Powered By Blogger
noha etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
noha etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

8 Ağustos 2011 Pazartesi

noha için ölüm vakti.

hey,
http://fizy.org/#s/1deuau


dikkatli ol, tamam mı? bundan sonra, kısa bir zaman içinde bir kere daha karşılaşacağız. onun dışında, uzun zaman hiç karşılaşmayacağız. ileride, yapacağım subjektif muhakemenin sonucunda, muhtemelen bir önceki cümlede bahsi geçen, 'uzun zaman', 'hiçbir zaman' şekline de girebilir. 


bu asla bir tehdit değil. sanırım, taşan limitimin üzerine tanıdığım ekstra limitim de taştı. sonrasında davranış biçimin, benim de istem dışı davranışlarıma sebep olabilir. stabil bir psikolojiye sahip olmamama rağmen, zaten yeterince (hatta ben bile şaşırmaktayım; isteyince olabiliyormuş.) sakin kaldığımı belirtmek isterim. bunun belirli sebepleri olduğunu biliyoruz. şu anda aklımdan geçenleri, yapmadığım için kime teşekkür etsen diye düşünmekteyim? aklımda bir kaç isim var.


iki-üç adet beyaz-önlük, benim için ''çift kişilikli'' deseler de; ben, böyle olduğuma hiç inanmadım, ısrarla öyle dediler. bir bildikleri vardır belki de demedim. bence alakası yok. asıl onlar çift-kişilikli. çoğu, kendilerinden çaresizce medet ummaya gelenleri, tasvirleriyle birlikte karılarına/kocalarına anlatırlar. bilemem ki, belki seviştikten sonra bile anlatırlar. insanlar, seviştikten sonra rahatlarlar ya, sonunda da konu; 'geçmiş güne' gelir. 


-günün nasıl geçti hayatım?


peki bu soruya psikiyatristler ne yanıt verecektir? çiçek, kuş, böcek vesaire değil herhalde. ee cevap belli. hep en uçları yazarım ben :/ doktorunuzun after-fuck konusu bile olabilirsiniz. mesela; ne düşünüyorsun? tehlikeli mi sence? diye sorabilir, tasvirini dinlemiş kadın, tanımadığı 'senin' hakkında. ne kadar rahatsız edici değil mi? diğer psikolojik sorunlarımın yanında, bazı zamanlar sinir krizleri geçirdiğim oluyor. sonra geçiyor, etraftaki canlı-cansız hasarı, kimi zaman ellerimi, kollarımı, vücudumu vb..  saymazsak çok büyük bir olay değil. bittiğinde; çok yorgun hissediyorsun kendini. bazen 2-3 gün, bazen bir hafta kadar sürüyor toparlanmak. bütün bunları düşündüğümde; haddinden fazla cesur olduğunu belirtmek isterim. ama daha fazlasını inan tavsiye etmem. tadında bırakalım. aslında tadı çoktan kaçtı. neden ayaktayım ki hala ben? üstelik giyinik vaziyette, kurguya açık beynim, kurguyu kesince yatacağım.


karakterler, kendi istekleri bile olsa; bir diziden ayrılırken genelde ölürler. sanırım noha karakterinin de ölmesi gerekmekte. nasıl bir son? kaza, cinayet, intihar? hmm bence ortadaki, gözlerine bakarak kesilen bir boğaz. derken gözlere zum, güzeldir. bir çok rengi barındırır.


bundan sonraki projelerinde başarılar dilerim.


hoşçakal.


serhan.

30 Temmuz 2011 Cumartesi

satılık gece

naber blog,


heveslenme yine gayet iç karartıcı bir yazı yazacağım. sonra ne kadar pesimistsin? yok şöyleydi, yok böyleydi anlamam. başlıyorum; bir adet cevapsız çağrıya ve bir adet yanıtlanmamış mesaja, gecemi sattım. zaten Fenerbahçe'nin ve ülkenin durumuna fevkalede üzgündüm. anladığınız üzere benim gecem, pek satılıkmış da; ben bilmiyormuşum. e haliyle müşterisi (mesaj ve çağrı) çıkınca, geceyi sattım gitti. şimdi alt tarafı bir tane cevapsız çağrı ve mesaja mı taktın? siktir et oğlum diyebilirsiniz de işte, bazen öyle ol(a)madığı oluyor. olayı size aks ettirmek isterim. canım yazı yazmak istiyor da ondan. hayır, bu saatte yazmaya üşenmiyorum. sorularınızı da yanıtladığıma göre, artık yazıma devam edebilir miyim? akşam aradım, çaldı çaldı.. cevap yok. beyinde, niye cevap yok ki? vesaire tarzı klasik düşünceler. sonra ehhm, çok sonra ise bir adet mesaj yolladım. fakat bu mesaj gönderildiği saatten, saatler önce kafada yazılmıştı. bu esnada halamlarda, teknede yemekteyim. tekne severim, mutlu olmam lazım, lakin benim surat beş karış.


hayır, mutlu değildim. ayrıca teknede halamın her sene türeyen garip arkadaşlarından da vardı. ukraynalı bir kadın ve kocası. kadın, nasıl aç gözlü allah'ım? bana, sittin senedir bu modellerden gına gelmiş, satılmış gecemin üstüne, inanın hiç çekilmedi. kadın, antipatik ayrıca güzel filan değil. hani bak gözün açılsın olayı da yok. tıkanık safra, bok boğaz, dünyayı yedi pis. neyse benim aklım zaten, cevapsız aramada kalmış. lan belki görmemiştir, eli kulağında şimdi arar  derken; benim sol kulağa bir soru,


-abi yeşil efe'ydi değil mi?
-evet dedim gülerek, dükkanın anahtarı o. getir bakalım.


yeşil efe, ince kadeh, bol buz ve soğuk su. rakı içimi için her şey uygun. bu arada o salak ukraynalı kadının, ayağıyla salladığı, gözümün takıldığı terliği alıp, ağzına sokasım gelmedi değil. geldi, tam o esnada bir gürültü, bir ses kümesi; true blue adlı mekanda konser başladı, antin kuntin şarkılar çalıyor, marinadan rahatlıkla duyuluyor. bu hatun siktirdi gitti de, ön tarafta konseri dinledi. bunlar beleşe bayılırlar. miller da elinde, bakmadım ama muhtemelen teknenin önünde dans filan da etmiştir. hatta kesin etmiştir. hala be, nereden bulursun bunları bilmem ki? o kadar dolmuşum ki konudan uzaklaştım resmen. heh, ben bu rakıyı boğarım, dedim. başka içen de yok. yekten attım birinci kadehi, derken ikinci zorla. gitmiyor, oğlum resmen. hemen aklımdaki mesajı attım. biraz daha bekledim. biliyorsunuz işte söyletmeyin; cevap gelmedi. saat kaç olmuş bu soktuğumun mesajına cevap hala gelmedi bu arada. 


müsaade istedim, yavaş yavaş kalktım. yeşil efe ''güya'' dükkanın anahtarıydı ama ben kepenkleri indirmeye karar verdim. kapattım kepenkleri, dışarısı mı, ev mi? derken, eve gitmeye karar  verdim. gece artık benim değildi ki, satmıştım. boş boş dolaşmak gereksizdi diye düşündüm. konser çıkışına denk geldiğim için taksi bulamadım. Fenerbahçe'den eve yürüdüm. nem, sıcak, sırılsıklam oldum. kısacası; gelmeyen mesaja ve çalmayan telefona cuma gecemi sattım gitti işte. aksi gibi de; geceler sayılı ama kaça kadar sayılı, onu bilemiyoruz :/ oldu mu şimdi böyle? 


al atını, sikeyim tımarını.. 


eyvallah.
serhan





1 Kasım 2010 Pazartesi

geri iade

hey,

ben, her halde derdimi anlatamiyorum. butun haftasonum; dusunmekle, bu civarda az gozuken yildizlari seyretmekle gecti, biliyor musun? aa evet, tahmin ederim.. demistin. ustune ustluk de "mutluyum ben, mutlu" maskesi de rahatsiz edici bir sekilde suratimdaydi. cok cok sonrasinda gelen; "bilerek irtibata gecmedim aslinda.." cumlesi karsinda uc bes saniye durup, iyimis.. yazabildim. proje toplantisina giderken, bu degisken davranislara sebep aradim. yeteri kadar da buldum, sen de haklisin, peki ya ben? kimseden bir beklentim yok. aa dur yalan soyledim; beklentim oldugu zamanlarda goremedigimden; ben o isi coktan biraktim.. tam olarak bu.

alkol adami sakinlestirir, yeri geldiginde iyi de gelir. icinde olanlari anlatirsin, savunma mekanizmani indirirsin iste. bizim kulturde; " hadi gel, bu gece efkar dagitalim.." derler. ben efkar dagitmayi cok severim, bilirsin. anlattiklarin daha acik olur, icinden geldigini konusursun. iyidir kisaca. ben bu halimi cok severim sonrasinda pismanoldugum zamanlar olsa da bunun sebebi, "karsidaki kisi yanlis mi anladi acaba?" sorusudur. bu olay karsidaki kisiye gore degisir zaten. pismanlik ve sen ayni cumlede, benim icin hic varolmadiniz, olacaginizi da sanmam. bu kadar acik ve net. "ucuzlastirmak!?" kelimesini, bu hislerle ki ayni zamanda benim hislerim bunlar; hic bagdastirmadim, aklima dahi gelmedigi gibi, bir duygu durumunu ucuz gormek, imajim kotu olsa da hicbir zaman tarzim olmamistir. insanlarin yerine karar verme sizin tuylu burcun ozelligidir, bilirim. sonunda benim adima karar verip, ustune bir de cevap verdin; "ve ben, bu durumdan ben hic hoslanmiyorum.." uyari ve tehdit iceren olumsuz bir seydi iste. evden ciktim, gidene kadar kulagimda cinladi, tehdit hic sevmem. her cinladiginda daha da sinirlendim. sonra bir an durdum ve aniden bosverdim, neden mi? cunku, senden haber alamadigim gecen gunlere/gecelere partnerlik yapabilecek bir cumle hic degildi. hem de hic.

icinde bulundugun durumun zorlugu hakkinda az cok fikrim var. bu durum cok sinirdir, ee dersin benim hayatim bu. 'benim hayatim'i dedirten egon; "sana gercekten deger veren insanlarla 'umrumda degilsiniz' edasi ile konusma gucunu de verir.." kotu haber su ki; sonrasinda geri alir. gunu/olani-biteni sari dolmusta muhakeme ettiginde; "hatali bir sekilde davranmis olabilirim veya yanlis mi anladim acaba?" seklinde bir dusunce kalibiyla karsilasiyorsan iste bu egonun geri iadesidir.

eyvallah.

01/11/10

serhan

18 Ekim 2010 Pazartesi

onyedi

hey,

bu illet yere geldim, ayin 14'u de olmus, o vakit. biliyorum cunku ipimi ceken arkadasinin geldigi tarih, o vakit diye tabir ettigim ondort ekim. hesapta aramizda olanlar sir idi, gerci kendi oyle dedi, ben de sadik kaldim. neyse, gidip ona anlatmaz dedim. belki bir ihtimal diye de ekledim. o bir ihtimal uzeri eksi bir ihtimal gerceklesti pek tabi (metematik dersi lazimsa..) ve her seyi, 31 yasinda gercekten bir arkadasi olduguna inandigi kisiye anlatti. o da benim adimi duyunca; amman napiyorsun sen? dedi, buyuk ihtimal. hatta bu cumle en iyi niyetlerimle kafadan kurdugum bir cumle; kotusu var, iyisi yok. o denli, dusunun iste. kazik batirdik sanki, sana ne lan?

oglen, ciceksepetinden beyaz gul istedim. biliyorum seviyor beyaz gul. aranjman varmis, onyedi adet beyaz gul. aha dedim tamam, kucuk cadi gelmeden gelse bari dedim, olmadi. zaten hic olmaz, oldugu gorulmemistir amna koyayim. nerede var seamet, orada benim varligim  mevcuttur cunku. cicekleri o olmayinca, annesi teslim aldi. bu hedefin sapis sebebi o kucuk cadi. tam o saatte geldi okyanus otesinden, neyse dusundum neden onyedi? tuncay'in ilk seneler fener'deyken giydigi forma numarasi, acaba ondan mi dedim? sonra allah beleni versin, civik herif dedim ve kararimi verdim, beni ona baglayan onyedi ozelligi yazacaktim. iste basliyoruz.

ornek; harika kokuyor, onu optukten sonra dudaginizi uzaklastirmaya yeltenirken; hoop nereye aslan parcasi? gel bakalim.. diye sizi geri cagiran bir kokusu var. inanilmaz..

yok, vazgectim zira aklima gelenleri buraya yazamam. oyle siradan biri degil o. kiskanirim olm, yazamam iste. evet, aklima ilk olarak fiziksel ozellikleri geldi, sonra gozleri, gulmesi vs. tamam lan, nazar degdireceksiniz kiza ama hedefi sasirip yanindaki kucuk cadiya nazar degdirirseniz, bu uygun olur. zaten, onun voodo bebegini yapip, piyasaya surecegim.

iyi geceler

serhan.

18/10/10

not: resimdekiler iste..

deactivate

selam,


bugun noha ile konusmadigim ikinci gun. bugun, ayni zamanda gayet sinir bir pazar aksami . bu durum hakkinda yazdigim bir tweette soyle demistim; "dun aksam onun ne yaptigini bilmiyorum, lakin tek tesellim onun da benim ne yaptigimi bilmemesidir.." bu ya da buna benzer bir seydi iste. sanirim neler hisetigimi bu cumle sizlere anlatiyordur. eee o zaman geri kalan yaziyi okumaya gerek yok:) okuyun be! yazdim o kadar zati kisa. gecen hafta bugun, uzun bir yolculuktan sonra baltiklara gelebilmis, pek de ozledim diyemeyecegim evime yerlesmistim.

konumuz noha olduguna gore, o gunle ki ayin sanirim dordu, besi idi bugun arasinda bazi seyler degisti. zaten, o her yatip kalktiginda bazi seyler degisiyordu. sucluluk duygusu, vicdan azabi, millet ne der? gibi sorular baskin cikiyor, sabahlari degisiyordu. hakli, diyecek fazla bir sey yok, hele buradan zor. yaninda olmadigim zaman tam gucumu kullanamiyorum onun ustunde yoksa etkiliyorum. ciddiyim o da biliyor. ya dedigim gibi cikmazsa, macera huzunle son bulursa? gibi dusunceler de kafasinda her daim. ayrica ben, butun salterleri indirdiginde onu aydinlatacak kadar da isik vermiyormusum, benimle olmasi icin. imajim kotuymus, kabul etmem lazimmis. millet, melek amina koyayim sanki? ee bir de akrep burcu adamiyim ya, adimiz cikmis iste. beni taniyan-tanimayan kisilerin hakkimda yaptiklari olumsuz yorumlar asagi yukari soyle; kacin, uzak durun.. oldugundan.. her neyse, aleyhte cok delil var anlayacaginiz.

siktir edelim bu konuyu, bana bazi konular hakkinda karar verecegi icin irtibata gecmememiz gerektigini, bu kararlari tek basina almak istedigini soyledi. sonra gectik tabi, dayanamadi. ben ise zaten oyle bir seye eyvallah dememistim. konusurken bir iki sey dedi bana, zoruma giti lan resmen. ona merak etmenin ne demek oldugunu gosterecegimi soyledim. sonra bir sekilde unuttu, gizli twitter hesabini bulmustum, konu dagilmisti. keyfin yerine geldi di mi? dedi. rol yapiyordum ama bu soruya "yok" diyerek, gercek bir cevap verdim. deken o gece, hatta sabah butun irtibatlarimi sildim; facebook, msn, twitter vb. bugun 2.gunun aksami oldu, tek kelime etmedik, mesaj yok, sifir. garip hissediyorum kendimi, sigaraya alismamaya calisan cocuk gibi. tek tesellimi de yukarida boyuk harflerle yazarak belirttim.

yalniz en cok twitteri kapatmak koydu. tam ikiyuzonbir takipcim vardi, usta. o kadar nazli vatandaslari bir arada tutmak, yalakalik yapmadan zor istir, kullananlar bilir. isin acikcasi bayagi bir ugras vermistim. o gece geldim; bastim deactivate'e.. bastim deactivate'e..

iyi geceler

serhan.

17/10/10

not: ben karga severim. sirnasik hayvanlar degillerdir.

26 Eylül 2010 Pazar

tanri'm sen, aklima mukayyet ol..

selam,

onu cok ozledim. cunku iki gundur goremedim. iki gun once gordugum zaman da pek telasli idi. ben ise sinir bozucu bir sekilde sakindim. aslinda sakin olmamam lazimdi. sebebi, icinde bulundugum vaziyet ki; inanin aciklamasi zor. onun icin ise daha da zor. aslinda son attigi mesajdan sonra bulusacak olma ihtimalimiz bile, iki gundur aldigim en guzel (olasilik olsa da..) haberdi. sonrasinda; peki bulusalim! demesiyle, "kar tatili haberi almis, ogrenci" gibi sevindim..

neler olup bittigini tam anlamamistim. eyvallah; bir seye kizmisti, gercekten de o soyledigine kizmis ise isim kolay olacakti, biliyordum. alisigimdir, kadinlar benim yaptiklarima genelde kizarlar. ilk basta, kendimi onun aklinda "pek yokum/az varim" diye dusunmustum, yalan yok; hala da cok emin degilim. neyse, bu tepkisine; kadin olarak "karsi cinse, klasik bir erkegin kur yapmasi" mahiyetinde algilamis olabilir, gibi duz bir mantaliteyle bakmaya karar verdim. ek olarak da, etkilenmese o kadar riski niye goze alsin ki? diye de usteledim. hicbir olayi basite indirgeyemem ki ben. her zaman en kotuye hazirlikli olmak pesimistlerin en iyi yonudur. bu haftasonu; neyin, ne oldugu belli olur. gorecegiz. sunu belirteyim ki; vakit gecmek bilmiyor. ne uzun hafta sonuymus lan bu? icimde de pek pozitif hisler yok, iyi mi? degil tabi, gayet kotu.

belki ilk defa, bir kadinin suclmasinda lafi eveleyip, gevelemeden cevap verdim. her ne kadar ikna olmadim dese de ikna oldugunu biliyorum. beni taniyor, kadinlarin en son guvenecegi tiplerden biriyim, bunu da cok iyi biliyor. ancak bir banka soyguncusunun da soygun yapmadigi, 'sade vatanadas' gibi bankamatikten para cektigi gun de vardir, di mi;)? aslinda onun kizdigi da bu; madem soyguncuyum ya da soyguncuydum; ne isim vardi bankalarin etrafinda? neyse, ben bir sey yapmamistim, gayet sakin gozlerinin icine baktim ve neden oyle davrandigimi (kizdigi bir davranisimdi iste..) acikladim. inanmadim dedi ama bence inandi. zaten soylediklerim de gercekti. sonra iki kere daha bulustuk, salak sacma yerlerde. konustuk, dertlestik. eklemek isterim ki; onunla konusmayi da cok seviyorum ben.

net bir sey var ki; biz aslinda sevgili olarak, bir birimize uygun degiliz. o baristan yana, ben savastan. ortayi bulmak icin karsilikli ödün vermek gerekebilir. bakildiginda, cok mesakatli bir surec ki; zaten ben mesakatli olmayan isleri sevmem. fakat nasil ona/buna bulasmadan duracagim, bakin orasi mechul. zaten durulma zamanim gelmisti, bahanem olmus olur. lakin, benim garip bir karakterim var. belki bu sekilde dogmusum ve bunca yil da boyle yasamisim. gitmesi gerekiyordu, o gunluk bize ayrilan sure; o kadardi iste. gidince, ben durdum ve dusundum. bana alisir mi? diye kendime sordum. sanmam. tek bir saglam kozum var elimde, henuz denenmeyen. son bulusmamizda, cafede otururken; gel benimle dedim, gidelim uzaklara. detaylari sonra dusunurum de dedim. salak asik gibi iste, isin enteresani rol yapmiyordum. en azindan rol yapsam ben anlardim :) karsimda; cidden turune az rastlanir guzellikte ve yadsinamayacak kadar zeki bir hatun duruyordu. bu arada; bir hatuna her renk mi yakisir birader? ona yakisiyor. soyle bir bakti, saka yapmadigimin farkinda idi. neee? nasil olur? ne sekilde olur? sorularini sordu, gulerek.. az biraz konustuk.. tamam, itiraf ediyorum; aklima, onun aklini celebilecek ne geldiyse soyledim. icten anlatiyordum, resmen hissediyordu! hep gulumsedi, sonuna kadar da dinledi. sanirim bana, gidis yolumdan puan verdi lakin henuz sonucu bulamamistim :)

konuyu saptirmayalim, simdi benim aklim burada degil. daha fazla yazamayacagim. aklim mi nerede? aklim, bu hafta guney sahillerinde cadirda kalacakmis. tanri'm sen, aklima mukayyet ol ve bana da sabir ver ki; mukayyet oldugun aklim geri dondugunde, icine girebilecek bir beyin bulabilsin.

dinleyelim..
http://fizy.com/#s/1lsb2q

iyi geceler.

27/10/10

serhan.

20 Eylül 2010 Pazartesi

noha..


hey,

gozumu kapatiyorum aklimda. gozum acikken bu sefer de onumde yuruyor, harika bacaklari var. birileri soru sorarken, ben noha'yi  "o geceden bahsederken dusunuyorum;  bu gece, en cok eglendigim gece.. biliyor musun?" deyisini ve yesil/kahvenin onlarca tonuna sahip gozlerini, gozlerimin onune koyuyorum, bakiyorum.. bu ani bozana, soruyu sorana sarliyorum.. ne var lan nee? diyerek. sonra kokusu, evet kokusunu duyuyorum hep. manyaklastim resmen.

tez zamanda, bir seyler yapmam lazim. en son bu sekilde bir hissi ne zaman yasadim inanin, hatirlamiyorum. inanin diyorum da zaten blogun ismini cismini degistirdim. arkadaslarimi da sildim gitti. inanacak beni sahsen tanimayan okurlar kaldi, sizler inanin bari. bu eleme/isim degistirme isini neden yaptim? cunku biliyorum ki onun hakkinda yazdiklarimi cok seviyor ve merak ediyor. o, kendinde; gayet sert ifadeler kullanarak benden uzaklasma hakkini goruyorsa, ben de yazilarimi ona okutmama hakkina sahibim iste. bu hareket, gayet tabi ki planimin bir parcasi. benim noha'ya ilgim yillardir vardir. sonunda ise bastirilmis duygularim disavuruldu, o gormek istedi. yoksa icimde kalir, zapt edilmesi kolay olurdu. kalbimi kirmak istemesini bile anliyorum. neyse hislerim potansiyel enerjiyken, magrur magrur oturup beklerken ve iki adet fb fotografina fit iken, oldu mu sana kinetik enerji? bok is tabi, cok tehlikeli olurum olm. bugun ne yaptin derseniz? bilmiyorum derim. mesaji ne zaman okumustum, hatirlamiyorum. o zamandan bu zamana iki tane ufak capli sinir krizi gecirdim, onun disinda xanax bile almadim. e almam lazimmis iste..

bir gercek var ki; ben fena dagildim yalniz! olmayacak bu sekilde, olmamasi gerekliyken ustune ustluk. kendimi toparlamam sart. isim gucum var, planlarim/programlarim var. hepsinin amina koyayim o ayri ama iste sorumluluk duygum da bir taraftan cekistiriyor. genelde, sansiz bir adamimdir. belki elimdekilerin kiymetini bilmiyorum, gul gibi kizin degerini de bilmiyorum vs vs. su an bana oyle "hikaye" geliyor ki bu vecize kilikli cumleler, anlatamam. yaziyi yazarken zar zor konsantre oluyorum. hatta bugun arabanin caminda yuzu belirdi resmen. gitsin diye; silecekleri calisitirdim, su da siktim. bu sefer saclari filan islandi iyice seksi oldu. pofff.. komik mi? ulan acaba ben hic asik olmadim mi yav? boyle bir duygu vs hatirlamiyorum hic. elde etmenin imkansizligindan dolayi mi boyle oldu? akrep burcuyum, elde edince gecer mi ki? ya gecmezse? hatta bugun gayet hos bir kadin bakkalda; alakasiz bir soru sordu. ben ise; yok, ben burali degilim filan dedim, cumlenin sonlarinda arabaya dogru yuruyusum baslamisti bile. bildiginiz ziklemedim hatunu, vaki degildir pek..

tabi ki de pes etmedim, bu durumda fazla aramak/sormak da isi iyice tehlikeye atar. simdi ucuncu sahislardan ki kimsenin haberi yok, merak edilesi bilgiler almasini saglayacagiz ve bununla biraz yetinecegiz. her hamlenin bir zamani var ve o zaman gelince, gerekli olan hamleler yapilacaktir. "pause" tusuna sen bastin. bukowski'nin dedigi gibi; sarilmak yakiyorsa, biz de uzaktan severiz.. simdilik..

bu da yasak degil ya?
adios.

20/09/2010

serhan.