Powered By Blogger
alkol etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
alkol etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

13 Haziran 2013 Perşembe

at yalanını zikeyim bacım


merhaba millet, aslında canım bir şeyler yazmak hiç istemiyor. e ne zkime yazıyorsun o zaman diyorsunuzdur, haklısınız. çünkü tutarsızım. yazdıkça açılır mıyım acaba? dedim ama tık yok. klima düşmanı insanlar var. klima düşmanı insanlarla benim aynı ortamda bulunmam çok zor. sıcağa dayanamıyorum. burası çok sıcak. ofiste klima düşmanı iki insan var, onlarla aynı ortamda bulunmak durumundayım. bana özel ofis vermiyorlar, cimriler.

klima çok güzel soğutuyor ama onlar üşüyor. bir de, klima gazı baş ağrısı yapıyormuş, başağrısı da illet bir ağrıdır. onları da anlamak lazım. her ne haltsa, az önce herkes yemeğe çıktı. ofiste tek başımayım, gömleğimin düğmelerini yavaş yavaş açtım, sağ elimi pantolonun... hah şaka lan şaka. allahın sapkınları sizi. neyse amk açtım klimayı dinine kadar, öyle oturuyorum. aç değilim çünkü saat on buçukta, içinden tavuk salamlarını ayıkladığımın sandviçini zıkkımlandım. ayıkladığım salamları kediye verdim, o da yemedi. köpeğe verdim yedi. tavuktan salam mı olur lan? iğrenç. Füme hindi başka bak.

gezi olayları esnasında biri, yok lan o olay öyle olmadı ''türbanlı kadını pişirip yiyecektik aslında biz...'' tarzında bir tweet atmıştı. komikti, güldük falan. bugün röportajda canavarlar (üstü çıplah, kaffalarında garip şeyleri olan 70-100 kişi) kadını, bebek arabasını da elinden alıp, tartaklayıp, devrim yapacaklarını beyan etmişler. at yalanını zikeyim bacım.

ne demişler; imam osurursa, cemaat zıçarmış...
neyse, ben camiye gidiyom, iki tek atacağım... belki okey felağn da oynarım...

ulan allah belanızı versin be.

eyvallah.

not: niyat doğan > necati şaşmaz 

4 Ağustos 2010 Çarşamba

allah'im ne olur eve varsin.


selam millet,

evet konuya direkt daliyorum; ben bir problem yumagiyim. az once karsi apartmana uc kisi geldi, arabayla ve saglam alkollu sekilde. kisilerden mavi mini etekli hatun ile tepesi az biraz acik olan zat, dakikalarca aglastilar, sarildilar, ayrilamadilar bir turlu. bu tarz ayrilamama olaylarini ben hic sevmem, ne zaman boyle bir halt olsa basima illaki bir seamet gelir. kendimden yola cikan beynim, kurgu islemine basladi tabi. en iyisi bu olay hakkinda bir tweet yazayim dedim. derken, tweet iki oldu. en sonunda baktim; 140 karakter ve katlari ile bitecek bir mevzu degil, icinde bulundugum duygu durumu. konuyu, uzun zamandir yazmadigim hatta evet; son zamanlarda uvey evlat olarak gordugum bloguma yazivereyim dedim. uvey evlat dedim konusu gecmisken; benim, simarik olmayan bir uvey evladim olsa her halde kendi oz cocugumdan ayirmam. bu da nerden cikti lan ruh hastasi diyeceksiniz? kucuk sirlar adli, cakma ama bir sekilde kendini izlettiren diziden cagristi galiba. ben de tam bilemedim imdi.

neyse, sarilmalar yerini opusup koklasmalara birakti vs vs. bu arada vatandasin arabayi biraktigi yer yolun ortasi ve bu saatte bizim sokaktan tek tuk araba geciyor. hatunu simsiki siki siki kavriyan kisi; kucukken buyuk ihtimal icra etmek istedigi meslek olan trafik polisligine de basladi. "haydi gejj gejj, ohoo tir gecer ordan beaa.." diyerek, kendince trafigin hizlica akmasini sagladi. allah vere ki; basinda "agir" sifati tasiyan abiler, bugun piyasada yoklardi ya da onlarin uniformali olanlari. yoksa sarhos adam ve kadin tam sevdikleri ve erkekliklerini gosterecekleri ortamdir, siksen atlamazlar boyle bir eglenceyi. haha bir saniye (sanyo, diyemiyor saniye diyor, len ne komiktii:)) orda dur, burdur! hesaba katmadiklari biri var: camdan bakan sero. oyle bir durumda (iki kisi olsunlar) hemen solugu asigida alan ben, ondekine saglam bir doner tekme, derken arkadakine bir osmanli tokadi ki gordugunuz gibi; uzak dogu sporlarinin yani sira atalarimizin vurus teknigine de sadik kalarak agir abileri yere seriyorum. uniformalilarla gecen kapistim onlar cok kisi olup, linc ediyorlar seni, o yuzden gerek yok. zaten onlar da corba/havyar paralarini alip uzarlar boyle bir ortamda, bana gerek kalmaz. neyse ilk senaryoya sadik kalalim ve bu matiz vatandasi kurtardik diyelim, lakin kabak gibi ortada ki; asil hedefimiz mavili hatunu huzura kavusturmak. harbi lan ne ara tasinmis acaba karsi apartmana? bu arada, fazla da durmayacaksin o mekanda. ogrenin olm bunlari, hayat kurtarir bak. agir abiler, amip gibi cogalip geri gelebilirler, dikkatli olunmalidir yoksa got altina gidersin. hepten gercege dondugumuzde ise, gecen zaman esnasinda ayrildi sevgililer. matiz kisilik, uc bes denemeden sonra arabasina binebildi ve gozden uzaklasti. o anda dedim ki; ister misin bu son sarilmalari olsun? istemem lan, manyak miyim? hah iste aldik basimiza belayi, actim som agzimi.

kucukken, yatagimdan kalkip; "eger salonun kapisini yuze kere acip kapamazsam, annem-babam olecek zihniyetine geri dondum." ben bu penceredeysem demek ki bir gorevim var, dedim. tamam biliyoruz, normal degiliz, okuyun iste. allah'im; "ismi her neyse iste su vatandas evine sag salim varsin amin!" seklinde itikat boslugu olan ben, dua etmeye basladim icimden. evet, benim psikoloji bildiginiz bitik. burada sunu da ayrica kanitliyoruz ki; kucukken ne boksan o'sun usta, bosuna kasmaya gerek yok. yalniz ben, alkollu kaza yaptigim icin bilirim, istemem kimsenin benim durumumda olmasini. ee bu soktugumun hayati da her tecrubeyi yasatacak kadar uzun degil, bazen baskalarinin hatalarindan da ders cikarmak gereklidir. tabi bu giden vatandas bunlari bilmiyor, okuyanlara soyluyorum. mevzuya geri dondugumuzde, ben allah'dan ricami abartip, arkadas icin; mumkunse ders olacak bir sekilde arabayi garaja girerken surtsun diye de istekte bulundum. sabah kalktiginda basagrisi ile arabasini gorup; lan a.q'dumun arabasini bir daha icip icip kullanmayacagim diye de yemin etsin, dedim. evet hepsini dedim iste.

bu arada ben niye burdayim bu saatte? canim sikkin, kendimi bok gibi ve yalniz hisettim. garip gelecek ama bazi insanlari ve egoistliklerini 30 yil gecse de hic anlayamayacagim. eger omrum vefa eder de o kadar yasarsam; bu tarz insanlari hayatimin icinde bir otuz yil daha tutacak miyim? sanmiyorum. ya da kac yil tutacagim? onu da bilemiyorum.

iyi geceler.

04.08.10

serhan.

not: bu arada bugun (dun) nna'nin d.gunu idi, kutlamadim.

12 Nisan 2010 Pazartesi

kral ortamlar


merhaba,

18 yasima basmadan, babam beni ingiltere'ye okumaya gondermisti. sirt cantami almis, ucaga dogru giderken, perondan aileme ve arkadaslarima el salladigimi dun gibi hatirliyorum, gozlerim dolmustu. bizdeki de ne kismetse gurbete ciktik, ulkeye dogru durust bir daha uzun sure giremedik. ben, 18 yasimdan sonra buyudum, gelistim, oncesinde tam tabiri ile 'tifil' bir cocuktum. allahtan; spordu, yemekti, vitamindi normal seviyelere geldim. hala bile beni gorenler; ''valla, ne yalan soyleyelim, iyi buyumussun serhan..''' diyorlar. efenim, ingiltere'deki ortam ve tabi arkadaslarim farkli idi. mahalle ve okul arkadaslarimizla yaptigimiz sohbetler ise yurtdisindakilerle yaptiklarimizdan farkli idi. ben, ortasini buluyordum, zorlanmiyordum. illaki de eski okul ve mahalle arkadaslarim; yok, 'serhan, eski serhan degil degismis, gotu kalkmis' deseler de aslinda ben ayniydim. eyvallah yurtdisindaki vatandaslar kalburustu insanlardi, normal gecim seviyesindeki insanlarin cocuklarini ingiltere gibi bir yerde okutmalari mumkun degildi. ee haliye degisikti iste pek cok sey.

sene 95, cin lokantasi dendiginde hilton'un altindaki dragon gelirdi, akla. cin cubuklarini kullanmak herkesin harci degildi. benim cin yemegi tutkum ingiltere'deki arkadasim sinan yener sayesinde baslamisti. neyse, babamin bir arkadas toplantisi orada olunca, babam kibarlik yapip beni de davet etmisti. ingiltere'de makine okuyan zeki! cocuk olarak ben, cin cubuklari ile sov yapiyordum adeta. babam mutlu idi, derken telefonum caldi, mahalleden bir arkadasimin arkadasi ki ben, cok yakin olmasa da taniyordum, askerden izine gelmisti, evdelerdi, davetliydim. babama citlattim, duyanlar; ''birak oglani, kizlara gidiyor belli ki, degil mi delikani?'' dediler bana. ben de; hii mii gevelidim o anda bir seyler. sonrasinda, masadakilerden izin aldim, kalktim. belli ki beni cok begenmisti masadaki is adamlari, cin cubugu ile durtmustum onlari sanki.

derken, feneryolu'nda cü'lerin (cuneyt) evine gelmistik. muhabbet cok farkli idi, cü; mus-varto'da askerlk yapiyor, anilarini birazcik da abartarak meze ediyordu bizim cay bardaginda ictigimiz rakilara. devamli yeni gelenler oluyordu, ben ortama ayak uydurmus, sesi iki kadame kalinlstirmis, cumlelerimin arasina birader, kardesim, hoca vs katarak konusuyordum. sanki uzunca sure futbola ara vermiste tekrar oynayan, oynadikca da acilan bir topcuydum. gece ilerledikce, el enseler cekiliyor, cu'ye ozlem; el sakalari ile kendisine gosteriliyordu. birbirini kaldiran kaldirina idi, ben ortamda avrupa gormus ama delikanliligi elden gitmemis yigidi oynuyordum. fena da degildim. lise ve ortaokulu kartal'da okudugumdan, bitirim edebiyatina yabanci degildim. yine de bu cumle sonrasi kultur sokuna ugradim, diyebilirim. cay bardaklarinda rakilar bitmis, biralara gecilmis, herkesin kafasi iyice cakir arti olmustu ve o cumle geldi; ''haydi beyler kalkin, tren yoluna gidelim, nara atalim!'' o sirada serdar'a kime ne atalim? diye sormustum. o da bu ise saskindi, en azindan nara atma kismina. neyse arabalara dolusuldu. feneryolu'nun bir yerinde tren yolunda nara attik, ben atar gibi yapiyordum, narayi. derken eldeki bira sisleri raylara firlatildi, naralar artti da artti ve en sonunda turk polisi geldi. polis ile klasik hemseri muhabbeti basladi, yapmayin etmeyinler, ben bu ulkenin askeriyim bana dokunamazlar, birakin beni cumleleri arasinda nara fasli bitti. ben ise evet dedim, naramizi da attik artik evimize gidelim onerisinde bulunmaya hazirlanirken, bir anda kendimi bol sarimsakli kelle paca corbasi icerken buldum. o gece sanki gezegenler arasi yolculuk yapmistim da nara gezegenini az biraz yadirgamistim. kardesimdir, hala da gorusurum cu ile, bu sene yanina bi ugrayayim bari!

bir gun yakup agabey'in kendir pisir, kendin ye tarzindaki findik kabugu restoraninda takiliyoruz. saat gec, musteri yok, kapaliyiz. ben, pederin isleri sarpa sarinca donmusum ingiltere'den, kultur soku moku yok, bu hikayede. yakup abi de saglam icer, iciyoruz. devamli kadehler doluyor, bosaliyor. etler atese konuyor, ben kaburga diye tutturuyorum, bu yasta tansiyon problemim var az cok. o yillarda, her gun yedigim kirmizi etlerden, ictigim rakilardan oldu, biliyorum. yakup abi'de bir tane 85 camaro var ama leş. gecenlerde kafasi iyi iken cecen mafyasi ile mi ne kavga etmis, onu anlatiyor. intikam plani yapiyor, ofluyor. hatta şöyle ki; ''dun, benim arabanin etrafinda gordum onu, ayni cecen'di'' diyor. biz de abi tarif et, gerekeni yapalim filan deyince- ne diyosam o lannn! diyor, sonrasinda tarife geciyor; ''boyle uzun, ince, lavuk cecendi iste..'' diyor. hmm abi bu bilgi isiginda aramalarimizi surdurmeliyiz filan diyoruz ama gulmememiz lazim, serdar devamli tuvalate gidiyor, orada gulup, geri geliyor keza ben de aynısını yapıyorum. bu ise uyanan yakup abi, ''oturun lan tuvalate gitmeyi yasakliyorum..'' diyor.

geçen günkü kavga esnasinda arabanin on camina vurup, patlatiyor(muş) bu cecenler (en azindan cecen onlar artik, bizim gozumuzde) iste demin tarifi gecen cecen vatandasi, yakup abi arabaya -bir sey- koyarken goruyor, balkondan. hemen asagi iniyor; hop, dur mur derken bu uzun, ince, lavuk sahis kaciyor. yakup abi cebinden kagidi cikariyor. kagitta B-56 yaziyor. serdarla biz birbirimize bakiyoruz. oyle bi ucak vardi diyor, yakup abi, abi B-52 o ucak diyor, serdar. ben, mahalleyi bombalayacaklar galiba filan diyorum, zor tutuyoruz kendimizi. bu arada yakup abi'nin kafa fena iyi artik. bunu burada anlatiyorum ama gercekte her cumle yaklasik 3-4 dakika suruyor, bir kac cumle sonra zaten yakup abi rakiyi bitiriyor. nerde kalmistik diyor, iki cumle oncesinden basliyor anlatmaya, anlayacaginiz zaman akiyor, rakilar da oyle! biz de eslik durumundayiz. derken ben uyaniyorum; ''abi, senin araba neredeydi?'' diyorum, -parktaa, oyle asagida- diyor. onceki gece alkollu geldin di mi diyorum? hii diyor. abi senin blok ne? B. numara kac? ne bileyim lan iste 5.kat sol kapi diyor, abi 56 olmasin? senin numara diyorum. abi, gecenin korunde gelip arabayi parkin ortasina birakiyorsun ya onlar da numara koymuslar iste! o uzun, ince, lavuk cecen de sanirim sizin yeni parkci diyorum. olayin boyle oldugu anlasiliyor. yakup abi'nin intikam plani bir baska bahara kaliyor, zavalli parkciyi da allah ailesine bagisliyor. ee biz de yemekten kalkip, iskembe corbasi icmeye gidiyoruz :S

bitti. yalniz yakup abi bunu buraya yazdigimi gorurse iyi omaz, cok da ozledim onu. altin gibi kalbi olan, cok da iyi biridir. yakup abi, bize 23 yasindan sonra abilik yapmistir, unuttugumuz bazi degerleri hatirlatmistir, hakkini zor oderiz. abi, bu cumleyi 'iyi niyet cumlesi' olarak, kabul et.

iyi geceler

12.04.10

serhan.