Powered By Blogger
yemek etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
yemek etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

20 Şubat 2015 Cuma

komsu

hey,

ben, eskiden mizahi yazilar da yazardim. fakat son zamanlarda bu konuda pek basarili oldugum soylenemez daha dogrusu yazamiyorum. artik yazmak da istemiyorum ya orasi da ayri. bizim komsu samsunlu. aslinda sonradan bizim komsu oldu onlar. anneannem hakkin rahmetine kavusunca dedem yalniz kalmasin diye biz, ailecek nobeti devraldik diyebilirim. 12 sene vardir. ilk anneannemin komsusuydu onlar. yoksa biz coktan tasinirdik. zira bendeniz 4-5 sene memlekette degildim. hatta komsunun sadece ayse isimli bir kizi oldugunu sanirdim meger ayse'nin iki de abisi varmis. kucukken, kapidan; "merhaba ayse!" falan diye el sallardim, anneannem de cok ayip olum eheuheeuhe cocuk iste deyip konuyu toparlardi.

neyse esek kadar insanlar olduk, komsu cocuklari evlendiler. yani evlenmisler bizzat dugunlerine gitmedim. anadolu insanin baglari bizim (ki biz balkanliyiz) baglardan daha bir kuvvetli olur. bizim aile bir cenazede, bir de dogumda karsilasir. kimse kimsenin kac yasinda oldugunu, ne is yaptigini bilmez ama uydurur. yas olarak akrandan hesab edersin iste asagi yukari bir sayi ortaya cikar. ya da; "eniste senin bir opel vardi o zaman serhan yeni dogmustu..." hahah saka degil, araba modelinden falan yola cikilir. konumuza donelim, samsunlu komsularimizin kizi ayse halen bizim apartmanda oturuyor. 4. veya 5. kat. mutlu mesut ki tayyip bey'in -nufus planlamacisi kimligi- ile yaptigi aciklamalari dikkate alip; uc cocugu yapivermis. ayse'nin abileri pardon isimlerini bilmiyorum, ehhmm aslinda hangisi ayse'nin abisi, hangisi kocasi onu da bilmiyorum, sonucta; abilerinin de 3 cocugu var. totalde 9 torun. abinin biri de 6. katta oturuyor. kiminin anneannesi kiminin babaannesi olan selma teyze zannimca her hangi bir bakiciya cocuk emanet etmek taraftari degil. hepsi, her gun havuz dedigim, bizim karsi komsuda toplaniyor.

abartmiyorum karsi evde trafik saat 6 civari baslyor, asansor, ziller, kapilar vuruluyor, aciliyor, bebekler agliyor. bazen munakasa oluyor, gec kaliniyor, yemek, alisveris vs. Bizim apartmani laz muteahhit yapmis cift blok yanlardan birbirine bagli bir katta iki daire ama yanlamasina uzuyor. depremde esnemesin de hemen yikilsin diye boyle yapilmis herhalde. bu arada apartman yikilacak da yeni yapilacak fakat kar getirmiyor. herif oyle bir effective kullanmis ki sagdan soldan yer yok, kat da cikamiyorsun. of icim sikildi. hmm konumuz iste gurultu. bizim apartmanin yaninda bir de ilk ogretim okulu var. cocuklar tenefuse bir cikiyorlar; olum sanki cocuklari yillardir o okulda tutsak tutuyorlar. gurultunun tarifi yok. icerde bu yuzden uyuyamazsiniz. bence zaten okullari fanusa falan koymak lazim. bu aralar benim gibi issizseniz, sabaha karsi yatiyorsaniz imkan yok uyuyamazsiniz. salonda uyursaniz da iste bu bahsettigim trafik mevcut. o is de yas. mesela o baaam guuum kapadiklari kapi bence celik falan degil. o kapi; kursundan dokturulmus. kadin kapiyi bir kapatiyor bina sallaniyor. bununla da bitmiyor. cunku dede udi. evet bildiginiz udi. her an her saat ud clabilir. mesela sabah dedeyi uyku mu tutmadi, cal udu. nasilsa serhan zkinizde degil cok afedersiniz. aha laz muteahhit dedim durdum. bizim duvarlar biraz ince. sanirim malzemeden biraz calivermis. biraz gerilip kosup, duvara carpsam, kolum bacagim yan daireye gecer. cok gurultu var olum. taakatim kalmadi artik.

Hahaaa ya haftasonu? haftasonu banko misafirler geliyor. ickisiz eglence var. (udi sanatci cikiyor). bir gun ertesi sabah 9'a kadar surdu. icki yok, karadenizliler. mutlaka yemekler yapiliyor. sanirim bizim mahallenin en islek dairesi bizim komsunun dairesi. Eskiler bilir, Oya vardi. heh onun bile en iyi zamaninda bu kadar geleni gideni yoktur. Bu yaziyi niye yazdim? Eyvallah gurultu var, tamam. bize biraz saygi gosterseler fevkalade olur ama onlar mutlu. kiskaniyorum sanirim. bazen hisimla kapiyi aciyorum. Ali'yi (Ayse'nin oglu) goruyorum benim gibi kivircik kafali. hemen bize dogru kosuyor. Gecen sucuk yaptim, beraber yedik. taam yeter.

bitti.

serhan.

not: ben gidiyorum zaten yine.

16 Şubat 2013 Cumartesi

arkadaşımın misafiri benim de misafirimdir

selam,

ne acı ki, bizim memlekette bile ''arkadaşımın misafiri benim de misafirimdir...'' felsefesi çökmek üzre. neden böyle oldu? klasik olarak cevaplanan, insanlar ekonomik açıdan zor durumda da ondan... cümlesi, açıkçası benim çevrem için pek uygun değildir. bence insanlarımız artık, -batılılar gibi- misafirin düzen bozduğuna inanıyorlar. ben, misafir etmeyeyim, misafir de olmayayım zati paranın damına koydum gibi, bu saatten sonra olsa olsa otellere misafir olur, kimseye de yük olmam... gibi tasvip etmediğim bir zihniyetteler. hah bu arada bu işler belli olmaz. bir bakmışsın ki evde yapılan hararetli planlara, tanrı el koymuş ve olmadık bir yerde, zorunlu misafir oluvermişsin. kaldı ki, ''misafir umduğunu değil, bulduğunu yer!'' sözü, eldeki imkanlar kadar misafirin ağırlanması gerektiğini söyler. dediğim gibi, benim etrafımdaki kişilerde de bu sözün karşılığı en fazla darboğaz olur. ama gerçekten isteniyorsa, o darboğazdan imece usulü bile olsa, geçilir. niyet önemli. eğer bahaneler baskın ise; bir yerlerde sıkıntı vardır. ben, misafirim veya kişiler. zorlamaya gerek yoktur.

ilk paragrafta anlattıklarımdan, ''misafirimi kucakladığım gibi arkadaşlarıma yatıya götüreceğim!'' konusu anlaşılmasın. hah misafirimi kucaklar, evimde bulunan dört odadan (3+1 ferah, ebeveyn banyolu :)) birinde yatırırım, sorun değil. benim dediğim; ''arkadaşımın misafiri benim de misafirimdir...'' felsefesinden yola çıkıp, beraberce yenilecek bir yemek, içilecek kahve, rakı vesaireden ibarettir. ha bana gelecek; ''misafirimi misafir eder misin'' teklifine ise evimin kapısı 7/24 açıktır. bu, on senelik yurt dışında ikamet etme durumumdan da kaynaklanabilir. ama genel olarak yedirip, içirmek haz duyduğum eylemlerdir. misafir etmek denildiği zaman ise; ek olarak -yatırmak- fiilini katıyorsunuz işte. atla, deve değil. misafir ağırlamak bazı insanlara nedense ağır gelir. aslında, düşünceli olmak kafidir. misafire de bağlı biraz. unutmadan yukarıdaki, bahsettiğim ''otelde misafir olurum..'' düşüncesi de aslında bana göre değil. e ayıptır söylemesi, pek çok yerde bir tanıdığım mevcuttur. gelebilecek içten bir teklife ''evet'' der, otel işinden kolayca sıyrılırım. otelleri pek sevmem. içten teklif gelmezse de, kamp yapmayı tercih ederim. mevsim uygun değil ise, otantik bir pansiyon da işimi haydi haydi görür.

bendeniz, çok harika, sakin yapılı, düzenli, planlı-programlı bir insan olamayabilirim lakin misafir ağırlama konusunu bilirim. ve ''arkadaşımın misafiri benim de misafirimdir...'' kültürünün sıkı bir savunucusuyum. buyursun gelsinler, gelin. sakıp ağa'yı bilemem ama bence hayat; paylaşmağğk, paylaşmağğkk ve paylaşmağğktır...

eyvallah okuyan güruh.

Serhan.

15 Mart 2010 Pazartesi

armagan

bazi gunler annem, yemek programi seyrederken kendini kaptirip garip garip yorumlarda bulunur. hah, soguk su koydu, kokar o et, oyle olmaz ki, ici cig kalir, pismez! patlicanlari kararttin, agir olur sadece tereyagi ile, aha yandi! gibi.

ben ise firsat bu firsat anneme gazi veririm. anne, var ya sen bu kadindan cok daha iyi yemek yaparsin, baksana yakti etleri salak kari gibi yorumlar yaparim. annem kari lafina bozulsa da o esnada duymazdan gelir, kendisinin daha iyi yemek yaptigini soylemem hosuna gider ve o tarafa odaklanir. bu arada malik, harbiden guzel yemek yapar, bilen bilir. neyse ben devam ederim, anne sen bir program yapsan var yaaa acayip olur dusunsene "malike ile yemekte.." gibi. ardindan gazi alan anneme, kendim de yemek pisirmekten hoslandigimdan dolayi, pisirme teknikleri ile sorular sorup, gizli ozneyi canimin cektigi yemege dogru yavas yavas cekerim.

bir sonraki sahnede annem; kisik ateste, kivama gelmis, sevdigim yemek icin alisveris listesi yapiyor olur. elinde sigarisi ve onunde cayi, son kontroller yapilir. malzemeler alinir, yemek piser. onden illaki bir cesit baslangic gelir; kabak ogreten vs gibi. salatayi ben yaparim veyahut babam yapar, babam yaparsa cok sirke, sogan, sarimsak koyar. ben ise daha modern, hafif yaparim. onceki gunden kalmis zeytinyagli ise daha bir guzellesmis sekilde sofrada yerini alir. ben, pedere bir ufak raki alirim, icki icmesini sevsem de babamla beraber pek icmeyiz, bu durumlarda yemege konsantre olmayi yaninda da buzz gibi amerikan likiti, coca-cola'yi tercih ederim.

biraz sila hasreti cekiyorum sanirim. tecrubeliyimdir bu konuda, lakin toplam 8.5 senem yurt disinda gecmistir. ucuncu, dorduncu aydan sonra baslar bu hasret, gunduzleri kendini mesgul edersen geceleri ugrar, okudugun kitabin sayfalarindan boo diye cikar karsina, azicik uzaklara dalar gidersin, aniden saate bakarsin gec olmustur, evi yarin sabah arar, hal-hatir sorarsin, sila hasreti boyledir iste.. bu arada yazimdan once yaptigim; kremali, karidesli, brokolili, beyaz sarap soslu makarnami ise benim gibi sila hasreti ceken fakat yemek pisiremeyen, mcdonald's yemekten obez olmus herkese armagan ediyorum:)) annemi, babami da opuyorum..

iyi aksamlar.

serhan.

13.02.10