Powered By Blogger
ask etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ask etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

25 Ocak 2015 Pazar

timing

bu yazimda size kusmenin timinginden bahsedecegim. 

elbette ki herkes, herkese kusebilir. hele ki toplum olarak biz; kusmeyi cok severiz, bayiliriz kusmeye. bir sey olsa da, birine kussek diye bakiniriz. bunun icin ortam yaratiriz, karsimizdakinin tepkisini de biliriz ama en derindeki amac kusme durtusudur. potansiyel enerjidir, birikmistir, o kisiye kusulecektir. kurariz, kurcalariz ve en sonunda da; kusme eylemini basariyla tamamlariz. genelde hata yapmis oluruz. ben gecen birine kusucektim, bugun bana kusen biri bunun dogru olmayacagini soylemisti. zaman cabuk geciyor.

e tabi burada cok onemli olan timingdir. kusmenin bir timingi vardir, burada anlasalim. mesela hedefteki kuseceginiz zat, hali hazirda zaten pek matah durumda degildir. simdi bu durumda, o'na kusmek cok dogru bir zaman olmayabilir. tabi, hepten olayi bitirme amaci guduluyorsa o ayri. bu vatandas oyle bir sinir-stres seviyesinde olabilir ki, bir anda; al atini, sikeyim timarini diyebilir. bu yuzdundendir ki, eger o zati gercekten seviyorsaniz bu kusme eylemini baska bir bahara ertelemeniz en dogrusu olur. bakin unutun demiyorum, erteleyin. hayatta insanlar bir suru seyi erteler. randevuyu, yemegi, doktoru vs. kizmayi, kusmeyi, uzulmeyi de erteleyebilmeliyiz. 

bu yaziyi yazma sebebim, bir cok insanin karsisindakinden istedigi davranisi gorememis olmasindan dolayi gerceklestirecegi, -kusme- eylemini bir daha gozden gecirmesinin gerekliligidir. ben de hayatimin en harikulade zamanlarini gecirmiyorum. ben de, literaturde en iyi arkadasim olan insanla oturup dertlesmek istiyorum ama bu aralar olmuyor/olamiyor. bazen iste, her istedigimiz maalesef olmuyor. bu arada sunu da unutmayalim. kimse 7/24 mesgul degildir, herkesin birbirine ayiracak birkac saati vardir. o kusmuyor ise, sen de kusmeyeceksin. 

gorusuruz.

ser.  

10 Ekim 2014 Cuma

sut molasi

selam selam, 

saat sabahin 5inde bana yazi yazdiran sey(ler) oldu. az once yatakta ki o aslinda bir koltuk, yatis seklime dikkat ettim. dizlerini midesine cekmis, bu dunyadan saklanan cocuk gibi uyuyordum. e zaten benim cocukken de boyle uyudugum vakitler olur, kalkip dolasirdim. anneannem ne dolasiyorsun cocugum dediginde, su icmeye kalktim derdim. sonra iste aklima ne geliyorsa anlatirdim, o da bana sut verirdi. sut hic sevmezdim ama yataga geri donmemek icin o sutu yavas yavas icerdim. simdi de kalktim kola iciyorum, kolakoligim ben. 

bazen birilerine guvenmek istersin, kendinden baskasini bulamazsin. o zaman; herkesin bir yamugunu yakalayacak kadar uzun yasamisim... demek ki derim. kendimin yok mu? ohooo gani. ama inanin bilerek degil. hepsi bilmeyerek olmustur, cogu da zaten bana patlamistir. ne haltsa magduru oynamaya gerek yok. guvendigimiz daglara kar yagar. neden biliyor musunuz? hava ilk yukseklerde bozar cunku. bazi atalarimiz da ne salakmis? diyesim geliyor. karin gidip sifir rakima yagacak hali yok ki, elbette daga yagicak. neyse kar mar derken, bu sene kis olur mu acaba? gecen kis usumustuk biz. yoruldugum uc-bes sey varsa biri de kendimi tanitmaktir. kendini tanitmak ne kadar sacma? karsindaki seni tanimak istiyor ise tanir, ekstra caba niye? kendin ol, yeter. mal bu. aha ben boyleyim de cekil, hep boyleydim hatta de. bazi sevgiler neden uzun surer biliyor musunuz? cunku zaman gecirmezdir onlar. zamana karsi ustlerinde zirhlari vardir. zaman ustlerinden kayar gider. picasso'nun bir tablosu vardir, butun saatler oludur, calismaz. the persistance of memory. tam olarak dedigim olay bu. konu o ise; saatler islemez cunku oyle kabul etmistir insanlar birbirlerini. yapacagim dedigi zaman, bilirsin ki takaati yoktur, ister ama yapamaz. gelecegim der, kalkamaz o salak (ben) zamaninda. birbirini kandirarak, kimse yol alamaz. hatta bu karsilikli bir kandirma ise saat geri bile gider. var olan sevgi daha geriye gider. kimse kendini suslemese ya. veya suslesin de kararinda suslesin. ne yazacagimi bilmiyorum daha fazla. bazen seversin iste, olur kendiliginden. cok fazla olmaz bu dedigimden, az olur ama gecmez. cikarayim kalbimden atayim dersin, bi bakmissin bu satirlari okuyorsun. bazen iyi odugunu bilmek yeter, bazen fazlasini istersin. bu ikinci bazen, tekrar bakimindan donem donem abartir, cogunlukla halini alir. iste o zaman aksiyon almamak icin bayagi bir zorlanirsin. 

gecen bir kopek gordum, mutsuzdu. sahibi mutsuzdu cunku. sahibi mutsuz yapmisti, suclu sahibi idi. yaslanmisti da. kuvvetle muhtemel, tum zamani boyle gecirmisti. kopegin yapacak belki bir seyi yoktu ama sizin hala bir sansiniz olabilir. charles bukowski sevdigim bir yazardir. onun gibi, kadin ve alkol hayatta bir cok -ben tipli- herifin aklindadir. ama su da var; fazla alkol varsa, az kadin vardir. az' burada kadin sayisini temsil edecek diye bir kaide yok, dostlarim. diyecegim sudur ki hemcinslerim, sisenin dibine vuralim vurmasina da, arada es vermeyi unutmayalim. 

yasasin mutsuz ulkenin, mutlu olmaya calisan insanlari. ben ne yaptim simdi? anneannem yerine sizi koydum, sut de yazi oldu iste. donup imla hatasi varsa, duzeltmeyecegim. birakayim bu sefer de daginik kalsin.

iyi sabahlar,

serhan.

not: dondum ve hizlica imla hatalarini duzelttim. cunku bu ben'im.


16 Eylül 2014 Salı

davranis bozuklugu

heyo,

agzimda sigara, midem ise az once yedigim kavurmali tosttan dolayi kavruluyor. lansor aldim. sigarayi yakmadim cunku kalbim carpiyor. bela ilacim da bitti eczaci hanim gelecek de ilaci kilitli dopaltan cikaracak guya. yalanina sicayim Armagan. Hayatimi idame ettirmem, insanlardan bir seyler isteme faslina dayandigi vakit, iste tam o vakit, hayatimi zikeyim diyorum. su an zaten bu yaziyi yamamdaki sebep bu. baska yerlere odaklanma ihtiyaci. insan her zaman kendi kendine yetebilmeli. kisik ateste 15 dakika diye yandan kult bir film vardi. benimki de 10 dakikaymis. 10 dakikada elveda diye bir anim mevcut. suclusu ben.

hah cok sinirim bozuldu, bu aralar dakikalarla ilgili yazilar yaziyorum. gecenlerde psikopat misiniz? diye bir yazi okudum. ben kendimi biraz oyle sanardim, yalan yok. ama ben, bence psikopat degilim. en azindan oldugum ortami, olan olaylari etrafa normal aktariyorum. ama o bana bi' anlatiyor, olm sanki dunya yikilmis da altinda kalmis. sonraki davranis ise kelalaka. cenaze evinden, direkt balayina cikmak gibi. cok oldu bu. hepsinde de sonucu ben bildim. oyle degildir o, boyle olmustur dedim. sonucu da soyle olacak, kasma istersen! dedim. evet buradan bakinca da sinir bozucu, o kadar emek ver ama karsindakinin dedigi ciksin. biz de gectik o yollardan. davranis bozuklugu, davranisi bozuk olani degil lakin karsisindakini delirtir. hele ki bu davranis bozuklugu gizli ise, kimse karsidakine inanmaz, sen delirdiginle kalirsin. cok komik bir acidir bu. sonunda ne olur biliyor musunuz? davranis bozuklugu olan, inandirdigina doner. davranis bozuklugu, kontrol altina alinabilinir tabi eger istenirse. kisi boyle de mutlu olabilir, zor surectir. davranis bozuklugu olan zat aslinda her seyi bilir. her seyin farkindadir. hani araba kaza yapmis, kafani carpmissindir. hatirlamiyorum dersin, herkes inanir arada suphelenenler cikar. tip ustune gitse de hatirlamiyorum birader! dersin, ayni tip; tibben boyle vakalar olabilir... der. yine yirtarsin. ama suphelenenlerden uzak durman sarttir. elbet sobelenirsin.

kisacasi; kazayi hatirlarsin, senden baskasinin bilmesini istemezsin. boyle isine gelir. belki de en dogrusu budur. ve son olarak; ask, tutku gibi duygular cok guclu oldugunda insani davranis bozukluguna surukler, uzun sure ayni rutinde giden psikoloji sasirmistir, normaldir. plan yapar, kacarsin


eyvallah.
Serhan.

8 Eylül 2014 Pazartesi

bu yaziyi besbucuk dakikada yazdim

merhaba merhaba...

siz simdi, ben yazmadim saniyorsunuz ama -taslak- halinde bir suru yazi yazdim ben. mesnetsiz yazilar yazdim, capsiz yazilar, sapikca yazilar yazdim. simdi aklimdan ne gelirse yazmak istiyorum. cok garip istekler icindeyim. mesela, 8 yasinda bir oglum olsun istiyorum. hemen yarin.

sevmediklerimi yemege cagirip, onlari ne kadar sevmedigimi belirtip, kadeh kaldirmak istiyorum. ilk kadehi kaldiranin kafasina da kadehi firlatmak istiyorum. siktirin gidin lan hayatimdan demek istiyorum. evin anahtarini da alin demek istiyorum. cilingir cagirip, degistirdim de masraf olmasin demek istiyorum. kolpacino, recep ivedik ne haltsa iste o salak filmleri seyreden zekasi az guruhun o vakitlerini alip, erken olmuslere veren bir kahraman olmak istiyorum. dur diyor, uzak dur! yaklasma diyor. o dedikce, ben yaklasmak istiyorum. asagi dogru inip, islak yukari cikayim istiyorum.

iyi bir dovus sonrasi patlamis dudagimla tekila icmek istiyorum. kanim tekilanin icine gitsin, kendince bir kavis yapsin sonra iceyim istiyorum. ne salak hayatlarimiz var. 

bigmac geldi.

byez


15 Mart 2010 Pazartesi

askin kimyasi

polimirezasyon; molekullerin belirli kosullarda birbiri ile bag yapmasidir. polimirezasyon sonrasinda birbirine baglanan molekullere 'polimer' denir. gercek hayatta; polimirezasyonu asik olmak, polimeri ise asik veya sevgili olarak adlandirabiliriz. aradaki kimyasal baglarini ise sevgi baglari olarak tanimlariz. tekrar kimyaya donersek, molekuller arasindaki bag, bazen cok kuvvetli, bazen zayif olur. baglarin kopma durumu, dis faktorlerin etkisi ile mukavemet noktasinin asildigi zamanlarda ve/veyahut ortamdaki kosullarda degisim olmasi halinde ortaya cikar. mukavemet; molekul baglarina uygulanan guce direncdir. ortamdaki kosullarin etkisini ornek ile aciklarsak; bazi molekuler yetmis, seksen derecede baglarini korur iken bazilari ise yavas yavas cozulmeye baslar.

kimyayi tekrar gercek hayata yansitirsak manzara su sekilde olur; kulturel farklilik, ailelerin uyusmazligi, maddi sikinti, saygida yoksunluk, cok sevilmenin verdigi haz ile olusan simariklik vs. sevgi baglarina zarar veren, baglardaki mukavemeti zorlayan faktorlerdir. bu gibi durumlarda baglarin kopmasi veya esnemesi olagandir. tabi, baglar yeterince kuvvetli ise kolay kolay kopma olmayacaktir. yalniz, cok onemli bir nokta vardir ki genelde atlanir. her bagin birbirinden farkli olsa dahi bir esneme, kopma noktasi vardir. bu sebebten mutevellit 'nasilsa beni cok seviyor, affeder' dusuncesi hatali bir yaklasimdir. bu noktaya gelmek, tahribata sebeb olur, iliskide yipranma surecini baslatir.

baglarinda esneme olan molekul, guc uygulanmadiginda dahi tekrar eski baslangic konumuna geri gelemez. gercek hayatta ise 'hicbir sey eskisi gibi degil artik!' iliskileri zorlamalardan nasibini almis olanlardir. aglarinda esneme olan molekuller, temel polimer olarak kullanilmaz, destek icin kullanilir. gercek hayatta, heyecani kalmamis iliskiler genelde belirli bir zamani geride birakanlardir. ornek olarak, temel sevgili; cocuklardir artik, destek ise; heyecani kalmayan iliskinin devam kararidir. bu karar, genelde ayrilmayalim da cocuk(lar) uzulmesin seklinde aciklanir. son olarak; her sey cok guzel giderken, 'caat' diye kopan baglar vardir ki en fenasidir. gercek hayatta karsiligi malesef ki olumdur!

iyi geceler.

05.03.10

serhan.