Powered By Blogger
iyilik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
iyilik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

21 Ekim 2014 Salı

ziya-uyanis (1)

selam gencler,

size ziya'dan bahsedecegim. ziya gercekten cok salak bir adam ama bu hikaye ziya'nin salakligi ile direkt ilgili degil. bu arada ziya niye salak? cunku hayati boyunca ayni hatalari defalarca yapiyor. ayni hatalarin defalarca yapilmasi, insanin salak olmasinin kanitidir. her neyse loser kahramanimiz ziya pek iyiliksever. soyle ki; nerede var yangin orada ziya, nerede var ihtiyac, orada ziya. yalniz ufak bir sorun var, ziya ne zaman bir iyilik yapsa, bu yaptigi iyilik, kendisine iki kotu melanet olarak geri donuyor. anlayacaginiz ziya, hem salak hemi de lanetli gibi bir mahluk. aslinda ziya bu durumu tee cocuklugunda fark ediyor. insanlardan uzaklasayim bari, tek basima oynayayim diyor, ziya lakin bu sefer de ziya'nin salakliginin yanina bir de asosyallik sifati ekleniyor. doktora dahi goturuyorlar. ziya durumu anlatiyor ama kimse inanmiyor ziya'ya. yalniz bu iyilik yap, kotuluk bul mevzusu ve ziya'nin hatalarini tekrar etme hastaligi ile birlesince ortaya onlenemez bir gecen yillar ve ziya cokus egrisi cikariyor. eeveet hikaye burada biraz pislesiyor cunku ziya'yi, kotuluk yaptiginda ise iki kati iyilik bekliyor. nihahah.

gelelim ziya bu duruma ne zaman uyaniyor kismina. ziya yuzmeyi cok seviyor. suya giriyor, cikmiyor, kucukcuk cigerleri ile herkesin sasirdigi derinliklere dalabiliyor. o yuzden ziya'yi teknelerin tonozlarina daldiriyorlar. oralari yosunlu ve karanlik, kimse dalmak istemiyor. zaten ziya bunu sevdigi icin yapiyor yani dolayli yoldan bir iyilik oldugu zaman bu kotuluk oklari ziya'ya gelmiyor. biraz karisik oldu. derken ziya'nin hic sevmedigi bir adam geliyor. tonoza sen daliyormussun diyor ziya'ya. ziya da evet ama senin tonozuna dalmam diyor. sonra iyi peki diyor ve daliyor. sonrasinin aksaminda firtina cikiyor ve ziya'nin babasinin teknesi kiyilara vurup parcalaniyor. tekne tekrar yapildigi sene bu sefer dumeni kilitleniyor ziya bir baska tekneye carpiyor. suclu ziya. ayni sene ziya sunnet oluyor. ziya'nin futbol oynamasi yasak ama onsuz takim nal topluyor. israrlara dayanamayan ziya oyuna giriyor, muthis oynuyor, ama pipisine top gelen ziya, kanlar icersinde hastaneye goturuluyor. yine dikis, ondan tam iki gun sonra ziya disari cikiyor ve sahilde yuruyor. ilk deneme derken paat ziya yerde. sahilden yaklasik 30 metre uzak ve 3 metre telleri olan etrafi agaclarla kapli sahadan top tekrar ziya'nin alete geliyor. sergen vursa olmaz, o denli. boyle sansin taa amk diyor ziya. ziya, mevzu bahis alet olunca onu korumaya almaya karar veriyor ve top mop oynamiyorum lan diyor. havadan ucak gelse seyini tutuyor. ziya o konuda hala takintili. 

sonra ziya dusunmeye basliyor ulan diyor, gecen bunyamin bogluyordu besili olmasina ragmen onu kurtardik, sora yelken diregi kafama carpti ben bogluyordum. sonra firtina cikti yine bogluyordum diyor. derken boyle bir suru ornek buluyor. mahallede ilker'i tam ari sokarken ariyi olduren ziya'yi, o ara bircok kere ari sokuyor. ziya'ya babasi karne hediyesi aliyor, bir bmx. ziya hareketli bir cocuk, acayip bisiklete biniyor. ve bisiklet konusunda cok pis, boyle insanlarin yanina yaklasip, elindeki agac dalini yandaki bisikletin jantlarina sokacak kadar it. bmx yarislarinda yarisan diger elemana tekme atacak kadar deli. ziya bmx ustunde tam bir ruh hastasi. 

ziya bisikletten yillarca felaket sekillerde dusuyor, ama tek bir yeri kirilmiyor, incinmiyor. bi halt olmuyor.

devam edecek...

copyright by SERHAN.

10 Mayıs 2013 Cuma

burası bildiğin gibi biraderim...

selam,

fark eden olduysa, uzun zamandır bir şey yazmıyorum. içimden gelmiyor. etraf dostlarım, et-raf. insanın etrafı çok önemli. aile, arkadaşlar, akrabalar vb. etraf, yapıcı ama daha çok yıkıcı eleştirileri ile benim gibi insanların pamuk ipliğine bağlı psikolojilerine direkt etki ederler. ben, çok kafaya takmaz gibi görünsem de bazı söylenenleri, yapılanları unutamıyorum. resmen beynimde yer ediyorlar. aslında bu davranışım bazen iyiyi, doğruyu anlamama yardımcı oluyor. zamanla çözdüğüm birçok olay oldu. kendi hatalarımdan kaynaklandığını geç de olsa kabul ettiğim birçok hadise. ama bir tanesi var ki, maalesef asıl suçlu çok yakınımda. bu hayatta yalnız kalmamın müsebbibi. sevgi, saygı ayrı ama suçlu o. bu kararı vermek benim açımdan kolay olmadı lakin kesinlikle gerçek bu. anladığımdan beri beynimden vurulmuşa döndüm, zaten o da beyninden vurulmuştu. muhtemelen ''sikerim böyle aşkın ızdırabını'' demiş ve son noktayı koymuştu. hani bir laf vardır, bir elin yaptığı iyiliği diğer el bilmemeli diye. çocuğa kötü örnek oluyordu. hep duyduğum laf buydu. hiç de kötü örnek olmuyordu. aynı zamanda size ne arkadaşım? size ne? ben o örnekten gayet mutluydum. dünya bir yana, o bir yana idi.


hep aynı terane, bir iyilik yapılmışsa; başına kakılır. hep söylenir. her defasında, her ortamda, devamlı. en sonunda; senin yaptığın iyiliği de, seni de... bu iyiliği yapmana sebep alan 'ben'im de kafamı sikeyim diye başlarsın. başlattırırlar. adamın her günü süper olmaz ki, bazı günler canım sıkkın oluyor, öyle işte. geçen öğlen allah'ın belası psikolojik sorunlarımı, psikolojik sorunlarımı bilmeyen iş arkadaşlarımın yanında onlara belli etmeden sıvıştırmaya çalıştım. bıktım ulan harbi bıktım. sonrasında hediyesi baş ağrısı, yorgunluk, moral çöküntüsü vs. e ben de eve gitmedim, zıkkım gibi içtim. ertesi gün iş var, takılmamak lazım da uzadı işte. her insanın bir limiti var, belli ki dolmuşum. ne kurcalıyorsunuz? geç geldim işte; o an öyle bir araya ihtiyacım vardı. anaaa sanırsın ki her akşam ayyaşız. evde, mükreminimsi bir muamele.


anladım ki; ağızdan çıkan bir ''nasılsın oğlum, neyin var?'' cümlesi hayat kurtarırmış... ben o yaşı geçtim ama o, o yaşlarda idi.


burası bildiğin gibi biraderim.


öperim o gergin yanaklarından.

serhan.