Powered By Blogger
ölü etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ölü etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

29 Ocak 2013 Salı

içinizin içine ettim

iyi sabahlar, 

garip bir adamım. bazı değerlerimi, belki de bunların bir kısmının adı takıntı, her neyse işte onları hiç yitirmedim. mesela, pek dinle aram yoktur ama nerede cenaze, orada ben varımdır. bu konuda hassasım işte. mezarın içine inilecekse; bendeniz bu göreve, doğuştan vazifeliymişim gibi her defasında talip olur, daha sonra ise kendimi ivedilikle kazılmış çukurun içinde bulurum. fatiha bile bilmem, bu durumdan dolayı da her defasında, mevtaya değişik bir şeyler söyleyip sonra da amin derim. o an aklıma ne gelirse, içimden derim işte. anlayacağınız; benim dualar kişiye özel oluyor. ölen kişiyle anılarım mevcutsa ki, genelde mevcuttur hoca ve bir kısım cemaat! beni, fatiha okuyor sanırken, ben genelde anılarımla ilgili -fatiha niyetine- gidene bir şeyler mırıldanıyor olurum. sonra gasilane. aa bak orayı da ıska geçmem. morgda insanları popo üstü yatırıyorlar ya, popoları dümdüz oluyor. sinir bozucu bir durum tabi. düşünsenize, yok siz düşünmeyin, okuyun. allah korusun, J Lo ölmüş, onun poposu da tepsi gibi. olur şey değil. bu konuya çözüm bulmak lazım.

evet işte, can. insan canlı olduğu müddetçe güzelliği, yakışıklılığı bir işe yarıyor. nereden sardım bu konuya? 2013 Ocak, Azrail efendi'nin faza mesai yaptığı bir ay oldu. elinde orak, oradan oraya koştu durdu. o da emir kulu gerçi, memur. tek tek saymayacağım, ölenlerin hepsine, allah rahmet eylesin. ölüm pis bir şey. bu arada benim dedeyi bilirsiniz. alzheimer, işiniz-gücünüz yok veya boş vaktiniz gani ve bu sebepten dolayı, benim yazıları takip ediyorsanız dede ile ilgili anılarımı bilirsiniz. o da bi' hafta önce fenalaştı, şimdi hastanede. evde, ''sen kimsin lan, niye yatıyorsun kanepemde?'' deyip, kafama bastonla vuran kimse yok. boşluktayım. eyvallah vursun da, uykunun ortasında garip oluyordu ama olsun. şimdi burada olsa büyük ihtimal; postalları giyip, (sütçüydü) 40 yıl önce satılmış ineklere yem vermek için Çamlıca'ya yola koyuluyor olurduk. tam saati, 5:30 sabah. bakalım, bize yine fatiha vol 2344d okumak göründü gibi. ama dedem bu, belli olmaz. şaşırt bizi ömer :-/

içinizin, içine ettim biliyorum. pardon. bugün, benim özür dileme günüm olsun. bugün, zaten bir çuval inciri berbat ettim diyeceğim ama, konuyu incir olarak ele alırsak, işin içinden çıkmayız. incirler, ülke genelindeki sayıyı zorlar. anlayacağınız fena batırdım. aslında var ya, bence gayet iyi gidiyordum ama son virajı alamadım, yada belki de gitmiyordum. bana öyle geliyordu. kim bilir? siz siz olun incirleri berbat etmeyin. Ferdi Özbeğen'in sanırım beyaz renk bir saab'ı vardı. saab severim. e malum; alttaki şarkı Özbeğen'den.



eyvallah millet,

serhan.

27 Ağustos 2012 Pazartesi

Ona ait bir bilinçaltı


selam,

vay anasını sayın seyirciler. bazılarımız, bazılarımız gibi yaşadıklarını hemen unutup, yaşamına kaldığı yerden devam edebiliyor. ters örnek, ben böyle bir insan olamadım, beceremedim. eskiden böyle olabilen adamları, ''oha lan herife bak ekstra large amk..'' deyip ayıplardım. meğer onlar da arkamdan vaaahh vahh, Serhan da iyice kafayı yedi diyorlarmış.

çoğu arkadaşımın yakınlarının mezarlarına onlardan fazla gitmişimdir. Noyan'a gelmişken buna da uğrayayım, e buna da gideyim, aha şurada şu vardı derken.. bütün karacaahmet'i çok defa tavaf ettim :S evet, ben geçmişime saplandım kaldım. olum bak; anı yaşa gibi öğütlere de kulak asmadım. asmak ister gibi oldum mizacım müsaade etmedi. gece uyku tutmadı. alt kişiliklerim devreye girdi. mesela ben, hiç Noyan'ı anmadan mantı yemedim, profiterol yemedim, hatta kızarmış piliç de yemedim. maşallah pek yemek severdi abim, bu yüzden bazen hüzünlü yemek yerim. bazen de, yediğim ona gidiyormuş gibi iştahla ve zevkle yemek yerim. o, sadece aftereight marka çikolata severdi. bir gün; camın kenarında, 10. katta otururken, birini yedim, birini pencereden attım. öyle hepsini birlikte yedik.




hiç abisi ölen adam, olmadı mı bu dünyada? oldu. daha daha fenası geldi insanları başına. 99 depreminde bir çok kişinin ailesi kalmadı be! üstüne sakat kalanlar oldu. oradan bakınca öyle de, buradan bakınca öyle değil. geçen gittim anlattım kafama takılan her şeyi. ''seriş, salak mısın? ben, bok yedim öldüm, gittim. eyvallah devamlı geliyorsun, şimdi sana görüşürüz desem, nerede diye üsteleyeceksin, sen inanmıyorsun ama cidden bir gün görüşüceğiz.'' dedi, Noyan iç sesim. hani gerçekten görüşeceğimizi bilsem, gerçi annem-babam var lan bir bok yapamam. bir de kızar, hem o öyle kaybetmek olur. bana omuzdan ve koldan dar gelir.   

biliyorum, benim bilinçaltımın bunları dedirttiğini. o kadar sıyırmadık daha. hahah aslında sıyırmış da olabilirim. öncelikle hazır mısınız? onu hep aklınızda tutmak istiyorsanız ve seçiminizi yaptıysanız anlatayım. bunlar zor işlerdir, adamı yorar. siz büyüdükçe ona ait olan sizden ayrı bir bilinçaltınızı da büyütmek zorundasınız. bu bilinç altı sadece ona soru sorduğunuzda veya onun gibi düşündüğünüzde devreye girmeli. normal hayatınıza karışırsa; çift kişilikli olursunuz. çift kişilikli olmak demek, daha fazla psikolojik problem demektir. belki de bu deneyi psikolojide ilk ben yapıyorum. kendinizden olabildiğince bağımsız ona ait bir bilinç altı. ölü, ona sorulan bugüne ait sorulara bile hafif sapmalarla ''updated subconscious/güncellenmiş bir bilinç altı'' ile cevap verebilir. bunun için günde belirli bir zaman çalışmanız gerekmektedir ve bahsi kişiyi gerçekten iyi tanımanız lazımdır. iyi bir gözlemci değilseniz zaten bu işe hiç bulaşmayın. demin bir mesaj geldi de, aslında siz bu işlere hiç bulaşmayın. siktir edin, takılın. benim gibi sorunlu insanlardan da uzak durun. 

canım denize girmek istedi.. biz, beraber denize çok girdik..

eyvallah.

Serhan.