Powered By Blogger
mia etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
mia etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

22 Temmuz 2013 Pazartesi

ayrı telden

merhaba millet,

sittin senedir bilog yazıyorum hala 159 okurum var. mamafih ben ne yapacağımı biliyorum. ne kadar yeni açılmış bilog varsa hepsini takip etmesi için bir çocuğa 150 TL falan vereceğim. aslında prim usulü mü çalıştırsam haytayı? bin bilog 100 TL. oha lan çocuk bin biloğu nereden bulsun? bulsun. işi o! parayı alırken ses etmeyecek ama! nihahaha işveren psikolojisine büründüm. gelelim asıl konuya demden önce işveren psikolojisini kısaca özetliyorum, alayı manyak. bildiğimiz şizofren bir şahsiyet, yeri gelir bunlardan daha iyi kararlar verebilir. zaten bu yazı, konudan konuya atlıyor. asıl konu diye bir şey yok.

neyse siktir edin şimdi işverenleri. evime kütüphane alacağım. yani var ama; gezi parkı ağacı benzeri. bana anlattırmayın şimdi üşenmeyin google'a yazın, çıkıyor. ne şirin değil mi? evet çok şirin. az önce saçıçok'un erkek arkadaşı ile öpüştüğünü anlattığı -ergen kokan- yazıyı okudum. altına onlarca salya-sümük yorum yazılmış. bir tanesi de çıkıp şunu dememiş bilader; kızcağızın kendisini unuttuğu sandığı delikanlı şöyle hatırlamış seni güzel kızım, (delikanlının iç sesinden) '' heh aynen böyle, paso öpüşüyorduk, başka da pek bir icraatımız yoktu... belli ki bu gidişle de uzunca bir süre olmayacak... iyisi mi ben, unuttun mu? sorusuna tepkisiz kalayım da bu film yeniden başlamasın. ne o zorda kalsın, ne de ben... '' zevgili saçıçok, belli bir yaşa gelen insanların ihtiyaçlarını, sadece öpüşmek çözmez. çözsün isteriz, lakin çöz-mez. iki kere iki dört. öperim gözlerinden.

bitirme paragrafı; hahah tüplü televizyon, depremzede battaniyesi, işler güçler, bebek mezarı büyüklüğündeki ayaklar vs. koç, o pozunla sen; diğer bütün çektiğin fotoğrafların üstünden bi' güzel geçmişsin be. evin de hücre evinden hallice zaar. sil olum o fotoğrafı. her resimde gamzelerin çıksın diye kasman da ayrı bir antipatiklik. o hatun var ya; sana 38 gömlek falan fazla. bu arada gömlek dedim de, gömleğin altına da t-shirt de giymeyiver. bir değil, birkaç yerden sırıtıyorsun da işte, genç yaşta araklamışsın kızcağızı. aylar, yıllar birbirini kovalamış. yoksa durmazmış. ballısın.

eyvallah

serhan.

6 Şubat 2013 Çarşamba

onsekizsorumimi

selam,


Mia mimlenmiş, soruları cevaplamış, sonra o kadar takipçisinin arasından beni de mimleyivermiş. Öylesine seçmedi ise, mimlediği kişilerin cevaplarını merak ediyor olmalı. Ben de bu sorulara gayet ''ben gibi'' cevap vereceğim.


1- Hayatınızda mucize olarak nitelendirebileceğiniz bir olay geldi mi başınıza?

evet. çok sarhoşken nasıl olduğunu hatırlayamadığım bir şekilde (sanırım uyudum) köprü yolunda ters dönmüş arabamın içinden sağ çıkmam, hatta çıkmamız mucize idi. Aslında 3-4 kere direkten dönmüşlüğüm vardır da, bu kafi.


2- Hayatınızda aldığınız en büyük risk neydi?

Rus polisinin suratına dirsek atmam olabilir. Fena hırpalamışlardı. ama bence alkollü araba kullanmak, aldığım en büyük risk.  

3. Almayı düşünüpte alamadınız neler var?

düşünüp de alamadığım bir sürü hediye var.

4- Kıyafet konusunda takıntılarınız var mı? (Asla beyaz giymem vs.)

Sarı-kırmızıyı aynı anda giymem. beyaz, pazar donu da giymem. 

5- Nefret ettiğiniz huylar ya da nefret ettiğiniz insanlar?

paylaşmasını bilmeyen, aç gözlü insanlara tahammül edemem. tutumluyum diye kendini kandırıp, cimrinin sözlük anlamı olanlardan da hiç haz etmem. mert olmayan adam da sevmem.

6- Sizi en net tanımlayan kelime hangisi?

Sıradışı.

7- Hayata yeniden gelme şansınız olsa, hangi ülkede doğmak isterdiniz?

Türkiye diyemememizin müsebbiplerine küfür ettikten sonra; deniz kıyısında, sıcak bir ülkede doğmayı isterdim. Brezilya, Avustralya.

8- Tek başına bir insan keyif almak için neler yapabilir?

film izler, kitap okur, yazı yazar, müzik dinler. bilmediği her hangi bir şeyi öğrenebilir.

9- Nikah masasında evleneceğiniz kişiden "Hayır!" cevabı alsanız?

bu düşüncede olup da, evet de diyebilirdi diye düşünür ve; sinir katsayım yükselmeden gitmesini söylerdim.

10- Ölümden sonra var olan hayata inanıyor musunuz?

ölümden sonra yaşam olsa harikulade olurdu ama benim ümidim yok. hayır.

11- Sizi yazmaktan soğutan olaylar?

bazı yazıları anlayabilmek için empati yapmak, belki de geçici olarak yazarın ruh haline bürünmek gerekebilir. tamam burası blog, kitap değil ama yazı yine yazı. yazdıklarımın ana-fikrini bile anlamadan, sallapati yorum yapıldığı zaman; ee niye yazıyorum ki ben? dediğim oluyor. 

12- Kendinize robot bir sevgili yapıyorsunuz, ona hangi özellikleri eklemek isterdiniz?

hissedebilmesini isterdim. 

13- İnsan kaderini mi yaşar, kaderini mi yazar?


her verdiğimiz kararda, kaderin tekrar yazıldığını düşünüyorum. ama matematikteki çift gerektirme, ''insanın kaderi zaten bu kararları vermekmiş...'' düşüncesini de ortaya atar. insan kaderini yaşar.

14- Aklınıza ilk gelen ingilizce kelime hangisi?

fuck.

15- Bir kitap yazsanız, adı ne olurdu?

sonuncusu ''for rent - kiralık''

16- Blogger olmasa, şu an gerçekleştirdiklerinizi nerede gerçekleştiriyor olurdunuz?


kitaplarımı yayınlardım belki. bir yerde yazmak için teklif gelse kabul ederdim. ama ben kimseye gidip de, gazetenizde-derginizde vs yazabilir miyim? demeyeceğime göre, eskiden olduğu gibi facebook'ta paylaşırdım herhalde.

17- Birinden hoşlanıyorsun ama hoşlandığın kişi en yakın arkadaşından hoşlanıyor, arkadaşınsa boş değil ona karşı. Ne yaparsın?

kendime sarılır uyurum.

18- İnternette sahip olduğunuz ilk takma isim neydi?

ünlü rallici, rahmetli Renç Koçibey'in ismi. Rencio.

bitti.

soruları kendimden beklenmeyecek bir ciddiyetle cevapladım. yalnız insanları mimlemek işi biraz yaş. ona da çözümüm şu; 

mia, senin blogunda vereceğim cevaptan sonra gelen on kişi mimlensin. olur mu? olsun, lütfen.