Powered By Blogger
arkadas etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
arkadas etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

6 Ocak 2011 Perşembe

bilinçaltı - noel buba vs sero.

merhaba,

yeni yılın ilk yazısını sabahın dördünde yazan bir ruh hastası olarak; öncelikle hepinize iyi yıllar diliyorum. şimdi de, siz bana iyi yıllar dileyin bakalım.

-iiiyiii yııılllaaaaarrrrrr seeeerrrhaaaaannnn aaaaaaabbiiiii.. 

yaş itibarı ile; abi olurum, amca olurum, birader hatta bilader olurum, hattızatında düpedüz serhan bile olurum. bu konuda esnek bir yapım var. ne yapısı, yapıyla alakası yok olayın! o raddede esnek bir yaşım var.. demek istedim işte. hızlı söyleyince, ''otssüç..'' gibi garip rahatsız edici ses çıkaran ve söyleyen kişiye özel olarak; etrafa tükürük saçabilen sözcükle ifade edilebilen bir yaştayım. ne kadar da uzun bir cümle oldu? otusbir de pis yaştır bak. neyse, esnek dedim emma yapı olarak; pek esnek değilimdir. bu cümle de; az önceki, ne yapısı.. sorusuna cevap olsun. bizde sorular; cevapsız kalmaz usta. mesela sırtım kaşınınca; affedersiniz ayı gibi kapı, sütun, olursa bak tırtıklı duvar gibi yapılar ararım. sebebi, maalesef pençem aman elim sırtıma pek uzanmaz. o güzel (erkeksen güzel kısmını atla..) gözlerinizde, çağrıştırdığım cismin ''odun'' olduğunu biliyorum. utanıyorum ama öyle. en çok dans pistinde utanıyorum, bu konuyu geçelim. ne yazacağımı da bilmiyorum, fark ettiniz mü? 

eveeettttt.. dediğinizi duyar gibiyim. bu bilinçaltı, şu bilinçaltı. o bili.. genel olarak bilinçaltları; çok enteresandır oğlum. mesela üstteki 'iyiiii yıllllaaaarrr'ı okurken, bir çoğumuz ilkokul zamanlarımıza gittik. aranızda gitmeyen varsa da bu cümleden sonra gitmiştir, hala gitmiyorsanız bakınız ilkokul resmi de koyduk. e yuh artık bir zahmet. biliyorum, öğretmenini sevmezdin ama onun vurduğu yerde gül.. biterdi. çocukların kafasını tahtaya vurduğu yerde zambak! (zıambakkss diye bir ses çıkardı..) biterdi. bak hala bakıyor. sen aslı. evet, senden bahsediyorum. hadi canım ilkokul zamanlarına. ''ılllgaaaz anadolu'nuuun sen yüüce bir dağısın..'' sözleri duyulduğunda bir çok sınıf arkadaşın seni hatırlamadı mı sanıyorsun? sen onları hatırlamasan bile, sayın aslı ılgaz.. onlar hatırladılar elbette, örnek istiyorsan verebilirim. işte bu olaylar, hep bilinç altımızın bize şeyleri eehm aslında hediyeleri. bu arada; dikkatli ol oralarda, emi evladım?

yeni yılda bir değişiklik yapıp; hayvan gibi uzun yazmamaya karar verdim. böyle bundan sonra; kısa ve öz. tak canım abicim.. gibi. artık, ben de facebook'da heyran sayfası istiyorum lan. yılbaşında noel buba'ya da bu isteğimden bahsettim, anlamadı. yanda resmi mevcut; garip bir noel buba idi. suratıma pis pis baktı, üstüne kaş göz hareketleri filan. ben de dellendim tabi. hemen kafayı gömçürdüm noel buba'ya. alkollüyüz ikimiz de. noel de piizlenmiş belli, gözler; kan çanağı. neyse üstü kırmızı ya, kan lekesi filan sorun olmadı. sakalı biraz kanlandı, onu da cifledik, geçti. tam giderken yine döndü, baaa bir şeyler dedi. bu sefer de kar topu attım, kafası yarıldı. kartopu ile kafa mı yarılır sallama bee sero.. demeyin. içine taş kodum olm..

yeni yılda;
her şey gönlünüzce olsun. yüzünüzden gülücük eksik olsun. evet yanlış okumadınız; biraz ciddi olun yeni yılda, ağır olun. cıvımayın işte..

seni seni seni ve seni öperim.

serhan.

not: radikal değişiklik; türkçe klavye.

6 Haziran 2010 Pazar

cevap vereyim dediydim..


selam,

cok isim var bu aralar gunde 10 saat filan calisiyorum; bildiginiz yumurta ve kapi olayi iste. gerci tam da oyle degildir belki, bilmiyorum. kendime karsi cok acimasizimdir. sadece bugun degil, genelde oyleyimdir. ben; benim guvenimi kaybettim, bu sebebe istinaden de kendime kusum. hani bir baba evladina bozuk calar ya ondan beklediklerini goremeyince, benimki de o hesap. kendimden pek bir bok olmayinca, yillar gectikce hedeflerimden uzaklasmamdan dolayidir kendime kuslugum. anlatmak istedigim, pek konusmuyoruz biz kendimle bu aralar; merhaba.. merhaba.. bu kadar. belki, ileride duzelir, kim bilir?

NNA'yi anlatayim size biraz. o; degisiktir, herkes gibi degildir. ben de biliyorum len, 'degisik ile herkes gibi degil'in ayni kapiya ciktigini, sagolun. yazdim, simdi silemem. aslinda onunla anlasmak zordur, yakinina girmek, hayatina burnunu sokmak gibi isler cesaret ister ki zamani iyi kollamak sarttir. zamani kollasaniz dahi aranizda garip bir bag yoksa, bu mumkun degildir, onu tanimaniz lazimdir. lakin ben onu eskiden taniyorum, aslinda yalanciyiz biz eskiden derken; o kadar da, herkesin bildigi kadar eskiden degil. kendisi; durustlugune laf kondurmasa da bu konunun ustunu kapatmistir. kisa ve net; tanisiyoruzdur, oradan. millet oyle bilir ki eger bir gun bunarsam kesin; o guzelim cimlerde, su yillarda ne de guzel yururduk seninle orada? gibi "tunc:)" kafiyeli bir cumle kurabilirim, suurum kurguya yatkindir ki bunayinca bu ozellik daha da aciga cikar herhalde. tabi, bu cumleyi eger o duskunler yurdunda beni ziyarete gelirse ki pek sanmam, kurabilirim. ona ise bir sey olmaz, planlarinin dogrultusunda az sapmalarla gider, dusmesi, sendelemesi supriz olur. istemem de oyle bir sey olmasini, hemen kosar tutarim kolundan. sana ne oluyor? dese de ilk basta, aldirmam ki ben. tipki 20 km ile giden arabada; duzgun kullan sunu, sallama dedigindeki gibi aldirmam. konuyu gectik ama yaslilikla ilgili son bir not; benim kimsem kalmaz ki eger cok yasarsam zaten, kendimi hic "dede" olarak dusunemedim, biliyorum ki erken gidecegim. zira bu hayatta her yere gec kalsam da, oraya erken gidecegim, sadece bir his diyelim yoksa planli programli gitmeye vallahi hevesli degilim. duygu somurumu de yaptim, artik tekrar bu cumlenin oncesine donelim ki aciklamami yapayim, budur; eger beni, sarhos oldugunda bir daha "tek" suclu cikarir, 11 ayin sultaninda, millet sahura kalkmisken, benzincide senin icin yaptigim soda/ayrana da tesekkur etmezsen, biliyorum ben yapacagimi.

o, iyidir aslinda. iyi oldugunu gormek icin, dikkatli bakmalisiniz, sevgisini gostermese de sacma zaman bir zamanda sizin adiniza oylesine kadeh kaldirabilir, belki sadece kendi icinden isminizi soyler, bu olabilir. ben, hic gormedim ama yine de olabilir'i yineliyorum. siz orada yokken; sizi baskasina karsi delice savunabilir. bu kismi girdigimiz polita sohbetlerinden tahmin edebiliyorum. cok yardim severdir, hayvanlari sever, bazen insanlardan bile fazla. zaman zaman aklima gelir o ve hayvan sevgisi. ornek mi? her kahvaltida zeytin yedigimde aklima gelir, salakca bir cagirisimi vardir, zeytin ile onun hayvan sevgisinin. tabir-i caiz ise pis bakar, buyuk ve yayvan bir goz yapisi vardir (resimdeki gibi), uzun sure bakmaniz sonucu etkilenmemek zordur, bunun pek tabi ki farkindadir. fena laf ebesidir, eger laf ebisi degilseniz uzun cumleler kurmayin ona karsi, iplemez sizi pek, salak oldugunuzu, tutuk oldugunuzu filan dusunur, koz verirseniz ona. ters dusuncelerde bile olsaniz az/cok kitap karistirmis birileri ile tartismayi, bayik bir sohbete tercih eder. bu tartismalarda aslinda tartismaya bagimsiz olarak cogunlukla insanin gozunun icine o kocaman gozleri ile bakar, konusurken de biraz daha buyutur gozlerini. kadin veya erkek, dalip giderseniz o gozlere; ne soyleyeceginizi de unutursunuz, tartismayi kazanmak icin bunu yapabilir, keza dedigini kabul ettirmek icin de yapabilir, bu olaydan bence buyuk bir haz alir. ben ne soyleyecegimi unutmam, illaki araya espriler sokustururum, cok ciddilesmeyi sevmiyorum onunla. o da zaten bu esprilere guler ve gulmeyi de sever, gulmek de ayrica cok yakisir. kendisi de iyi espri yapar, akillidir bayagi, hakkini yedirtmez kimselere. burnuna "pis" kokular gelirse, pesine duser olanlarin. yaptigin bir hata varsa yuzune defalarca vurur. onun yaptigi sana ters gelen bir sey varsa da yuzune soylensin ister, arkadan konusulmasi yerine.

bu arada benim onu onemsedigim kadar o da beni onemser, ya da onemser mi? onemsesin isterim belki de isterdim. yok isterim. seviyorum onu. hayatinda benimle alakasiz tarzda birilerini secse de, arada bana kizsa da yanimda her zaman guvende oldugunu bilir de sorarsan; ben kendi kendime yeterim, kimsenin guvenine vs ihtiyacim yok der, zaten ben de sormam. ses tonuna sinir olsam bile, duymak isterim arada. naziktir ama tesekkuru bile soguktur, kizmissa bir seye zaten sittin sene duzeltemezsin, sen de bayar; iyi, peki dersin. saclari guzeldir, cok minyon degil ama iri de degildir, duzgundur fizigi, hostur. guldugunde disleri dikkati ceker, oldukca muntazamlardir.

mesajina cevap vereyim derken hakkinda yazi oldu iste. bir keresinde de ona bir seyler yazmistim. hissetmistim, sevmisti. ohaa sonuc itibari ile onun da duygulari var, bazen sevinebiliyor, duygusallasiyor demek istedigim; herhalde duygusallasiyordur:/ belki de ilk defa bana istek uzerine olsa dahi; iki adet "iyi" sey soylemistir. yazis saati erken olmasa, direkt alkollu derdim (ve imla hatasi vardi ki hic yapmaz) cunku cok da ozlemedigini soyledigi biri icin, haddinden fazla uzun yazmisti. onceden de dedigim gibi ben kendimi ona hatirlatiyorum, eger bir seyler karalamasam, onun aklina gelip de yazacagi yoktur ya da aklina gelsem de yazmaz. yazdiklari vardir elbette ama onlardan biri ben degilimdir, hic de olmadim. bir kere mi ne yazmisti durup dururken galiba, pek hatirlamiyorum.

bu yaziyi okurken ne hisseder bilemem; gulumser herhalde, gulumserken de 'serseri, taniyor beni' tarzi bir seyler der, ya da demez. aglar mi ki, gozleri dolar mi? niye aglasin, neden gozleri dolsun? boyle bir ihtimal yok gibi bence. aglasin, di mi sero? diyenlere cevabim; zor soru. eyvallah, biri sizin hakkinizda alenen bir seyler karaliyorsa, duygulanmamaniz icten bile degildir de o oyle degildir, sanirim. belki de azicik gozleri dolsa, bu yazi; hep hatirlayacagi anilarindan biri olarak bile kalabilir, sevdim bu fikri aslinda. insan uzakta olunca, "unutluyorum lan galiba ben.." psikolojisine giriyor, hah ben o psikoloji cukurundayim, n'ber? velhassilkelam sadece mesaja cevap vereyim dediydim de yazi, uzadikca uzadi iste. zaten pek kisa yazarim ya:/

ben gidiyorum.

06/06/10

serhan.

not: okudu, sifir tepki. o, oyle iste..

20 Nisan 2010 Salı

arkadasim evren


selam,

kac zamandir bu konu hakkinda yazacagim bir turlu vakit bulamadim. gecenlerde cikan 'tatava' ki bu kelimeyi burada tanistigim edirne'li bir arkadasimdan kaptim, kulaga da hos geliyor, kullanayim dedim; sonucu belimi sakatladim. 3 gundur fazla kalkmadan yatak icersinde gunlerimi, voltoren destekli geciriyorum lakin tutuklukta pek bir acilma olmamasi konusunda fevkalade endiseliyim. insallah, onemli bir seyim yoktur da cabucak sahalara donerim.

yasimiz uc onluk diye tabir edilen sayiyi da gectiginden, arkadaslarimin evlenmesi gayet dogal. onlar evlendikce ben yalniz kaliyor, kendimden yasca kucuk arkadaslar ediniyorum. facebook'da oyle bir arastirma vardi, arkadas yas ortlamaniz, cinsiyet vs; sonuclari bu tezimi destekler sekilde cikti. belli zaman sonra aile olmanin en sirin tamamlayici unsuru; bebek sahibi olmaktir. bize de bekar arkadas olarak tebrik kismisi duser, bir de mertebe olarak amcaliga yukseliriz. pek tabi ailelerin, kac tanesi benimle cocugunu parka gonderir veya bu gecelik serhan amca'n sana bakacak; biz babayla sinemaya gidiyoruz derler, bakin orasi muamma. arkadaslarimin eslerine hatta genel olarak kadinlara fazla guven veremedim ben, cok acik oynadim kartlarimi, hata ettim iste. bu durumu goz onunde bulundurarak, cocuklari pek sevsem de "hiyaaa ben ben ben, bebege bennn bakarim!" diye konuya atlamanin luzumunun olmadigi asikardir:) gecen tr'ye geldigimde, universitede tanistigim ve bana hayatta ciddi destek olmus olan zat; 'arkadasim evren' ile bulusup, tuzla'da taze istavritleri citir citir goturmustuk. o ismarladiydi, sagolsun. yemek esnasinda, esinin hamile oldugunu soylemisti, iste dun itibari ile bebek geldi, ben yoktum gelmis. adini kaan koymuslar. allah, ananli-babali buyutsun diyelim. simdi konumuz bebek degil aslinda, bir dahaki paragrafta konuyu netlestirecegim, okumaya devam.

evren'le universitenin, hosgeldiniz haftasinda, ingiltere'de tanismistik. ilk onceleri cok yakin olmasak da daha sonralari bir cok gunumuz/gecemiz beraber gecti. gece hayatimiz, partiler vs iyice dagittik iste, aslinda skor olaraktan pek bir sey yoktu elde ama "ya o gun, bugun ise?" diyen turk gencleriydik. yeri geldi dino, yeri geldi robertoo olduk! galibiyet icin her yol mubahti, anlayacaginiz. komik ani: bir keresinde yine italyan kimligimizle iki tane hatun ile tanismisiz, mert (evren yok, bu kisimda) ile eve gelirken, hatunlar ise gecen yaz tr'ye gittiklerinden, turk erkeklerinin kabaligindan bahsediyor vee bizim kibarligimizi ise ovuyorlardi. biz de pis pis siritiyorduk. resmen memleketi satmistik, bu ingiliz dilberler ugruna. fekaat mert'in ev arkadasi esat bey, uzerinde kipkirmizi turkiye formasi ile bize kapiyi acarak hosgeldiniz! demesi sonucu italyan kimligimizin sahteligi belgelenmisti. evren, gece gezmelerinin yaninda derslerini de iyi sekilde idare etti, ben ise dersleri sarpa sardim. neyse zaten o masteri bitirdiginde ben zorla son seneye gecmistim, disaridan ikmalleri vererek. ingiltere'de okulu bitirmek de kismet olmamisti bana. tr'ye dondugumuzde evren'le dostlugumuz devam ettti, o is hayatinda hizla ilerlerken bende bir numara yoktu, ha bu sene donuyorum, ha gelecek sene derken, gunler geciyordu. bir baktim ki benim ingiltere'de okulu bitirmem hayal olmus. neyse, konu le yuzlesince, biz de is hayatina atildik. muhendis olmadan, muhendis karti bastirilmis sahte, yalan bir is hayati idi, benimkisi. onceleri buyuk bir fabrika'da kalite bolumunde ise baslamistim. cuzi miktar bir para aliyordum, sonra kalite muduru ile aram acildi, istifa ettim, zaten muhendis kartini da ondan sonra baslayan alengirli is hayatimda kullandim. yoksa ordan kart bile vermediler, aslinda iyi is yapiyordum, komik ama mudur kiskanmisti beni. ya da ben hala oyle saniyorum, bilemem.

kucuken kurdugum hayalere bakip, oldugum yere baktigimda cok fark vardi, bi bok yapmamistim ki aslinda bu sonuc, pek normaldi. demek ki sadece hayal kurmak degil de o yone dogru kanat cirpmak da onemli imis diyorum, simdilerde. bu lafi da bir yerlerden duydum, baktim ki hayatima 'cuk' oturuyor, alayim dedim. is hayatinda elimden geleni yapiyordum lakin elden gelen bir sey kalmamisti o vakit, olan olmus, giden gitmisti. garip garip insanlarla diyalog halinde idim, gecimimi saglayacak para kazandigim da oluyordu, kimi zaman ulaaan olacak galiba, dedigimi, en salak huylarimdan biri olan olmamisa inanmayi tercih ediyor, etrafa da anlatiyordum. sonucta olmuyordu. her ne haltsa, okula ara vereli 6 sene olmus, lise mezunu vaziyette ortalikta gezinirken benden yasca kucukler dahi coktan mezun olmus, ise girmislerdi. artik okul n'oldu? sorularini bile duymaz olmsutum, umit kesilmisti. son ortaklik isinden de yipranmis bir vaziyette cikip, dedem'in evinin 10 m2'lik odasina hapis olmus, kaderime razi olmustum. tadim, tuzum kalmamis, ne yaparm diye dusunmekteydim. evren arada arar, beni bir yerlere davet ederdi. o ve bir kac kisi daha, zaten herkesin elli tane derdi vardi, bir de benim gibi problem yumagiyla bulasmayi tercih etmiyorlardi. bir yemekte, gelecegim hakkinda dertlestik evren'le. bana inanmasa da bir kumar miydi, sevdiginden miydi bilemem; okulumun parasini karsilamayi teklif etti. ben yok, mok dedim ama son sansimdi, o da zaten bu yok moklari yiyecek zeka duzeyinin ustune idi, tinmadi bile. sonradan pisman olmus mudur bilemem ama ben okulu bulunca, okula baslangic parami soz verdigi sekilde de verdi, cok asil, ona yakisan bir davranisti. umarim, gun gelir de fazlasiyle geri oderim. onlarca iyi durumda akrabam varken, bu teklif arkadasimdan gelmisti, gururlanmistim. bana ne oluyorsa? tabi bu para ilk sene icindi, uzun zaman okula ara verdigimden dolayi, ne ek ders verdilerse, aldim, sonuc: iki senede yuksek bir ortalama ile okulumu bitirdim, tek bir dersten bile kalmadim. diplomami goturdum, evdekilere gosterdim, cok sevindiler. evren'e de gosterdim, dur bakayim; sahte mahte degil di mi lann bu? dedi. yok, dedim gercek. eferim bir yemegi hak ettin dedi. buyuk ihtimal, evren boyle bir sey yapmasa ben asla muhendis olamayacaktim. umarim, oglu kaan da babasi gibi iyi niyetli, yardimsever, mutevazi bir insan olur! der, bu paragrafi da kapatirim.

peki ben ne yaptim? basarili sayildigimdan dolayi okulda kalmaya hak kazandim. bu sene kismetse cevre masterim bitecek. bu donem daha derslere tam asilmadim ama sanirim o gun, yaklasiyor artik. gecen uc senede hayatim, birazcik degisti. simdilerde hayata karsi yuruyorum, onceleri durup, bakarken. aliskanlik iste bazen saga bakiyorum; beni kosarak gecenler gani, sola bakiyorum; tur bindirenler onlarca. inanin ilgilenmiyorum, kim ne yapmis, ne etmis? iyisini alkislarim ama yorum yapamam, elestiremem kimseyi. zira ben, arada umutsuzluga kapilsam da arkadasim evren'in yardimi ile cizdigim yolda "bidi bidi" yuruyen oyle biriyim.

iyi aksamlar

20.04.10

serhan.

15 Mart 2010 Pazartesi

dogum gunu

facebook denen sanal arkadaslik sitemde yaklasik 520 arkadasim var ki hepsini taniyorum. demek istedigim; helin avsar, demet akalin vs yok listemde, temiz 520 :) tabi her gun birinin dogum gunu oluyor, ben de samimiyet dereceme gore kutluyorum veyahut kutlamiyorum. bazi gunler; iki - uc kisinin dogum gunu oluyor, birini kutlayip, oburunu kutlamiyorum, yapiyorum bunu. eskiden cok yakin olup da simdilerde pek uzak olan arkadaslariminkini de o gunku ruh sagligima gore bazen es geciyorum. bugun ruh sagligim biraz hallice ayrica bugun, belki de en eski arkadaslarimdan birinin dogum gunu, kendisini pek severdim fakat daha sonra yasananlar ve yasanmayanlar beni, onun dogum gununu kutlamama kararina dogru itti, kuslugumuz yok lakin 4 - 5 senedir yuzunu gormedim. daha gun bitmedi ama henuz kutlamadim, bu gidisle de kutlamam. onemli mi onun icin? bilemem, bu yaziyi yazma sebebim de bu zaten. hele ki gecmiste ben gorusmek icin cabaladiysam, bu saatten sonra o zatin dogum gununu kutlamak da, alinacak 'tesekkurler' cevabi da pek bir 'sahte' geliyor bana.

yillarca dogum gunu icin aradigim fakat bir kere bile aranmadiklarimi da ne kadar yakin olursa olsun direkt eliyorum. eleme isini dogum gunlerine bagimsiz olarak msn'de de yapiyorum, hatta bazilarini siliyorum, sayfanin sonuna atiyorum. sonra dusunuyorum da gercek hayyatta da o kisileri zaten silmis veya gereksizler listesine koymus oluyorum, onlar benim icin sadece 'tanidik' oluyorlar, rutbe dusuruyorum anlayacaginiz. sanal ortam deyip gecmemek gerekiyor; kimilerinin gorgusuzluklerine, kimilerinin tahsilleri ne olursa olsun, cehaletlerine sasiyorsunuz. bazilarini ise hobilerinden, hayata bakis acilarindan normalde pek samimi olmasaniz da kendinize yakin gormeye basliyorsunuz, bu sayede, yeni yeni arkadasliklar kurup, gelenlerin dogum gunlerini, gidenlerin yerine kutluyorsunuz!

iyi aksamlar.

serhan.

leslie


hey,

Bugun babamdan mektup geldi, kisa, oz ve guzel. Barbara’yi operimle bitenlerden. Leman ile penguen ve de ilaclarimi yollamis. Cok mutluyum diyemeyecegim de yine de benden kotu bir suru insan var etrafimda dieyerek, kendimi avutuyorum. Size bazi dersleri ortak aldigim Leslie diye bir arkadasimdan bahsetmek istiyorum. Bence, benden kotu durumda cunku o, yoksa bahsetmem. Les, Avustralya’da dogmus. Ilk, orta, liseyi memleketi Sydney' de bitiren Les, ( bu da ne gariptir? milletvekillerinin gecmisinde oyle yazar, sonunda ise ingilzce ve almanca biliyor evli ve iki cocuk babasi, bana ne kardesim adamin cocuklarindan? Durust mu, is yapar mi? Milletin vekili olmayi hak ediyor mu? bu onemli.) universiteyi okuyamamis, is hayatina atilmis. 50 yasinda buraya yazilmis, kabul etmisler. Gecen sene, iyi derece ile telekominikasyon bolumunden mezun oldu, ne bok yemege bilmiyorum ama bu sene de ayni bolumde master yapiyor. Su anda 53 yasinda, evvelsi sene ikinci kalp krizini gecirdi, butun ailesini kalp krizinden kaybetmis. Hali vakti gayet yerinde, buraya yerlesmis ama sagligi pek iyi degil. Acaba sorsalar herseyi birakip benim yerimde olmak ister mi? Gerci Leslie cins herif belki de istemez, kim bilir?

10.11.2009

serhan.