Powered By Blogger
insan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
insan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

25 Şubat 2015 Çarşamba

Istenmeyen sahsiyetten kurtulma rehberi

Selam,

Size bu yazida, eski bir arkadas/akraba da olsa istenmeyen bir sahsiyeti nasil saf disi birakabilirsiniz; onu yazacagim. Elenmesi istenen yarışmacı sizseniz, kendi durumunuzdan bu yazıda birçok benzerlikler bulabilirsiniz. Yook eğer, saf dışı bırakmaya çabalayan iseniz; son paragrafta da sizin icin de nacizane bir kac satir mevcut.

Simdi oncelikle, sosyal medya sizin en kolay ikinci sobelenme yeriniz. Birincisi telefon. Sosyal medyadan baslayalim. Unutmayin ki siz onu ne kadar taniyorsaniz, o da sizi o kadar taniyor. Saf disi birakmaya cabalayan siz oldugunuz icin, hatalar yapacak olan da sizsiniz. Basliyorum. Kimsenin zamani butun sosyal medya hesaplari icin yetmez. Bir kisi her yerde olamaz, o yuzden oncelikle onun olmadigi ortamda bu varliginizi surdurun, mumkunse de ortaya belli sure bir seyler yazmayin. Sorarlarsa daa; haa orasi mi? Valla ben bakmayali yillar oldu vb klise cumleler kurabilirsiniz. Whatsup, evet bu cok sakat. Oncelikle hedefteki sahsi, size whatsuptan mesaj atma saatlerinde engellemeli ama sonra engeli kaldirmalisiniz. Bu sirada fotografinizi da kaldirabilirsiniz. Sorarlarsa is icin yaziyorlar, fotograf vs cocuk isi dersiniz. Yemez ama olsun. Olay zaten hemen yemesi degil yavas yavas cignemesi. 

Ve telefon. Calar calmaz acip, su an musait olmadiginizi toplantida oldugunuzu soyleyin veya ne bileyim arayan sahsin hoslanmadigi, gelmesinin zor oldugu bir yere gidiyorum deyin. Misafir de iyi bahanedir. Bu aramalar tekrarlanacaktir. Acmayin. Sonra bir-iki gun sonra donup, beni aramissin gormemesim vs tarzi bir geri donus yapin. Ondan once siz anlatin. Muhtemel sizin bir haltlar karistirdiginizi ve benimle gorusmek istememesi dogal olamaz...! diye dusunecektir. fasuşye gibi nimetten sayıyor kendini. geçmişiniz var ya ona güveniyor. Ama belayi ceken biri o. Ona ucu acik hikayeler anlatin, yuklemsiz olsun sonra detaylari anlatacagim diyebilirsiniz. Birini cok zor duruma sokabilirsiniz, aramizda kalsin falan diye de ekleyin, meraklansın. En kisa zamanda doneceginizi soyleyin. Bir-iki hafta gecerse de, tekrar konusursaniz o kadar oldu mu yaa? vs deyin. Sular artik isinmistir. Ondan olum/kizim bak gorusmek istemiyorsan soyle gibi bir karsi cevap gelebilir. Bu konuya SACMALAMA! diyerek karsi cikin ve gerekirse sevdiklerinizi bahaneye ortak edin. Hic aramayacaginiz bir kisiyi arayin, aslinda olmayan bir programi gozunun onunde teyit edebilirsiniz. Şüphelendi artık. Sorgulayacaktır. 

Veee SMS. insanlar bu durumda, konusmaktansa mesaj yazarak sonuca gitmeye calisir. Son cirpinislar, bogdunuz onu artik. Size ulasmanin atik son cabalaridir, bunlar. Ahh ahh zamaninda bu kadar yakin olmasaydiniz keske. Mesaji aldiktan sonra, iyiyce dusunup bir seyler uydurun. Musait olmadiginizi soyleyin ama yine magdur olmayi unutmayin veya sinirli olun. Cok sinirli olun. Ya da hiç cevap vermeyin. Serzeniş olacaktır muhakkak. bunu kullanarak üste çıkın. Bazi konusmalarda, yardim istedigini falan anlarsaniz siz onden atilin ve durumun vahimiyetini anlatin. Gerci sizi taniyorsa, bu vahimiyetin sadece ona karsi oldugunu anlayacak kivama gelmistir artik karsidaki. Bu arada basiniza bir sey gelmisse (gelmemiş de olabilir, sıkıntı yok!), kac zamandir bu isle ugrastiginizi ama onun da cani sikkin oldugu icin bu konuyu ona acmadiginiz ima edin, bes kere carpin mevzuyu. Dertlenin ki densizin eli, artik telefona falan gitmesin. Muhtemelen, o da skerim boyle askin izdirabini deyip sizi telefon rehberinden bile silecektir. Numara aklinda kalmistir ama en azindan telefondan silecektir. Bu arada da araya kutlama gunleri falan girecektir. Siz onu aramayin ki o da sizi aramasin. Ve sonunda beklenen son. Tebrikler o artik yok.

E tabi bir de su var. insan insana her zaman muhtactir. Bu yukarida yaptiklarinizi uyguladiginiz zaman, bir daha geri donusu yoktur. Deger miydi, degmez miydi bunu zaman gosteririr. Neyse artik husu icinde oldugunuzu dusunuyorum, telefonunuzu bu sahis caldirmayacaktir. Ona vermediginiz primi, baskalarina verebilirsiniz simdilik. Sira geldiginde de ayni tarifeyi uygularsiniz. Ama siz de efkarlanip, gecmisi hatirlayip telefonunu vs cevirmeyin. Zira goreceginiz tepki insandan insana degisir. Ben, saf disi edilen durumda olsam, ne yaparim bilemedim. O anki durumuma ve saf dısı edenin kredisine bakarım her halde.

Onsuz gunlerinizde hepinize mutluluklar.

Tekrar tebrik ederim. Başardınız. 

Serhan.

21 Şubat 2013 Perşembe

benim inandığım tanrı

selam,

şimdi ben bütün dinlere aynı mesafedeyim. uzak mesafede. lakin şöyle bir durum söz konusu, allah'a inanmayı istiyorum. benim için önce ilim, irfan gelir. agnostik olan düşünceye yakınsın işte! dediğinizi düşünüyorum. yok o da değil. diyelim ki, tanrı var. e tanrı mesajlarını insanlara nasıl gönderecek? elçi yoluyla. bu kadarı agnostik düşünceyi bulanıklaştırmaya yeter zaten. detaya girmiyorum, zira bulanık durumlarla işim olmaz.

evet, 'elçiye zeval olmaz konusu'ndan devam edelim. elçi ile iletişime geçen tanrı; iyiliği, kötülüğü, yapılmaması gerekenleri, yapılması gerekenleri vs hepsini elçiye anlatıyor. bu anlattıkları da malumunuz, insanlar okusun da uygulasın diye kitap haline geliyor, getiriliyor. bu esnada, tanrı'ya bakıyoruz. hayvanlar, bitkiler, doğa, insanlar hepsi mükemmel. yaradan adına yakışır bir şekilde hakikaten yaratmış. bir de, keşfedelim, öğrenelim, özgür seçim yapalım diye de biz insanlara, diğer canlılara nazaran daha çok çalışan bir beyin vermiş. e kullanıp, kullanmamayı yine sahibine bırakmış. denize bakıyorsunuz, insanın bazen denizi içesi geliyor, benim geliyor. fakat bu güzelliği yaratan tanrı, kitabında diyor ki, haşa! saçın, başın görünmeyecek, ört onları. emir kipini hiç sevmem. etrafta da diyelim erkekler var. e deniz orada nasıl gireceksin bu denize? yasak mı bu şimdi? hiç olur mu? edep yerlerini ört, atla. o deniz senin hakkın. edep yerlerini örtmezsen, ben ve benim gibiler bunu davet olarak algılar, peşinden atlarız. erkeğiz be. en kibarımız bir anda ''meme uçlarınız zıpkın gibi olmuş, su soğuk galiba?'' bile diyebilir. neyse  daha fazla cıvımadan, denizden güneşe geçelim. güneş girmeyen eve doktor girer... demiş atalarımız. kafisi yararlı bu ışınların. bilim öyle diyor. ama güneşin alnında baş örtüsü, abartanlar için kara çarşaf? bunu mu istiyor tanrı? yaradan, mezalim çektirmek için mi yaratmış insanları? sıcakta kurdeşen döksünler mi istemiş? oruç, bilhassa tanrı için tutulurmuş. öyle yazar. okudum. şu an bilimsel olarak da açıklanan, insanın o kadar saat aç kalmasının uygun olmadığıdır. nefis köreltme derseniz ben sizin karşınıza yine düşünebilen insan beynini çıkarırım. ben aç gözlü bir adam değilim, nefsime hakim olabilirim. ve gelelim tapma işine; koskoca yaradan duymak istediklerini listeleyecek, kitapta toplayacak, insanlar da bunları ezberleyip kendisine söyleyecek. tanrı da bundan haz duyacak. yaratma yetisine sahip bir güç, insanlardan bunu niye istesin? olmuyor işte.

hah şimdi gelelim benim düşünceme; ben, mitolojiyi çok severim. şimdi diyorum ki; bizleri, bu içine etmekte olduğumuz doğayı, eziyet ettiğimiz hayvanları yaradan güç ile kendisine daha önce gönderdiği şekilde tapmazsan, yazılanları irdeler ve yapmazsan, öldüğünde cehennemde cayır cayır yanacak veyahut ahiret gününde kör dirileceksin diyen güç aynı o-la-maz. mantığa aykırı bi' defa. bu dünyada şarabı yasaklayan, öbür dünyada bunu vaad etmez. benim inandığım tanrı'yı bir şekilde, bir yerlere hapis etmiş olmalılar sanırım. yada bu tanrı'dan gelen mesajlar alınırken, bir hata oldu.

görüşürüz.
serhan.