Powered By Blogger
tutku etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
tutku etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

16 Eylül 2014 Salı

davranis bozuklugu

heyo,

agzimda sigara, midem ise az once yedigim kavurmali tosttan dolayi kavruluyor. lansor aldim. sigarayi yakmadim cunku kalbim carpiyor. bela ilacim da bitti eczaci hanim gelecek de ilaci kilitli dopaltan cikaracak guya. yalanina sicayim Armagan. Hayatimi idame ettirmem, insanlardan bir seyler isteme faslina dayandigi vakit, iste tam o vakit, hayatimi zikeyim diyorum. su an zaten bu yaziyi yamamdaki sebep bu. baska yerlere odaklanma ihtiyaci. insan her zaman kendi kendine yetebilmeli. kisik ateste 15 dakika diye yandan kult bir film vardi. benimki de 10 dakikaymis. 10 dakikada elveda diye bir anim mevcut. suclusu ben.

hah cok sinirim bozuldu, bu aralar dakikalarla ilgili yazilar yaziyorum. gecenlerde psikopat misiniz? diye bir yazi okudum. ben kendimi biraz oyle sanardim, yalan yok. ama ben, bence psikopat degilim. en azindan oldugum ortami, olan olaylari etrafa normal aktariyorum. ama o bana bi' anlatiyor, olm sanki dunya yikilmis da altinda kalmis. sonraki davranis ise kelalaka. cenaze evinden, direkt balayina cikmak gibi. cok oldu bu. hepsinde de sonucu ben bildim. oyle degildir o, boyle olmustur dedim. sonucu da soyle olacak, kasma istersen! dedim. evet buradan bakinca da sinir bozucu, o kadar emek ver ama karsindakinin dedigi ciksin. biz de gectik o yollardan. davranis bozuklugu, davranisi bozuk olani degil lakin karsisindakini delirtir. hele ki bu davranis bozuklugu gizli ise, kimse karsidakine inanmaz, sen delirdiginle kalirsin. cok komik bir acidir bu. sonunda ne olur biliyor musunuz? davranis bozuklugu olan, inandirdigina doner. davranis bozuklugu, kontrol altina alinabilinir tabi eger istenirse. kisi boyle de mutlu olabilir, zor surectir. davranis bozuklugu olan zat aslinda her seyi bilir. her seyin farkindadir. hani araba kaza yapmis, kafani carpmissindir. hatirlamiyorum dersin, herkes inanir arada suphelenenler cikar. tip ustune gitse de hatirlamiyorum birader! dersin, ayni tip; tibben boyle vakalar olabilir... der. yine yirtarsin. ama suphelenenlerden uzak durman sarttir. elbet sobelenirsin.

kisacasi; kazayi hatirlarsin, senden baskasinin bilmesini istemezsin. boyle isine gelir. belki de en dogrusu budur. ve son olarak; ask, tutku gibi duygular cok guclu oldugunda insani davranis bozukluguna surukler, uzun sure ayni rutinde giden psikoloji sasirmistir, normaldir. plan yapar, kacarsin


eyvallah.
Serhan.

6 Ağustos 2011 Cumartesi

yazdım işte.

iyi sabahlar,

sanırım yazı yazmak için yorgunum ama canım yazmak da istiyor. yazarken; kendimi bu şarkı çalarken arabayla gazlayan ''ben'' gibi hissetmesem de, o halimin yüzde biri kadar iyi hissediyorum. ne garip bir cümle? aslında değil. evet bugün, benim ikilem günüm. bu iyi, çünkü daha önce üçlem, dörtlem hatta beşlem günlerim de olmuştu. (bundan tweet olur.)

burada yazdığım bir yazıya verdiğim emeğe üzüldüm mü hiç? sanırım evet, bir kaç tanesine üzüldüm. hak etmiyorlardı, ithafen yazdığım zatı muhteremler. aslında kimseye filan kızmadım, öylesine çemkiriyorum. zaten bir sürü taslak halinde bekleyen yazım var. istesem kitap bile bastırırım nasılsa kökü bende. ne kadar atraksiyon, o kadar çok konu. e benim hayatım hep atraksiyon, tahminimce bu şekilde gittiği yere kadar gider, sonrasını bilemem. norepinefrin, no compensation ve private investigation. biliyor musunuz, bir keresinde meydan larousse'un dokuzuncu cildine kadar okumuştum. deli gibi. gibi?!

ya onlar ne yapıyor? şike bahçe diyorlar, beş yüz sayfalık tutanak var orada. her sayfasını teker teker okudum. azize diyorlar başkana, hiç bir halt okumadan. sahi dün, tabloya baktım bu monet dedim. zaten altta yazıyormuş ama ben görmeden demiştim. nereden mi biliyorum monet'yi? okuduğum ansiklopedi sayfalarından tanıyordum. tıpkı klimt'i tanıdığım gibi. o, para için zenginlerin tablolarını yaparmış. ne yapsın adam? ya siz? kısa yoldan FB'yi direkt suçlamak varken kim okur onca sayfayı öyle değil mi? size ne? yıllarca sizi attığı gollerle taşıyan ümit karan'ın; sadece saat aldım, karım içindi. çok önceden konuşulmuş binsekizyüz dolarlık bir saatti o, para filan almadım.. demesinin doğru olması. ü.karan 1800 dolar için şike yaptı da diyebilirsiniz. şaşırmam. büyük para sonuçta. karan neden içeride? çünkü saatin markasını şoför yanlış söylemiş, frank miller demiş. adam şoför lan saatçi mi? frank miller, bence iyi bile demiş. sizi ilgilendirmez tabi bunlar, çünkü önemli olan FB'nin suçlu çıkması! zamanında fener'e attığı gollerle sizi sevindiren, bizi kızdıran karan, boşa yatsın. 

ya korcan? araba alacakmış çocuk. yandaş medya, konuşma tarihlerini ileri almış azıcık, 1 ay kadar ki sivas-FB maçına denk gelsin konuşmalar. zam işini konuşmuş menejeri ile. normal değil tabi. mahalle bekçisi mehmet efendi ile konuşmalıydı bu konuyu. araba almış fener, olmayan kız kardeşe. mini cooper. ama yalanmış, yokmuş. araba da yok, kız kardeş de yok. ama siz okumayın bunları. beyaz kapaklı mecmua basın. gencecik oğlan, içeride yatsın. ama size ne değil mi? okumayın, şikeci kova korcan,deyin oğlana. rıza'nın, korcan öyle şey yapmaz demesi umurunuzda olmasın. yeter ki, FB suçlu olsun. bursa maçında iki tane acayip gol yiyen, bunca yıl ekmeğini yediği takım şampiyon olmasın diye kıçını yırtan, onu bunu arayan kalecinin bağrına basın siz. klasik; FB suçlu çıksın. yeter ki şike bahçe diyebilin bize. duruştan bahsetmeyin bize. eskidendi o, onursal başkana; siktir ol git.. diye tempo tuttuğunuzda o duruşunuz zaten bittiydi.

önce insanlık, sonra taraftarlık..

biraz da basın; dönüş hamlelerinde olduğu alenen belli olan basın, gizlilik olayını sallamadan, dedikoducu mahalle kişisi (karısı demiyorum, erkeği de vardır bunun..) gibi, her duyduğunu üstüne koyarak, size/bize servis etti. emenike para saydı, bülent uygun, aziz başkan'dan yenilginin taktiğini aldı, diye yazdılar. belgelerdeki konuşmalarda onlar da belli, atıp tutmayın, gerçekten komik. FB yıkılacak diye ağzınızdan salyalar damlıyor. 

ha siz olsanız belki yıkılırdınız, 

ama biz değil. biz, bize yeteriz..

bu sene de kısmetse hepinizi şükrü saraçoğlu'na bekliyoruz. basın, yargısız infazıyla; olacaklardan maddi-manevi nasibini alacaktır. yayın havuzu da öyle, biz olmazsak orası da kum havuzundan hallice olur.

yaklaşık bir aydan fazla oldu, FB'lilerin psikolojisi gerçekten bozuldu. bambaşka bir yazı yazayım dedim, nereye geldim? 

bu yapılanlar hiçbirinizin yanına kalmayacaktır.

saygılar.

serhan