niyetli biri degilim, tam tersi iyi niyetligimdir. ama benimle arkadas olmak, yaninda pimi cekilmis bir el bombasiyla gezmek gibi bir sey. dedim ya ben yanlis zamanda, yanlis yerde olurum genellikle, bir sekilde boyle olur.

bu durumda; ben olanlari artik uzaktan seyredeyim diyorum. bazen insan sikiliyor tabi. eski aliskanlik. sonra geciyor. saniyorum bu yalnizlik olayini birkac tik daha arttiracagim. ulasilmamak degil belki ama sinirli sayida insanlarin ulasabildigi bir kisi olmak sanirim en iyisi. yapabilecegim bir sey varsa yaparim; bip sesinden sonra mesaj birakin, ama sanmiyorum. Ve ben; acikca soylemek gerekirse pek kimseye ulasma taraftari degilim. denedim de gecmis o is mevcutlarda. bazi hesaplari kapatirim o kadar.

haydi eyvallah.

serhan.

not: muhendis olmayi sectigim gune geri donsem, doktorlukta israr ederdim. hata etmisim.

25 Ocak 2015 Pazar

timing

bu yazimda size kusmenin timinginden bahsedecegim. 

elbette ki herkes, herkese kusebilir. hele ki toplum olarak biz; kusmeyi cok severiz, bayiliriz kusmeye. bir sey olsa da, birine kussek diye bakiniriz. bunun icin ortam yaratiriz, karsimizdakinin tepkisini de biliriz ama en derindeki amac kusme durtusudur. potansiyel enerjidir, birikmistir, o kisiye kusulecektir. kurariz, kurcalariz ve en sonunda da; kusme eylemini basariyla tamamlariz. genelde hata yapmis oluruz. ben gecen birine kusucektim, bugun bana kusen biri bunun dogru olmayacagini soylemisti. zaman cabuk geciyor.

e tabi burada cok onemli olan timingdir. kusmenin bir timingi vardir, burada anlasalim. mesela hedefteki kuseceginiz zat, hali hazirda zaten pek matah durumda degildir. simdi bu durumda, o'na kusmek cok dogru bir zaman olmayabilir. tabi, hepten olayi bitirme amaci guduluyorsa o ayri. bu vatandas oyle bir sinir-stres seviyesinde olabilir ki, bir anda; al atini, sikeyim timarini diyebilir. bu yuzdundendir ki, eger o zati gercekten seviyorsaniz bu kusme eylemini baska bir bahara ertelemeniz en dogrusu olur. bakin unutun demiyorum, erteleyin. hayatta insanlar bir suru seyi erteler. randevuyu, yemegi, doktoru vs. kizmayi, kusmeyi, uzulmeyi de erteleyebilmeliyiz. 

bu yaziyi yazma sebebim, bir cok insanin karsisindakinden istedigi davranisi gorememis olmasindan dolayi gerceklestirecegi, -kusme- eylemini bir daha gozden gecirmesinin gerekliligidir. ben de hayatimin en harikulade zamanlarini gecirmiyorum. ben de, literaturde en iyi arkadasim olan insanla oturup dertlesmek istiyorum ama bu aralar olmuyor/olamiyor. bazen iste, her istedigimiz maalesef olmuyor. bu arada sunu da unutmayalim. kimse 7/24 mesgul degildir, herkesin birbirine ayiracak birkac saati vardir. o kusmuyor ise, sen de kusmeyeceksin. 

gorusuruz.

ser.  

15 Ocak 2015 Perşembe

cok doluyum cok

hey,

cok doluyum oyle boyle degil. hayvan gibi uzun yazacagim okumak istemiyorsaniz, simdiden birakin bence. cocukken fakir degildik. cok oyle muhtesem bir yasamim da yoktu eyvallah ama ne bileyim yazlik, bisiklet, harclik; normalin ustunde yasiyordum diyebilirm. sonra buyudum, arabam da oldu, param da. her onune gelen 18 yasindaki gencin o yasta kredi karti yoktu ama benim vardi. ek kart tabi. peder verirdi, elde vardi, paylasirdim. elde olunca paylasmak onemlidir. 

arabami arkadaslarima verirdim. bir kere arkadasimin kiz arkadasi, tamponu surtmustu, nasil telasli?! onemli degil sakin dedim. ben onun tamponunu surtsem beni ceker vurur her halde. cok hesaplar odedim, iyi paralar. helali hos olsun. ne bileyim birinin ihtiyaci olursa, maddi-manevi destek olurdum ki hala olurum (su an sadece manevi). yalniz bu destek olmak oyle acayiptir ki, -ne var ki? elde olunca verilir, bende de olsa, ben de veririm!- diyenlerin bir cogunun eline imkan gecsin sana verseler verseler ucun birini verirler. olmayinca atmak cok kolaydir. metaryeli hissedince; acayip olur her sey. el, cebe gitmez. ceptekini vermek oyle herkesin harci degildir. iclerinden vay anasini satayim! deyip, kendilerine cok muhim isler icat ederler. sonucta o el, cebe gitmesin diye seninle karsilasmamaya calisirlar. hisedersin zaten. kimse 7/24 mesgul olmaz. bazen oyle olur ki, aklinin alamayacagi insanlara senden cok destek olurlar, ailecek kosustururlar. buna sasarsin. inanamayacagin insanlar, -kisa surse de- canciger kuzu sarmasi olur. sadece maddiyat degildir mevzu. manevi olarak da bu boyle. super ihtiyacin vardir. belki yalniz kalmak istemiyorsundur ama telefonun calmaz. haydi bismillah arasan da muhtemelen o telefon acilmaz. unuttum, atladim, kosturuyorum, cok doluyum vb. bahane bitmez. bu dunyadaki belki de bitmeyen tek sey, bahanedir. cok urettim bilirim. belki ben hak ettim ulan her seyi. en sonunda iki dertlesecegim diye bulusursun, onda da durum daha bok olur zaten. hic bulusma daha iyi. o yuzden yalnizliktan hoslaniyorum rolu yapa yapa, baska biri olur cikarsin. artik pek cogumuz gunluk yasiyoruz. isten cikarilip/cikip 2 ay hazirliksiz yakalanmaya bakar durumun vahimiyeti. uzaktan ise soyle derler, e artik kac yasinda oldun, hesabini bilseydin?! Ya gencken hesabimi bilseydim?! eski camlar bardak olmustur. sanki insanlarin basina gelmemis yada gelmeyecekmis gibi yorum yaparlar. konunun aslinda yasla basla ilgisi yoktur. yokluk her zaman boktur. yokluk mertligi bozar. aldigini veremezsin falan, cok fena sikici mevzular.

ben muhendisim biliyorsunuz, is gorusmelerim genelde anasinin nikahinda olur. mecbur arabayla gideceksiniz. ben bu iki ayda araba isteyecek kimseyi bulamadim ulan. yok. lafta, ne zaman istersen olum'dur, sonra hanimin adinadir, sonra sirketindir, sonra ortak laf eder, benim olsa dukkan... biliyorsun, kredisi bitmedi, bazisi da direkt; hayir. (Ben iki araba parcaladim bu arada). icinden hay amina koyayim ulan dersin, hay amina koyayim. o sirada elbette ki, sen bunlarla ugrasirken, insanlar sana kuser. neden? cunku essegin zikinden dolayi. arkadasinin babasi olmustur, 35 gun boyunca her gun aramissindir. cenaze, mezarlik, toprak vs derken gorusmeler birikir, 3-5 gun arayamazsin. kuser, acmaz bir daha telefonunu. cok gerekliymis gibi telefonunun ustune oturur ekranini kirarsin mesela. timucin'i ararsan cunku her zaman onun ekstra bir telefonu vardir. ama o bir daha sana donmez ustune, bu dunyada bir tek derdi olan sen misin? der amk. hakli herifin hayati benimkinden bok. aramama kisminda haksiz. neyse ben zaten bazi durumlari hesaplamisimdir. sapma elbet olur. haa isler ters gitti mi yrrak gibi alayi ters gider. odemler, kartlar, alkollu araba kullanmazsin normalde.  laan hadi bu sefer kullanayim surasi... dersin arabayi boydan boya cizersin tam da benim arabada boya yok! dediginden 3-5 saat sonra. cunku oyledir. ertesi gun de is gorusmen vardir. hata kimin? benim, kabul. peki bu hatayi baska gune erteleyemez miydik? yok hayir, simdi.

bir kac tane mahcup oldugun, yuzunu kizartip, iste sordugun insanlar vardir. onlar zaten seni bilir. bazen surpriz cikar. hepiniz aklimdasiniz olum (kizim), son duzluk. haa bu arada, belki de son banknot ile yemege cagirdigim cicoz bana oturdugumuz evin satisindaki paylardan bahseder. la havle dedim raki ictim. sonra hizini alamaz, soyle de bir nasihatta bulunur; ailen paylarina dusenle kendilerine rahat bir ev alir! bana diyor ki, sen karisma ki basina sokacaklari bir yer olsun. (belli ki akrabalar konuyu tartmis. sonuc; serhan parayi yiyecek! aile sokakta.) baktim, daha da baktim, hmm deyip bol bol raki ictim.

bana soyle bir bakin. baktiniz mi? iyi. 

eyvallah.

7 Ocak 2015 Çarşamba

basimin agrimasindan cok basim agridigi icin yapamadiklarima uzulurum ben. uyuyamamaktan cok, uyuyamadigim icin yarini kaciracagima uzulurum. canim hic yazmak istemiyor tek kelime bile yazmak istemiyor. aslinda canimin yapmak istediklerini yapmamak canimi sikiyor. beni bu istediklerimden ali koyan sey nedir? artik fu