Powered By Blogger
komşu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
komşu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

9 Aralık 2012 Pazar

pazar pazar

günaydın! ,

pazar pazar öyle bir kahvaltı yaptım ki akıllara zarar. yok böyle bir kahvaltı. yalnız gerçekten böyle bir kahvaltı yok, hiç var olmadı bahsi geçen kahvaltı. demek istediğim, ben kahvaltı etmedim. anladık! dediğinizi duyar gibiyim, size de salak muamelesi yaptım, pardon. akıllara zarar kısmı ise, bu olmayan kahvaltı üstüne düşünmeyin diye söylenmiş bir söz. evet, pazar pazar ne kadar saçmalayabilirim acaba? denemesi yapıyorum. gayet başarılı bir şekilde saçmalayabiliyormuşum deyip yazıyı kesebilirim ama yapmıyorum. değerinizi bilin. aslında sizle alakası yok sıkılıyorum, bu yazıyı da -taslak- halinde bırakabilirim, belli olmaz. taslak halinde kalmış bir sürü yazım var. onlardan ayrı bir blog çıkar. ama ben yarım bıraktığım yazıya bir daha dönmem. ısırılıp, bırakılmış gibi ıyk. yazıyı yazarken aynı ruh halini yakalamak zor, işte öyle olunca da yazı; başkasının ısırılıp, bırakılmışı gibi oluyor. evet tam olarak, yarım kalmış yazıya dönmeme sebebimdeki hissim budur. 

kötü şeyleri iyi yapabilme yetim vardır. sanırım amcamdan belki de dayılarımdan, dedelerimden de olabilir, oraya kadar gitmeye gerek yok peder var yakınımda, halam mı yoksa; ailecek tırtız da biz. işte bu yetim bana aile bireylerinden bir veya birkaçından gelen bir özellik olsa gerek. bir şey daha var, yazının başında günaydın dedim ama ben daha uyumadım. dün gece var ya fenaydı, partiden geldim, çekmişim rakıyı, deliler gibi de eğlenmişim demek isterdim... ama onlar geldiler, ben evdeydim. karşı apartmandaki gençler, gece 4-5 civarı geldiler, iyi gürültü yaptılar ki duydum. perdenin arkasından yönetici edasıyla baktım, yalnız esmer olan hatun hiç içki kaldıramıyor. her seferinde daha bi dağılmış geliyor. başka bir şey mi içiyor acaba? haha bu da vardır, yok yok gözünden belli içki böyle yapmaz adamı, kesin başka bir şey içiyor... olayı.  

haa ben mi? bahis, dizi, kitap öyle takıldım işte. ne kadar da düzenli bir yaşantım var? şimdi köpeğimi de çişi, kakası için gezdirmeye de çıkarmayacağım çünkü tahmin ettiğiniz gibi benim bir köpeğim yok. olsaydı çıkarırdım ama. gözümü kapatıp, açınca uçuşan siyah zımbırtılar görüyorum. o zımbırtıları son derece rahatsız edici buluyorum. bundan dört, beş sene önce arka balkonda mangal yakıyordum ben. mangalın izdüşümü milletin yatak odasının camına denk geliyordu. e malum, mangalın saati olmaz. son cümleden durumun vahimiyetini hesaplayın. belki bir ara yazarım.

babam kahvaltı hazırlamış, beni çağırıyor. tırt aile kısmından pederi siliyorum. bence baba dedemden geliyor, bizim malum yeti...

bana afiyet olsun.
adios

serhan.

15 Mart 2012 Perşembe

ortaya karışık yazarım

Hello,

Gözüme bir şey kaçtı, üstü üste yıkadım ama çıkmadı bok yiyen ve evet, sonunda kaşıdım. Tahriş oldu gözüm, gözüm. İkinci gözümü size dedim, -ciğerim- gibi sevgi sözcüğü olarak. Zaten bu aralar kendimi; ‘ayakkabı kutusundaki bozuk et gibi hissediyorum..’ o ne lan, demeyin zira ben de bilmiyorum. Aslında bu cümleyi çaldım ben, arakladım, intihal yaptım. Tamam kafanız karışmadan bu paragrafta olmadı önümüzdeki paragrafta herşeyi toparlayacağım, sakin. Geçenlerde Mecidiyeköy’deydim, korsan 3-5 tane kitap aldım. Paranın üstü kalmasın diye, tarzım olmadığını bile bile ‘S*ktir et’ adlı kitabı da aldım. Ulan hep bu bakkalların yüzünden; çocukluktan beri, bize para üstü yerine çiklet, çikolata, gofreti dayadılar, sonuçta -küsurat gördüm müydü, yuvarlayan bir nesil- olarak yetiştik. 

Evet, mevzu bahis cümle, o salak kitaptan işte. Ayrıca, kendimi en son hissedeceğim şey, -ayakkabı kutusundaki bozuk ettir- herhalde. hem bizde bozuk et pek olmaz. Ekmeksiz yersin ama yine de o eti yersin. Yemezsen, beş kardeş gelir, sokağa çıkma yasağı konur, Atari bile kaldırılır, hiç olmadı joystick saklanır. bu yaşananlar tecrübeyle sabittir. Kısaca o eti yemek herkesin hayrınadır. Et kemiklerinden de çorba yapılır, atılmaz. Kimyasal bulyonlara on basar. Olmadı onlar makarna, sebze ile haşlanır, evdeki kalmış ekmekler de tencereye konur, mahalledeki köpeklere verilir. Belki kafamızı çok secdeye komadık ama aha da böyle yetiştik. Ee zaten yetişkinsen, harikulade bir ekonomiye sahip ülkemizde kilosunun 40 TL olduğu bir yiyeceği ya alamazsın ya da alır, mangala atar, afiyetle yersin.

Gördüğünüz gibi; S*ktir et adlı kitabı almayın, siktir edin bence eheuheu. Ya da alın amk bana ne?! Çevirmen de zıçmış olabilir tabi burada, belki de öyle bir deyim var. Orjinaline bakmak lazım da, ben heç bakmayacağım. Konuyu değiştiriyorum. ilaçları çarpı iki yaptım, mevsim değişiyor ya malum panik ataklar arttı. Hatta, bi’ yarım xanax daha çakayım, resmen çalışmıyor olum ilaçlar. Siz siz olun bu ilaçtan uzak durun. pis bağımlılık yapar, külfet. Kaldı ki yan etkileri daha ileride çıkacak. O da ilerisi olursa:S Oldu diyelim, amca oldum; ''Şu amcaya soralım, amca saat kaç? Saat kaçtı ehueu..  Şii, çocuklar şişe desenize.. git duvara işe heuehe.. Amca salyan akıyor ıyk, esprilerin de bok gibi.. Öyle deme lan! adam kafayı yemiş işte, yazık..'' Limitsiz smile kullanıyorum film indirirken, istisnasız kesiliyor, dünyanın parasını bayılıyoruz yine de olmuyor. Aradım hatlarımız eskiymiş, halbuki değişti buranın hatları. Tavuk mu zkiyonuz lan siz? Aklıma gelmişken, Lenovoların klavyeleri çok boktan. Ucuz mal tabi, G550. Yazarken atlıyor, atladığı gibi bazen de dünyanın cümlesini siliyor. Şirketteki de böyleydi. Almayın bu markayı. Adam gibi para biriktirin yoksa bekleyin biraz daha.  Burayı da tüketicinin erkan abi’si koşesine çevirdim yalnız.

Bazı insanlar vardır. Sana ihtiyaçları olduğunda basbas bağırırlar, feci davetkar olurlar ama keyifleri gıcır ise ortada görünmezler, görünseler de davetkar olmazlar. Ek olarak, onların davetine sokayım. Bu olayı şeye benzetiyorum, asansörde kalmış feryat figan bağıran ama normalde zorla selam veren, seni görmesine rağmen sokak kapısını tutmayan yavşak komşulara. Bırakın, o ibneler de kalsın asansörde. ekistra bir gıcıklığınız varsa, duyacakları şekilde -inşallah halatlar sağlamdır- da diyebilirsiniz. Güzel olur.

Eyvallah.
Serhan.